20 Şubat 2026 Cuma

Eğitim Bakanlığı oruç tutmayan namaz kılmayan öğrencileri fişliyor / Bakanlığın 6 günahı

 Milli Eğitim Bakanı'nın günahları:

1- ÇEDES kapsamında Menemen ayaklanmasının 
    kışkırtıcısı Şeyh Erbilî'nin türbesine öğrencilerin
    götürülmesi. - Mart 2024
2- İttihatçı düşmanlığı - Kasım 2024
3- Kız Ortaokulları açmaya kalkışmak - Eylül 2025
4-10 Kasım'ı tatil günü yaparak öğrencilerin Atatürk
    anması yapmasını engellemek - Kasım 2025
5- İlkokul 1.- 2. Sınıf  Gelişim Raporu'na Atatürk resmi 
    yerine uçak, tren, gemi resimleri koymak - Ocak 2026
6- Ramazan Etkinlikleri bahanesi ile oruç tutmayan,
    namaz kılmayan çocukların fişlenmesi - Şubat 2026

Hepsini tek tek görelim:



Milli Eğitim Bakanlığı, okul öncesi, ilkokul ve ortaokullarda, Ramazan boyunca uygulanmak üzere, her biri için ayrı ayrı ‘Ramazan Etkinlik Rehberi’ yayımladı. Etkinliklerin kapsamına bakılırsa, bütün Ramazan ayı boyunca eğitim müfredatına ara verilip Ramazan Müfredatı uygulanacak

Yayımlanan rehberler ve okullara gönderilen yazılara bakılırsa: - 4-6 yaş grubu okul öncesinden başlanarak çocuklar oruç tutmaya yönlendirilecek, camilere teravih namazına götürülecekler
- Okullarda öğrenci ve velilerle ‘Mukabele okunacak, Kur’anı Kerim okunacak’. 
- Çocuklardan hangisinin oruç tuttuğu, hangisinin tutmadığı kaydedilecek, tutanlara başarı belgesi verilecek
- Çocuklar ‘Ramazan Günlüğü’ veya ‘Ramazan İyilik Defteri’ tutacak, yaptıklarını, öğrendiklerini her gün yazacak. 
- Camiler ziyaret edilecek. Okullarda ekranlardan, hoparlörlerden gün boyu dini müzikler, görüntüler yayınlanacak… 
- Ortaokullarda ‘Ramazan Gazetesi’ çıkarılacak.

TÜRK MİLLETİ’Nİ BÖYLE BİRLEŞTİREMEZSİNİZ!

Hepimizin Sendikası Grubu Sözcüsü Zafer İncebacak:
- MEB’in bu uygulaması değerler eğitimi değil bir kesimin hassasiyetlerinin toplumun bütününe dayatılmasıdır.
- Atatürk’e ve Cumhuriyet’e karşı uygulamalarla Türk Milleti birleştirilemez, dış tehditlere karşı konulamaz.”
- MEB’in yayımladığı kılavuzda ve okullara gönderilen yazılarda yer alan etkinlik örneklerinde çökmekte olan neoliberal sistemin dini dayanaklarla ayakta tutulması çabası yer almaktadır ve nafiledir.
- Hükümet ve Milli Eğitim Bakanı, gerici siyasi eğilimleri yanında tutma uygulamalarıyla, Türk Milleti’nin geniş kesimlerinin desteğini yitirmektedir. 

‘SAPKINLIKLARIN, UYUŞTURUCUNUN, LGBT’NİN ÖNÜNE GEÇEMEDİNİZ’

Uygulanması düşünülen ‘Ramazan Ayı Etkinlikleri’ çökmekte olan neoliberal sistemin dini dayanaklarla ayakta tutulması çabasıdır ve nafiledir. 

Bugüne kadar açılan İmam Hatip okulları, okullarımızdaki din içerikli uygulamalar, sapkınlıkların, uyuşturucunun, LGBT dayatmalarının önüne geçemedi. 

Toplumun daha çok dini alana çekilmesiyle sorunların üstesinden gelinebileceğini sanmak gerçeklerden kopmaktır.

Toplumdaki yozlaşmanın temelinde neoliberal sistem yatmaktadır. Neoliberal sistemle hesaplaşmadan toplumsal çürüme ile baş edilemez.

Tekne oruca teşvik, teravih namazına yönlendirme gibi uygulamalar imsak, sahur, hurma, pide, kandil gibi kelimelerin yer aldığı bulmaca hem anayasal ilkelere hem pedagojik esaslara aykırıdır.


4-6 yaşlarındaki çocuklar ‘Okul öncesi Ramazan Etkinlik Rehberi’nde belirtildiğine göre sınıflarında bu kapı süslerini hazırlayıp evlerine götürüp oda kapılarına asacaklar. Bu telkinle yüklenen çocuklar, hiç kuşku yok ki ertesi gün okula gelip sahura kalkıp kalkmadıkları, oruç tutup tutmadıkları konusunda birbirlerini sorgulayacaklar. 

Bu, çocukları ve aileleri birbirine düşürme sonucunu verecek bir bölücülük girişimi. 

Milli Eğitime medrese müfredatı

+++

İncebacak, 10 Kasım'ın ara tatile denk getirilmesini, Gelişim Raporları'na Atatürk resmi konulmamasını da eleştirdi.

İlkokul 1. ve 2. sınıflara ilk kez karne yerine verilmeye başlanan Gelişim Raporu'na Atatürk yerine hızlı tren, 
gemi, uçak, araba resimleri konuldu.


Bu konuda ayrıntılı bilgi için bakınız: 
Milli Eğitim Bakanı sınıfta kaldı: 10 Kasım + 15 Ocak 
https://aliserdarbolat.blogspot.com/2026/01/milli-egitim-bakan-snfta-kald-10-kasm.html

+++

Bakan Yusuf Tekin Kasım 2024'te:
"İttihatçılar bu ülkeye egemen olana kadar Osmanlı herkesin kardeşçe yaşadığı bir ülkeydi"
demişti.

+++


Doğu Perinçek: 

Bakanlığın Ramazan uygulaması, tartışmanın ötesinde mahkûm edilmesi gereken bir uygulamadır. Çünkü gönüllere seslenen, inançlara seslenen bir uygulama değil. Sonunda birtakım mükâfatlar var. Çocukları şekerle kandırmak gibi. Burada bir erdem yok, bir eğitim yok. 

Milli Eğitim Bakanlığı eğitmiyor. Eğitmek nasıl olur? Çocukları bilinçlendirmekle. Arkadaşıyla paylaşmak, yardımsever olmak, dayanışma içinde olmak, vatanını sevmek... Bu değerlerle olur. Yoksa birtakım törenleri aşılayarak, bir de bilincinin ötesinde dayatmalarla olmaz. Bırakalım bir reşit çağa gelsinler. 

Bugün onlara neyi öğretelim: Kardeşliği, paylaşmayı, o paylaşmadan mutlu olmayı öğretelim, çalışkanlığı öğretelim. Onun için Milli Eğitim Bakanlığı bence burada eğitim yapmıyor, bir nevi dayatma yapıyor.


+++


Prof. Dr. Tülin Oygür:

Okullara dayatılan Ramazan ayı etkinlikleri din üzerinden çocuklarımızı, öğretmenlerimizi, velilerimizi ayrıştırmaktadır.

Evinde oruç tutulmayan veya ebeveynlerinin oruç tutmasına karşı oldukları  çocuklarımızı yok saymaktadır ve bu nedenle açık bir dayatmadır. Buradaki ‘onlar ayrı, bizden değil’ bakışı, birliğimizi güçlendirme ve bütünleşme yolunda her kesimin uğraş verdiği bugünümüzde, ülkemize yapılacak en büyük kötülüktür. 

Etkinlikte görev almak istemeyen öğretmenler, okul yönetiminin baskısıyla karşılaşacaklardır. 

Çocuklar birbirini işaretleyecekler ve belki de 
bu durumu zorbalığa çevirenler olacaktır.

Kamusal alan olan eğitim kurumlarımızı, eğitimi dinselleştirme dayatmasıyla herkese ait olmaktan çıkarmaya hiçbir otoritenin hakkı yoktur. Buna ne Anayasamız ne de Milli Eğitim Temel Kanunumuz izin verir.

Milli Eğitim Bakanlığını; bilimsel ve laik eğitimi tırpanlamaktan, kız ortaokulları açarak karma eğitimi hedefe koymaktan, din esaslı ÇEDES projesini ve Ramazan ayı etkinliklerini okullara dayatmaktan vazgeçmeye davet ediyoruz. Yaşadığımız iç ve dış zorluklara karşı milletçe bütünleşmemiz gerekirken, birbirimizi ayrıştıran bu uygulamaların tehlikeli olduğunu bir kez daha vurguluyoruz.

+++

Milli Eğitim Bakanlığı'nın ÇEDES saldırısı:

İzmir İl Müftü Yardımcısı Oğuzhan Kadıoğlu ve Menemen Müftüsü Mehmet SevenÇEDES (Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum) Projesi kapsamında, çocukları Menemen ayaklanmasının kışkırtıcılarından tarikat şeyhi Esad Erbili’nin türbesine götürdü.

Vatan Partisi Öncü Gençlik, Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ve Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD)  İzmir Müftülüğü önünde ÇEDES'e karşı eylemdeydi:

                               Aydınlık, 4 Mart 2024

Ayrıntılı bilgi için bakınız:
Bir ÇEDES rezaleti: Hain Erbilî'nin türbesine ziyaret 

Menemen’e kayyım atansın: 
Ak Parti ve CHP’nin Erbilî maceraları 

+++

Eğitimin birliği ilkesine KIZ ORTAOKULU  saldırısı:



Vatan Partisi dava açtı, 12 Eylül 2025
Ertesi gün ilan okulun sitesinden kaldırıldı 13 Eylül 2025:


Vatan Partisi'nin Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi Başkanlığı'na verdiği dilekçe:

“Millî Eğitim Bakanlığı, Ankara Dikmen’de Nevzat Ayaz Kız Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde bir ‘kız ortaokulu’ açıldığını duyurmuş, ayrıca Adana, Gaziantep, Karaman, Kastamonu, Manisa ve Şanlıurfa’da da benzer uygulamaların başlatılacağını kamuoyuna açıklamıştır. Bu işlem, çocuklarımızı cinsiyet temelinde ayırarak hem Anayasa’nın eşitlik ve eğitim hakkına ilişkin hükümlerine hem de eğitim mevzuatına açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Öncelikle gecikilmesi halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğabileceğinden işlemin yürütmesinin durdurulmasını, açıkça hukuka aykırı olan Nevzat Ayaz Kız Meslekî ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde kız ortaokulu adıyla yeni eğitim kurumu açılmasına ilişkin işlemin iptalini talep ederiz.”

https://www.aydinlik.com.tr/haber/vatan-partisi-yargiya-tasidi-okulun-web-sitesinden-kaldirildi-546223

Milli Eğitim Bakanlığının attığı bu adım; kız çocuklarımızı erkeklerden ayırmak, onların eğitim hakkını daraltmak, laik eğitim sistemini parçalamaktır. 

Vatan Partisi olarak, milletimizin bütün vicdanlı fertleriyle birlikte bu ihaneti durduracağız. Biz, laik ve bilimsel eğitimi savunmaya devam edeceğiz. 

Milli Eğitim Bakanı ve gerici anlayış şunu bilsin: Bu ülkede Cumhuriyet’in öğretmenleri, velileri,  çocukları var! Ankara’da sadece Yusuf Tekin yok. Ankara’da hâkimler var!

https://www.aydinlik.com.tr/haber/vatan-partisi-konuyu-yargiya-tasidi-kiz-okullari-kapatilsin-546086

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e açıkça sesleniyoruz: Kadınlarımızı kafese kapatamayacaksınız. Türk milletinin kız çocuklarını, Cumhuriyet’in aydınlık sıralarından koparıp karanlığa hapsedemezsiniz. Bu topraklardan Atatürk devrimlerinin gölgesini silemezsiniz. Biz buna izin vermeyeceğiz.

https://www.ulusal.com.tr/gundem/vatan-partisi-mahkemeye-basvurmustu-nevzat-ayaz-lisesindeki-kiz-ortaokulu-duyurusu-siteden-kaldirildi-15084670

+++


19 Şubat 2026 Perşembe

Cemil Meriç'in şiir defteri ve Kerim Sadi'ye imzaladığı kitabı

TEORİ Dergisi Şubat 2026 sayısının konusu Cemil Meriç oldu.
"Solcular Cemil Meriç'i anlamadı" söylemine yanıt verildi.



Örneğin "Solcular Çetin Altan'ı anlamadı" diyebilir miyiz? Bir zamanların keskin sosyalisti, Özal'a ve ABD'ye biat etmişti.

Cengiz Çandar arkadaşlarını İsrail'e ihbar ederek öldürtmüş, sonra da PKK'nın siyasi uzantısı HADEP'e katılmıştı. Onu da mı solcular anlamamıştı?

Hasan Yalçın'ın "DÖNEKLER" kitabında bunlardan bol miktarda bulabilirsiniz.


+++

ODA TV, konuyu şöyle haberleştirdi:

Soner Yalçın, "Solcular-Sessizliğe Söz Düşenler" isimli kitabında Cemil Meriç'in "solcu" geçmişine ışık tuttu.

Meriç’in sol çevrelerce yeterince anlaşılmadığını, gençliğinde sosyalist çevrelerle temas kurduğunu, Marks ve Engels okuduğunu, “sosyalist devlet kurma” iddiasıyla yargılandığını ancak beraat ettiğini aktardı.


TEORİ Şubat-2026 sayısında Soner Yalçın'ın yazısı ile birlikte, Cemil Meriç hakkındaki görüşüne aykırı yazılar yer aldı.

Meriç’in zamanla sosyalizme karşı çıktığı, sosyalizmi “vatan hainliği” olarak nitelendirdiği ve cumhuriyet karşıtı bir çizgiye yaklaştığı savunuldu. 

Doğu Perinçek ise "Cemil Meriç devrim düşmanıdır, tarafımız nettir" ifadelerini kullandı.

Yazının tamamı için bakınız: 

+++

Bir zamanlar solcu olup sonradan solculara düşman olan, emperyalizmin safında devrimcilere düşmanlık yapmaya başlayan kişiler için "solcular onları anlamadı" denilebilir mi?

+++

Soner Yalçın'ın da yazdığı gibi, Cemil Meriç, Aydınlık yazarı Kerim Sadi ile tanışıyordu. Kerim Sadi'nin tanıştırdığı Fevziye Menteşoğlu ile evlenip pansiyoner olmaktan kurtulmuştu. 

Çevirisini yaptığı kitabı Kerim Sadi'ye şu sözlerle imzalamıştı:
"Talebesi olmaktan büyük bir iftihar duyduğum alim ve idealist Kerim Sadi'ye hayranlıklarla 26-IX-946" 
Demek ki, o tarihte hala solcu idi.


Kerim Sadi'ye emanet ettiği "Bitmeyen Şarkılar" adlı şiir defterinin 4. sayfasında "diyalektik okuyacağız" diyordu:


Cemil Meriç, devrimci döneminde "Silezyalı Dokumacılar" şiirini Türkçeleştirdi. Kerim Sadi "Bunu ondan daha iyi kimse çeviremezdi." demişti. 

+++

Doğu Perinçek, Meriç'in geldiği konumu şöyle özetledi:
(Ayıraç içleri bana ait)

- Atatürk'e "aşağılık soysuz" diyecek kadar yerlerde sürünen bir terbiyesiz ve edepsizdir.

- Cemil Meriç'e göre:  "Atatürk önüne gelenin kellesini vurdurdu. Ve hazret sirozdan kıvrandığı yataktan bir Tanrı olarak kaldırıldı. Bir Tanrı ve Şeytan..."

- Onun çamurlu lügatinde Atatürk Şeytan'dır.

- Kemalist Devrim'e düşmandır. 

- Halkçılık, ona göre, halkın ırzına geçmektir.

- Dil Devrimi 
   - Kamûsa (sözlüğe) Anadolu'nun doluşudur,
     Azerice'nin, Çağatayca'nın, Kırgızca'nın doluşudur.
   - Vandalizmdir (Osmanlıca sözcükleri yok etmiştir)
   (Türkçe'ye karşı Arapça, Farsça sözcükleri savunuyor)

- Harf Devrimi irfanımızı (kültürümüzü) düne bağlayan
  köprüleri uçurmuştur.

- Sol, Cehennem'e inen merdivendir.

- Sosyalistler vatan hainidir, satılmıştır ve yok edilmelidir.

- Hikmet Kıvılcımlı, Namık Kemal'in piçidir.

- Meriç, İngiliz işbirlikçisi, devrim ve Cumhuriyet düşmanı Said Nursi'ye hayrandır. Nursi, laikliğin karton setlerini devirmiştir.

- Cemil Meriç Batı karşıtı maskesi takar, ancak emperyalizmin ve gericiliğin zavallı bir aletidir. Bir fikri ve derinliği olmayan bir enstrümandır.

+++

Doğu Perinçek:

Partimizin üyesi Ekrem Ataer ve Ece Ataer arkadaşlarım ULUSAL KANAL'da yayınlanan programda Cemil Meriç'e hayran olduklarını belirtiyorlar. Cemil Meriç Avrasya'nın büyük mütefekkiri imiş.

Devrim düşmanı hezeyanlara, sosyalizm düşmanı seviyesizliğe, Atatürk düşmanı edepsizliğe tarafsız kalmadık ve hatır için de kalamayız.

Milletimizin ve insanlığın geleceğini ilgilendiren konularda taraf olmak öncü kadroların sorumluluğudur.

+++

Cemil Meriç'in Atatürk ve devrim düşmanlığı kendilerine gösterilip 12 Aralık 2024'te ULUSAL KANAL'da söyledikleri eleştirilince, Ekrem ve Ece Ataer arkadaşlarımız "Bilmiyorduk, şimdi öğrendik, o sözlerimizi geri alıyoruz" diyecekleri yerde Vatan Partisi'nden istifa etmişlerdir.

+++

Soner Yalçın "Sol Cemil Meriç'i anlamadı" diyor. Anlaşılmayacak ne var? 

Soner Yalçın'a göre:
"Türk Solu, Meriç'in kitaplarını tartışmadı, yok saydı. Görülmemek, fark edilmemek onu kırdı, öfkelendirdi. Solun efendileri onu kabul etmedi ve onu altın tepsi içinde öteki mahalleye sundular."

Böyle bir savunma kabul edilebilir mi? Bir solcu, bir sosyalist "beni solcular anlamadı" diye solculuğu terk edebilir mi? Solculuktan vazgeçtik, Atatürk düşmanlığına kadar savrulur mu? Bu kariyerizm değil midir? Madem sol kanatta meşhur olamadım, sağ kanatta olayım. Bu mu mütefekkirlik? 

+++

Attila Hakan Ganimgil, "Cemil Meriç'i anlamak" başlıklı yazısında Nurculuk bağlantısını gösteriyor: (TEORİ Dergisi, Şubat 2026, sayfa 26 - 31)

Hayran oldukları Cemil Meriç bir Said Nursi hayranıdır. Meriç, Said Nursi Hareketi'ni Atatürk Devrimi'ne karşı haklı bir hareket olarak niteledi ve göklere yükseltti:

"Bir fırtına rüzgarına benzeyen Nur Risalelerinin zaman zaman boğuk, zaman zaman heybetli yankısı."

"O konuştukça laikliğin kartondan setleri yıkıldı birer birer."

"Nurculuk bir tepkidir. Kısır ve yapma bir üniversiteye karşı medresenin, küfre karşı imanın, Batı'ya karşı Doğu'nun isyanı"

Cemil Meriç, Nurculuğun ABD Derin Devleti tarafından yeraltı faaliyeti biçiminde örgütlenmesini "ahlaki kitap okuma seansı" diye şöyle savunuyordu:

"Said Nursi'nin risalelerini okumak için toplanan üç-beş vatandaşın tevkifi, tabiî hukuk bakımından ahmaklıkla kaynaşan bir cinayettir. Ahlaksızlığın ferman olduğu bir ülkede ahlaktan bahseden bir kitabı okuyanlar ancak takdire layıktır"

12 Eylül Cuntası başta Aydınlık olmak üzere devrimci dergileri ve yayın evlerini kapatırken, Fethullah Gülen'in Sızıntı dergisi ile Murat Belge yönetimindeki Birikim dergilerine alan açıldı.

Cemil Meriç'in Batı karşıtı söyleminin hedefi Batı emperyalizmi değil, Türk Devrimi ve Atatürk'tü. "Batı karşıtlığı", bir kısım İslamcıları avlamak için kullanılıyordu. Görev, "Kemalizmin sonu geldi" fermanını buyuran CIA Ajanı Graham Fuller'den alınmıştı.

12 Eylül karanlığında Cemil Meriç'e TRT'de program görevleri verildi. Aydınlıkçı Baki Özilhan TRT'den kovuldu.

Attila Hakan Ganimgil 
"Yiğit Çınar ile TEORİ" programında
ULUSAL KANAL'da Cemil Meriç'i anlatıyor: 

Meriç'in "Ahlaki kitap okuma seansı" diye yücelttiği, "Batı'ya karşı Doğu'nun isyanı" olarak takdim ettiği Nurculuk hareketi, Batı'nın emrindeki FETÖ önderliğinde 15-16 Temmuz'da "İlk Müslüman Cumhurbaşkanımız" Erdoğan'ı devirmek üzere tankla tüfekle uçaklarla karşımıza çıktı.

Nurculuğun sözde Batı karşıtlığı efsanesi işte böyle çöktü.

+++

Söz Kerim Sadi'den açılmışken kitap önerisi:
Nâzım Hikmet'in "abla", Şevket Süreyya'nın "silah arkadaşım" dediği, "İşçilerin Anası" olarak tanınan, şiirleri 1920'li yıllarda Aydınlık dergisinde yayımlanan, ilk 1 Mayıs şiirini kaleme alan Yaşar Nezihe'nin ve eserlerinin öyküsü. Benzersiz bir siyasi-edebi portre.
5.115
Görüntülenme

+++

16 Şubat 2026 Pazartesi

Bartolomeos'a H harfini kim koydu? İngilizce esaretinden kurtulalım.

  Bahreyn Diyalog Forumu
"His All Holiness Bartholomew I
Archbishop of Constantinople - 
New Rome and Ecumenical Patriarch"
Türkçesi:
"Kutsal Birinci Bartolomeos
Konstantinopolis - Yeni Roma Başpiskoposu 
ve Ekümenik Patrik"
+++

Yabancı özel kişi adlarının Türkçe yazımı kuralı şöyle:

- Aslı Latin harfleri ile yazılmış ise aynen alınır.
 Örnek: Emmanuel Macron

- Latin harfleri dışında harf ve şekillerle yazılmış ise, o ad 
  okunduğu gibi yazılır Türkçe metinlerde.

  Latin harfleri dışında alfabe kullanan ülkeler pasaportlarında
  kişi adları "dünya dili" olduğu gerekçesiyle İngilizce yazılır. 
  Biz Türkçe metinlerde o İngilizce yazılışı değil, o adın
  okunuşunu kullanırız. 

Örnekler:

Александр Дугин   Rusça
Türkçe: Aleksandr Dugin  İngilizce: Alexander Dugin 

Юрий Ушаков     Rusça
Türkçe: Yuriy Uşakov   İngilizce: Yuri Ushakov

जवाहरलाल नेहरू  Hintçe
Türkçe: Cevahirlal Nehru   İngilizce: Javaharlal Nehru

Bakınız KAYNAK YAYINLARI
Cevahirlal yazıyor.
عمر الشريف
Arapça: ‎Amr el-Şerif  Türkçe: Ömer Şerif  İng: Omar Sharif

جبرئیل محمد زاده   Farsça
Türkçe: Cebrail Muhammed Zade
İngilizce: Jebraeil Mohammad Zadeh

سید رسول بشیری موسوی   Farsça
Türkçe: Seyyid Resul Beşiri Musevi
İngilizce: Seyyed Rasoul Bashiri Mousavi


Halkımızın İngilizce bilme zorunluğu yok. Çoğu da bilmez. "Bu İranlıların adları ne kadar garip. Jebraeil falan" diyorlardır. Ne bilsinler ki bilmediklerini sandıkları bu isim bizim Cebrail... Rasoul bizim Resul...

Cengiz Han'ı Genghis Khan, İmran Han'ı İmran Khan mı yazalım? 

+++

Bu "h" harfini oraya kim soktu ise, kimse çıkaramıyor. 
Adamın adı (takma adı) Yunanca Βαρθολομαῖος 
harfinden ( θ = teta ) sonra harfi ( ο = omikron ) geliyor. 
Arada h harfi yok.

Β = beta B
α = alfa  A
ρ = ro    R
θ = teta  T
ο = omikron (küçük o)  O
λ = lambda  L
ο = omikron  O
μ = mu   M
α = alfa (burada e okunuyor) E
ῖ = diaeresis işareti
ο = omikron  O
ς = sigma      S

(diaeresis işareti, kendisinden önce ve sonra gelen iki sesli harfin birleşerek ayrı bir ses oluşturmadığını, ayrı ayrı hecelere ait olduğunu gösteriyor. mös değil me-os olarak okunacak yani.)

Bartolomeos Türkçe doğru yazım. Bartholomeos yanlış.

(Gerçek adı Dimitrios Arhontonis)

Eskiden Patrikhane Bartolomeos yazıyordu. Baktılar ki h ekliyoruz. "Türkler böyle istiyor" diye düşünerek eklediler h'yi.

+++

İngilizce dışındaki dillerde bu H harfi orada yok. Bakalım:

Bartolomeos = Almanca, Felemenkçe, Fince, Lehçe
Bartolomee = Fransızca
Bartolomeo = İtalyanca, İspanyolca
Bartolomeu = Portekizce, Rumence
Bartolomeus = İsveççe, Danca
Bartolomej = Çekçe, Slovakça
Бартоломео = Bartolomeo = Rusça, Sırpça, Bulgarca
بارثولوميوس = Barsolomyus = Arapça

Bartholomew = İngilizce. Ancak okunuşu Bartolome.

+++

h harfi İngilizce yazımdan alınma. 

İngilizlerde t harfinden sonra h koyma takıntısı var.

İngilizce yazılışı: Bartholomew

+++


H takıntısına ikinci örnek: Atina

Yunanca : Αθήνα
Α = alfa A
θ = teta T
ή = ita  İ
ν = nu  N
α = alfa A

Burada da t ( θ = teta ) ile i ( ή = ita ) arasında h harfi yok.
Ama İngilizler koymuş.  Atina'ya Athens diyorlar. 
Biz de Athina mı diyelim? Bu İngilizce hayranlığından nasıl vazgeçeceğiz?

(Baş Papaz Atinagoras'a da yıllarca İngilizce Athenagoras deyip durduk.)

+++


Üçüncü örnek:

Yunan gazetesinin adına da H eklemiş İngilizler: 
Η ΚΑΘΗΜΕΡΙΝΗ = okunuşu İ KATİMERİNİ

Bakalım:

Η = İ

Κ = K
Α = A
Θ = T
Η = İ
Μ = M
Ε = E
Ρ = R
Ι  = İ
Ν = N
Η = İ

En baştaki İ okunan H (ita) artikel - yani İngilizce'deki The, Almanca'daki Der, Die, Das gibi.

İngilizce E Kathimerini yazılıyor.

Aslında olmayan H yine eklenmiş. 
Θ (teta = T) ile Η (ita = İ) arasında H harfi yok görüldüğü gibi. Ama İngilizler koyuvermiş. İngilizlerin T'den sonra H koyma takıntısını burada da görüyoruz.

İngilizce'de E harfi İ okunduğu için E Kathimerini yazıyorlar. Biz İngiliz değiliz ki. Doğrusu İ Katimerini

Türk basını habire E Kathimerini yazıp duruyor. Şaka gibi.

+++


Bir de heceleme sorunu var.

Değerli basın çalışanları.

Bu adamın adını okurken Bart - ho - lo- me - os  diye mi hece ayırımı yapıyorsunuz? Hayır. Ağzınızdan ho sesi çıkıyor mu? Hayır. Okurken h harfini yok sayıyorsunuz. Zaten yok. Olmayan harfi neden yazıyorsunuz?

Doğru heceleme şöyle: Bar - to - lo - me - os
Zaten okurken böyle okuyorsunuz da, yazarken neden İngilizce?

İlla da İngilizce diyorsanız Bartholomew yazın.

İngilizce esaretinden kurtulalım.

+++

Çin bu sorunu çözmüş. Pinyin denilen Latin harfleri ile yazılan bir alfabe geliştirmişler. Bu yüzden Çin pasaportlarında Çin isimleri İngilizce değil Çince yazılıyor.

Bu alfabede X harfi Ş, Q harfi Ç, J harfi C okunuyor.
Xi Jinping = Şi Cinping
Li Qiang = Li Çiang

Çin'den İngilizce'ye veto...

+++