23 Mart 2026 Pazartesi

Çanakkale - Süveyş - Hürmüz: Tarihi değiştiren 3 boğaz

                           Sebilürreşad 29 Haziran 1338 (1922) 

İtilaf (Anlaşma) Devletleri (İngiltere, Fransa ve Rus Çarlığı) Osmanlı İmparatorluğu'nu aralarında paylaşma kararı almıştı. Rus Çarlığı İstanbul'u ve Boğazları alacak, diğer ikisi Anadolu, Irak ve Suriye'yi bölüşecekti.

İtilaf Devletleri'nin niyetini anlayan İttihat ve Terakki Fırkası denetimindeki Osmanlı Hükumeti bu küresel güçlere ancak küresel bir güç birliği ile karşı durulabileceğini kavramış ve Almanya ve Avusturya-Macaristan ile birlikte İttifak Devletleri denilen oluşuma katılmıştı.

Akdeniz'de Fransa - İngiltere takibinden kaçan Göben ve Breslau adlı iki Alman kruvazörü İstanbul'a sığındı. Bazı Alman belgelerine göre onların gelmesini Sadrazan Said Halim Paşa istemişti. İki gemiye Yavuz ve Midilli adı verildi.

Enver-Talat-Cemal Paşalar önleyici bir vuruş yapma kararı aldılar. 29 Ekim 1914 günü Amiral Souchon komutasında Yavuz, Midilli ve 9 Osmanlı gemisinden oluşan filo Rusya'nın Odessa, Sivastopol, Novorossiysk ve Kefe limanlarını bombaladı.

Bir mayın gemisi ve on beş askerî nakliye gemisi batırıldı, bir torpido botuna ağır hasar verildi. Bir kömür gemisi 3'ü subay 75 personeliyle esir alındı. Novorossiysk'te buğday silolarıyla elli petrol deposu tahrip edildi. 2 Kasım'da Rusya, 5 Kasım'da İngiltere Osmanlı İmparatorluğu'na savaş ilan ettiler.

Ancak bu Karadeniz Baskını, Rus Çarlığı'nın  donanma göndererek İstanbul'u işgal etme planını önlemişti.

Ayrıntılı bilgi için bakınız: 

İttihat Terakki'ye "Osmanlı'yı savaşa soktu" eleştirisi yapılıyor. Ancak görüldüğü gibi, 1. Dünya Savaşı Osmanlı'yı parçalamak için çıkarılmıştı. Saldırganı hareketsiz durup "tarafsızım" diyerek saldırıdan vaz geçirme olanağı yoktur. Savaşa girmemiz kaçınılmazdı.

+++

Buradan günümüz için çıkarılacak ders:

Osmanlı nasıl İngiliz-Fransız-Rus saldırganlığına diğer küresel güç Almanya ile birleşerek karşı durabildi ise,

bugün de ABD - İsrail - Yunanistan saldırganlığına ancak yine küresel bir güçbirliği ile, TRÇİ (Türkiye-Rusya-Çin-İran) ittifakı ile karşı durabiliriz.

+++

3 Kasım 1914
Rus Çarlığı'nın yapamadığı İstanbul saldırısını üstlenen Fransa ve İngiltere, Çanakkale Boğazı'na dayandı.
9 Ocak 1916
Bozguna uğrayan saldırganların son birliği de Çanakkale'den ayrıldı. 
Çanakkale Savaşı zaman dizini ve ayrıntılı bilgi için bakınız: 

+++

Eski Rus takvimine göre Şubat 
Yeni takvime göre Mart 1917
Çanakkale'yi geçip İstanbul'a ulaşamayan İngiliz ve Fransızlar Rus Çarı'na yardıma gidemeyince ayaklanma başarıya ulaştı ve Çar tahttan indirildi.
Eski Rus takvimine göre 25 Ekim 
Yeni takvime göre 7 Kasım 1917
Lenin önderliğinde Ekim (Sovyet) Devrimi başarıya ulaştı.
Düşman Rus Çarlığı yıkıldı, Rusya dost kuvvet oldu. 

Sovyet Rusya, İngiltere-Fransa ittifakından ayrıldığını ilan etti ve Rus Çarlığı'nın Osmanlı'yı parçalama planını açıkladı. Osmanlı topraklarındaki işgalci Rus askerlerini geri çekti.

9 Eylül 1922
Yunan - İngiliz - Fransız işgaline karşı mücadele eden Mustafa Kemal Paşa Sovyet Rusya ile işbirliği yaparak zafere ulaştı.

Çanakkale Boğazı dünya tarihini işte böyle değiştirdi.

Burada da günümüz için çıkarılacak aynı ders var:
Küresel güçlere küresel güçlerle birlikte karşı durulabilir.

+++

Osmanlı Sadrazamı Said Halim Paşa'nın "Türkiya'nın Harb-i Umumi'ye İştirakindeki Sebebler" başlıklı yazısı, Mehmet Akif Ersoy'un çıkardığı Sebilürreşad Dergisi'nin 29 Haziran 1338 (1922) günlü sayısında yayınlanmıştı. 

Türkiya'nın Harb-i Umumi'ye İştirakindeki  Sebebler

Halim Paşa Genel Savaş'a (1. Dünya Savaşı) girişimizin nedenlerini özetle şöyle açıklıyordu:

Büyük Avrupa Savaşı’nın patlak vermesi, bütün Türkiye’yi derin bir hayret ve endişe içine sürükledi.  

İtilaf Devletleri’nin (İngiltere, Fransa ve Rus Çarlığı) giderek gizliliği bir kenara bırakıp açığa çıkan düşmanca tutumları... 

 ... bugün “Şark Meselesi” denilen ve başka bir ifadeyle “Türkiye’nin paylaşılması meselesi”ni ortak bir uzlaşmayla çözmek istedikleri anlaşılıyordu.

Herkes Rusya’nın asıl hedefinin İstanbul ve Boğazlar olduğunu biliyor; Fransa’nın Suriye’ye, İngiltere’nin Irak’a yönelik hırsları açıkça görülüyordu. Bu amaçlar açıkça ilan edilmemiş olsa da ...

İtilaf Devletleri Osmanlı Devleti ile ittifak yapmak istemediler yalnızca “tam tarafsızlık” tavsiyesinde bulundular. 

Osmanlı Devleti, bu isteksizliğin sebebini, İtilaf Devletleri’nin esas hedefinin Osmanlı Devleti’ni sona erdirip topraklarını paylaşmak olduğu düşüncesine bağladı.

Yazının tamamı için bakınız: 


+++

26 Temmuz 1956
Mısır, Süveyş Kanalı'nı millileştirme kararı aldı. Kanal, Batılı şirketlerin denetimindeki bir şirket tarafından yönetiliyordu.
İngiltere yanına Fransa ve İsrail'i de alarak Mısır'ı ve Süveyş'i işgal etmeye kalktı. 
Dünya liderliğini İngiltere'den devir alma amacıyla ABD bu savaşta tarafsız kaldı: "İngilizlerin burnu sürtülsün bakalım, ABD olmadan bir şey yapamayacağı görülsün."
Sovyetler "Çekilmezseniz Paris ve Londra'yı bombalarım" diye tehdit edince işgalciler Mısır'dan ayrılmak zorunda kaldı.
Süveyş saldırısı İngiliz sömürge imparatorluğunun sonunu getirdi. Arap dünyasında Baas (Rönesans = Yeniden Doğuş = Arap Kemalizmi) devrimleri hızlandı
ABD emin adımlarla emperyalist dünyanın liderliğini İngiltere'den devir aldı.
Ayrıntılı bilgi için bakınız: 


Süveyş Kanalı dünya tarihini işte böyle değiştirdi.

+++

Dünya tarihini değiştiren üçüncü boğaz Hürmüz oldu.

Vietnam, Laos, Kamboçya, Afganistan bozgunlarından ve PKK - PYD -  El Şara felaketinden sonra en büyük tokatı Hürmüz'de yedi. 

Süveyş olayında emperyalist dünyanın partonluğu el değiştirdi Hürmüz olayında ise ABD'nin yerini alacak ondan daha güçlü bir emperyalist güç yok. Yükselen Avrasya var. 

TRÇİ ittifakı dünyaya yön vermeye aday birliktelik olarak önümüzde durmakta, Türkiye'nin milli güçlerinin ilgisini beklemektedir

Hürmüz, emperyalizmin baş aşağı yuvarlanmaya başladığı bir dönemin kapılarını açmıştır.

+++

19 Mart 2026 Perşembe

Utanç bildirisine Perinçek'ten kınama: ABD ve İsrail ile bayramlaştınız


12 İslam ülkesinin Dışişleri Bakanları, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da toplanarak ABD ve İsrail'in bayramını kutlama anlamlı bir bildiriye imza attılar. Bildirinin konusu İsrail-ABD saldırıları değil, İran saldırıları. 18 Mart 2026

Bildiriyi Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan imzaladı

+++

İşte o 12 ülke:

Türkiye Cumhuriyeti
Azerbaycan Cumhuriyeti
Bahreyn Krallığı, 
Mısır Arap Cumhuriyeti, 
Ürdün Haşimi Krallığı, 
Kuveyt Devleti, 
Lübnan Cumhuriyeti, 
Pakistan İslam Cumhuriyeti
Katar Devleti, 
Suudi Arabistan Krallığı, 
Suriye Arap Cumhuriyeti, 
Birleşik Arap Emirlikleri 

İran saldırılarını kınadılar ve saldırıları derhal durdurma çağrısı yaptılar.

Afganistan toplantıya katılmadı. Pakistan'ın Afganistan'a saldırısını bu açıdan değerlendirmeliyiz.

Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri ile birlikte İbrahim Anlaşması'nı imzalayıp İsrail'i tanıyan Fas bile toplantıya katılmadı.

ABD'nin "İran Salalah limanındaki yakıt tanklarına saldırdı" diye kışkırttığı Umman bunun ABD tuzağı olduğunu anlayarak toplantıya katılmadı. Türkiye ve Azerbaycan ise "İran size füze attı" palavrasına inanarak toplantıya katıldı. Ne yazık ki Umman kadar olamadık.

Diyelim ki 6 ülkedeki ABD üsleri ve ABD iştirakli kuruluşlar İran füzelerinin hedefi oluyor, peki, hedef olmayan diğer 6 ülkeye (Türkiye, Azerbaycan, Mısır, Lübnan, Pakistan, Suriye) ne oluyor?


+++

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, Hükumet adına bu bildiriye imza atarak açıkça ABD-İsrail ve NATO dan yana tavır aldığını ilan etmiştir.

+++

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek bildiriyi kınadı:

MÜSLÜMANLARI KATLEDEN ABD VE İSRAİL İLE 
         BAYRAMLAŞANLARI KINIYORUZ

"İran, Lübnan Hizbullahı, Filistin, Yemen emperyalizme ve Siyonizme karşı savaşıyor. Siz neredesiniz?

Düşmana üs, petrol, benzin, para veriyorsunuz.
Bu Müslümanlık mı? Ramazan Bayramı'na böyle mi gireceksiniz? ABD ve İsrail katilleriyle mi bayramlaşacaksınız?
a
Nerede kaldı Gazze ile dayanışma? Riyad'da toplananlar Gazzelilere, Filistinlilere sorsun bakalım, bu bildiriye ne yanıt alacaklar?

Trump ve Netanyahu ile kader birliği yapanlar, onların sonlarını paylaşır. Herhalde Müslümanları katledenlere Allah Cennet vadetmiyor."

+++

Kınama yazısının tamamı:
RİYAD’DA MÜSLÜMANLARI KATLEDEN ABD ve İSRAİL’LE BAYRAMLAŞANLARI KINIYORUZ İran savaşıyor, Lübnan, Hizbullah savaşıyor, Filistin savaşıyor, Yemen savaşıyor, İslam ülkeleri emperyalizme ve siyonizme karşı savaşıyor. Siz neredesiniz? Düşmana üs veriyorsunuz, benzin veriyorsunuz, para veriyorsunuz. Bu Müslümanlık mı? Ramazan Bayramı’na böyle mi gireceksiniz? ABD ve İsrail katilleriyle mi bayramlaşacaksınız? Bayram tebriğinizi savaşan Müslüman ülkelere değil, onlara füze yollayan, Müslümanları katledenlere mi yapacaksınız? ABD’ye üs veriyorsunuz. İran, Filistin, Yemen ne yapacak? Sizin verdiğiniz üslerin önünde selam mı duracak? ABD’ye doğalgaz, enerji veriyorsunuz. Üslerinizden İran’a füzeler gönderiyorsunuz. Müslümanlar ne yapacak? Sizin verdiğiniz füzelerin altında kurbanlık koyun gibi yatmalarını mı bekliyorsunuz? İran, Müslüman ülkelere saldırmıyor, ABD üslerini ve onlara yataklık eden merkezleri hedef alıyor. Bu bildiriye imza atan Türkiye, Çanakkale Savaşında şehit olanların, İstiklal Savaşında şehit olanların, teröre karşı 40 yıldır can veren Mehmetçiğin, Polisin Türkiyesi değil. Her konuşmanın başında şehitlerimize rahmet okuyorsunuz ama onları şehit eden ABD-İsrail cephesinden yazılan bildiriye imza atıyorsunuz. Nerede kaldı Gazze ile dayanışma? Riyad’da toplananlar, Gazzelilere, Filistinlilere, bütün insanlığa sorsun bakalım, bu bildiriye ne yanıt alacaklar. Trump ve Netanyahu’yla kader birliği yapanlar, onların sonlarını paylaşır. Herhalde Müslümanları katledenlere Allah cennet vadetmiyor.

+++

Bildirinin 2. maddesi şöyle:

2. Bakanlar, İran’ın 

Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine, 
Ürdün Haşimi Krallığı’na, 
Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ve 
Türkiye Cumhuriyeti’ne 
yönelik saldırılarını ele almış; 

balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirilen ve yerleşim alanlarını, sivil altyapıyı — petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, havalimanları, konut binaları ve diplomatik misyonlar dahil — hedef alan bu kasıtlı İran saldırılarını kınadıklarını ve reddettiklerini teyit etmişlerdir. 

Bakanlar, bu tür saldırıların hiçbir gerekçeyle veya hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını vurgulamışlardır. Ayrıca devletlerin, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca kendilerini savunma hakkına sahip olduklarını ifade etmişlerdir.

+++

Palavralarla dolu olan bu 2. maddeyi tek tek gözden geçirelim:

+++

Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine, (Kuveyt, Katar, Bahreyn,
                                                          BAE, Suudi Arabistan)
Ürdün Haşimi Krallığı’na, 

saldırı yapılmadı. Bu ülkelerdeki ABD üs ve tesislerine, ABD iştirakli kuruluşlara saldırı yapıldı. Bu ülkelerdeki ABD üs ve tesislerinden İran'a saldırı yapılıyor mu? Yapılıyor. Peki, bu ülkeler kendi toprakları üzerindeki bu ABD üslerinden İran'a saldırı yapılmasını engelliyorlar mı? Hayır. Bu durumda İran "Bu füzeler bize komşularımızın topraklarından atılıyor, boyun eğip ses çıkarmayalım" mı diyecekti?

Saldırana ses çıkarmayıp saldırıya uğrayanın kendisini savunmasına karşı çıkmak Müslümanlık mıdır?

+++

Azerbaycan Cumhuriyeti’ne ve 
Türkiye Cumhuriyeti’ne 

saldırı yapıldığı bir NATO palavrasıdır. İran, bu iki ülkeye füze atmadığını bir çok kez yineledi. İran devleti, attığı her İHA'yı ve füzeyi hangi hedefe gönderdiğini resmi olarak gururla açıklıyor
Türkiye ve Azerbaycan'a füze gönderildiği NATO iddiasıdır ve hiç bir kanıtı yoktur.

Bu konuda ayrıntılı bilgi için bakınız:
Sayın Fidan apaçık bir çelişki içinde. 

ABD'nin "İran Salalah limanındaki yakıt tanklarına saldırdı" diye kışkırttığı Umman bunun ABD tuzağı olduğunu anlayarak toplantıya katılmadı. Türkiye ve Azerbaycan ise "İran size füze attı" palavrasına inanarak toplantıya katıldı. Ne yazık ki Umman kadar olamadık. 

+++

... yerleşim alanlarını, sivil altyapıyı — petrol tesisleri, tuzdan arındırma tesisleri, havalimanları, konut binaları ve diplomatik misyonlar dahil — hedef alan bu kasıtlı İran saldırılarını...

Nasıl bir saptırma anlatmak olanaksız.
Demek ki İran bu ülkelerdeki ABD üs ve tesislerini değil, sivil altyapıyı vuruyormuş. 

Yerleşim alanları dediği, üs ve tesislerdeki ABD personelinin saklandıkları lüks oteller. Düşmanın saklandığı o lüks oteller yerleşim alanı değil, askeri hedeftir, Sayın Hakan Fidan'a da özellikle duyurulur.

Diplomatik misyonlar, düşman diplomatların binalarıdır. Sen bir ülkenin yöneticilerini füzelerle hedef alıyorsan, senin yöneticilerin de askeri hedef olur. Kısas (aynı şekilde karşılık  vermek) Kur'an emridir. Bilmiyor musunuz?

Sivil altyapı dediği havaalanları, ABD uçaklarının konuşlandığı yerler. Kusura bakmayın, İran'ı bombalayan uçakların ve o uçaklara havadan yakıt ikmali yapan tanker uçakların konuşlandığı o sivil dediğiniz havaalanları askeri hedeftir.

Siz ülkenizden fırlatılan füzelerle İran'ın petrol tesislerinin, tuzdan arındırma tesislerinin vurulmasına izin verirseniz, kusura bakmayın Allah'ın emri olan kısas sizi vurur.

                         Bakara Suresi Ayet 179:
                    Kısasta sizin için hayat vardır, 
          ey akıl sahipleri, umulur ki sakınırsınız.

                     وَلَكُمْ فِي الْقِصَاصِ حَيٰوةٌ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ 


Onlar ne yazık ki akıl sahibi olmadıkları için ABD ve İsrail'in saldırılarına ev sahipliği yaptılar ama dua etsinler ki İran kısas kuralını tam olarak uygulamadı, onların yöneticilerine ve sivil halka füze atmadı.

+++

5 maddelik UTANÇ BİLDİRİSİ'nin tamamı için bakınız: