23 Eylül 2026 Çarşamba

KKTC'nin düşmanları demokrat, dostları faşist: İşte sözde Türk basını

Batı (Atlantik/NATO) yanlısı basınımıza göre Almanya'daki
- KKTC ve Türkiye dostu AfD aşırı sağ (NAZİ, faşist)
- KKTC ve Türkiye düşmanları ise demokrat

+++

1982 yılından bu yana Cumhuriyet Gazetesi'nde günlük çizimler yapan Behiç Ak, AfD'yi AŞIRI SAĞ, NAZİ olmakla suçluyor:

Behiç Ak çizgisi

Behiç Ak'a göre:
- GAZZE'deki SOYKIRIMI destekleyen iktidar DEMOKRAT
- GAZZE'deki SOYKIRIMA karşı çıkan AfD SOYKIRIMCI

Saksonya-Anhalt seçimini ABD ve AB karşıtı AfD kazandığı için Cumhuriyet bakın nasıl dövünüyor:


AfD Milletvekilleri KKTC'yi ziyaret etmek için Meclis'e başvuru yapınca "Hayır gidemezsiniz, KKTC korsan devlettir, Kıbrıs Türkiye'nin işgali altındadır" diyerek başvuruyu geri çeviren DEMOKRAT  partiler şunlar:

Başvuruyu kabul etmeyen Gurup Başkanvekilleri:
CDU (Hıristiyan Demokrat Birliği) Dr. Jonas Geissler, 
SPD (Almanya Sosyal Demokrat Partisi) Ralf Stegner, 
Yeşiller Partisi (Die Grünen) Boris Mijatović ve 
Sol Parti (Die Linke) Kathrin Fey

İşte bunlar DEMOKRAT.

"Meclis olarak izin vermezseniz biz de kendi paramızla gayrı resmi olarak KKTC'ye gideriz" diyen ve giden AfD ise FAŞİST.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan "KKTC'yi tanıyın" çağrısı yapıyor
ama kendisine bağlı Anadolu Ajansı (AA), Avrupa'da "KKTC tanınsın" diyen tek parti olan AfD'yi aşırı sağcı diye suçluyor.
Anadolu Ajansı'nı Cumhuriyet Gazetesi mi yönetiyor?

Ayrıntılı bilgi için bakınız:
KKTC ve Türkiye dostu AfD'nin Saksonya-Anhalt seçim zaferi 

+++

Aydınlık, 9 Eylül 2026
KKTC Milli Takımı'na 10 numaralı oyuncu
olarak yazılan AfD Milletvekili Maximilian KRAH

Demek ki neymiş:
KKTC'yi desteklersen, "KKTC tanınsın" dersen AŞIRI SAĞCI, IRKÇI, NAZİ, FAŞİST oluveriyorsun.

+++

Sözde solcu, hatta sosyalist ve de komünist, sözde Amerikan emperyalizmi karşıtı BirGün Gazetesi, ABD karşıtı AfD'nin seçim zaferini nasıl karalıyor bakın:

BirGün 8 Eylül 2026

Bu da sözde keskin solcu, sosyalist ve ABD karşıtı EMEP (Emek Partisi) bağlantılı Evrensel Gazetesi. ABD karşıtı AfD meğerse IRKÇI imiş. Faşist yani. Buyurun:

Evrensel, 8 Eylül 2026

Bunlara SAHTE SOLCU derken haksız mıyız?
Bunların solculuğu, sosyalistliği, emperyalizm karşıtlığı lafta. 
İş eyleme gelince hepsi ABD'nin, AB'nin yanında.
"ABD askerleri ülkemizden gitsin" demek ırkçı demagoji imiş.

+++

Sözde Türk basınının Amerikancı amiral gemisi Hürriyet'e göre KKTC ve Türkiye düşmanı Sol Parti SOLCU, AfD ise FAŞİST. Niçin? Efendim, ABD ve AB yönetimleri yani demokratlar KKTC'ye karşı ya, bundan dolayı KKTC yandaşı olanlar da doğal olarak faşist oluveriyorlar.

Dolayısıyla Hürriyet de KKTC dostu AfD'ye karşı KKTC düşmanı Sol Parti'den medet umuyor. Elif Eralp'in Türk olması Sol Parti'nin Türk düşmanı olduğu gerçeğini değiştirmez.

Cem Özdemir de Türk ama her gün Türkiye düşmanlığı yapıyor. Almanya'da Bakan oldu, şimdi Baden-Württenberg eyaletinin Başbakanı. Bize hayrı yok, zararı var.

Siz Türk düşmanı Türk'e mi, Türk dostu Alman'a mı oy verirsiniz. Konu bu kadar basit.

Arkadaş, AfD'ye "KKTC'ye gidemezsiniz, orası Türkiye işgalindeki sahte devlet" diyen Sol Parti değil mi?

Bir de "yabancı düşmanı" suçlaması var. Yalan. AfD diyor ki, kaçak olarak gelen ve iltica isteği kabul edilmeyen yabancılar ülkelerine dönsün. Almanya'da yaşayan 4 milyon Türk için gitsinler demiyor AfD, kaçak gelenler gitsin diyor.

Peki siz Türkiye'ye kaçan milyonlarca Suriyeli'ye gitsinler derken yabancı düşmanı oluyor musunuz? AfD de olmuyor.

 Bu da Milliyet:
Milliyet 7 Eylül 2026 

+++

Sahte solcusuyla, sağcısıyla, sahte Atatürkçüsüyle, 
tüm Amerikancılar dehşet içinde.


Ayrıntılı bilgi için bakınız: 
5 soruda AfD gerçeği


+++

Amerikancılar oturup ağlasın:
7 Eylül'de Saksonya-Anhalt seçimininde %43,8 ile birinci parti olan AfD, 21 Eylül'de Mecklenburg-Vorpommern seçiminde de %38,2 ile birinci parti oldu. Berlin'de ise oylarını ikiye katladı.

Mecklenburg-Vorpommern sonuçları şöyle:
AfD % 38,2
SPD (Sosyal Demokrat Parti) % 35,5
Sol Parti (Die Linke) % 6,5
Yeşiller (Die Grünen) %5,7
CDU %4,9 İktidardaki Merz'in partisi barajı aşamadı
BSW %4,8

Berlin sonuçları:
Sol Parti (Die Linke) %25,7 (oylarını ikiye katladı)
               Başbakan adayı: Elif Eralp
CDU (Merz'in Hıristiyan Demokratları) % 18,8
         (Geçen seçimde %28,8 oy almıştı)
Afd-D %16,3 (oylarını ikiye katladı)

+++

20 Eylül 2026 Pazar

Amerikan Çağı Sona Erdi: The Atlantic Dergisi yazdı

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 1857 yılından bu yana yayımlanan ülkenin en köklü siyaset ve fikir dergilerinden The Atlantic'in Eylül 2026 sayısındaki bir makalenin başlığı:

The American Age Is Over
Amerikan Çağı Sona Erdi

Makalenin alt başlığı:

A period of global dominance has ended in plain sight
Küresel hakimiyet dönemi gözlerimizin önünde sona erdi.

Makale yazarı: Phillips Payson O'Brien


+++

Makalenin ilk paragrafı:

"Amerikan Çağı bir gün kaçınılmaz olarak sona erecekti.
Sarsıcı (shocking = şok edici) olan ise o anın bu kadar aniden gelmiş olması. 

ABD'nin gücü, uzun zamandan beri, dünyanın en iyi savaş araç gereçlerine, en yüksek eğitimli askeri personeline, dünyanın dört bir yanındaki üslerine, lojistik ağına ve askeri-diplomatik ortaklıklara dayanıyor. 

Son altı ay içinde bu ABD gücünün ucuz füze ve insansız hava araçlarıyla silahlanmış, baskıcı ve ekonomik açıdan durgun bir rejim olan İran’ı yenmeye yetmediği ortaya çıktı."


+++

The Atlantic Eylül 2026 kapak

+++

Makalenin ikinci paragrafı:

"Washington’un kriz anında diğer bütün ülkelerden daha büyük mali, askerî ve diplomatik kaynakları harekete geçirebileceği düşüncesi uzun yıllar ABD’nin küresel caydırıcılığının temelini oluşturdu. 

Vietnam, Irak ve Afganistan’daki başarısızlıklara rağmen bu inanç müttefikleri rahatlattı ve düşmanları caydırdı.

Bu varsayım aynı zamanda, ucuz ve seri üretilen silahların bile ölümcül bir hassasiyetle yönlendirilebildiği günümüzde ABD Ordusu’nu savunmasız bırakan bir rehaveti de besledi."
+++

Makale şöyle devam ediyor:

"Trump’ın İran’la savaşı, küresel gücün altında yatan dinamiklerin ne kadar değiştiğini ve Amerikan kudretinin ne ölçüde gerilediğini açığa çıkardı.

ABD 1980’de açıkladığı Carter Doktrini ile Basra Körfezi’nden dünya pazarlarına petrol ve diğer emtianın serbest akışını güvence altına almayı üstlenmişti.

İran çevresine kurulan Amerikan üs ağı yıllarca Tahran üzerinde büyük bir askerî baskı oluşturdu, ancak son İran savaşı bu denklemi değiştirdi.

İran’ın üst düzey yöneticilerinin öldürülmesine rağmen yönetim ayakta kaldı. İran’ın uzun menzilli füze ve İHA saldırıları Amerikan hava savunmasını aşarak çok sayıda tesisi devre dışı bıraktı.

Çatışmanın henüz ikinci haftası dolmadan 17 Amerikan üssü, hava savunma tesisi ve diplomatik tesis vuruldu. Bunların arasında Bahreyn’deki ABD Beşinci Filo Karargâhı ile Kuveyt’teki Ali Al Salem Hava Üssü, Camp Arifjan (Arifcan) ve Camp Buehring de bulunuyor."


Camp Buehring, Kuveyt

Camp Buehring, Kuveyt

Camp Buehring, Kuveyt

Resimler:

Prens Sultan Hava Üssü
Riyad'ın 100 km güneydoğusu, Suudi Arabistan

Prens Sultan Hava Üssü, Suudi Arabistan

Camp Arifjan, Kuveyt

Resimler: 


+++

"ABD, İran'a karşı savaşı tırmandıramadı, çünkü onlarca yıldır gemilerini ve uçaklarını ikmal ettiği Bahreyn'deki 5. Filo Üssü ve Şeyh İsa Hava Üssü vuruldu ve devre dışı kaldı." 

Bu yüzden ikmal (lojistik) hattı Hürmüz Boğazı'na 3,200 km uzaklıkta olan Diego Garcia Adası'na taşındı ve ikmal maliyetleri arttı, hava herekatı verimliliği düştü, personelin yükü ağırlaştı.

BAHREYN (İngilizce BAHRAIN)

Diego Garcia Adası
Bahreyn, Kuveyt, Ürdün,
Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'daki
üsleri yerle bir edilen ABD, işte bu adaya kaçtı.

+++

"Bahreyn'deki üste kalan kişisel eşyaların ne zaman alınabileceği sorusuna ABD Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Daryl Caudle şu yanıtı verdi: 'Yakın zamanda oraya geri dönmeyeceğiz. Bu konuda tamamen açık olmak istiyorum' 

Bu tesislerin savunmasızlığı ve onarım maliyetleri yüzünden ABD bazı üsleri onarmaktan vazgeçebilir. Temel gerçek şu ki, İran gibi teknolojik açıdan daha az gelişmiş bir düşmana karşı bile kilit tesisleri savunmak, ABD Ordusu’nun şu anda yapabildiği bir şey değil.”


+++

"ABD'ye onarım için dönen USS Abraham Lincoln’ün yerine Japonya'da konuşlu olan 
 USS George Washington uçak gemisi Arap Denizi’ne gönderildi. Onun olağan görevi Çin’i askerî harekâta girişmekten caydırmaktır; şimdi ise bu caydırıcılık büyük ölçüde zayıflamış durumda. 

Nisan sonunda  THAAD ve Patriot önleyici füzeleri ile Tomahawk seyir füzeleri tehlikeli derecede düşük seviyelere indi. Mevcut üretim hızlarıyla savaş öncesindeki stokların yeniden oluşturulması yıllar sürer.

ABD yıllardır az sayıda üretilen, teknolojik açıdan son derece gelişmiş ancak birim maliyetleri çok yüksek silah sistemlerine ağırlık verdi. Yeni savaş biçimi bu modeli sarstı."

+++

"Bugün ABD dünya ölçeğinde neredeyse hiç sivil gemi inşa etmiyor. Çin ise dünyadaki gemilerin yaklaşık yüzde 50’sini ve İHA'ların yaklaşık yüzde 80’ini üretiyor.

Ordusunu kısa süreli, yüksek yoğunluklu bir çatışmada üstün gelmek üzere inşa eden Amerika Birleşik Devletleri, Çin’le uzun süreli bir çatışmaya girebilmek için gerekli teçhizat, stok ve dinlenmiş kuvvetlerden yoksun.

Japonya ve Güney Kore dünyanın ikinci ve üçüncü büyük gemi inşa güçleri. Ancak Trump yönetimi bu geleneksel müttefikleri “bedavacılar, baş belaları, hatta engeller” olarak görüyor.

Avrupa’da da benzer bir kopuş yaşanıyor, ABD Almanya’dan beş bin asker çekme planı yapıyor."


"Amerikan gücünün zayıflamasının en önemli sonuçlarından biri, ülkelerin kendi güvenlik düzeneklerini oluşturmaya başlaması:

- Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan kendi savunma anlaşmalarını imzalıyor (Mekke Anlaşması), 
- Umman İran'la daha yakın işbirliğine yöneliyor, 
- diğer Körfez ülkeleri İran’la temasa geçiyor, 
- Güney Kore Çin’le ilişkilerini geliştiriyor 
- ve Avrupa’da kıta çapında yeni bir savunma yapılanması tartışılıyor.
Bunların tümü, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin Amerika’nın kabiliyetlerine -ve niyetine- olan güvenlerini kaybettiğinin güçlü işaretleri.”
+++

"Yaşanan gelişmeler yalnızca İran Savaşı’nın sonuçları değil, dünya güç merkezinin uzun vadeli değişiminin bir parçası. 

Doğu Asya’nın dünya ekonomik üretiminin merkezi hâline gelmesi Amerikan etkisini zaten azaltacaktı. 

Ancak İran Savaşı  ABD’nin güç kapasitesi hakkında daha önce görülmeyen bir tabloyu ortaya çıkardı. 

Daha şubat ayında bile çok az uzman, 80 yılı aşkın süredir küresel bir dev olan Amerika Birleşik Devletleri’nin İran karşısında böylesine eli kolu bağlanmış bir duruma düşeceğini öngörebilirdi.”

+++

Makale şu saptama ile sona eriyor:

“İran çatışması önemli bir şeyi ortaya koyuyor: Amerikan Çağı sona erdi. ABD’nin küresel hâkimiyeti, onu ortaya çıkaran güç kaynakları olmadan devam edemez.”

+++


14 Eylül 2026 Pazartesi

İkinci Hürmüz Boğazı Bab ül-Mendep Husi denetimine girdi

1990 yılındaki birleşmeden önce bölgede 2 devlet vardı: Kuzeyde Sana merkezli Yemen Arap Cumhuriyeti, güneyde sosyalist eğilimli  Aden merkezli Yemen Demokratik Halk Cumhuriyeti. Birleşmeden sonra kurulan yeni devletin adı Yemen Cumhuriyeti, başkenti de Sana oldu.


2011 seçimlerinde tek aday olması dolayısıyla kuzeyde 
Şiiliğin Zeydi koluna mensup Husiler ile güneyde Sünni Güney Hareketi seçimi boykot etti.

18 Ağustos 2014'te Husiler darbe yaptı. İran destekli Husilerin ülkeyi tamamen ele geçirmesinden korkan Suudi Arabistan'ın başını çektiği koalisyon Husi karşıtı güçlere destek vererek Yemen'e müdahale etti. Bu güçler de Aden'de bir hükümet kurdular. İç savaş başladı. 


+++

Aden'in batısı ile Taiz'in güneyi arasında kalan bölgeyi BAE (Birleşik Arap Emirlikleri) destekli GGK (Güney Geçiş Konseyi) güçleri denetliyordu. Ancak Suudi-BAE anlaşmazlığı çıkınca Suudi destekli BLK 2025 yılının sonunda BAE destekli GGK'yi ortadan kaldırdı. 


5 Eylül 2016'da harita yukarıdaki gibi idi. 

YeşilSuudi destekli BLK (Başkanlık Liderlik Konseyi)
          Diğer adıyla YBK (Yemen Başkanlık Konseyi)
          Arapça: Meclis el-Kiyade el-Reisi
          İngilizce: PLC (Presidential Leadership Council)                     
Turuncu: İran destekli Husiler (Ensarullah)
                Arapça: El Husiyun
                Lider kadrosu büyük ölçüde Husi Kabilesi'nden  


Toprak anlamında BLK daha büyük bir alanı denetlese de, Yemen nüfusunun büyük çoğunluğu Husilerin denetlediği bölgede yaşıyor.

Ensarullah, Ağustos ayının ikinci yarısında BLK mevzilerini ve Suudi silahlarının sevk edildiği Muha ve diğer limanları yoğun bombardımana tutmuştu.

5 Eylül'de BLK Kızıldeniz kıyısı boyunca kuzeye yöneldi. (Haritadaki yeşil oklar) Amaç kuzeyde Suudi Arabistan kıyısına ulaşarak Husilerin Kızıldeniz bağlantısını kesmekti.

+++

6 Eylül 2026

Ancak Husiler karşı saldırıya geçerek BLK güçlerini Muha kentinin kuzeyine kadar kovaladı. Husiler böylece Bab ül-Mendep Boğazı'na 75 km. kadar yaklaşmış oldu.

Kırmızı oklar: Husilerin saldırı yönleri
Kırmızı çerçeveli koyu renkli bölge: 6 Eylül'de Husi ilerlemesi
Husiler Muha Limanı'nın kuzeyindeki tepeleri ele geçirdi
ve güneye doğru ilerlemeye devam ediyor.
Mavi bölge: Suudi destekli Tarık Salih güçleri
(Bu bölgeyi Husiler 10 Eylül'de ele geçirdi)

Babülmendep'e bakan Yemen topraklarında tam Ensarullah kontrolünün sağlanması, yalnızca Suudi deniz ticareti üzerinden Riyad'ı değil, krizin derinleşmesiyle tüm Körfez bölgesini ağır bir yükün altına sokacak. Ensarullah'ın 20 Temmuz'da başlattığı ablukada şu ana kadar ondan fazla gemi hedef alındı, 50'den fazla ticari gemi Babülmendep'ten geri dönmek zorunda kaldı. Birçok küresel gemicilik şirketi ise rotasını doğrudan Afrika'nın güneyine kaydırdı.

Bu tablo, Hürmüz Boğazı'nın kapalı olması nedeniyle zaten tıkanan Körfez enerji sevkiyatına ağır bir darbe daha indiriyor. Sorun, Suudi Arabistan yönetimi tarafından acil müdahale edilmesi gereken hayati bir kriz olarak görülüyor. 

https://www.aydinlik.com.tr/haber/kizildeniz-hatti-alev-alev-turkiye-yemende-batakliga-mi-cekiliyor-589158

+++

9 Eylül 2026 

Yemen Silahlı Kuvvetleri (Ensarullah Hareketi = Husiler) Kızıldeniz kıyısındaki Muha المَخا (İng. Mokha/Mocha) kentini ele geçirdi. Bir liman kenti olan Muha, Bab ül-Mendeb Boğazı'nın 75 km. kuzeyinde. Uluslararası Havalimanı da var.


Aden Hükümeti'ne bağlı güçler ve Tarık Salih'e bağlı Ulusal Direniş Güçleri güneye doğru geri çekildi. Hays, El-Havha, El-Veziiyye ve Mevza gibi bölgelerin yanı sıra stratejik öneme sahip Halid bin Velid askeri kampı Ensarullah Hareketi'nin eline geçti.


+++

10 Eylül 2026

Husiler 18 saatlik yıldırım harekatı ile Kızıldeniz kıyısının en güneyine, Bab ül-Mendep Boğazı'nın  girişine kadar indi. Boğazı denetleyen Berim  بريم  (Perim, diğer adı Meyyun) Adası'nı ele geçirdi.


Meyyun Adası, Süveyş Kanalı üzerinden Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan stratejik Bab ül-Mendep Boğazı’nın en dar noktasında bulunuyor.

Husiler daha önce boğazdan geçen gemileri daha uzak noktalardan hedef alıyordu. Bu bölgenin ele geçirilmesiyle beraber, Husiler, boğazın en dar bölgesi olan 30 kilometrelik deniz koridoru üzerinde hakimiyet kurmuş oldu.

Husiler önce Zubab'ı, ardından hükümetin kontrolünde kalan son sahil kasabası Murad'ı ele geçirdi.
            Husilerin girdiği Berim (Meyyun) ve Cebel Zukar Adaları
Sarı: Husiler
Koyu sarı: 9 Eylül'de Husilerin BLK'den aldığı bölge
Sarı noktalar: 10 Eylül'de Husilerin ulaştığı sınır
Kahverengi: Suudi destekli BLK

Husilerin deniz kuvvetleri daha sonra  Zukar Adası'na (Cezire Cebel Zukar = Zukar Dağı Adası) girdi. 

Tam harita:

https://www.mepanews.com/husiler-yemenin-kizildeniz-kiyisini-tamamen-ele-gecirdi-79674h.htm

https://www.aydinlik.com.tr/haber/ensrullah-yemenin-kizildeniz-kiyilari-kontrol-altina-aldi-babulmendepdeki-kritik-ada-ele-gecirildi-589706

+++


Ensarullah'ın ilerleyişi üzerine Amerikalı Cumhuriyetçi Senatör Joe Wilson, Türkiye'yi sahaya davet ederek X'te şöyle yazdı:
Mekke Savunma İttifakı, birine yönelik saldırının herkese yönelik saldırı olduğu söylüyor. Şimdi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın Husileri yok etme vakti. Özgür Yemen!” 
+++
Berim ve Cebel Zukar Adaları, Husilerin BATMAYAN UÇAK GEMİLERİ oldu.

+++

13 Eylül 2026

Husiler Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı Petrol hattı'nı vurdu.

Suudi Arabistan, cuma günü düzenlenen İHA saldırılarının ardından ülkenin doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı'na bağlayan Doğu-Batı boru hattını geçici olarak kapatmıştı.

Reuters'a konuşan kaynaklar, boru hattının yeniden faaliyete geçiş süresine ilişkin farklı tahminlerde bulundu. Kaynaklardan biri hasarın onarılmasının 5 ila 6 hafta sürebileceğini belirtirken, bir başka kaynak hattın daha kısa sürede kısmen yeniden çalıştırılabileceğini ve onarım devam ederken petrol pompalanmasının mümkün olabileceğini söyledi. 

Küresel petrol arzının %4'ünü oluşturan günlük 4 milyon varil akışı bu limandan yapılıyor.