Yemen, tüm topraklarını Suudi işgalcilerden kurtarana kadar savaşmaya devam edecek.
Mekke İttifakı üyelerinin Tahran'a gidip İran yönetimine "Yemen'i ikna edin ateşkes yapsın" diye yalvarmaları üzerine Ensarullah Lideri Abdülmelik el-Husi kısa bir açıklama yaptı:
"Ey Suud Çocukları!
Eğer müzakere etmek istiyorsanız Sana'ya gelmeniz gerekir.
İran size nihayetinde hiç bir fayda sağlamaz.
Biz İran'dan ya da başkasından emir almıyoruz."
(Sana: Yemen Cumhuriyeti'nin başkenti)
Video kaydı:
Gerçi İran hiç bir ülkeye / örgüte emir vermez.
Ama verse bile Yemen Cumhuriyeti bu emri dinlemez.
Suudiler boşuna çabalıyor. Yenilecekler ve işgal ettikleri Yemen topraklarından çekilecekler.
Değil Mekke İttifakı, NATO bile onlara fayda sağlamaz.
Abdülmelik el-Husi, İsrail'in hedefinde olan bir isimdir.
Vikipedi bakın ne diyor:
"16 Mayıs 2025'te, Gazze'nin işgali bağlamında, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, el-Husi'yi grubunun İsrail'e yönelik saldırılarının devam etmesi halinde doğrudan hedef alınacağı, 'yakalanıp ortadan kaldırılacağı' konusunda uyardılar ve El-Husi'nin, her ikisi de İsrail tarafından öldürülen Hamas lideri Yahya Sinvar ve Hizbullah lideri Hasan Nasrallah gibi hedef listesine eklenebileceğini ifade ettiler"
Vikipedi "gurubu" diyor. Husiler demek istiyor, Yemen Ordusu'nu, Yemen Cumhuriyeti'ni bir örgüt gibi göstermek istiyor. Bakınız:
+++
Mekke İttifakı üyesi üç ülke 26 Ekim'de Tahran'a gitti.
- MİT Başkanı İbrahim Kalın,
- Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman ve
- Pakistan Genelkurmay Başkanı General Asım Münir,
İran Güvenlik Konseyi Başkanı Muhsin Rızai ile görüştü.
Trump, desteklediği bu ziyaretten iki sonuç bekliyor:
- Yemen'in barış yaparak İstiklal Savaşı'ndan vazgeçmesi
- Suudilerin Kızıldeniz üzerinden petrol sevkine başlayarak
ABD seçimleri öncesinde fiyatları düşürmesi.
The Hormuz Report sitesi, Trump'ın bu amaçla Asım Münir'i kullandığını, ziyaretin Asım Münir'in isteği üzerine yapıldığını İran'ın resmi olarak açıkladığını, Brent petrol fiyatının aynı gün düştüğünü bildiriyor.
Bakınız:
+++
Biz İngiltere'nin barış tuzağına düşmeyerek Yunan'ı denize dökmüştük. Barış yapsaydık Yunan Ordusu işgal ettiği topraklarda kalacak, İstanbul'da İngiliz kuklası padişah hükümeti devam edecek, bize ise Ankara ve doğusu kalacaktı.
İngiltere üzerimize Yunan ordusunu sürmüştü. Şimdi de ABD Yemen'in üzerine Kuvva-yı İnzibatiye benzeri Suudi destekli silahlı gurupları ve paralı askerleri sürüyor.
Eğer Yemen barış tuzağına düşerse Suudi-ABD destekli guruplar işgal ettikleri topraklarda kalacak ve Suudi-ABD güdümlü Otel Hükümeti Aden'e giderek hükümet olacak. Yemen'in elinde ise Sana ve çevresi kalacak.
Ancak Yemen bu tuzağa düşmeyecek.
+++
Doğu Perinçek ULUSAL KANAL canlı yayınında açıkladı:
“Tahran’daki görüşmelerden sonra Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan birlikte bir bildiri yayınladı. O bildiride niye gittiklerini ifade ediyorlar: ‘İran’a barışın sağlanması için gittik.'
Peki İran barışı nasıl sağlayacak? Yemen’in İstiklâl Savaşı’na ‘dur’ diyecek. Çünkü Yemen bugün zafere ilerliyor, karşıda Suudi Arabistan tahtı çatırdıyor, yenilgiye doğru gidiyor.
Suudi Arabistan’ı nasıl kurtaracaklar? Yemen’i durdurarak. Tahran’a İstiklâl Savaşı’nın önünü kesmeye gidiyorsun.
“Orada savaşan Yemen’in elini kolunu tutması konusunda İran’a birtakım telkinlerde bulunduklarını söylüyorlar. Tabii ‘baskı yaptık’ demiyorlar ama o telkinlerin boyutunun ne olduğunu bilmiyoruz. Sonuç itibarıyla bu, Yemen’in İstiklâl Savaşı’nı kesintiye uğratmak, durdurmak amacıyla veyahut statükoyu korumak amacıyla yapılıyor. Mevcut statükoyu korumazlarsa Suudi Arabistan yenilgiye gidiyor."
+++
İngiltere bize aynı tuzağı kurmuştu.
Doğu Perinçek'ten yorumlayarak aktarıyorum:
"Ankara’da Mustafa Kemal Paşa başkanlığında bir hükümet kurulunca İngiltere 21 Şubat 1921'de Londra Konferansı'nı düzenledi. Aması Sevr Antlaşması'nı hafifleterek kabul ettirmekti. Barış olacak, savaşan güçler oldukları yerde kalacaktı.
Mustafa Kemal, Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey'i konferansa gönderdi. Bekir Sami orada bir takım uzlaşma metinlerine imza attı. Halbuki İstiklal Savaşı'na devam ederek zafere ulaşma yolu vardı. Bu yüzden Bekir Sami Londra dönüşünde görevinden ayrılmak zorunda kaldı. İmzaladığı metinler onaylanmadı. İşgalci Yunan Ordusu ile savaşa devam ettik.
'Aman barış olsun' deseydik İzmir'i kurtaramayacaktık.
Aynı şekilde Yemen Cumhuryeti İstiklal Savaşı'nı durdurursa ne barış, ne istikrar, ne de güvenlik olur."
+++
"23 Nisan 1920’de Cumhuriyet kurulmasaydı İstiklâl Savaşı yapılamazdı. Önce kurduk, devrim yaptık, o devrim bizi kurtardı.
Yemen de 2014 yılında devrimci bir hükümet kurdu ve ABD - Suudi destekli işgalcilere karşı İstiklal Savaşı veriyor.
Sovyet Devrimi de, Çin Devrimi de böyledir. Önce bir hükümet kuruyorsun ki görevleri yerine getirsin. İktidar sorunu temel sorundur."
+++
“Mekke Anlaşması’nın özü, Yemen Cumhuriyeti’ni ve onun İstiklâl Savaşı’nı bastırmak, Suudi Arabistan tahtını kurtarmaktır.
Dolayısıyla milletvekillerimize çok büyük sorumluluk düşüyor. Bu anlaşmaya ‘evet’ dediğiniz zaman ABD-İsrail planlarına ‘evet’ demiş oluyorsunuz. Netanyahu’yu desteklemiş oluyorsunuz.
Bir referandum yapılsa halkın yüzde 90’ından fazlası Mekke Anlaşması’na ‘hayır’ der. AK Parti yöneticileri ve milletvekilleri de bu kamuoyundan elbette etkileniyor.
Bu milletvekilleri pekâlâ ret oyu verebilir ya da Meclis’e gelmeyebilir. Bence bu ihtimal yüksek. Bu nedenle bir mektup yazdık; hiçbir parti ayrımı yapmadan bütün milletvekillerimize tek tek gönderiyoruz."
Bakınız:
Doğu Perinçek'ten Milletvekillerine Mekke Anlaşması mektubu
+++
“Tezkere bence geçmez. Hükümet, Mekke Anlaşması’na dayanarak asker gönderme fikrinde değil, çünkü bu meşru olmaz. Asker göndermek anlaşma yapmaktan farklıdır.
İster NATO Antlaşması olsun ister Mekke Anlaşması, asker göndermek için Meclis’in izni gerekir.
Bakanlara da bu soruldu, onlar da benim dediğimi söylediler: Mekke Anlaşması, Meclis’te onaylansa bile asker göndermek gerektiğinde Meclis’e tezkere gelecek.”
+++
Londra dersleri: Barış yapsaydık İzmir'i kurtaramayacaktık
+++
Doğu Perinçek:
Mekke Anlaşması'nın altında Netanyahu'nun imzası var.
Video kaydı:
"Beşinci maddede bir terörizm vurgusu var.
(Ensarullah, Husiler denilerek bir örgüt gibi gösterilmeye çalışılan Yemen Cumhuriyeti'ne terörist diyorlar.)
Atatürk'e de terörist diyordu bunlar.
İstiklal Savaşı'nda emperyalistler Atatürk'e eşkıya demiyorlar mıydı? O zamanki İstanbul basınını açalım okuyalım. O zamanki padişah, İstanbul hükümeti Mustafa Kemal Paşa'ya ve Anadolu'daki Kuvayi Milliye'ye, İstiklal Savaşı kuvvetlerine ne diyordu? Bunlar diyordu eşkıya. Yani bugünkü dille terörist diyordu.
Bugün de Amerika'nın dilinde terörist. Vietnam savaşıyor, o terörist. İran savaşıyor, o da terörist. İran bir terörist devlet diyor. Filistin direniyor, o da terörist. Gazze direniyor, Gazze'deki teröristler. Hamas terörist değil miydi Amerika'nın dilinde ve hala değil mi? Hatta bizim hükümetimiz dahi, Hamas o savaşa başladığı zaman, Gazze'de bizim hükümetimiz Hamas'a terörist demiyor muydu?"
+++
arşiv:
Yemen Savaşı'nda son durum
Rabbimizin nefesinin
Yemen yönünden geldiğini duyuyorum
İkinci Hürmüz Boğazı Bab ül-Mendep
Husi denetimine girdi
Amerikan Çağı Sona Erdi: The Atlantic Dergisi yazdı
CHP'den Hükümet'e yaylım ateşi: Mekke Anlaşması
Mekke Anlaşması: Gizli Madde koymak suç işlemektir
Yemen’e karşı Erdoğan – Bahçeli – Netanyahu birlikteliği
Yemen vuruyor, Suud Ailesi ateşkes dileniyor
Mekke Anlaşması’na Hayır:
İmza masaları açılıyor, bildiriler dağıtılıyor
Otel Hükümeti’ne karşı Yemen İstiklal Savaşı
Doğu Perinçek’ten Milletvekillerine
Mekke Anlaşması mektubu
29
Ekim “Mekke Anlaşması’na Hayır” diyerek kutlandı
+++