24 Ağustos 2013 Cumartesi

Yobazların son çırpınışı: Şam'da kimyasal silah

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, milletin gözünün içine baka baka şöyle dedi: "Kimyasal silahın sadece Esad yönetiminde bulunduğu da açıktır."

Yani, Şam'da 1,100 kişinin öldüğü iddia edilen kimyasal silah saldırısını teröristlerin yapmış olamayacağını söylemek istiyor.

Bakınız: 

***********

Bekir Bozdağ unutmuş (!) olabilir, hatırlatalım:
1
Suriye'nin tek klorin fabrikası muhaliflerin elinde...
2
29 Mayıs 2013

Suriye Ordusu’nun muhaliflere karşı kullandığı iddia edilen öldürücü sarin gazı, Adana’da El Kaide bağlantılı El Nusra örgütüne karşı düzenlenen operasyonda ele geçirildi.

soL, 30 Mayıs 2013

El Kaide ve bağlantılı El Nusra Cephesi üyesi olduğu iddia edilen 12 kişi Adana’da gözaltına alındı. Zanlıların adreslerinde yapılan aramalarda iki kilo sarin gazının yanı sıra çok sayıda bulunan bilgi, belge ve dijital verilere el konuldu.
Suriye yönetiminin isyancılara karşı sarin gazı kullandığını iddia eden Batılı ülkeler bu iddialarını ciddi kanıtlara dayandıramadı. BM Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu Başkanı Del Ponte de Mayıs başında yaptığı açıklamada, Suriye yönetiminin sarin gazı kullandığına dair kanıt olmadığını, buna karşın kurbanlarla yaptığı görüşmelere göre, muhaliflerin sarin gazı kullandığı yönünde “somut şüpheler” olduğunu ifade etmişti.
Bununla birlikte, Suriye’de kimyasal silaha maruz kaldığı iddia edilen kişilerden alınan kan örnekleri Hatay'ın Reyhanlı ilçesindeki devlet hastanesine gönderilmiş ancak doktorlar yaptıkları açıklamada, sarin gazına rastlanamadığını belirtmişti.
Bakınız: 
***********
3 Temmuz 2013: Han el-Esal
Rusya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Temsilcisi Vitali Çurkin, Rus uzmanların yaptığı incelemelerin sonucunu BM Genel Sektreteri'ne iletti.

Teröristlerin Halep'te Han el-Esal bölgesinde 19 Mart 2013 günü sinir gazı kullanarak düzenlediği saldırı sonunda 26 kişi ölmüştü. Rus uzmanlar, sinir gazının terörist ÖSO'ya bağlı El-Nasır Tugayları tarafından üretilen bir füze ile atıldığını kanıtlamışlardı.

Han el Esal katliamının ardından Suriye yönetimi BM'ye resmen başvurarak uluslararası bir soruşturma istemişti ancak bu soruşturma İngiltere ve Fransa'nın engeline takıldı. İki ülke, yalnızca Han el-Esal'in değil, muhaliflerin de gündeme getirdiği iddiaların soruşturulmasını istedi. Ancak Suriye yönetimi bu iddiaların “Irak senaryosu” hazırlığı olduğunu belirterek karşı çıktı. Sonunda anlaşma sağlandı ve heyet Şam'a ulaştı.

22 Ağustos 2013: Doğu Guta
Suriye Hükümeti ile varılan anlaşma sonucunda, bir BM heyeti, kimyasal silahlar ile ilgili araştırma yapmak üzere Suriye'nin başkenti Şam'a geldi.

Tam bu sırada, terör gurupları, Şam'ın Doğu Guta bölgesinde Suriye ordusu tarafından kimyasal silah kullanıldığını ve 1,100 kişinin öldüğünü iddia ettiler.

Teröristlerin amacı BM heyetinin dikkatini dağıtmak ve düzenleyecekleri raporu etkilemek. Bu amaçla teröristler birtakım fotoğrafları piyasaya sürdüler. Ancak bunların tam olarak nerede çekildiğini açıklamadılar. Doğu Guta çok büyük bir bölge. Bu görüntülerin gerçek olup olmadığı belli değil. Bu arada, bazı fotoğrafların Han el-Esal, bazılarının ise Mısır fotoğrafı olduğu anlaşıldı.


Esad'ın kimyasal silah kullanmasını olanaksız kılan nedenler

Esad üstünlüğü ele geçirdi. Kuzeye doğru ilerliyor. Güçlü ve avantajlı konumda. Suriye ordusu Uteybe'nin alınmasının ardından güneybatıda Dereya, güneydoğuda Yermük, kuzeybatıda Kabun'da ilerlemeler kaydetti.
Kimyasal silah kullanmak için bir nedeni yok. Ayrıca, bu, Esad'ın lehine değil.
1
Tam da BM heyetinin incelemelere başladığı anda kimyasal silah kullanmak, heyetin hazırlayacağı raporu olumsuz olarak etkiler.
2
Obama, "ABD için kırmızı çizgi kimyasal silahtır" demişti. Amerika'ya saldırı davetiyesi çıkarmak için Esad'ın kimyasal silah kullanması mantık dışıdır.
3
Ayrıca, Rusya ve Çin'in Suriye'ye müdahaleye karşı BM Güvenlik Konseyi'nde veto kullanma konusunda elleri zayıflar.
4
Suriye'nin toplanmasını istediği, terörist gurupların ayak dirediği Cenevre 2 toplantısı suya düşer.

***********

Teröristlerin son çırpınışı

Eğer böyle bir saldırı varsa, bunu ancak teröristler yapmış olabilir. Çünkü onların nedenleri var. Yeniliyorlar. Kuzeye doğru çekiliyorlar. Emperyalistlerin silahlı müdahalesine acil ihtiyaçları var.
Teröristlerin amacı, Amerika'nın müdahale etmesini sağlamak. Bunun için kimyasal silah kullanıp "Esad yaptı" diyorlar.
İnsanları diri diri yakan, derilerini yüzen, kalplerini ciğerlerini söküp dişleyen, kurbanlık keser gibi boğazlayan, yüksek binaların tepesinden aşağı atan insanlık düşmanı şeriat maskeli azılı katillerin kimyasal silahı da gözlerini kırpmadan kullandıkları şüphesizdir.
Kanıtlanmıştır da.

Teröristlerin yanısıra, Suriye'ye müdahale yapılmasını isteyen diğer güç İsrail.
İsrail İstihbarat ve Stratejik İşler Bakanı Yuval Ştaynitz, "Suriye Ordusunun Kimyasal silah kullandığı görüşündeyiz" dedi.

***********
Obama'yı kandıramadılar.

Ancak Obama'yı ikna etmek için gösterilen bütün bu çabalar sonuç vermedi.
Tayyip Bey, son ABD ziyaretinde Obama'nın masasının üzerine kalın bir dosya koymuştu. Bu dosyada sözde Esad'ın kimyasal silah kullandığına dair kanıtlar vardı. Ancak, ziyaretin sonunda Obama "kanıt yok" demişti.

Bu defa da aynı şeyi söyledi. İşte Obama'nın 23 Ağustos 2013 günlü açıklamasındaki kritik cümle:
"Eğer ABD, BM kararı olmadan ve yetersiz delillere dayanarak başka bir ülkeye saldırırsa, bu hareketi uluslararası hukuk bağlamında sorgulanır."

Buna "Irak Sendromu" deniyor. Irak'a müdahale için "Kimyasal silahlar var" bahanesini kullanmışlar, ancak işgalden sonra Irak'ta kimyasal silah bulunamamıştı.

***********

ABD Genelkurmay Başkanı Gen. Martin Dempsey'in görüşü

Dempsey, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komite Üyesi Eliot Engel'e gönderdiği mektubunda, Suriye'ye askeri müdahaleye karşı olan Obama yönetimini savunma amacı ile şöyle yazıyor:
"Esad rejiminin hava gücünü yok edebiliriz, ancak bu durumda ABD savaşın içine sürüklenir. ABD müdahalesi dengeleri değiştiri ancak çatışmayı körükleyen etnik, dinsel ve mezhepsel sorunları ortadan kaldırmaz.
Esad güçlerine karşı mücadele eden muhalifler kontrolü ele geçirmeleri halinde ABD'nin çıkarlarını desteklemeyeceklerdir.
Suriye, bugün iki taraf arasında seçim yapmıyor. Tersine, bir çok taraf arasında seçim yapıyor... ABD'nin seçmesi gereken taraf ise, dengeler değişeceği zaman çıkarlarımızı desteklemeye hazır olmalı. Ancak durum şu anda bunu göstermiyor.
Birçok mezhebin katıldığı uzun süreli savaş Esad rejimi sona erene kadar sürecek. Bu bağlamda, kısıtlı bir askeri müdahalenin etkinliği üzerinde değerlendirme yapmalıyız."

Dempsey, geçen ay senatörlere gönderdiği mektupta da şöyle diyordu:
"Suriye'de güç kullanmak savaşa girmekten çok farklı olmaz, ABD'ye milyarlarca dolara mal olur.
Kısıtlı saldırılarda bulunmak, uçuşa yasak bölge oluşturmak, tampon bölgeler oluşturmak ve kimyasal silahları kontrol etmek ayda 1 milyar dolara mal olur.
Muhalifleri eğitmek ve yardım etmek ise yılda 500 milyon dolara mal oluyor."

Obama yönetiminin konumunu savunmak için söylenen bu laf salataları ne anlama geliyor?
İpucu veriyorum:Kilit cümle: 
 "Muhalifler kontrolü ele geçirmeleri halinde ABD'nin çıkarlarını desteklemeyeceklerdir,"
Niçin muhalifler ABD çıkarlarını desteklemeyecek? Nedir o ABD çıkarları?
Cevap: Büyük Ortadoğu Projesi, Büyük Kürdistan için Suriye'den parça koparmak.
Muhaliflere son model silah niçin verilmiyor, Esad ile muhalefetin uzun süre savaşmaları niçin isteniyor?
Cevap: Taliban sendromu, Maliki Sendromu
Geniş bilgi için bakınız: 

Bu nedenlerden dolayı, teröristlerin ABD'yi müdahaleye zorlamak için yapacakları bütün kışkırtmalar boşa gidecektir.

***********
arşiv:
Somali saldırısının anlamı   31 Temmuz 2013
***********

22 Ağustos 2013 Perşembe

Mısır'dan Tayyip Bey'e "Batı'nın Ajanısın" Suçlaması

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Müselmani:
"Mısır'ın bir Batı ajanından vatanseverlik dersi almaya ihtiyacı yok. Yabancı ajanlar Mısır'ı bölemeyecek"


Tayyip Bey'in "Mısır'daki darbenin arkasında İsrail var, elimizde belgesi var" sözlerine Mısır'ın cevabı bu oldu.


Mısır resmi haber ajansı MENA, Mısırlı Bakanların "Erdoğan'ın açıklamaları nedeniyle Mısır'ın sabrı taştı" dediklerini aktardı.

İsrail Başbakanı'nın danışmanı Reuters'e yaptığı açıklamada Tayyip Bey'in sözleri için "saçmalık" ifadesini kullandı. "Bu, üzerine yorum yapmaya değmeyecek o açıklamalardan biri, saçmalık".

Obama'nın Sözcüsü, Tayyip Bey'i saldırgan olmakla suçladı:
"Erdoğan'ın bugünkü ifadelerini sert bir şekilde kınıyoruz. İsrail'in Mısır'daki son olaylarla ilgisi olduğu yönündeki sözleri saldırgan, temelsiz ve yanlıştır."

Mısır, İsrail ve ABD'den gelen bu hakaretler yenilir yutulur gibi değildi. Tayyip Bey sıradan bir vatandaş olsaydı, bu hakaretler sadece kendisini ilgilendirirdi. Ama şimdi onun nezdinde bu hakaretler Türkiye'ye yapılmış oldu.


Tayyip Bey'in "belge" dediği şey ne imiş, kendisinden dinleyelim:
"Mısır'daki darbenin arkasında İsrail var, elimizde belgesi var. 2011 seçimleri öncesinde Fransa'da yapılan bir oturumda Adalet Bakanıyla Fransa'dan bir entellektiüel, o da Yahudi, orada aynen şu ifadeyi kullanıyorlar: "Mısır'da Müslüman Kardeşler seçimi kazansa da onlar kazanamayacaktır. Çünkü demokrasi seçim değildir."
İşte 2011 yılında Fransız düşünür Bernard Henri-Levy bu sözleri söylemiş. Bu sözler, Sisi'nin arkasında İsrail'in olduğunu gösteren "belge" imiş. Tayyip Bey, inandırıcılığından geriye kalmış olan kırıntıları da böylece kaybetmiştir.


CHP Milletvekili Emine Ülker Tarhan teşhisi koydu: İsrail ve ABD hakaretleri, Tayyip Bey'e "ABD ve İsrail karşıtı" paye kazandırmak için danışıklı dövüş idi, yaklaşan seçimlerde "ABD ve İsrail'e kafa tutan lider" görüntüsü vermek içindi. Ancak, bu, olayın bir yönü. Emine Hanım olayın diğer yönünü, esası teşkil eden yönünü görememiştir.

O yön şudur: Mursi kaybetti. ABD, Mursi'yi desteklemeye devam ederse Mısır'ı kaybetme tehlikesi ile karşılaşacağını görüyor. Geçen hafta Mısır Cumhurbaşkanı Danışmanı, ABD Elçisi'nin ülkeyi terk etmesini istedi. Ayaklanmayı başlatan, Mursi aleyhinde 20 küsür milyon imza toplayan Temerrüd hareketi, şimdi de, Mısır'a yapılmakta olan Amerikan yardımlarının bundan böyle kabul edilmemesi için imza kampanyası başlattı. Her ne kadar Obama yönetimi Mısır ile yapılacak olan askeri tatbikatı iptal etmiş ise de, bir yandan da yeni yönetim ile iyi ilişkiler kurmaya çabalıyor. Çünkü yükselen ABD karşıtı kampanyalar Sisi'yi bu yönde davranmaya zorlayabilir. ABD "İlla Mursi" diye tutturursa Sisi ister istemez Temerrüd Hareketi'nin rotasına girecektir.

ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eşbaşkanı olan Tayyip Bey'in "İlla Mursi" demesi ve yeni Mısır yönetimine düşmanlık göstermesi, ABD için karın ağrısı olmaya başlamıştır. ABD, Tayyip Bey'in bu tutumunun Mısır'ı ABD'den uzaklaştıracağı korkusuna kapılmıştır. Mısır Cumhurbaşkanı'nın Tayyip Bey'i Batı (ABD) ajanı olarak suçlaması, Mısır'ın ABD'den uzaklaşmaya başlamış olması anlamına gelmekte ise, bunun en önemli sebebi Tayyip Bey'in Mursi yanlısı tutumudur. Obama'nın Tayyip Bey'e hakaret anlamına gelen açıklamasının nedeni budur. Obama, Tayyip Bey'e bu hakareti yapmakla Sisi'ye göz kırpmış olmaktadır.

ABD, İsrail'in güvenliğini garanti eden Camp David Anlaşması'nın bozulmaması için Mısır'ın başına geçen her hükümetle iyi ilişkiler kurmak zorundadır.

Mısır hükümetleri Camp David'e bağlı kaldıkları sürece ABD "İlla Mübarek"; "İlla Mursi" demenin saçma olduğunun bilincindedir. Tayyip Bey bunu anlamazsa işi zordur. Obama, ülkemizde yeni bir iktidar seçeneği aramaya bu yüzden başlamıştır.
***********

BOP'un ve Ilımlı İslam'ın çöküş sürecinde Ortadoğu

Ortadoğu'daki gelişmelere ilişkin "kafa karışıklığı"nın önemli bir kaynağı şudur:
Bu bölgede hem halklar, hem de ABD, eşzamanlı olarak, yeni iktidar seçenekleri oluşturmaya çalışmaktadırlar.

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)'un ve "Ilımlı İslam"ın çöküşüyle, kendisi için "en iyi" olandan vazgeçmek zorunda kalan ABD, "ikinci - üçüncü dereceden iyi"lerde tutunma çabası içindedir.
Öte yandan, bölge milletleri, kendileri için iktidar düzleminde kalıcı bir sonuç elde etmenin mücadelesini vermektedirler.


Ülkeden ülkeye farklılık göstermesine rağmen, ne emperyalizmin, ne de halkların elinde hazır bir iktidar seçeneği mevcuttur.

Prof. Dr. Semih Koray, İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı


"Ara güç"lerin ön plana çıkan işlevi
++++++++++++++++++++++++++++++

Emperyalizm gerilerken, yükselen halk hareketi, birçok yerde kesin ve kalıcı bir sonuç elde etmesine elverecek bir güç ve niteliğe henüz kavuşamamıştır. Bu durum, "ara güç"lerin işlevini ön plana çıkarmıştır.

Karşıt toplumsal kuvvetlerin dengeyi kendi lehlerine çevirmek için aynı "ara güç" odaklarını etkilemeye çalıştığı durumlar olmuştur

Mücadele süreci içinde taktik düzlemde ortaya çıkan yeniden saflaşmalar, statik ayarlı pusulaları işe yaramaz hale getirmiştir. Buna bir de kendi denetimi altındaki güçler arasında eşgüdüm sağlamada zaafa düşen ABD'nin, "raf ömrü"nü hızla dolduran işbirlikçilerini "deliğe süpürme" zorunluluğu eklenince,dünyaya yanlış gözlükle bakanlar için ortalık iyice toza dumana bürünmüştür.

Mısır'dan çıkarılacak önemli ders
++++++++++++++++++++++++++++

Mısır'da "Ilımlı İslam"ı (Yani ABD'ye Uyumlu İslam'ı) temsilen iktidara gelen Mursi'nin "talihsizliği", ABD'nin güçten düştüğü bir döneme denk gelmesidir. ABD, önce Mübarek'in, sonra Mursi'nin devrilmesini kabullenmek zorunda kalmıştır. Tahrir'in gücü ile ABD'nin güçsüzlüğü, aynı madalyonun iki yüzüdür. Amerikancı güçlerin iktidarda kalma süreleri kısalmaktadır. Mısır halkı, denklemde ağırlıklı bir yer edinmiştir.

ABD, bir ülkeye ilişkin planlarının hepsinde başarısızlığa uğrasa da, bu planları uygulamaya girişme olanağı bulması bile, o ülkenin milli birliğine ciddi zararlar verebilir. Mısır'dan çıkarılacak ders işte budur.

İktidar seçenekleri çıkmazda olan ABD'dir.
+++++++++++++++++++++++++++++++++++

Suriye'ye karşı yürütülen kirli savaşta ABD'nin başını çektiği emperyalist kamp başarısızlığa uğramıştır.
ABD'nin Irak'ı işgal etmesine rağmen, Irak (Maliki) hükümetinin Irak'ın toprak bütünlüğünü yeniden kurmaya çalışması, ABD planlarının önünde önemli bir engeldir.

Bölgede ABD'nin iktidar seçenekleri çıkmazdadır, ya da kuşatma altındadır. Erbil'de toplanılması için uğraşılan "Kürt Kongresi", ABD'nin bu kuşatmayı yarma girişiminin bir parçasıdır.

ABD'nin iktidar seçeneği olmaya çalışmak gaflettir
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

ABD'nin bölgedeki nihai yenilgisi, Türkiye'de bir Milli Hükümet kurulmasıyla olacaktır.
ABD ülkemizde de yeni bir iktidar seçeneği oluşturma peşindedir. Önümüzdeki dönemi belirleyecek olan, milletin iktidar seçeneği ile ABD'nin iktidar seçeneği arasındaki mücadele olacaktır.

Onun için, ayağı Türkiye toprağına basan bütün güçlerin, ABD'nin yeni iktidar seçeneği arayışında kendilerine yer edinmeye çalışma gafletine düşmeyip en baştan milletin safında yer almaları, onlar açısından da biricik çıkış yoludur.

Çünkü milletin kendisi, ABD'nin yolunu tıkama kararlılığıyla ayağa kalkmaktadır. Bütün milli güçleri birleştirme olanak ve yeteneğine sahip olan partiye katılarak onu güçlendirmek, bir siyasal tercihte bulunmanı çok ötesine taşan bir anlam kazanmıştır.

***********
"Ortadoğu'ya Doğru Gözlükle Bakmak"
Prof. Dr. Semih Koray, Aydınlık, 19 Ağustos 2013

***********

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Silivri tutsaklarının adresleri (İP dışındakiler)

İşçi Partisi dışındaki Silivri tutsaklarının adresleri:
Yanlışlar ve eksikler varsa düzeltmenizi rica ederim.

Sevgi Erenerol, Türk Ortodoks Patrikhanesi Eski Basın Sözcüsü



Sevgi ERENEROL
Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 8 nolu L Tipi Cezaevi, C-1 Koğuşu Silivri/İSTANBUL

Eski Havelsan Gn.Md. Ömer Faruk Ağa YARMAN
Semizkumlar Mah., Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Silivri 5 nolu Kapalı Cezaevi, Koğuş B-9 ÜST Silivri/İSTANBUL

Tuncay ÖZKAN
Mustafa BALBAY

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 1 nolu Cezaevi, F-3 Alt Koğuş, Silivri/İSTANBUL


E.Org. Çetin DOĞAN
E.Tüma. Deniz KUTLUK

E.Tüma. Aydın GÜRÜL

Semizkumlar mahallesi, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 5 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş F-9 Alt Silivri/İSTANBUL

E.Org. İlker BAŞBUĞ
E.Org. Hurşit TOLON
E.Tuğa. Alaettin SEVİM

Semizkumlar mahallesi, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 5 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş F-9 Üst Silivri/İSTANBUL

E.Hv.Korg. Rasim ASLAN
E.Tüma. Cem GÜRDENİZ
E.Tuğa. S.Okan KIRÇİÇEK
E.Hv.Tuğg. Haluk SELVİ
E.Tuğa. Levent ERKEK
E.Dz.P.Kur.Alb. Dursun ÇİÇEK
E.Jan.Alb. Cemal TEMİZÖZ
E.Hv.Alb Yusuf Ziya TOKER
E.Alb. Sedat ÖZÜER
E.Alb. Cemal GÖKÇEOĞLU
E.Alb. Fuat SELVİ
E.Alb. Hulusi 

Mah., Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Silivri 5 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş C-10 Silivri/İSTANBUL

E.Org. Hasan IĞSIZ
E.Tuğa. Hasan HOŞGİT
E.Tuğa. Hüseyin HOŞGİT
E.Tüma. Özer KARABULUT
E.Kora. Feyyaz ÖĞÜTÇÜ
E.Tüma. Engin BAYKAL
E.Dz.Kur.Alb. Ümit ÖZCAN
E.Alb. Ökkeş Alp KIRIKKANAT

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü 5 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş C-19 Silivri/İSTANBUL

E.Tümg. Nuri Ali KARABABA
E.P.Kur.Alb. Suat AYTIN
E.Alb. Mehmet YOLERİ
E.Alb. Fuat PAKDİL
E.Kur.Alb. Kemal DİNÇER
E.Hv.Korg. Korcan POLATSÜ
E.Hv.Korg. Ziya GÜLER
E.Hv.Tümg. Beyazıt KARATAŞ
E.Hv.Tümg. Nedim Güngör KURUBAŞ

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü 5 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş C-8 Silivri/İSTANBUL

E.Kora. Lütfü SANCAR
E.Korg. Hayri GÜNER
E.Tüma. Taner BALKIŞ
E.Tuğa. Mustafa KARASABUN
E.Tuğa. Turgay ERDAĞ
E.Alb. Hasan Hakan DERELİ

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü 5 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş C-4 Silivri/İSTANBUL

E.Tümg. Uğur UZAL
E.Tüma. Fikret GÜNEŞ
E.Tuğa. Cem Aziz ÇAKMAK
E.Tuğa. Ahmet TÜRKMEN
E.Tuğa. Hakan ERAYDIN
E.Tuğa. İsmail TAYLAN
E.Tuğa. Fatih ILGAR
E.Tuğa. Abdullah GAVREMOĞLU ???
E.Kur.Alb. Yüksel YALÇIN
E.Kur.Alb. Ahmet TOPDAĞI
E.Kur.Alb. Ali Rıza SÖZEN

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü 5 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş C-2 Silivri/İSTANBUL

E.Korg. Engin ALAN
E.Tümg. Tuncay ÇAKAN
E.Tuğg. Mehmet Kaya VAROL
E.Tuğg. Halil KALKANLI
E.Tuğg. İzzet OCAK
E.Alb. Bülent TUNCAY
E.Alb. Erdal AKYAZAN

Semizkumlar Mah., Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Silivri 5 nolu Kapalı Cezaevi, Koğuş B-10 Silivri/İSTANBUL

E.Korg. Mehmet ERÖZ
E.Korg. İsmail Hakkı PEKİN
E.Tümg. Ahmet YAVUZ
E. Tümg. Hasan Fehmi CANAN
E.Tümg. Abdullah DALAY
E.Tuğg. İhsan BALABANLI
E.Tuğg. Kasım ERDEM

Semizkumlar Mah., Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Silivri 4 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş B-11 Silivri/İSTANBUL

E.Korg. Ayhan TAŞ
E.Tümg. Behzat BALTA
E.Tümg. R.Rıfkı DURUSOY
E.Tuğg. Bulut Ömer MİMİROĞLU
E.Tuğg. Faruk Oktay MEMİOĞLU
E.Tuğg. Süha TANYERİ
E.Tuğg. Mustafa Kemal TUTKUN
E.Kur.Alb. Mümtaz CAN

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü 4 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş B-8 Silivri/İSTANBUL

E.Ora. Özden ÖRNEK
E.Org. Halil İbrahim FIRTINA
E.Org. Şükrü SARIIŞIK
E.Alb. Mehmet Kemal GÖNÜLDAŞ
E.Alb. Ali İhsan ÇUHADAROĞLU
E.Kur.Alb. Recai ELMAZ
E.Alb. Ahmet ŞENTÜRK
E.Kur.Alb. Gökhan Murat ÜSTÜNDAĞ

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü 4 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş B-7 Silivri/İSTANBUL

E.Kora. Mehmet OTUZBİROĞLU
E.Kora. Kadir SAĞDIÇ
E.Korg. Korkut ÖZARSLAN
E.Hv.Korg. Yurdaer OLCAN
E.Tüma. Haydar Mücahit ŞİŞLİOĞLU
E.Hv.Tümg. A. Bertan NOGAYLAROĞLU
E.Hv.Tuğg. Mustafa İLHAN
E.Hv.Alb. Hakan BÜYÜK

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 4 no.lu L Tipi Cezaevi, B-5 Koğuşu, Silivri/İSTANBUL

E.Jan.Yb. Mustafa DÖNMEZ
Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 4 no.lu L Tipi Cezaevi, B-4 Koğuşu, Silivri/İSTANBUL

E.Alb.R.H. TUFAN

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü 4 nolu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Koğuş B-2 Silivri/İSTANBUL

Fikret EMEK
Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 1 nolu L Tipi Cezaevi, F-3 Üst Tecrit Hücresi, Silivri/İSTANBUL

Semih Tufan GÜNALTAY

Semizkumlar Mah., Silivri Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumları Kampüsü, L Tipi, 1 nolu Cezaevi, F-6 Üst Koğuş, Silivri/İSTANBUL

Durmuş Ali ÖZOĞLU
İbrahim ÖZCAN
Gazi Üsteğmen Av.Serdar ÖZTÜRK

Semizkumlar Mah., Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü, 1 nolu L Tipi Cezaevi, B-3 Üst Tecrit Hücresi, Silivri/İSTANBUL


Adresini bulamadıklarım:

E. Tuğg. Veli Küçük
Kemal AYDIN
E.Korg. Metin Yavuz YALÇIN
E.Korg. Doğan TEMEL
E.Tümg. Abdülkadir ERYILMAZ
E.Tuğg Ali AYDIN
E.J.Alb. Kubilay AKTAŞ
E.Öğr.Alb. Berna DÖNMEZ
E.Dz.Alb. Sencer BAŞAT
E.Alb.Erden ÜLGEN
E.

Dz.Kur.Alb. Halit Nejat AKGÜNER
E.Kur.Alb. Emin KÜÇÜKKILIÇ
E.Alb.Mehmet Fikri KARADAĞ
E.Alb. Hamdi POYRAZ
E.Dz.İk.Yb. Turgay YAMAÇ
E.Astsb. Tuncay KÜÇÜK





***********
arşiv:
Silivri tutsaklarına 30 Ağustos kartı (İP üyeleri)



***********

Silivri tutsaklarına 30 Ağustos kartı (İP üyeleri)

Adreslerdeki yanlışlıkları düzelterek yeniden veriyorum.

İP üyeleri mavi renkle gösterilmiştir.

30 Ağustos kutlama kartlarını aşağıdaki adreslere gönderelim:

E. Tuğg. Levent ERSÖZ
Çapa Tıp Fakültesi Acil Servis Dahiliye Yoğun Bakım Bölümü
Millet Caddesi Üzeri - Çapa - İstanbul


Doğu Perinçek
Erkan ÖNSEL
Mehmet Bedri GÜLTEKİN
Semizkumlar Mah., Silivri L tipi 1 nolu Cezaevi, Koğuş F-3 Silivri/İSTANBUL

Turhan ÖZLÜ
Mehmet DEMİRTAŞ

E. Özel Harekat Gazi Astsb. Oktay YILDIRIM
Semizkumlar Mah., Silivri L tipi 1 nolu Cezaevi, Koğuş F-2 Silivri/İSTANBUL



Hikmet ÇİÇEK
Deniz YILDIRIM 

Semizkumlar Mah., Silivri L tipi 1 nolu Cezaevi, F-7 Koğuşu Silivri/İSTANBUL


E. Yzb. Muzaffer TEKİN 
Semizkumlar Mah., Silivri L Tipi, 1 nolu Cezaevi, F-9, Üst koğuş, Silivri/İSTANBUL


E. Kd. Alb. Hasan Atilla UĞUR
E. Dz. Yzb. Hasan Ataman YILDIRIM
Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu
Semizkumlar Mah., Silivri L Tipi 1 nolu Cezaevi , Koğuş B-1 Silivri/İSTANBUL


E. Dz. Bnb. Levent BEKTAŞ
E. Alb. Mustafa Levent GÖKTAŞ

Semizkumlar Mah., Silivri L Tipi 1 nolu Cezaevi, Koğuş F-6, Silivri/İSTANBUL
(Bu komutanlarımız parti üyesi değildir, ancak uzun süre Doğu Perinçek ile aynı koğuşta kalmışlar ve ona "Levent Doğu" adını takmışlardır. Bundan dolayı bu komutanlarımızı unutmayalım.)


Prof. Dr. Yalçın KÜÇÜK
Prof.Dr. Fatih HİLMİOĞLU 

Semizkumlar Mah., Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü Silivri L tipi 1 nolu Kapalı Cezaevi, Koğuş B-2 Silivri/İSTANBUL
(Yalçın Küçük parti üyesi değildir, ancak Aydınlık yazarıdırlar. Onu unutmayalım. Ona gönderdiğimiz karta Fatih Hilmioğlu için de bir satır ekleyelim.)




Üç Leventler: Levent Göktaş, Levent Doğu, Levent Bektaş (soldan sağa)
"Senin de adın Levent olsun, koğuşta 3 Leventler olalım" dediler...

(Adresler konusunda yardımcı olan İP Genel Başkanvekili Av. Hasan Basri Özbey'e ve İP İstanbul İl Merkezi görevlisi Sayın Ebru Cengiz'e teşekkürler.)

***********

arşiv:
Ergenekon'da mahkum olan İP üyeleri

20 Ağustos 2013 Salı

BDP (PKK) Belediyeleri : Yolsuzluk, Gericilik, Uyuşturucu

Bölge gazetelerinin feryatlarından sonra, PKK'nın yönettiği Özgür Gündem gaz tenekesi de feryada başladı:
Yolsuzluk, gericilik, uyuşturucu almış başını gidiyormuş. Ne bekliyordunuz?
İşte sizin hayalinizde yaşattığınız sözde "Bağımsız Kürdistan"da Kürt halkına verebilecekleriniz bunlardan ibarettir.

BDP'li Belediye Başkanlarının olduğu her ilde ve her ilçede, aynı zamanda, PKK'nın atadığı bir Eşbaşkan bulunuyor. Bu Eşbaşkanların onaylamadığı hiçbir karar yürürlüğe girmiyor. Yani Belediyeleri yöneten aslında PKK. Bundan dolayı, buralardaki yolsuzluk ve rüşvet olaylarından PKK birinci derecede sorumlu.

Siirt Belediyesi'nde yolsuzluk skandalına karışan 36 kişi hakkındaki İddianame'yi Ağır Ceza Mahkemesi kabul etti. Başkan Yardımcısının taciz ettiği iki genç kız. Diyarbakır bütçesinde 108 usulsüzlük ve niceleri...


Devlet ihalelerini AKP'liler, Belediye ihalelerini PKK'ya yakın kişiler alıyor. İşler kalitesiz yapılıyor, yollar bir yıl geçmeden bozuluyor, okul ve sağlık ocakları daha içlerine girilmeden dökülmeye başlıyor. İnşaatların projelere uygun yapılıp yapılmadığı denetlenmiyor. 

Aydınlık, 19 Ağustos 2013

Muzaffer Ayata şöyle yazıyor:
"Hakkari gibi yerlerde uyuşturucu kullanımının yaygınlaştığı, liseliler arasında bile yayıldığı basına yansıdı. Hakkari ki, Kürt kültürünün en güçlü olduğu, ve Türk yaşam tarzının yaygınlaşmadığı bir bölgeydi. Üstelik gerilla savaşının ve halk direnişinin en güçlü olduğu bölgelerden biriydi. Diyarbakır gibi direnişin ve demokratik örgütlenmenin başkenti olan bir yerde de uyuşturucu ve fuhuş giderek yaygınlaştırıldı." (Özgür Gündem, 22 Haziran 2013)

PKK sözcüsü Ayata'nın "Türk yaşam tarzı" dediği şey, Atatürk devrimi ile gelen cumhuriyetçi, laik, çağdaş yaşam tarzıdır. Feodaliteyi, Ortaçağ ilişkilerini ortadan kaldırarak çağdaş sanayi toplumuna geçmiş her ulusun yaşam tarzı budur. Bunu "Türk yaşam tarzı" diye ötekileştirmek, aslında çağdaşlığa karşı çıkmak demektir.

Ayata'nın "Kürt kültürü" dediği şey ise tam tersine, cumhuriyet öncesi feodal, Ortaçağ ilişkileridir : Ağalık, şeyhlik, toprak ağalığı, dinsel gericilik, yobazlık, kan davası, başlık parası, töre cinayeti. İşte PKK sözcüsü Ayata, bu gerici ilişkilerin korunmasını ve çağdaş yaşam tarzının kabul edilmemesini göklere çıkarıyor. Bir yandan da fuhuş, uyuşturucu ve yolsuzluktan şikayet ediyor. Bu şikayet ettiği şeyler göklere çıkardığı gerici yaşam tarzının sonucudur. Bunu algılayamıyor, veya bilmezden geliyor, yalandan deliliğe vuruyor.

PKK "Kürt halkının kültürel hakları"ndan söz ediyor, bunların Anayasa güvencesi altına alınmasını istiyor. Bu yoz Ortaçağ ilişkilerini "Kürt kültürü" adı altında güvenceye almak isteyen PKK ve BDP, kendilerini utanmadan "Demokrat, devrimci, hatta sosyalist" ilan ediveriyorlar.

"BDP ilericidir, demokrattır" yaygaraları ile PKK'nın kuyruğuna takılan, BDP listelerinden Milletvekili seçilen ÖDP, EMEP gibi sözde sosyalist partilerin başkanları, sosyalist geçinen bilumum zerzevat bunları bilmez mi?

Doğu Perinçek, konuyu şöyle özetliyor:
"Özerklik, bağımsızlık talepleri, bu Ortaçağ gericiliğinin emperyalist destekle pekiştirilmesidir."
ABD ve AB emperyalistlerini arkalarına alarak, bu yoz ilişkileri sürdürecekleri sözde bağımsız özde kukla bir devlet kurma peşindedirler.

Perinçek devamla şöyle diyor:
"Bu ülkeyi niçin bölüyorsunuz? Güneydoğu'yu İsrail ve ABD'nin kucağına atmak, onlarla birlikte halkın kaynaklarını yağmalamak, halkı karanlık Ortaçağ kuyularına mahkum etmek, ağaların şeyhlerin saltanatını bu kez de Kürt milliyetçiliği perdesi altında sürdürmek için mi?"


Rüşvete, cinsel tacize batmış BDP belediyelerini Delil Karakoçan şöyle eleştiriyor:
"Güneydoğu'da yerel yönetimler bir farklılık yaratamadı... Kürt siyasal eliti ile kitle arasındaki makas açılıyor"

Yani, belediyelere çöreklenen bölücü tayfa rüşvetle, yolsuzlukla semirmekte, kurtaracaklarını söyledikleri halk ise daha da perişan olmaktadır.
BDP / PKK belediyeleri, örneğin Eskişehir ve Antalya Belediyeleri gibi çağdaş yerel yönetim biçimleri yaratamamışlardır. Ancak AKP Belediyelerinin birer kopyası olmuşlardır.

Karakoçan, gericilikten de şikayetçi. Şöyle yazıyor:
"Sosyal yardımlaşma fonları Cemaat yurtlarına, derneklerine aktarılıyor. Aileye, okula, işyerine, her yere sızıyorlar. Cemaatler derinden derine topluma nüfuz ediyor ve yığınlarda ruhsal, kültürel kaos yaratıyor... Tehdit, ciddi politik toplumsal yarılmalara yol açacak ölçülerde..." (Özgür Gündem, 27 Haziran 2013)

PKK sözcüsü Karakoçan'ın bu timsah gözyaşlarına Doğu Perinçek şöyle yanıt veriyor:
"Niçin cemaatlerden ve tarikatlardan yakınıyorsunuz?
Şeyh Sait, Seyit Rıza heykellerini diken siz değil misiniz?
1908 Devrimi'ne ve Kemalist Devrim'e her gün taş atan, çamur atan siz değil misiniz?
Bu tutumunuzla ABD - İsrail köleliğinden, ağa-şeyh zulmünden başka nereye ulaşabilirdiniz?"
"PKK'nin halı ezen ve yağmalayan belediyeciliğinin suçu BDP'li Belediye Başkanlarının üzerine atılamaz. Suç, bölücülüktedir. Kürt milliyetçiliğindedir. PKK'nin çürüyen belediyeciliğinin kaynağı, PKK'nin kültüründedir."
(Aydınlık, 19 Ağustos 2013)

Aydınlık, 19 Ağustos 2013
Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız
***********

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Suriye TV Türkçe Yayınında Ergenekon Haberi

Suriye Devlet Televizyonu, Türkçe yayınında, Ergenekon tertibinde 10 yıl 6 ay hapse mahkum olan Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan ile ilgili bir haber yaptı. 18 Ağustos 2013.


Haberde geçen alt yazılar:
"Abdülhamit Erdoğan, basın özgürlüğüne tahammül edemiyor."
"CIA - Fethullah - Erdoğan kirli ortaklığının sonu yaklaşıyor."

2 dakika süreli haberi izlemek için tıklayınız:
veya:


Suriye TV, şu görüşlere yer verdi:

"Uydurulmuş Ergenekon davasında 10,5 yıl hapse mahkum edilen Adnan Türkkan, Amerikan emperyalizmine karşı çıkmasının bedelini ödüyor.

Cezanın arkasındaki tek sebep Adnan Türkkan'ın ülkesindeki emperyalist - bölücü işbirlikçilere karşı verdiği mücadele değil. Türkkan, büyük bir gazetecilik örneği sergileyerek Suriye Cumhurbaşkanı Beşar el-Esad ile röportaj yapmıştı. Türk basınında, Erdoğan'dan korktuğu için Esad'ın adını bile anmayan binlerce gazeteci varken Türkkan'ın bu röportajı yapması, Erdoğan'ı ve efendisi CIA'cıları çok kızdırdı.

Erdoğan'ı Türkiye'de Başbakanlığa CIA'nın getirdiği Ulusal Kanal ve Aydınlık tarafından keşfedilince, Erdoğan, intikamını uyduruk mahkeme kararları ile almaya çalıştı. Ancak Türkiye ve Ortadoğu halklarının gerçek sözcülerinden biri olan Türkkan'ı susturmaya güçleri yetmeyecektir. Suriye Devlet Televizyonu olarak bu anti-emperyalist savaşında Türkkan'a geçmiş olsun diyoruz.

Esad ve sömürgecilik karşıtları kazandıkça, Erdoğan köşeye sıkışıyor. Bugünlerde daha da saldırganlaşan Erdoğan'ın öfkesi, kendisini bitirmek üzere.
Kenan Evren, Pinochet, Mübarek, Bin Ali ve onlar gibileri çöpe atan tarih, Erdoğan'ı da layık olduğu yere gönderecektir."


***********

31 Temmuz 2013

Beşar Esad, yeni açtığı instagram hesabında, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan ve Aydınlık Gazetesi Temsilcisi Fikret Akfırat’ın ziyareti sırasında hediye ettiği Mustafa Kemal Atatürk fotoğrafını paylaştı…
http://www.ulusalbakis.com/besar-esad-instagramda-hesap-acti-ve-cok-konusulan-fotografi-paylasti.html

***********

3 Nisan 2013
Fikret Akfırat ve Adnan Türkkan, Beşar Esad'a, Akif Şenoğlu'nun deri üzerine kabartma olarak yaptığı Atatürk portresini hediye ettiler.

Portrenin altında Atatürk'ün şu sözleri Arapça olarak yer alıyor:
"Bugün, günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan, bütün doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum.
Bağımsızlık ve özgürlüğüne kavuşacak olan çok kardeş millet vardır.
Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünden yok olacak, ve yerlerini milletler arasında hiç bir renk, din ve ırk farkı gözetmeyen yeni bir uyum ve işbirliği çağı alacaktır.
Mustafa Kemal Atatürk"

İşte, Beşar Esad'ın instagram hesabında paylaştığı Atatürk portresi bu.

Adnan Türkkan - Beşar Esad

                            Fikret Akfırat - Beşar Esad - Adnan Türkkan (soldan sağa)

 
***********
Aydınlık gazetesinde yayımlanan Adnan Türkkan - Fikret Akfırat - Beşar Esad söyleşisi için bakınız.
***********