20 Ocak 2021 Çarşamba

Obama ve Trump'a Pentagon darbesinin 4 yıllık tarihi

Eylül 2016'da ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) askeri bir darbe
ile Obama'yı saf dışı bıraktı. Olay şöyle gelişti:

ABD ve Rusya Dışişleri Bakanları arasında imzalanan ve Obama 
tarafından onaylanan anlaşmaya önce CIA ve Pentagon ayak diredi,
sonra da Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Hava Unsurları Komutanı 
açıkça karşı çıktı.

Karşı çıkmakla kalmadı, anlaşmayı bozmak için Deyr ez-Zur'daki 
Suriye mevzilerini bombaladı.

CIA ve Pentagon (Komutanlar) Obama'ya: "Hiç bir şekilde bizim
işlerimize karışamazsın, bizim onayımız olmayan hiç bir anlaşmayı
imzalayamazsın" diyordu bu davranışları ile.

Obama, askeri vesayete karşı ağzını bile açamadı.


28 Aralık 2016 günlü yazımızda
şu tahlili yapmıştık:

"Obama bir anda YALOVA KAYMAKAMI  durumuna düştü. 
Trump bile şimdiden devre dışı kaldı. Asker durumdan vazife
çıkardı, olaya el koydu. Şu anda Obama da, Trump da devre dışı.

ABD Anayasası'ndan yetki almayan karanlık bir gurup ABD 
yönetimini ele geçirmiş durumda ve en iğrenç yöntemlerle 
kirli bir savaş yürütüyor.

'ABD ve Avrupa demokrasinin beşiği, oralarda askeri vesayet olmaz,
sivil yönetim ne derse askerler onu yapar' diye kafa ütüleyen sözde 
demokrasi aşığı Atlantik sevdalılarına duyurulur."

Bu konuda ayrıntılı bilgi için bakınız:
Obama askeri vesayet mağduru   28 Aralık 2016  


Obama, dünya jandarmalığı taraftarı saldırgan NeoCon'ların (Yeni
Muhafazakarların) denetimindeki Demokrat Parti üyesi idi.

Ve dolayısıyla, ABD'nin Suriye'deki saldırgan konumu ile tam uyum
halindeydi. Rusya ile yapılan anlaşma, taktik bir düzeydeydi. Buna
rağmen CIA ve Pentagon, kendilerine geçici de olsa ufak bir kısıtlama
getirecek her türlü anlaşmaya karşı olduklarını ortaya koydular.

+++

CIA ve Pentagon, Obama'ya yaptıkları darbenin benzerini 2017 yılı
başlarında Trump'a da yaptılar. Bu yüzden Trump, Tayyip Erdoğan
ile görüşmesini 20 dakikaya sığdırmak zorunda kaldı. 5 dakika Trump
konuştu, 5 dakika tercüme; 5 dakika Tayyip konuştu, 5 dakika tercüme.
Yani: Selamün aleyküm Aleyküm selam - Hav ar yu Fayn tenks end yu?
işte o kadar.

17 Mayıs 2017 günlü yazımızda şu tahlili yapmıştık:

"Trump, bu buluşmadan rahatsız. Çünkü ABD derin devleti kendisine
karşı darbe yapmış durumda. Koltuğundan olmaması için derin devletin
dümen suyunda gitmesi, seçimlerde verdiği sözleri unutması gerekiyor. 
Danışmanlarından bazıları şu an ya görevden alınmış ya alınmak üzere
ve haklarında soruşturma açılmış durumda. CIA ile Pentagon'un birlikte 
Suriye'de düzenledikleri kimyasal saldırı Trump'ı kıpırdayamaz duruma
soktu. ABD Başkanı olarak "Beni zor duruma düşürmek için saldırıyı CIA
düzenledi" diyemezdi ki, bu yüzden Esad'ın suçlanmasına katılmak, Suri-
ye'nin bombalanması için emir vermek ve YPG'ye ağır silah verilmesi 
belgesini imzalamak zorunda kaldı.

Trump böylece
"Esad terörizme karşı savaşıyor, IŞİD'e karşı desteklen-
meli, Obama yanlış yaptı" gibi romantik söylemlerinin üzerine bir bardak
soğuk su içmek zorunda bırakıldı. Kimyasal silah darbesi, Obama'ya 
karşı yapılan derin devlet darbesinin devamı idi."

Bu konuda ayrıntılı bilgi için bakınız:
Trump - Tayyip görüşmesi niçin 10 dakika sürdü   17 Mayıs 2017 

+++

Demokrat Obama'dan sonra 8 Kasım 2016'da ABD Başkanı olan
Cumhuriyetçi Trump, dünya jandarmalığına karşıydı. Deniz aşırı
ülkelerdeki askerleri kademeli olarak geri çekmek, kaynakları iç
üretimi artırmada kullanmak amacındaydı.

"Orta Doğu'da (askeri müdahaleler için) 7 trilyon dolar harcadık.
Bu büyük bir hata" diyordu.

Video kaydı: 


MOMENTS AGO: "We have spent $7 trillion in the Middle East," Pres. Trump says. "$7 trillion. What a mistake." cbsn.ws/2BUyLSV


Ancak, 17 Mayıs 2017 günlü yazımızda ayrıntılı olarak gösterdiğimiz
gibi, Trump'ın sesi kesilmişti ve "7 trilyon dolar harcadık" sözlerinin
gereğini yerine getirmesi olanaksızdı.

Buna rağmen şansını denedi, Suriye'den askerleri çekmek istediğini
açıkladı. Ancak bu defa hakkında azil soruşturması açıldı. Ve ayrıca 
da Pentagon'dan bizim duyamadığımız şekilde el altından öyle büyük
bir tehdit gelmiş olmalı ki, işi şamataya vurarak şöyle komik bir açıklama
yapmak zorunda kaldı:

"Suriye'deki kahraman askerlerimizin evlerine dönmesini istiyorum.
Sınırı (Türkiye - Suriye sınırı) başkaları kontrol etsin. Biz petrolü güvence
altına aldık. Petrolü seviyorum. Kürtler ile çalışıyoruz. Türkiye ile çalışıyo-
ruz. Bir çok ülke işle çalışıyoruz"

Ve askerleri çek(e)medi.

Bakınız. 

+++

Saldırgan silah tekellerinin ve tefeci sermayenin sabrı taşmıştı. Bütün
göstergeler, Kasım 2019 seçimlerinde Trump'ın kazanacağı yönündeydi.
Buna nasıl engel olunacaktı?

Koronavirüs imdada yetişti. Trump yönetiminin işin ciddiyetini anlayama-
ması ile ülkedeki sağlık alt yapısının feci durumu bir araya gelince Trump
yönetimi virüs karşısında aciz ve beceriksiz duruma düştü. Kitle desteği
azalmaya başladı.

Bu durumda silah tekelleri saldırıya geçme vaktinin geldiğine karar 
verdiler. Soros'un ayarladığı beyaz polis dünyanın gözü önünde siyah
adamın boynuna dizini basarak boğdu ve Black Lives Matter (Siyah 
Hayatlar Değerlidir) ayaklanması başladı.

Trump'ın destekçileri arasında bol miktarda zenci, Latin Amerikalı 
(Hispanik) ve Asyalı düşmanı ırkçı örgütlerin bulunması, Soros destekli
beyaz polisin işlediği cinayetin Trump'ın üzerine yıkılmasını kolaylaştırdı.

Bu ayaklanma karşısında Trump yönetiminin aciz kalması da itibar 
kaybına yol açtı, ve Fethullah'ın "Mezardaki ölüler de oy kullansın" 
talimatı uyarınca yapılan seçim hileleri de eklenince Trump kaybetti.

Şu anda Fethullah Hoca ellerini ovuşturuyor.

+++

arşiv:

Türkiye'de solcular niçin Biden yandaşı  19 Ocak 2021

https://aliserdarbolat.blogspot.com/2021/01/turkiyede-solcular-nicin-biden-yandas.html


Amerika'da solcular niçin Biden taraftarı    15 Ocak 2021

https://aliserdarbolat.blogspot.com/2021/01/amerikada-solcular-nicin-biden-taraftar.html


Üçüncü Amerika: Atına Binen Kovboy     11 Ocak 2021

https://aliserdarbolat.blogspot.com/2021/01/ucuncu-amerika-atna-binen-kovboy.html


+++

19 Ocak 2021 Salı

Türkiye'de solcular niçin Biden yandaşı


Yazar Ahmet Yıldız, "Türkiye'de solun gönlü niçin Biden'de?"
başlıklı yazısında şöyle diyor:

"Başlığı okuyunca, rahmetli Attila İlhan'ın ünlü kitabındaki gibi
Hangi Sol dediğinizi duyar gibiyim.

Söz ettiğim sol, her birinin 'en' sosyalist sol olduğu iddiasındaki
TKP'den Vatan Partisi'ne, ÖDP çevresinden Birikim tayfasına,
CHP'den HDP'ye kadar uzanan...  tüm taraflardır.

Vatan Partisi'ni ayırırsak, hemen hepsinin yayın organlarına,
yazı ve paylaşımlarına bakınca gönüllerinin Biden'de olduğu
açıkça görülüyor."

+++

Görüyoruz ki, Ahmet Yıldız, Türkiye solunu ikiye ayırıyor:
Vatan Partisi  ve diğerleri.

Diğerleri, sahte sol olarak adlandırdığımız kesim.

Sahte solun Amerikancı olduğu Amerika'nın boots on the
ground (harp sahasındaki kara kuvvetleri) olarak ilan ettiği
PKK - PYD ve onların uzantısı HDP ile ilişkilerine bakılarak 
kolayca anlaşılmaktaydı. Biden taraftarlıkları, onların Ameri-
kancı sahte sol olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı.

+++

Ahmet Yıldız, 2,5 trilyon dolar gibi bir servete sahip olan yüksek 
teknolojili medya devlerinin Biden yandaşı olmasının bizim solcu-
ları neden hiç şüphelendirmediğine şaşırıyor, şöyle diyor:

"Trump düşmanlığında uluslararası liberal basının tüm organları ve
twitter, facebook gibi sosyal medya organları başı çekiyor. Twitter
bu konuda baş diktatör konumunda.

Sol'un en başta, 2,5 trilyon dolar zenginliğe sahip bu rakipsiz son-
radan görme zengin diktatörlerin demokrasiyle de, insanlığın kur-
tuluşu ile de en küçük bir ilgilerinin olmadığını görmesi ve salt bu 
nedenle bile, onların desteklediklerinden kuşkulanması gerekmez mi?"

Gerekmez Sayın Yıldız, onlar Amerikancı sahte sol olduklarından
dolayı bu yazdıklarınızı bile bile Biden yandaşlığı yapıyorlar.

+++

Yıldız, Trump'ın arkasında ABD'yi yöneten güçlerden bir kısmının 
olduğunu söylüyor. Bu güçlerin silah sanayisi ve tefeci finans ser-
mayesi dışındaki sanayici ve tarımcılar olduğunu, bunların diğer
ülkelere müdahale yapmaktan vazgeçip ABD içinde üretimi artırma
ve halkın refah seviyesini yükseltme taraftarı olduğunu biliyoruz.

Çünkü saldırganlık arttıkça kaynaklar silaha yatırılıyor, ülke içinde
refah seviyesi düşüyor, üretim azalıyor, alım gücü düştüğü için sa-
nayici pazar kaybediyor. Kısır döngü.

Bakınız: 

ABD'de halkın azımsanamayacak bölümü sefalet içinde yaşıyor.

Amerika'da 550 bin evsiz var. Sokaklarda, metro istasyonlarında
karton kutuların, çadırların içinde yatıyorlar.

Bakınız: 

ABD'de milyonlarca kişi gıda yardımı ile yaşıyor. Aşevlerinde dağıtılan
yemekler için uzun kuyruklar oluşuyor.

Vietnam başta olmak üzere savaştan dönen, sakat kalan, uyuşturucuya
başlayan, dönünce ailesini bıraktığı yerde bulamayan, milyonluk işsizler 
ordusuna katılan askerlerin durumu içler acısı.

Bütün bu işsizlik, yoksulluk Biden'ın umurunda bile değil.

Ahmet Yıldız, başka ülkelere saldırmaktan vaz geçip ABD içinde üretimi
artırmaya dönük Trump politikasının, başka ülkelere saldırganlığın odağı 
olan Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve CIA bürokrasisi ile çatıştığını 
kaydediyor, ve şöyle devam ediyor:

"Başkanlık maaşını almayan, ABD ekonomisini yerli yerine oturtmayı
başarmış, orta ve alt sınıfların vergi oranlarını neredeyse %1'lere dü-
şürmüş, Mart ayında korona salgını azıtana kadar yeniden seçilmesi
garanti bir kişinin bizim solcularca 'Budala' olarak değerlendirilmesi."

+++

Biden'ın Vietnam'dan bu yana devam edegelen ve Trump'ın sona
erdirmeye çalıştığı saldırganlığa devam programını Ahmet Yıldız
şöyle açıklıyor: (Ayıraç içleri bana ait)

"Biden'in arkasında şimdiye kadar dünyanın anasını bellemiş olan ve
ABD devlet bürokrasisine musallat olmuş Neoconlara (Yeni Muhafaza-
karlara) kadar uzanan bir ekip var.

Biden'in yaptığı açıklama: 'Bürokrasiyi yeniden devlet geleneğinin 
içine yerleştireceğiz' oldu. Yani: Ta Vietnam'dan bu yana olduğu gibi (saldırganlığa) devam!"

Peki bu 'Eski' (saldırgan) Amerika'ya tüm dünya solcularının karşı olması
gerekirken, bu sisteme karşı olan Trump düşmanlığında Sezar'dan çok
Sezarcılık neden?"

+++

Trump'ın devlet geleneğinden yani iktidara ortak olma, hatta yönlen-
dirme geleneğinden çıkarmak istediği Pentagon ve CIA bürokrasisini
yani silah tekellerinin temsilcilerini Biden yeniden devletin içine yer-
leştirme sözü veriyor. "Silah tekellerinin ve tefeci finans sermayesinin
isteklerini yerine getireceğiz, dünya jandarmalığına devam edeceğiz,
sözümüzü dinletemediğimiz ülkelere müdahale edeceğiz" anlamına 
geliyor Biden'in bu sözü.

+++

Ahmet Yıldız, bizim (sahte) solcuların neden Biden yandaşı olduğuna
dair iki olasılıktan söz ediyor:

1- Biden'ın Türkiye muhalefetine desteğinden dolayı bizim solcular
    Biden yandaşı oldu

2- Tayyip düşmanlığı gözlerini kör etti. "Madem ki Trump Tayyip'i 
     deviremiyor, Biden gelsin Tayyip'i devirsin. Nasıl olsa ikisi de
     Amerika. Varsın 'Eski' (saldırgan) Amerika olsun" dediler.

Yıldız şöyle devam ediyor:

"Umarım bu ikinci olasılık gibi naif bir yakınlıktır aralarındaki,
daha 'derin' bir bağ yoktur.

Çünkü Trump faşist ise Biden tan on katı daha faşisttir."

Yıldız iki olasılık diyerek yanılıyor. Bu iki olasılık birbirinin aynı.
Ayrıca faşizm saldırgandır. ABD'nin saldırganlıktan vazgeçmesi
programını öne süren Trump'a bu yüzden faşist denilemez.
Her emperyalist faşist değildir.

Ayrıca, "naif yakınlık" ile "derin bağ" arasında ne gibi bir fark var
son tahlilde?

+++

Yazı şöyle sona eriyor:

"Biden'in arkasındaki gücü biliyoruz da, Trump'ın arkasındakileri
tam bilmiyoruz. Belki ABD milliyetçi derin devleti, belki Çin'de üs
kuran tekelci sermaye, ya da her ikisi de."

Aslında biliniyor Trump'ın arkasındaki güç. Bunlar silah sanayisi
dışındaki sanayi tekelleri ve büyük tarımcılar. 

Sayın Yıldız'ın sözünü ettiği "Çin'de üs kuran tekelci sermaye", 
silah sanayisi dışındaki üretici sermayedir. Otomotiv, elektronik,
beyaz eşya, giyim gibi.

Sayın Yıldız'ın milliyetçi derin devlet dediği kesime Amerika'da
yurtsever (patriot) deniliyor. Orada milliyetçi tanımı kullanılmıyor.
Bunların amacı maliyet sorunlarından dolayı başta Çin olmak 
üzere ABD dışında üretim yapan sermayeyi ABD'ye geri getirmek
suretiyle işsizlik sorununa çözüm getirmek.

Bunun için de, ABD'nin dünyayı sömürmek için tezgahladığı ancak
bumerang gibi dönüp ABD'yi vuran küreselcilik siyasetinden adım
adım geri dönmek, gümrükleri yükselterek ucuz Çin mallarının gel-
mesini engellemek, üretimi ABD içinde yapmak, yani içe kapanmak
gerekmektedir. Bu ise saldırganlıktan, dünya jandarmalığından vaz
geçmekle mümkün olacaktır. Trump bunu yapmak istiyordu.

Vatan Partisi'nin Türkiye için önerdiği ÜRETİM DEVRİMİ programının
ABD için de devrimci bir seçenek olduğu görülmektedir.

Ancak Erbakan'ın dediği gibi bu iş kanlı mı olacak, kansız mı.
Yani ABD yenilgiyi kabul edip içe kapanacak mı,
Yoksa kabul etmeyip saldıracak ve savaş alanında yenilerek mi
içe kapanacak, sorun budur.

+++

Ahmet Yıldız'ın yazısının tamamı:
Türkiye'de solun gönlü niçin Biden'de?  

+++

arşiv:


+++

15 Ocak 2021 Cuma

Amerika'da solcular niçin Biden taraftarı

Amerikan solcularının durumu çok acıklı.

Aydınlık'tan Fikret Akfırat ile söyleşi yapan Latif Bolat şöyle diyor:

"Hemen her seçimde Demokrat Parti içinde biraz daha ehven-i şer
bir aday bulup onu desteklerler, ve her defasında bu aday seçilemez.
Aynen son seçimde Bernie Sanders durumunda olduğu gibi"


Kasım 2020 seçimleri için Demokrat Parti'de 2 Başkan Adayı yarıştı:
Joe Biden ve Barnie Sanders. 

"Demokratik Sosyalist" olduğunu öne süren Sanders gençliğinde ırk 
ayrımcılığına karşı çıkmış, Belediye Başkanlığı döneminde düşük 
fiyatlı ev projesi ile yoksulların ev sahibi olmasına katkı sağlamıştı.
Irak'a ABD saldırısına karşı çıkmıştı. 

Sanders, bu seçimde gelir eşitsizliğini azaltma, asgari ücreti artırma,
göçmenlerin ABD'ye daha kolay girmesini sağlama, polisin siyahilere 
uyguladığı şiddeti önleme, başka ülkelere askeri müdahalede bulun-
mama sözü vermişti.

Ancak ülkelere askeri müdahale yapma taraftarı Biden ön seçimi 
kazanarak Başkan Adayı olmuş, solcuların desteklediği Sanders 
kaybetmişti.

Bu durumda Demokrat solcuların Trump'ı desteklemeleri, Cumhu-
riyetçilere oy vermeleri beklenirdi. Çünkü Trump'ın programı San-
ders'in programına daha yakındı.

Ama Amerikan solcusu için başta kim olursa olsun Demokrat Parti
solcudur. Demokrat Parti'nin Başkan Adayı Biden gibi faşist birisi
bile olsa onların gözünde solcudur.

Sanders gibiler solcuları avlamak için kullanılan vitrin malzemesidir.
Silah tekellerinin, tefeci finans sermayesinin, teknoloji devlerinin
kontrolünde olan Demokrat Parti'de Sanders gibilerin Başkan Adayı
olma şansı sıfırdır.

Burada sahte solculardan bahsediyoruz. Yoksa gerçek solcular da 
var bu ülkede. ABD Komünist Partisi gibi.

+++

35 yıldır ABD'de yaşayan Latif Bolat şöyle devam ediyor:
(Ayıraç içleri tarafımdan eklenmiştir)

"Bu kesim (yani solcular) için en azılı Neo Con (Yeni Muhafazakar)
Hilary Clinton bile solcu biri sayılır. Kısacası, Amerikan solunda de-
rinlik ve gelişmişlik sorunu yaşanır hep.

Mesela, karşılaştığımız solcuların hemen hepsi PKK destekçisidir.
(ABD'nin en önemli sol politikacı entelektüellerinden filozof, tarihçi,
dilbilimci) Noam Chomsky'nin PKK tahlillerini hatırlayın.

The New York Times gazetesinin analizleri onların solculuğunun
kaynağıdır genellikle. NYT ağzı ile Irak saldırısının haklılığını sa-
vunurlar. Maalesef bu en gelişmiş solcu kesimde bile böyledir.

Tartışmalarda nasıl oluyor da Colin Powell, Rumsfeld, John McCain
gibi en azılı NeoConların Biden'ı desteklediğini sorduğumuzda bir
cevapları bulunmamakta. Çünkü büyük bir tahlil yeteneksizliği var.

Bunu Türkiye'deki bizim genel solcu kesimdeki yüzeysellikle de kar-
şılaştırıp anlamak mümkün"

+++

Bu parti fetişizmi ülkemizde de aynen mevcut.

Örneğin yönetim kademesi NATO, AB, ABD taraftarı olsa, iktidara
gelmek için onların yardımını istese bile, o parti yine de solcudur,

Milletvekilleri Cumhuriyet düşmanı Seyit Rıza heykeli önünde basın
açıklaması yapsa bile, o parti hala Atatürk'ün kurduğu partidir.

Atatürk'ü katliamla suçlayacak delil bulmak amacı ile hükümetten
Dersim arşivlerini açmasını isteyen, Atatürk'ün Tunceli adını vermiş
olmasına rağmen "Ben Dersimli Kemal, devrimci Kemal" diye masaya
vuran liderleri elbette Atatürkçüdür.

Ermeni soykırımı yapmadığımıza dair Atatürk'ün ayrıntılı açıklama-
larına rağmen tersini iddia eden İl Başkanları Atatürkçüdür.

Lideri "Anayasa'da etnik tanım olmamalı" diyerek Anayasa'dan
Atatürk'ün koyduğu Türk Milleti tanımını çıkarmayı ve Türk yerine
"Türkiye Cumhuriyeti Yurttaşı" tanımını koymayı önerse, satır altı
Atatürk'ün ırkçı olduğunu ima etse bile o lider yine de Atatürkçüdür.

Yönetici kadrosunda Atatürk'e Kefere Kemal diyenler, CIA'da kod
numarası ile kayıtlı olanlar bulunsa da, o parti yine de Atatürk'ün 
partisidir.

Atatürk'ün kurduğu ülkeyi bölmek için silaha sarılan PKK'nın siyasi
uzantısı HDP ile işbirliği yapsa bile, o parti hala Atatürk'ün partisidir.

Gençlik örgütü Kobani'ye giderek PKK'nın atadığı sözde başbakanı
"Sayın Başbakan" diye ziyaret etse de, o partinin Atatürkçülüğüne
zerre kadar halel gelmez.

75 yıllık Atlantik sürecinde, 1945'den bu yana, özellikle de 12 Eylül
sonrası, ülkem solcusu ABD solcusu konumuna sürüklenmiştir.

Doğal olarak, gerçek solculardan ayırmak için onlara "sahte solcu"
dediğimizde, haksız sayılmamamız gerekir.

Demokrat Parti içinde göstermelik bile olsa Sanders gibi söylemlerine
bakılırsa gerçekten solcu diyebileceğiniz bir aday var, ancak CHP'de
göstermelik bile olsa Atatürkçü diyebileceğiniz bir Genel Başkan Adayı
var mı? Kılıçdaroğlu'ndan farklı şeyler söyleyebilen bir aday?

Buyurun Muharrem İnce:
Muharrem İnce'nin programı  

arşiv:

Üçüncü Amerika: Atına Binen Kovboy 

AKP, CHP, HDP(PKK): Yeni Anayasa'da Türk Milleti olmayacak 

CHP Gençliği Kobani yolunda  

Cinnet geçiren CHP Atatürk düşmanına koştu 

"Dersimli Kemal kimliğini reddet" çağrısı  

ŞİÖ demokratik olmayan ülkeler topluluğudur  

Türkiye'nin AB'den kopmasına izin vermeyiz  

NATO ve CHP aynı telden tıngırdattı  

+++