2 Ekim 2026 Cuma

CHP Gençliği yönünü Atlantik'ten Atatürk'e, TGB'ye çeviriyor

Atlantikçi, yani 
- Atatürk maskeli (sahte Atatürkçü)
- Batıcı, NATO'cu, Avrupa Birlikçi,
- FETÖ ve Süleymancılar gibi Atlantikçi cemaatlerin dostu,
- PKK-DEM-Demirtaş-Kobani kuyrukçusu
- İdeolojik sosyal demokrat
- ve diğer işgalcilerin büyük çoğunluğunun
Özgür Özel - İmamoğlu ekibi ile birlikte CHP'den ayrılması sonrasında silkinen ve arınmaya başlayan parti, yönünü Atlantik'ten doğuya, devrimci köklerine, Atatürk'e çevirmeye başladı.


Yılmaz Özdil, bu işgalcileri "GUGUK KUŞU" başlıklı yazısında şöyle anlatmıştı:

"Atatürkçüleri, yurtseverleri, ulusalcıları yuvadan dışarı atıp 
ikinci cumhuriyetçileri, siyasal İslamcıları, Kürt milliyetçilerini, liboşları, cemaatçileri, soykırımcıları, tescilli ajanları, Sorosçuları monte etmek... Gözümüzün içine baka baka  Guguk Kuşu Operasyonu'dur."

Ve demişti ki:
"Dikkat ediyorum, adam Atatürkçü ise partiden atıyorlar"
Ayrıntılı bilgi için bakınız:

Yılmaz Özdil: “Atatürkçüleri CHP'den atıyorlar”

İşte bu işgalci sahte Atatürkçüler şimdi YENİ PARTİ kurdular. Böylece CHP, Atatürk karşıtlarının işgalinden kurtuldu.

Gerçek Atatürkçüler artık CHP içinde böcek gibi ezilmeyecek.
Bakınız:
Yılmaz Özdil: “Böcek gibi ezilen gerçek CHP’liler”

+++

CHP işgal altında iken oluşturulan Kobanici, bölücü Gençlik Kolları, işgalciler ayrılınca yerini TGB ile güç birliğine yönelen, Atatürk'ü arayan Gençlik Kolları'na bıraktı.

Soldan sağa:
İlyas Yılmaz (TGB Genel Başkan Yardımcısı)
Şaban Can Girgin (TGB Genel Sekreteri)
Mirza Çelik (TGB Genel Başkanı)
Berfin Karan (CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı)
Diyar Kesebir (CHP Gençlik Kolları Genel Sekreteri)
Hilal Aydın (TGB Genel Saymanı)
+++

CHP Atlantikçi güçlerin işgali altında iken, bakınız Gençlik Kolları Başkanı Emre Doğan 30 Ocak 2013 günü ne diyordu:
"Atatürk'te birleşmek nafile çaba, zira biz sosyal demokratız"

Şimdi işgalden kurtulan CHP'nin Gençlik Kolları TGB'yi ziyaret ederek Atatürk'te birleşme yoluna giriyor.


+++

CHP Atlantikçi güçlerin işgali altında iken, Gençlik Kolları sanki PKK'nın gençlik kollarıymış gibi hareket ediyordu. Kobani'ye destek vermeye gidiyorlardı. İzmir CHP örgütündeki kavgayı PKK yanlıları kazandı. İzmir ve Çankaya örgütleri Kobani'ye gitti. Mahmut Tanal ise Apo posterleri altında terörü lanetledi.

Bu da Bahçelievler Gençlik Örgütü


+++

Arkasından CHP Gençlik Kolları bölücülerin Kobani dedikleri Ayn el-Arab'a gitti.  Genel Başkan İrfan İnanç Yıldız, PKK devletçiğinin sözde Başbakanı Enver Müslim ile yaklaşık 2 saat görüştü.


Yıldız, PYD'yi (yani PKK'yı) övdü. "PYD, Ayn El-Arab'da verilen mücadelenin simgesidir" dedi. Oraya çocuklara ve şehrin yeniden inşasına yardım için geçtiklerini söyledi. Oyuncak edebiyatı yaptı.

Enver Müslim'den "Kanton Başbakanı Sayın Enver Müslim" diye söz etti. İrfan İnanç Yıldız, ziyareti şöyle anlattı: 
Video kaydı:


"Kobani bir mücadeledir. Özellikle gerici barbar IŞİD çetelerine karşı verilen siyasi bir mücadele. Bölgedeki stratejik önemi de ayrı bir değer kazanmıştır."


+++

O zamanlar Atlantik etkisinde olan Kılıçdaroğlu PYD'yi terör örgütü olarak görmüyordu.
"Teröre başvurmadığı sürece biz YPG'yi terör örgütü olarak görmeyiz. Bulunduğu yerde kendisini, halkını savunan bir örgüt olarak görürüz."
Bakınız: 

+++

YPG'nin terör örgütü görülmemesinin sonucu, CHP heyetlerinin sözde PYD kantonu ilan edilen Kobani'ye gidip PKK tarafından tayin edilen Sayın (!) Kanton Başbakanı Enver Müslim'i ziyaret etmeleri oldu. 

CHP Kurultaylarında bile Şengal ve Kobani desteği veriliyordu:


+++

ABD İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı adaylığını destekleyince Kılıçdaroğlu yönünü Doğu'ya çevirme yoluna girmişti. "Ey dünya sana rakip olmaya geliyorum" afişleri asarak ABD'ye meydan okumuştu. 

Özel-İmamoğlu Atlantikçi gurubu, yönünü Atlantik'ten Doğu'ya çevirmeye başlayan Kılıçdaroğlu'nu Kurultay darbesi yaparak devirmişti. Mutlak Butlan kararı ile bu ABD destekli darbe tersine çevrilince yeniden Genel Başkan olan Kılıçdaroğlu CHP'nin yönünü Atlantik'ten Doğu'ya, Avrasya'ya çevirdi.

Ayrıntılı bilgi için bakınız: 

ABD Kılıçdaroğlu'nu harcama kararı aldı 

Amerika'nın adayı İmamoğlu 

+++

CHP Gençlik Kolları'nın TGB ziyareti de gösteriyor ki, artık Atatürkçüler CHP'den atılmayacak, bölücüler de yönetime gelemeyecek. CHP Gençliği artık Kobani'ye gitmeyecek.

Aydınlık, 29 Eylül 2026 Sayfa 6

+++
arşiv:

Deniz Baykal’ı yok etme kumpası: Yılmaz Özdil anlatıyor


Baykal'ın CHP'den ihraç edilmesi olayı – 
Ateş ve Sevigen'in ABD'yi gizlemesi

+++


23 Eylül 2026 Çarşamba

KKTC'nin düşmanları demokrat, dostları faşist: İşte sözde Türk basını

Batı (Atlantik/NATO) yanlısı basınımıza göre Almanya'daki
- KKTC ve Türkiye dostu AfD aşırı sağ (NAZİ, faşist)
- KKTC ve Türkiye düşmanları ise demokrat

+++

1982 yılından bu yana Cumhuriyet Gazetesi'nde günlük çizimler yapan Behiç Ak, AfD'yi AŞIRI SAĞ, NAZİ olmakla suçluyor:

Behiç Ak çizgisi

Behiç Ak'a göre:
- GAZZE'deki SOYKIRIMI destekleyen iktidar DEMOKRAT
- GAZZE'deki SOYKIRIMA karşı çıkan AfD SOYKIRIMCI

Saksonya-Anhalt seçimini ABD ve AB karşıtı AfD kazandığı için Cumhuriyet bakın nasıl dövünüyor:


AfD Milletvekilleri KKTC'yi ziyaret etmek için Meclis'e başvuru yapınca "Hayır gidemezsiniz, KKTC korsan devlettir, Kıbrıs Türkiye'nin işgali altındadır" diyerek başvuruyu geri çeviren DEMOKRAT  partiler şunlar:

Başvuruyu kabul etmeyen Gurup Başkanvekilleri:
CDU (Hıristiyan Demokrat Birliği) Dr. Jonas Geissler, 
SPD (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) Ralf Stegner, 
Yeşiller Partisi (Die Grünen) Boris Mijatović ve 
Sol Parti (Die Linke) Kathrin Fey

İşte bunlar DEMOKRAT.

"Meclis olarak izin vermezseniz biz de kendi paramızla gayrı resmi olarak KKTC'ye gideriz" diyen ve giden AfD ise FAŞİST.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan "KKTC'yi tanıyın" çağrısı yapıyor
ama kendisine bağlı Anadolu Ajansı (AA), Avrupa'da "KKTC tanınsın" diyen tek parti olan AfD'yi aşırı sağcı diye suçluyor.
Anadolu Ajansı'nı Cumhuriyet Gazetesi mi yönetiyor?

Ayrıntılı bilgi için bakınız:
KKTC ve Türkiye dostu AfD'nin Saksonya-Anhalt seçim zaferi 

+++

Aydınlık, 9 Eylül 2026
KKTC Milli Takımı'na 10 numaralı oyuncu
olarak yazılan AfD Milletvekili Maximilian KRAH

Demek ki neymiş:
KKTC'yi desteklersen, "KKTC tanınsın" dersen AŞIRI SAĞCI, IRKÇI, NAZİ, FAŞİST oluveriyorsun.

+++

Sözde solcu, hatta sosyalist ve de komünist, sözde Amerikan emperyalizmi karşıtı BirGün Gazetesi, ABD karşıtı AfD'nin seçim zaferini nasıl karalıyor bakın:

BirGün 8 Eylül 2026

Bu da sözde keskin solcu, sosyalist ve ABD karşıtı EMEP (Emek Partisi) bağlantılı Evrensel Gazetesi. ABD karşıtı AfD meğerse IRKÇI imiş. Faşist yani. Buyurun:

Evrensel, 8 Eylül 2026

Bunlara SAHTE SOLCU derken haksız mıyız?
Bunların solculuğu, sosyalistliği, emperyalizm karşıtlığı lafta. 
İş eyleme gelince hepsi ABD'nin, AB'nin yanında.
"ABD askerleri ülkemizden gitsin" demek ırkçı demagoji imiş.

+++

Sözde Türk basınının Amerikancı amiral gemisi Hürriyet'e göre KKTC ve Türkiye düşmanı Sol Parti SOLCU, AfD ise FAŞİST. Niçin? Efendim, ABD ve AB yönetimleri yani demokratlar KKTC'ye karşı ya, bundan dolayı KKTC yandaşı olanlar da doğal olarak faşist oluveriyorlar.

Dolayısıyla Hürriyet de KKTC dostu AfD'ye karşı KKTC düşmanı Sol Parti'den medet umuyor. Elif Eralp'in Türk olması Sol Parti'nin Türk düşmanı olduğu gerçeğini değiştirmez.

Cem Özdemir de Türk ama her gün Türkiye düşmanlığı yapıyor. Almanya'da Bakan oldu, şimdi Baden-Württenberg eyaletinin Başbakanı. Bize hayrı yok, zararı var.

Siz Türk düşmanı Türk'e mi, Türk dostu Alman'a mı oy verirsiniz. Konu bu kadar basit.

Arkadaş, AfD'ye "KKTC'ye gidemezsiniz, orası Türkiye işgalindeki sahte devlet" diyen Sol Parti değil mi?

Bir de "yabancı düşmanı" suçlaması var. Yalan. AfD diyor ki, kaçak olarak gelen ve iltica isteği kabul edilmeyen yabancılar ülkelerine dönsün. Almanya'da yaşayan 4 milyon Türk için gitsinler demiyor AfD, kaçak gelenler gitsin diyor.

Peki siz Türkiye'ye kaçan milyonlarca Suriyeli'ye gitsinler derken yabancı düşmanı oluyor musunuz? AfD de olmuyor.

 Bu da Milliyet:
Milliyet 7 Eylül 2026 

+++

Sahte solcusuyla, sağcısıyla, sahte Atatürkçüsüyle, 
tüm Amerikancılar dehşet içinde.


Ayrıntılı bilgi için bakınız: 
5 soruda AfD gerçeği


+++

Amerikancılar oturup ağlasın:
7 Eylül'de Saksonya-Anhalt seçimininde %43,8 ile birinci parti olan AfD, 21 Eylül'de Mecklenburg-Vorpommern seçiminde de %38,2 ile birinci parti oldu. Berlin'de ise oylarını ikiye katladı.

Mecklenburg-Vorpommern sonuçları şöyle:
AfD % 38,2
SPD (Sosyal Demokrat Parti) % 35,5
Sol Parti (Die Linke) % 6,5
Yeşiller (Die Grünen) %5,7
CDU %4,9 İktidardaki Merz'in partisi barajı aşamadı
BSW %4,8

Berlin sonuçları:
Sol Parti (Die Linke) %25,7 (oylarını ikiye katladı)
               Başbakan adayı: Elif Eralp
CDU (Merz'in Hıristiyan Demokratları) % 18,8
         (Geçen seçimde %28,8 oy almıştı)
Afd-D %16,3 (oylarını ikiye katladı)

+++

20 Eylül 2026 Pazar

Amerikan Çağı Sona Erdi: The Atlantic Dergisi yazdı

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 1857 yılından bu yana yayımlanan ülkenin en köklü siyaset ve fikir dergilerinden The Atlantic'in Eylül 2026 sayısındaki bir makalenin başlığı:

The American Age Is Over
Amerikan Çağı Sona Erdi

Makalenin alt başlığı:

A period of global dominance has ended in plain sight
Küresel hakimiyet dönemi gözlerimizin önünde sona erdi.

Makale yazarı: Phillips Payson O'Brien


+++

Makalenin ilk paragrafı:

"Amerikan Çağı bir gün kaçınılmaz olarak sona erecekti.
Sarsıcı (shocking = şok edici) olan ise o anın bu kadar aniden gelmiş olması. 

ABD'nin gücü, uzun zamandan beri, dünyanın en iyi savaş araç gereçlerine, en yüksek eğitimli askeri personeline, dünyanın dört bir yanındaki üslerine, lojistik ağına ve askeri-diplomatik ortaklıklara dayanıyor. 

Son altı ay içinde bu ABD gücünün ucuz füze ve insansız hava araçlarıyla silahlanmış, baskıcı ve ekonomik açıdan durgun bir rejim olan İran’ı yenmeye yetmediği ortaya çıktı."


+++

The Atlantic Eylül 2026 kapak

+++

Makalenin ikinci paragrafı:

"Washington’un kriz anında diğer bütün ülkelerden daha büyük mali, askerî ve diplomatik kaynakları harekete geçirebileceği düşüncesi uzun yıllar ABD’nin küresel caydırıcılığının temelini oluşturdu. 

Vietnam, Irak ve Afganistan’daki başarısızlıklara rağmen bu inanç müttefikleri rahatlattı ve düşmanları caydırdı.

Bu varsayım aynı zamanda, ucuz ve seri üretilen silahların bile ölümcül bir hassasiyetle yönlendirilebildiği günümüzde ABD Ordusu’nu savunmasız bırakan bir rehaveti de besledi."
+++

Makale şöyle devam ediyor:

"Trump’ın İran’la savaşı, küresel gücün altında yatan dinamiklerin ne kadar değiştiğini ve Amerikan kudretinin ne ölçüde gerilediğini açığa çıkardı.

ABD 1980’de açıkladığı Carter Doktrini ile Basra Körfezi’nden dünya pazarlarına petrol ve diğer emtianın serbest akışını güvence altına almayı üstlenmişti.

İran çevresine kurulan Amerikan üs ağı yıllarca Tahran üzerinde büyük bir askerî baskı oluşturdu, ancak son İran savaşı bu denklemi değiştirdi.

İran’ın üst düzey yöneticilerinin öldürülmesine rağmen yönetim ayakta kaldı. İran’ın uzun menzilli füze ve İHA saldırıları Amerikan hava savunmasını aşarak çok sayıda tesisi devre dışı bıraktı.

Çatışmanın henüz ikinci haftası dolmadan 17 Amerikan üssü, hava savunma tesisi ve diplomatik tesis vuruldu. Bunların arasında Bahreyn’deki ABD Beşinci Filo Karargâhı ile Kuveyt’teki Ali Al Salem Hava Üssü, Camp Arifjan (Arifcan) ve Camp Buehring de bulunuyor."


Camp Buehring, Kuveyt

Camp Buehring, Kuveyt

Camp Buehring, Kuveyt

Resimler:

Prens Sultan Hava Üssü
Riyad'ın 100 km güneydoğusu, Suudi Arabistan

Prens Sultan Hava Üssü, Suudi Arabistan

Camp Arifjan, Kuveyt

Resimler: 


+++

"ABD, İran'a karşı savaşı tırmandıramadı, çünkü onlarca yıldır gemilerini ve uçaklarını ikmal ettiği Bahreyn'deki 5. Filo Üssü ve Şeyh İsa Hava Üssü vuruldu ve devre dışı kaldı." 

Bu yüzden ikmal (lojistik) hattı Hürmüz Boğazı'na 3,200 km uzaklıkta olan Diego Garcia Adası'na taşındı ve ikmal maliyetleri arttı, hava herekatı verimliliği düştü, personelin yükü ağırlaştı.

BAHREYN (İngilizce BAHRAIN)

Diego Garcia Adası
Bahreyn, Kuveyt, Ürdün,
Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'daki
üsleri yerle bir edilen ABD, işte bu adaya kaçtı.

+++

"Bahreyn'deki üste kalan kişisel eşyaların ne zaman alınabileceği sorusuna ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Daryl Caudle şu yanıtı verdi: 'Yakın zamanda oraya geri dönmeyeceğiz. Bu konuda tamamen açık olmak istiyorum' 

Bu tesislerin savunmasızlığı ve onarım maliyetleri yüzünden ABD bazı üsleri onarmaktan vazgeçebilir. Temel gerçek şu ki, İran gibi teknolojik açıdan daha az gelişmiş bir düşmana karşı bile kilit tesisleri savunmak, ABD Ordusu’nun şu anda yapabildiği bir şey değil.”


+++

"ABD'ye onarım için dönen USS Abraham Lincoln’ün yerine Japonya'da konuşlu olan 
 USS George Washington uçak gemisi Arap Denizi’ne gönderildi. Onun olağan görevi Çin’i askerî harekâta girişmekten caydırmaktır; şimdi ise bu caydırıcılık büyük ölçüde zayıflamış durumda. 

Nisan sonunda  THAAD ve Patriot önleyici füzeleri ile Tomahawk seyir füzeleri tehlikeli derecede düşük seviyelere indi. Mevcut üretim hızlarıyla savaş öncesindeki stokların yeniden oluşturulması yıllar sürer.

ABD yıllardır az sayıda üretilen, teknolojik açıdan son derece gelişmiş ancak birim maliyetleri çok yüksek silah sistemlerine ağırlık verdi. Yeni savaş biçimi bu modeli sarstı."

+++

"Bugün ABD dünya ölçeğinde neredeyse hiç sivil gemi inşa etmiyor. Çin ise dünyadaki gemilerin yaklaşık yüzde 50’sini ve İHA'ların yaklaşık yüzde 80’ini üretiyor.

Ordusunu kısa süreli, yüksek yoğunluklu bir çatışmada üstün gelmek üzere inşa eden Amerika Birleşik Devletleri, Çin’le uzun süreli bir çatışmaya girebilmek için gerekli teçhizat, stok ve dinlenmiş kuvvetlerden yoksun.

Japonya ve Güney Kore dünyanın ikinci ve üçüncü büyük gemi inşa güçleri. Ancak Trump yönetimi bu geleneksel müttefikleri “bedavacılar, baş belaları, hatta engeller” olarak görüyor.

Avrupa’da da benzer bir kopuş yaşanıyor, ABD Almanya’dan beş bin asker çekme planı yapıyor."


"Amerikan gücünün zayıflamasının en önemli sonuçlarından biri, ülkelerin kendi güvenlik düzeneklerini oluşturmaya başlaması:

- Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan kendi savunma anlaşmalarını imzalıyor (Mekke Anlaşması), 
- Umman İran'la daha yakın işbirliğine yöneliyor, 
- diğer Körfez ülkeleri İran’la temasa geçiyor, 
- Güney Kore Çin’le ilişkilerini geliştiriyor 
- ve Avrupa’da kıta çapında yeni bir savunma yapılanması tartışılıyor.
Bunların tümü, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin Amerika’nın kabiliyetlerine -ve niyetine- olan güvenlerini kaybettiğinin güçlü işaretleri.”
+++

"Yaşanan gelişmeler yalnızca İran Savaşı’nın sonuçları değil, dünya güç merkezinin uzun vadeli değişiminin bir parçası. 

Doğu Asya’nın dünya ekonomik üretiminin merkezi hâline gelmesi Amerikan etkisini zaten azaltacaktı. 

Ancak İran Savaşı  ABD’nin güç kapasitesi hakkında daha önce görülmeyen bir tabloyu ortaya çıkardı. 

Daha şubat ayında bile çok az uzman, 80 yılı aşkın süredir küresel bir dev olan Amerika Birleşik Devletleri’nin İran karşısında böylesine eli kolu bağlanmış bir duruma düşeceğini öngörebilirdi.”

+++

Makale şu saptama ile sona eriyor:

“İran çatışması önemli bir şeyi ortaya koyuyor: Amerikan Çağı sona erdi. ABD’nin küresel hâkimiyeti, onu ortaya çıkaran güç kaynakları olmadan devam edemez.”

+++