14 Ekim 2026 Çarşamba

Yemen'e karşı Erdoğan - Bahçeli - Netanyahu birlikteliği

Suudi Arabistan'ın 12 yıl önce başlattığı Yemen saldırısında bugün saflar iyice belirginleşti.

Suudi yanlısı NATO cephesi:
ABD
İsrail
İngiltere
Fransa
Avrupa Komisyonu
Tayyip Erdoğan + Devlet Bahçeli
Pakistan 
Mısır
Birleşik Arap Emirlikleri
Kuveyt
Bahreyn
Katar

Yemen yanlısı Avrasya cephesi:
Gazze / Filistin
Lübnan Hizbullahı
Haşdi Şabi / Irak
İran
Rusya
Çin
Vatan Partisi + CHP


Aydınlık    14 Ekim 2026

Yemen 12 yıldır Suudi / ABD ablukasında.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlkleri'nin silahlandırdığı işbirlikçi Yemenliler ve yabancı paralı askerlerden kurulu sözde ordular ülkeyi ele geçirip ABD / İsrail / Suudi yanlısı bir yönetim kurmak için saldırıyor. Bunlar ülkenin doğu ve güneyini ele geçirip Aden'i sözde başkent ilan ettiler. 

Suudiler de Yemen'i bombalıyor. Su ve gıda depolarını, okulları, hastaneleri... 5 milyona yakın kişi yerinden oldu, 400 binden fazla kişi , 25 bini çocuk, açlıktan, susuzluktan, bombalardan dolayı öldü. Suudilerin 12 yıldır bombaladığı  Sana Havaalanı kullanılamıyor. Sana Yemen'in başkenti.

Tayyip Erdoğan 2019'da 
"Suudi Arabistan aynaya baksın. 
Yemen'i bu hale kimler getirdi?
On binlerce insan Yemen'de ölmedi mi?
Ey Suudi Arabistan, siz önce bunun hesabını verin."
demişti. Saldırganın Suudi olduğunu biliyordu. Şimdi ne değişti de İsrail ile birlikte Yemen'i hedef alıyor?


Yemen Silahlı Kuvvetleri (Ensarullah ve Husiler de deniliyor) artık yeter deyip Suudi havaalanlarını bombalamaya başlayınca, Yemen'in 12 yıldır çektiği eziyete ses çıkarmayan NATO cephesi hep bir ağızdan feryada başladı.

Tayyip Erdoğan da ne yazık ki saf değiştirerek bu cepheye katıldı.

Von der Leyen, Riyad Havaalanı'na saldırıyı kınadı 

+++

Geçen hafta Netanyahu, İsrail Savunma Bakanı ve MOSSAD Başkanı, Birleşik Arap Emirlikleri'ni ziyaret etti. Burada Suudi, Bahreyn, Katar ve Kuveyt'in de katılımıyla toplandılar, İran'a nasıl birlikte saldıracaklarını konuştular.

İsrailli subaylar Suudi Arabistan'da. 

“Bu bilgi, Riyad'da bulunan muvazzaf bir üst düzey Pakistanlı subay tarafından istihbarata rapor edildi. İsraillilerin, özellikle de istihbarat birimlerinin Riyad'daki varlığı, Suudi Hükümeti'nin ve Muhammed bin Selman'ın çaresiz olduğunu gösteriyor.”


13 Ekim 2026

R4 ülkeleri (Türkiye, Mısır, Pakistan, Suudi) ortak bildiri ile Yemen'in Suudi Arabistan'ı bombalamasını kınadı. Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğünü korumasına destek verdi.

Dünyayı zırcahil mi sanıyorlar? 12 yıldır Yemen'e saldıran, Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte Yemen içinde kendilerine bağlı silahlı guruplar oluşturup Ensarullah'ın üzerine salan, Yemen'i perişan eden, bölen Suudiler değil mi?

Suudi topraklarında Yemen'e bağlı silahlı guruplar yok. Suudilerin toprak bütünlüğünü koruma söylemi ABD-İsrail masalı. R4 ülkeleri bu yalanı niçin dillendiriyor? Ayıp değil mi? Suudilerin toprak bütünlüğünü koruma sorunu olmadığını tüm dünya biliyor.

Netanyahu da kınama mesajı yayınladı. 
R4 ülkeleri İsrail ile aynı cephede buluştu: 
Gazze'yi savunan Yemen'e karşı birlik.


Yemen Ordu Sözcüsü Yahya Seri:
"ABD ve İsrail destekli Suudi Arabistan'ın askeri ve lojistik merkezleri hedefimiz. Riyad ve Damman Havalimanları ile ARAMCO (Arap Amerikan Petrol Şirketi) tesislerini vurduk"

Video kaydı: 

+++

Başkenti Sana olan Ensarullah denetimindeki Yemen toprakları 12 yıldır kuşatma ve Suudi saldırısı altında. 

Ensarullah vuruyor, Suudi destekli bölücüler kaçıyor. Hedef Yemen'in güneybatısında bölücülerin işgali altındaki Taiz.
Bölücü cephe içindeki bazı silahlı gurupla ya kaçıyor ya da saf değiştirip Ensarullah'a katılıyor.

Yemen Silahlı Kuvvetleri (Ensarullah, Husiler) Eylül ayında Yemen'in Kızıldeniz kıyısını tamamen ele geçirip Taiz'i kuşattı

Husilerin girdiği Berim (Meyyun) ve Cebel Zukar Adaları
Sarı: Husiler (Ensarullah)
Koyu sarı: 9 Eylül'de Husilerin BLK'den aldığı bölge
Sarı noktalar: 10 Eylül'de Husilerin ulaştığı sınır
Kahverengi: Suudi destekli bölücü BLK

Ayrıntılı bilgi için bakınız: 
Taiz'den sonra sıra Suudi destekli bölücülerin sözde başkent ilan ettikleri liman kenti Aden olacak.

+++

Suudi Arabistan dünyanın en çok silah alan 6. ülkesi. Buna rağmen çıplak ayakla savaşan Yemen karşısında çaresiz. Ülkesindeki ABD malı hava savunma sistemlerini İran yerle bir etti. ABD de çaresiz, bölgedeki üslerini kapatıp San Diego'ya kaçtı, bu yüzden şimdi Mekke Anlaşması'nı Yemen'in üzerine sürmeye çalışıyor.

ABD'nin San Diego'ya kaçışı ve haritası için bakınız: 
Amerikan Çağı Sona Erdi: The Atlantic Dergisi yazdı 


Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin yönetim kademesinin çoğu Ensarullah örgütü üyesi. Ensarullah'ın çoğunluğu Husi Kabilesi üyesi olduğu için Husiler de deniliyor.

Batı basını, Yemen Silahlı Kuvvetleri (YSK) dememek için özen gösteriyor, Ensarullah veya Husiler diyerek YSK'yı bir örgüt gibi gösteriyor, böylece Suudiler Yemen'e değil, bir örgüte saldırmış oluyor.

+++


Gazze'de kadın çocuk demeden 80 binden fazla silahsız insanı öldüren baş terörist Netanyahu, 12 kişinin öldüğü Kral Halid Havaalanı saldırısını en güçlü ifadelerle kınıyor.
Ama Yemen'de 400,000'den fazla insanın ölümüne neden olan Suudi Arabistan'ı, Minab'da 163 kız çocuğunu öldüren ABD'yi kınamamıştı. İsrail'in nerede durduğu apaçık ortada.


Tayyip Erdoğan, Yemen'i bombalayıp 12 yıldır her gün onlarca kişinin ölümüne neden olan Suudileri kınamazken, araya Umre ziyaretçilerini koyarak duygularla oynamaktadır. Umre yapanın hayatı yapmayandan daha mı değerlidir? Yemen'de öldürülen 400,000 kişi Müslüman değil midir? Onlar Umre yapamadıkları için ölmeyi hak mı etmişlerdir?

Sözün kısası, İsrail ile birlik olup Gazze için İsrail ile savaşan Yemen'i vuracak mısınız? Gazze için kılını bile kıpırdatmayan Suudilerin yanına geçip Gazze için kanını döken Yemen'e İsrail ile birlikte saldıracak mısınız?

Hani siz Gazze için ağlıyordunuz, ne oldu şimdi?

Hani 2019 yılında Yemen'e saldıran Suudilere veryansın ediyordunuz, ne oldu şimdi?


Sayın Bahçeli, hani siz 18 Eylül 2025 günü şöyle demiştiniz:
"Dünyaya meydan okuyan ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı
Türkiye - Rusya - Çin (TRÇ) İttifakı arzu ve önerimizdir"

Bakınız: 
ABD-İsrail şer koalisyonuna karşı 
Türkiye-Rusya-Çin İttifakı 

Şimdi ne oldu da bir yıl önce "şer koalisyonu" dediğiniz 
ABD - İsrail cephesine katıldınız?

Ayrıca Kabe'ye, Medine'ye falan saldıran da yok. Bu ABD - İsrail - Suudi yalanını neden dolayı dillendiriyorsunuz? 

Ayıp değil mi?

Ama Mescid-i Aksa'ya devamlı İsrail saldırısı var. Neden dolayı bu konuda diplomasi kuralları yetmiyorsa İsrail'e caydırıcı güç kullanmıyorsunuz?

Neden Gazze katliamı konusunda İsrail'e caydırıcı güç kullanmadınız?

Gücü gücü yetene mi?

12 yıldır Suudi - BAE - İsrail - ABD saldırısına karşı koyan Yemen'i hafife alıyorsunuz. Caydırıcı gücünüz yetmez.

+++

13 Ekim 2026 Salı

Mekke Anlaşması: Gizli Madde koymak suç işlemektir

9 Ekim 2026

Doğu Perinçek, Mekke Anlaşması konusunda TBMM'ye 
23 maddelik Çağrı yaptı. Önemli bölümlerini yorumlayarak özetliyorum:

TBMM'ye Çağrı, Madde 22
Aydınlık, 10 Ekim 2026 

+++

Öncelikle, anlaşmayı imzalayan kişiler denk değil.

Türkiye adına Cumhurbaşkanı Erdoğan imzalıyor.

Suudi Arabistan adına Veliaht Prens Muhammed bin Selman imzalıyor ama Erdoğan'ın dengi Kral Selman bin Abdülaziz.

Pakistan adına Başbakan Şahbaz Şerif imzalıyor ama Erdoğan'ın dengi Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari.

Türkiye Cumhurbaşkanı'nın dengi olmayan (kendisinden aşağı konumlarda olan) bir Veliaht ve bir Başbakan ile anlaşma imzalaması diplomatik ilkelere aykırı.

Bakınız: TBMM'ye Çağrı'nın 1. maddesi.

(Veliaht: Babası Kral ölünce onun yerine Kral olacak kişi)


+++

7 Ağustos 2026

Mekke Sefa Sarayı'nda imzalanan metnin İngilizce başlığı:
Makkah Joint Defence Agreement.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması
Yani bu bir Anlaşma = Agreement

Anadolu Ajansı aynı gün (7 Ağustos) Anlaşma diyor: 

Ancak ABD - İsrail, Ak Parti İktidarı içindeki dostları üzerinden bu Anlaşma'yı Antlaşma (İttifak, İngilizce Treaty) gibi tanıtarak bir askeri yükümlülük getirmeye kalkıştı.


Doğu Perinçek'in TBMM'ye yaptığı Çağrı'nın 8. maddesi durumu şöyle yorumluyor:

"Bu nasıl devlet yönetimidir. Ak Parti yetkilileri Anlaşma'nın adını Antlaşma'ya (İttifak) çevirerek uluslararası bir rezalete imza atmışlardır. Ak Parti İktidarı, Devlet yönetme sorumluluğu içinde değildir."

Anlaşma'nın Antlaşma olarak sunulması bilgisizlik değil, 
ABD-İsrail'in "Bunu Antlaşma'ya çevirin" baskısı kaynaklı. 

TBMM'ye Çağrı'nın 9. maddesi bunu şöyle anlatıyor:


+++

31 Ağustos 2026

İstanbul'da toplanan Savunma Komitesi toplantısından sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan:
"İttifakın resmi adını Mekke Savunma İttifakı olarak değiştirmede mutabakata vardık" dedi. 

Böylece Devlet Yöneticilerinin imzaladığı bir Anlaşma’nın bir Komite aracılığıyla değiştirilmesi dünyaya ilan edilmiştir. 

Ancak Hakan Fidan, aynı gün daha sonra yaptığı basın toplantısında "Mekke Savunma İttifakı Anlaşması" demiştir.

Böylece uluslararası hukukun temel kavramları hiçe sayılmıştır.

Çünkü bir uluslararası sözleşme, hem ittifak hem anlaşma olamaz. Bu iki kavramın içeriği, Uluslararası İlişkiler açısından da Anayasamız açısından da farklı uygulamaları öngörür.

İttifak, bağlayıcılık ve yükümlülük açısından daha kapsamlı bir sözleşmedir, dolayısıyla askerî yükümlere uzanan boyutlara sahiptir. 

Bütün bu bocalamalar ve kargaşalığın temelinde 
bir ABD-İsrail müdahalesi olduğu apaçık meydandadır.

Bakınız: TBMM'ye Çağrı'nın 12. maddesi.

+++

16 Eylül 2026

Pakistan Ordu Sözcüsü Korgeneral Ahmed Şerif Çodri, Al Arabiya English'e verdiği röportajda, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın “kamuoyuna açıklamayacakları savunma taahhütleri içerdiğini” belirtmektedir.

Bu açıklama bir suç ihbarıdır. Pakistan Ordu Sözcüsü, AK Parti Hükümeti’ni de ihbar etmektedir. Meclis’ten gizli ittifaklar yapmak, anlaşmaların içine Türkiye’nin başına bela açacak birtakım gizli taahhütler koymak suçtur. 

Eğer AK Parti İktidarı Amerika ve İsrail’in güdümünde asker yollamaya, Türkiye’yi ateşlere sürmeye kalkarsa ayakta kalamaz. O hükümet, seçimle veya yasal ve hukuki yollardan gider.

Bakınız: TBMM'ye Çağrı'nın 22. maddesi.

+++

5 Ekim 2026

Mekke Savunma İttifakı Stratejik-Siyasî ve Savunma Komitesi adı altında Riyad’da yapılan olağanüstü toplantıdan sonra Ortak Açıklama'da:
"Komite...  üzerinde mutabık kalınan askerî kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan'a sağlanmasına ve hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı... kararlaştırmıştır"
denilmektedir.

Üst düzeyde imzalanan  Mekke Savunma Anlaşması'nın adı, alt düzeydekilerin oluşturduğu Komite tarafından 
"Mekke Savunma İttifakı" olarak değiştirilmeye çalışılmıştır.

Bakınız: TBMM'ye çağrının 11. maddesi.

Böylece, alt düzeydekiler üst düzeydekilere: "Ne biçim iş yapıyorsunuz, imzaladığınız şeyin başlığının Anlaşma mı, yoksa Antlaşma mı olması gerektiğini ABD'ye, İsrail'e sormadınız mı?" demek istemişlerdir. Resmen hakaret.

Ancak ne kadar zorlama yapsalar da, metnin başındaki koskoca "Agreement" (Anlaşma) başlığını "Treaty" (İttifak, Antlaşma) yapamazlar. Kağıt üzerinde resmi yazı bu.

+++

8 Ekim 2026

31 Ağustos ve 5 Ekim'de "Adını İttifak olarak değiştirdik" denilmiş olsa da, Hakan Fidan  bu kez yine "Anlaşma" dedi.

Kargaşalık birkaç günlük aralarla devam etmektedir. 

Dışişleri Bakanı Fidan, TBMM’ye ve Türk Milleti’ne yanlış bilgi veriyor. İttifak diye değiştirdikleri Sözleşme’nin adını yeniden “Anlaşma” yaparak, askerî yükümlülük olasılığının üzerine bir ABD-İsrail perdesi örtüyor. 

Burada Türk Milleti’nin ve TBMM’nin kandırılmasına yönelik bir ifade problemi bulunduğu ortadadır. TBMM gündemine getirilen Mekke Savunma Anlaşması, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın dünkü perdeleme girişimine rağmen, Türkiye açısından içerdiği ciddî tehlikelerden kurtarılmış değildir.

Bakınız: TBMM'ye Çağrı'nın 11. maddesi.

Aynı gün, 8 Ekim günü, Hakan Fidan'ın Anlaşma dediği Sözleşme'ye Milli Savunma Bakanlığı Antlaşma dedi.
Bir Bakanlık A diyor, diğer Bakanlık Z.


+++



TBMM'ye Çağrı'nın tamamı ve
Doğu Perinçek'in basın açıklamasının video kaydı: 
Mekke İttifakı'na onay İsrail'e onay olur 

Aydınlık, ana sayfanın tamamını TBMM'ye Çağrı'ya ayırdı:
Aydınlık, 10 Ekim 2026
+++

11 Ekim 2026 Pazar

Vatan Partisi - CHP yakında Türkiye'yi yönetecek

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek,
9 Ekim 2026 günü Kararsızların Kanalı MKHABER TV'de
GF&HA (Gizem Fidan & Hakan Aygün) ÇAPRAZ ATEŞ
Programı'nda açıkladı:

"İktidar olmaya aday da diyebiliriz ama şu anda ana muhalefet rolünü Vatan Partisi ve CHP yapıyor."

ULUSAL KANAL, programın en önemli bölümünü yayınladı:
1 dakika 50 saniye süreli Video kaydı: 


"Bir kaç yıl sonra Kılıçdaroğlu da, Vatan Partisi de Türkiye'yi yöneten konumlarda olacak."


+++

Doğu Perinçek, programın tamamını x hesabından verdi.
Video kaydı:

Programın ilk 12 dakikasının ÖZET bant çözümü:

Gizem Fidan:
"AKP 'Mutlak Butlan'la CHP'yi ele mi geçirdi?"

Perinçek:
"Tam tersine bugün CHP'nin gerçekten bir ana muhalefet işlevi yaptığını görüyoruz, Vatan Partisi ile birlikte. 

Ak Parti'nin yanlış politikaları karşısında CHP son derece köşeli bir tavır alıyor. YENİ PARTİ'den, yani ESKİ CHP'den şu farkı var: ESKİ CHP Erdoğan düşmanlığına kilitlenmişti. Erdoğan ne yapsa onun tersi mevziye giriyordu. 
Şimdi Kılıçdaroğlu'nun yönettiği CHP'nin bir programı var: 
Altı Ok açısından bakıyor Hükümet'in icraatlarına.

Mutlak Butlan kararı şu: Siyasi partilerin yönetimleri para ile satın alınamaz.

Türkiye'de büyük bir temizlik var. Ordu'dan 24 bin subay, Emniyet'ten 30 bin polis temizleniyor, FETÖ'cü, NATO'cu generaller hapse atılıyor. Bu saflaşma dönemine girerken ana muhalefet partisinin başında da Atlantik sistemi, Amerika olamaz. Türkiye'nin kendi refleksi de var.

CHP Türkiye'nin yararına bir kanala girdi."


Gizem Fidan:
"Az önce şunu söylediniz: CHP ve Vatan Partisi ana muhalefet olmaya aday. Bu yolda ilerliyor dediniz." (9:40 dakika)

Perinçek:
"İktidar olmaya aday da diyebiliriz ama şu anda ana muhalefet rolünü Vatan Partisi ve CHP yapıyor."

Gizem Fidan:
"Seçimde CHP ile ittifak yapar mısınız?"

Perinçek:
"Türkiye büyük bir karara gidiyor. Yen bir dünya kuruluyor. 1980'de Turgut Özal'la Dünya Ekonomisi ile Bütünleşiyoruz diye kurdukları çiftçileri, üreticileri Türkiye'nin sırtında kambur ilan eden sistemin sonuna geldik. Bunun bir vurgun sistemi olduğu ortaya çıktı. İşte fon olayı. Üretilenler yukarıda üretim ile ilgisi olmayan çok dar bir kesimde paylaşılıyor. Bu vurguncu zümre sanayici değil, yatırım üretim yapmıyor..

Hakan Aygün: 
"Kılıçdaroğlu'nu ziyaret ettiniz"

Perinçek:
"Beni sağ olsun davet etti. Beraber yemek yedik.
Bir kaç yıl sonra Kılıçdaroğlu da, Vatan Partisi de Türkiye'yi yöneten konumlarda olacak.

Türkiye üretim ekonomisine yönelmek zorunda. Onun hükümeti kurulacak. 1980'de kurulan sistemden kurtuluş programını hayata geçiren bir hükümet olacak. O hükümet aranıyor.

'Bu kurtuluş programını, o hükümetin programını yaparım, o hükümette görev yaparım' diyen bir Vatan Partisi var.

CHP de o çizgiye girdi.

MHP de "Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı" diyerek kurulacak olan o hükümetin dış politikasını ilan etti.

Bunlar birleştiği zaman, 

Ak Parti'nin de vatansever, üretimden yana unsurlarından bir toplam oluşacak, hükümet olacak.

Milli Hükümet Programı, 2006'da
İşçi Partisi döneminde hazırlanmıştı.

Partinin adı Vatan Partisi olarak değiştirilince
2015 Kurultayı'nda aynen kabul edildi

Doğu Perinçek'in 
"1980'de kurulan sistemden kurtuluş programı"
dediği program,
işte bu Milli Hükümet Programıdır.

Milli Hükümet Programı'nın tamamı için bakınız: 

+++

9 Ekim 2026 Cuma

CHP Kadın Kolları yönünü Atatürk'e, CKD'ye dönüyor

 

28 Temmuz 2026

Atatürk karşıtlarının işgalinden kurtulan CHP'nin yeni seçilen Kadın Kolları'nı ziyaret eden CKD (Cumhuriyet Kadınları Derneği) Genel Başkanı Prof. Dr. Tülin Oygür, vatansever kadınları CKD çatısı altında birleşmeye çağırdı:

"Eski dost sıcaklığıyla bizleri ağırlayan ve vatanımızın bağımsızlığına ve bölünmez bütünlüğüne vurgu yapan Sayın Gülsever'e açık çağrımızı yaptık: CHP’deki kadınlarımızı Cumhuriyet Kadınları Derneği'ni birlikte büyütmeye davet ediyoruz." 


"CKD’yi 1997 yılında kuranlar, bu tarihten bir yıl önce “Şeriata Karşı Laiklik Yürüyüşü” örgütleyen kadınlardır. Kurucuların çoğu, dönemin CHP’li ve Vatan Partili kadınlarıdır."

"Dünyada ve Türkiye’de anti-emperyalist cephenin güçlendiği bir süreçten geçiyoruz. Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD), toplumun çimentosu olan kadınları milli mevzide birleştirmek amacıyla “Milli Kadın Hareketi”ni başlattı." 

"Batıcılığı vazgeçilmez bir inanç haline getirmiş gayrı milli siyasetler var. Sözde Türkiye için savundukları siyasetler, Batı’nın çöküşe geçmiş 200 yıllık emperyalist küresel sistemini biraz daha besleme siyasetleridir. Cumhuriyetle birlikte üretimde büyük atılım gösteren Türkiyemizi yıllar içinde üretimden koparan, küresel mafya ekonomisine mahkûm eden siyasetlerin aynısıdır, ta kendisidir. 

Amerikancılık, NATO’culuk, AB’cilik merkezli programların Türkiye’ye ancak parçalanmayı ve çöküşü getireceği bellidir."


+++

1 Ekim 2026


CHP Gençlik Kolları'nın TGB (Türkiye Gençlik Birliği) ziyaretinden sonra 
CHP Kadın Kolları CKD'yi (Cumhuriyet Kadınları Derneği) ziyaret etti.


CHP Kadın Kolları'nın
Genel Başkanı Ayten Gülsever,
MYK Üyeleri Elmas Kübra Karaca ve Dilay Sayar,
Ankara İl Yöneticileri Canan Şekerci, Meltem Özer
                                  ve Cansu Bilgin
ziyaret sırasında derneğe üye oldular.

Rozetlerini CKD Genel Başkanı Prof. Dr. Tülin Oygür taktı.



Diğer fotoğraflar için bakınız: 

+++

CHP Antalya Kadın Kolları, CHP Konyaaltı Kadın Kolları ve Kepez Alevi Kültür Derneği yöneticileri de CKD'ye üye oldular.

+++


CKD üyeliği, bölücülüğe karşı en sağlam korunaktır.

Bin bir bahane ile "Tayyipçisiniz" suçlamasına sarılarak CKD'yi ve Vatan Partisi'ni terk edenlerin vardığı yer sonunda PKK'nın, ABD'nin kolları oldu.

İşte bir örnek:

2020'deki Genel Kurul'da CKD (Cumhuriyet Kadınları Derneği) Genel Başkanlığı'na seçilen Prof. Dr. Tülin Oygür'e çok kızdılar.

Öncelikle, HDP'nin dağa kaçırıp PKK'ya teslim ettiği çocuklarını geri istemek amacıyla HDP binası önünde nöbet eylemi yapan Diyarbakır Anneleri'ne CKD'nin destek vermesini onaylamadılar.

Sonra da, Vatan Partisi'nin başlattığı "HDP kapatılsın" kampanyasına CKD'nin destek ve imza vermesine karşı çıktılar.

"Bu eylemler Tayyip'e yarıyor. Atatürkçüler Tayyip'in işine yarayan eylemler yapmaz" dediler.

"CKD'den istifa edip Atatürkçü bir kadın derneği kuracağız" dediler.

Kendilerine:
"Buyurun gidin, istediğiniz gibi Atatürkçülük yapın." denildi.

Kapıyı çarpıp gittiler
Eylül 2020'de 29 Ekim Kadınları Derneği'ni kurdular.
Çok eski Aydınlıkçı, eski CHP Milletvekili Şenal Sarıhan'ı Genel Başkan seçtiler.

Ve CKD'ye yaylım ateşi açtılar:

- "Ne biçim Atatürkçüsünüz" dediler
- "Kadın düşmanı şeriatçı Taliban'ı savunuyorsunuz" dediler.
- "Taliban'ı önderimiz Atatürk ile bir tuttunuz" dediler.
- "Doğu Perinçek'in çizgisine girdiniz" dediler.
- "Tayyipçi oldunuz. Artık kendinize Atatürkçü diyemezsiniz" dediler.

Emperyalizmin dayattığı İstanbul Sözleşmesi'ni can havliyle savundular. "Laiklik" dediler, başka bir şey demediler. 

Aradan bir yıl geçti.
Atatürkçülük yapma gayretiyle Doğu Perinçek'i tu kaka ilan eden kadınlar kendilerini PKK'nın kollarında buluverdiler.


Ayrıntılı bilgi ve diğer örnekler için bakınız: 

Kendinizi bir anda PKK'nın kollarında bulursunuz 

+++

İşgalden kurtulan CHP arşivi:

CHP Gençliği yönünü Atlantik’ten Atatürk’e, 

+++

Yılmaz Özdil / CHP'nin işgali arşivi:

Yılmaz Özdil de CHP düşmanı bir Tayyipçi mi oldu?

Yılmaz Özdil: “Atatürkçüleri CHP'den atıyorlar”


Yılmaz Özdil: “Böcek gibi ezilen gerçek CHP’liler” 

Deniz Baykal’ı yok etme kumpası: Yılmaz Özdil anlatıyor 

+++

Yılmaz Özdil, VATAN Partisi'ni yazdı 

Yılmaz Özdil TGB'yi yazdı 

+++