13 Eylül 2013 Cuma

Taksim Cumhuriyet Anıtı'ndaki Rus

Taksim Cumhuriyet Anıtı'ndaki Sovyet yetkilisi, Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara Büyükelçisi olan Aralov'dur.

Aşağıdaki resimde en solda duran İsmet İnönü'nün tam üzerindeki kasketli kişi Aralov.

(Семён Иванович Аралов = Semyon İvanoviç Aralov)


Taksim'deki Cumhuriyet Anıtı ile ilgili yazılmış en kapsamlı kitap, Doç. Dr. Mevlüt Çelebi'ye aittir.
(Dünden Bugüne Taksim Cumhuriyet Anıtı; Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, 2006)

Kitabın 231. sayfasında Mehmet Perinçek ile yapılan görüşme aktarılıyor:
Perinçek, anıttaki kasketli kişinin, fotoğrafı ile karşılaştırıldığında Aralov olduğunun rahatlıkla fark edilebileceğini söylüyor, ve, Aralov'un arkasındaki kişinin de Rus olduğunu düşündüğünü, fakat kim olduğunu tespit edemediğini ilave ediyor.

Anıt 1927 yılında İtalyan heykeltraş Canonika tarafından yapıldı. Sovyet Elçisi'nin Anıt'ta yer alması, ancak Atatürk'ün emri ile mümkün olabilirdi.

Böylece, dünyada ilk defa, bir ülkenin milli anıtında yabancı bir ülkenin devlet adamı yer almış oldu. Taksim Cumhuriyet Anıtı, Atatürk'ün "Sovyetlerle dostluğu bozmayın, asla Sovyet karşıtı bir ittifaka girmeyin" vasiyetinin tamamlayıcı ögesi niteliğindedir. Türk - Sovyet ittifakı bu Anıt vasıtasıyla tüm dünyaya ilan edilmiştir.

Ne yazık ki, Atatürk'ün Atatürk'ün diğer tüm vasiyetleri gibi, bu vasiyet de paspas gibi çiğnenmiştir.

Atatürk, Türk-Sovyet dostluğunu ve itttifakını, Kurtuluş Savaşı sırasında cephede iki yanına Sovyet temsilcilerini alarak çektirdiği fotoğraflarla da dünyaya duyurmuştu.
İşte o fotoğraflardan birkaçı:

31 Mart 1922 Batı Cephesi. Çay, Afyon.
Soldan sağa:
En solda  Kurmay Başkanı Asım Gündüz
İsmet İnönü
Beyaz giysili bilinmeyen kişi
Sovyet Askeri Ataşesi K.K. Znovarev
Sovyetler Birliği Büyükelçisi Semyon İvanoviç Aralov
Atatürk
Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Elçisi İbrahim Abilov
Tuğg. Ali İhsan Sabis
Albay Kazım Sevüktekin
Arka plandakiler:
Atatürk-Abilov arası: solda Kurmay Rüştü Erdelhun, sağda Albay Nazmi Solok
Abilov-Sabis arası: Dr. Albay Hulusi Alataş.
Sabis-Sevüktekin arası: Salih Bozok


Mustafa Kemal's visit to Çay. From left to right: chief of staff of the Western Front Miralay Asim Bey (Gündüz), commander of the Western Front Mirliva Ismet Pasha (İnönü), unknown, military attaché of the Soviet Russia K.K. Zvonarev, ambassador of Soviet Russia S.I. Aralov, Mustafa Kemal Pasha, ambassador of Azerbaijan SSRIbrahim Abilov, commander of First Army Mirliva Ali Ihsan Pasha (Sâbis), in the morning of 31 March 1922.

Afyon Çay. Aralov - Atatürk - Abilov

Afyon Çay. Aralov - Atatürk - Abilov sohbette


                                                     28 Mart 1922 Akşehir Konya. 
1 Nisan 1922 Ilgın Manevraları.
Ortada ordumuzu selamlayan kasketli Aralov.
Soldan sağa: Atatürk - İnönü - Aralov - Gen. Kazım İnanç - Alb. Mürsel Bakü

        Ilgın. Soldan sağa Aralov - Atatürk - Abilov

Ulus Yayınları. Tükendi



Aralov'un yazdığı Türkiye Anıları, Hasan Ali Ediz tarafından dilimize çevrildi.
İş Bankası Yayınları

***********

Atatürk’ten Rus elçiye 'Tarık Suresi' ile cevap

Sovyet Rusya'nın Kurtuluş Savaşı dönemindeki Ankara Büyükelçisi Semyon Aralov, anılarında Atatürk'ün o dönem Rusya'yı emperyalizme karşı bir öncü olarak gördüğünü ve bunu da Kur'an-ı Kerim'den Tarık suresiyle örnek vererek açıkladığını ifade ediyor.


Rusya'da yayınlanan Savremenniy Vastok (Modern Doğu) dergisinin 1959 Ekim ayı sayısında anılarını kaleme aldığı bir yazı çıkaran Sovyetlerin ilk Türkiye Büyükelçisi Aralov, Atatürk'le şahsi ilişkilerini ve o dönem Sovyetlerin Türkiye'ye bakış açısını ortaya koyuyor.

Rusya'da doktora eğitimi alan Ebubekir Şahin'in çalışması Rusya gündemi ile Türkçe yayın yapan www.haberrus.com haber portalında yayınlandı. Savremenniy Vastok dergisinde yayınlanan yazıda Aralov, Türkiye'ye ilk gönderiliş hikâyesini ve Sovyet lideri Lenin'in kendisine Türkiye'yle ilgili tavsiyelerini paylaşıyor. Anılarında, o dönem Litvanya'daki görevinin ardından Rusya'ya çağırıldığını ifade eden Aralov, bir gece yarısı kendisini arayan Sovyetlerin dış işlerinden sorumlu halk komiseri Georgiy Çiçerin'in kendisini Moskova'ya davet ettiğini ve daha sonra Lenin'le görüştürdüğünü aktarıyor.

Sovyet lideri Lenin'in kendisine Türkiye'ye gideceğini söylediğini kaydeden Aralov, daha sonra Lenin'in konuşmasına şu şekilde devam ettiğini belirtiyor.
"Türkiye'ye gidiyorsunuz. Türk halkı müdahalecilerin boyunduruğundan kurtuluyor. Kemal (Atatürk) Savaşı lehine çevirmeyi başardı. İngiltere bu kez ateşin közünü başka ellerle tutmak istiyor. Eminim, kirli ve kanlar içinde kalmış olan eller budanacak.
Yakında Frunze (Sovyet Ukrayna'nın Türkiye Büyükelçisi General Mihail Vasilyeviç Frunze) Ankara'da olacak. Biz de fakiriz ama yine de Türkiye'ye yardım edeceğiz. Doğu halkları ve elbette biz daha önce emperyalist kurtların önünde birer kuzu gibiydik. Benim söylememe gerek yok, Sovyet Rusya olağanüstü derecede zayıf olmasına rağmen kurtların dişini kırmayı başararak bu duruma ilk örnek oldu. Bizim bu durumumuz doğudaki halklara da örnek oldu ve emperyalistlere karşı direnişe ön ayak oldu."

TÜRKÇEYİ ÖĞREN VE TÜRKLERE SAYGI GÖSTER

Lenin'in en önemli tavsiyesinin Türk halkına saygı göstermesi ve Türklerin iç işlerine karışmaması olduğunu kaydeden Aralov, Lenin'in kendisine, "Bizim pozisyonumuzun emperyalistlere karşı olduğunu açıkla. (Türklere) Ne gibi yardımlarda bulunacağımızı da bildirelim. Büyük bir ihtimalle silah yardımında bulunacağız. Gerekirse başka şeyler de veririz. Görünüşe göre bizden daha zor durumdalar. Orada dil öğren, toplumsal önderlerle ve halkla iletişim kur. Çar güçleri gibi onlarla aranda kale duvarları örme." dediğini aktarıyor.

SAKIN TÜRKLERE EMİR VERMEYE KALKMA

Daha sonra Türkiye'ye doğru yola çıkan Aralov, Batum, Rize ve Trabzon üzerinden Samsun'a ulaşıyor. Geçtikleri yerde törenle karşılanan Sovyet heyeti, Samsun'da Ankara'dan dönen Frunze ile bir araya geliyor. Aralov'a çeşitli tavsiyelerde bulunan Frunze, "Allah korusun, sakın Türklere emir vermeye kalkışma. Türklerin bizim tecrübelerimize ihtiyacı var." dediğini kaydediyor.

ATATÜRK: RUSLARIN YARDIMINI TÜRKLER UNUTMAZ

Aralov, Ankara'ya giderken yolda bir köylünün kendilerini misafir ettiğini ve onların sıcak misafirperverliğini hayatı boyunca unutamayacağını da anılarında belirtiyor.

28 Ocak günü Ankara'ya gelen Aralov burada sıcak bir şekilde karşılanır. Ankara'dayken Atatürk'le karşılıklı kahve içtiğini ve aralarında çeşitli konuşmalar geçtiğini kaydeden Aralov, Atatürk'ün sözlerini şu şekilde aktarıyor: "Şunu anlıyoruz ki sizin de durumunuz bizim kadar iyi değil. Bu yüzden elinizden geldiği kadar yardım talep ediyoruz. Bizim dostluğumuz ticari bir başlangıca değil, Lenin ve bütün Rusların desteklediği özgürlük savaşı temeline kurulu. Sovyet Rusya'nın, ilk kuruluş aylarında, Lenin'in çağrısıyla "Tüm Doğu halklarıyla ilişkileri barış, eşitlik, özgürlük, dostluk karşılıklı anlayış temelinde kuracağını" ilan etmesini Türk halkı unutur mu?"

MOSKOVA'YA SABAH YILDIZI BENZETMESİ

Atatürk'ün Lenin'e yazdığı mektubu Çiçerin'e ilettikten sonra Atatürk'le bir araya geldiğini belirten Aralov, Mustafa Kemalin daha sonra ona hararetli bir şekilde Tarık Suresi'nde şu ifadeleri aktardığını yazıyor:
"Aklıma Kur'an-ı Kerim'den bir ayet geldi ki "sabah yıldızı" olarak adlandırılıyor. Şöyle başlıyor. "Andolsun göğe ve târık'a. Tarık'ın ne olduğunu bildin mi? O -karanlığı- delen yıldızdır." Bugün sadece Türkler için değil, Araplar için de sabah yıldızı Moskova olmuştur."

Anılarında, Mutafa Kemal'in Sovyet Rusya'ya büyük değer verdiğini de ifade eden Aralov, Atatürk'ün halkla iç içe olmasının da kendisini etkilediğini söylüyor.

Aralık 1880 yılında Moskova'da dünyaya gelen Semyon Aralov, I. Dünya Savaşı'nda orduya girdi. 1917 Sovyet devriminde aktif rol oynayan Aralov, 1918-1920 yılları arasında Devrimci Askeri Konsey üyeliği yaptı. 1921 yılında Dışişleri Halk komiserliği bünyesinde Litvanya'ya atanan Aralov, 5 Ocak 1922 tarihinden itibaren Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'nin Ankara Büyükelçiliği'ne atandı. 1927 yılında Yüksek Sovyet üyeliğine getirilen Aralov, 22 Mayıs 1969 tarihinde vefat etti.


***********
Ayrıntılı bilgi için:
***********

12 Eylül 2013 Perşembe

Obama: "Delil yok, ama eminiz. Sağduyu böyle diyor."

Hz. Obama ve adamları Esad'ın kimyasal silah kullandığına dair ellerinde bir kanıt olmadığını açıkça kabul ettiler.
Ama, sağduyu "Esad kullandı" diyormuş. Hiç şüpheleri yokmuş. Ya, işte böyle... İşte o itiraflar:

***********




8 Eylül 2013 günlü The Washington Post gazetesinde çıkan haberin başlığı:
White House: Irrefutable Assad link to gas attack lacking, but passes 'common-sense test'
Beyaz Saray : Esad'ın kimyasal silah kullandığına dair bir kanıt yok, fakat "sağduyu" kullandığını söylüyor.

By Associated Press, Published: September 8
WASHINGTON — The White House asserted Sunday that a “common-sense test” dictates the Syrian government is responsible for a chemical weapons attack that President Barack Obama says demands a U.S. military response. But Obama’s top aide says the administration lacks “irrefutable, beyond-a-reasonable-doubt evidence” that skeptical Americans, including lawmakers who will start voting on military action this week, are seeking.
Beyaz Saray, Pazar günü, "sağduyu"nun, kimyasal silah saldırısının sorumlusunun Suriye hükümeti olduğunu gösterdiğini söyledi. Obama'nın Baş Danışmanı, şüpheci Amerikalıların ve askeri müdahaleyi oylayacak olanların aradığı "inkar edilemez, şüphenin ötesinde bir kanıt"ın idarenin elinde olmadığını söyledi.

“This is not a court of law. And intelligence does not work that way,” “The common-sense test says he is responsible for this. He should be held to account,” White House chief of staff Denis McDonough said...
Beyaz Saray Yetkili Amiri McDonough şöyle dedi: "Bu bir mahkeme değil. İstihbarat böyle çalışmaz. Sağduyu, kimyasal silah kullanılmasının sorumlusunun Esad olduğunu söylüyor. Suçlu odur."

Asked about Assad’s claims there is no evidence he used the weapons, Secretary of State John Kerry told reporters in London: “The evidence speaks for itself.”
Bir kanıt olup olmadığını soran gazetecilere, Dışişleri Bakanı John Kerry, "Kanıt meydanda" diye cevap verdi.

McDonough conceded the United States doesn’t have concrete evidence Assad was behind the chemical attacks.
McDonough, kimyasal saldırının arkasında Esad'ın olduğuna dair sağlam bir delil olmadığını kabul etti.

Rep. Buck McKeon, R-Calif., said “they have evidence showing the regime has probably the responsibility for the attacks.” But that’s not enough to start military strikes. “They haven’t linked it directly to Assad, in my estimation,” said McKeon, chairman of the House Armed Services Committee.
Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı McKeon: "Kanıtlar saldırının muhtemelen Esad tarafında yapıldığını gösteriyor. Fakat bu, askeri müdahale için yeterli değil. Bana göre, kanıtlar direkt olarak Esad ile bağlantılı değil."

Bakınız:
Associated Press writers Deb Reichmann in London and Jim Kuhnhenn in Washington contributed to this report.

Ayrıca bakınız:

***********

Bu habere Amerikalıların yaptığı yorumlardan birkaçı:

Sorry Obama, this is not a common sense question. Show us the proof. This is not the Treyvon Martin/Zimmerman case. Even there the jury didn't agree with you. No proof, no case, in short we don't trust you.
Özür dilerim Obama, bu bir sağduyu sorunu değil. Bize kanıt gösterin. kanıt yoksa dava da yok demektir, kısacası size güvenmiyoruz.

"“This is not a court of law. And intelligence does not work that way,” Is this a joke? So irrefutable evidence is needed before announcing one person guilty of any crime. But if you want to bomb a couple of 100,000 people and entangle us in yet another overseas conflict, no irrefutable evidence is necessary - just go for it on a hunch. WHat???!? Has this country completely lost its mind?
"Bu bir mahkeme değil. İstihbarat böyle çalışmaz"... Bu bir şaka mı? Bir kişinin suçlu olduğunu ilan etmek için reddedilemez kanıtlar olması gerekir. Fakat, birkaç 100,000 insanı bombalamak ve bizi yeni bir denizaşırı çatışmaya sokmak için reddedilemez kanıtlara gerek duymuyorsunuz, sadece önsezilerinizle buna karar veriyorsunuz. Ne?? Bu ülke tamamen aklını mı kaybetti?

Sorry, Mr. President. I don't want my country engaging in acts of war -- and a series of bombs, even a limited one, is an act of war no matter how you try to spin it -- based on someone's notion of "common sense." And my experience tells me arguments that appeal to 'common sense' are most often made by people who don't really have much by way of a valid argument. As someone once said, "'Common sense' is all too common, and rarely makes sense."
Özür dilerim Bay Başkan, bazı kişilerin "sağduyu" kavramına bağlı olarak sınırlı da olsa ülkemin bir savaşa girmesini istemem. Deneyimlerim bana "sağduyu"ya dayanan önerilerin, sıklıkla, geçerli bir nedeni olmayan kişilerce yapıldığını gösteriyor. Denildiği gibi, "Sağduyu çok yaygındır, fakat nadiren mantıklıdır"

***********

ABD, Ingiltere, Fransa ve Türkiye'nin istihbarat raporlarını karşılaştıran Ali Örnek, şu tespitleri yapıyor:

-- Raporlarda kanıt yok. "Muhaliflerde böyle bir olanak yok. Demek ki Esad yaptı" diyorlar. 1995'te Japonya'da bir tarikat sarin gazı elde etmeyi başarmış ve basit torbalara koyarak Tokyo Metrosu'na saldırmıştı. Birkaç manyağın yapabildiğini ABD, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye, Fransa, İngiltere ve İsrail tarafından desteklenen muhalifler mi yapamayacak?

Adana'da 2 kilo sarin gazı ile yakalanan El-Nusra üyeler neyin nesi peki? 

ÖSO'nun İstanbul'daki danışmanı Bessam Dade'nin "Elimizde kimyasal silahlar var ve gerekirse bunu rejime karşı kullanırız" diye Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamayı bu anlı şanlı 4 devletin istihbaratçıları duymamış mı? 

Ya TEKKİM firmasından aldıkları kimyasallarla yaptıklar zehirli gazları canlıların üzerinde denediklerini gösteren ve Youtube'a yükledikleri videoları da mı görmemişler?

-- Raporlardan en komiği Türkiye'ye ait. Buna göre, Suriye ordusu boyları 10 metreye varan İran ve Rus yapımı iki füze kullanmış. ABD istihbaratı ise "Radar kayıtlarında uçak ve füze izi yok" diyor. Devamla, "O nedenle roketle yapılmış olabileceğine yüksek derecede eminiz" diyor. Ama BM heyetine hiç bir roket parçası sunulmuş değil. Kocaman roketin tüm parçaları buharlaşıp yok mu oldu?

-- Suriye ordusundan iki subayın "Kimyasal silah kullanıldı" diye konuşması dinlemeye takılmış. New York Times'a mektup yazan bir Senatör, bu kaydı dinlemek istediğini, ancak isteğinin kabul edilmediğini söylüyor. Görüşme metni ve kaydı yayınlanmıyor.

-- "Kimyasalı Suriye ordusu kullandı ama emrin kimden çıktığını bilmiyoruz." deniyor. Esad "diktatör" ise, emri onun vermiş olması gerekir. Ondan emir almadan kullanmışlarsa bu nasıl "diktatör"?

-- Fransa'nın raporunda "kanıt" kısmında Suriye ordusunun elinde olan kimyasal silahların dökümü yapılmış. Var, demek ki o kullandı. "Evinde bıçak var, o halde cinayeti o işledi" gibi bir saçmalık.

-- 21 Ağustos günü Suriye ordusu “savunmada” değil taarruzdaydı ve aynı gün BM kimyasal silah denetleme ekibi Şam'a varmıştı. Ve Suriye ordusu eli güçlüyken, uluslarası müdahalenin de kapısını açacağı aşirkarken kimyasal silah kullandı he mi?

-- Üstelik kullanılan mıntıkada Suriye ordusu ve militanların hatları içiçe geçmişken gazlar askerleri etkilemiyor, onu geçin militanları da etkilemiyor. Sadece küçük çocukları ve az sayıdaki yaşlıyı etkiliyor... Hesapta Suriye ordusu bunu “muhaliflere karşı” kullanmıştı.

-- Raporlarda sıklıkla “öyle varsayıyoruz ki” “öyle görünüyor ki” “bize öyle geliyor ki” “tahmin ediyoruz ki” kalıpları kullanılmış, peki ya hani kanıt? Bulgu, mantık kurgusu, delil zinciri...

Ali Örnek'in "Hani kanıt?" sorusunu Obama yanıtladı: "Kanıt yok, sağduyu var"

***********

Suriye önünde gemilerin mevzilenmesi

(Haritayı büyütmek için üzerine tıklayınız)


Harita İngilizce. Yer isimlerinin Türkçeleri şöyle:
Damascus : Şam
Aleppo : Halep
Jerusalem : Kudüs

***********
arşiv:
Putin: "Esad kimyasal silah kullandı diyen ahmaktır." 3 Eylül 2013
Suriye'ye saldırı konusunda ilgili ülkelerin konumları 31 Ağustos 2013
Kimyasal bomba bulgusu yok. Çocukları teröristler öldürdü. 30 Ağustos 2013
Yobazların son çırpınışı: Şam'da kimyasal silah 24 Ağustos 2013
Somali saldırısının anlamı 31 Temmuz 2013
***********

10 Eylül 2013 Salı

Kılıçdaroğlu'nun Fettoş ile dansı - 3

Bay Kemal, CNN-Türk'te 13 Ağustos'ta AKP iktidarını onarma planını şirinleştiren formülü dile getirdi:
"Türkiye'nin yeniden tamire ihtiyacı var"

Ancak Bay Kemal, Türkiye'yi değil, AKP Hükümeti'ni tamir etmeye uğraşıyor. Araba tamiri gibi. Artık kullanılamaz hale gelen Tayyip parçası çıkarılarak yerine Kemal parçası takılacak, Gül ve Fettoş parçaları ise iyice parlatılacak, yıkanıp yağlanacak, böylece AKP arabası CHP takviyesi akarak yola devam edecek. Tamir işte bu demek.

Abdullah Gül ve Fettoş ile birlikte Türkiye tamir edilebilir mi? Tayyip Bey ile birlikte Cumhuriyeti yıkan onlar değil mi? Tayyip bey nasıl BOP Eşbaşkanlığı ile ABD'ye bağlanmış ise, Gül Bey 2 sayfa 9 maddelik vesikayla, Fettoş ise Pensilvanya Malikanesi ile ABD'ye bağlanmış değiller mi? Nedir farkları? Boyunlarında Anayasa mahkemesi hükmü ile dolaşanlar onlar değil mi?

Aynı CNN söyleşisinde, "CHP + MHP + İP güçbirliği yolu ile hükümet olma seçeneği"sorulunca, Bay Kemal şu cevabı veriyor:
"Biz bir kutuplaşma siyasetinin doğru olmadığına inanıyoruz. "Oturalım işbirliği yapalım, iktidarı devirmek için şunu yapalım": Biz bunu doğru bulmuyoruz. Neden bulmuyorum, Türkiye'nin iyi yönetilmediğine inanıyorum, Türkiye'nin pek çok sorunları var, Türkiye'nin yeniden tamire ihtiyacı var"

MHP ve İP ile güçbirliği yapıp AKP iktidarını devirmeyi doğru bulmayan Bay Kemal, Abdullah Gül ve Fethullah ile Biber Gazı Cephesi kurmakta bir sakınca görmüyor.

MHP ve İP ile güçbirliği yapmak "kutuplaşma" yaratıyor, ama Gül ve Fettoş ile güçbirliği yapmak kutuplaşma yaratmıyor, tam tersine Türkiye'yi tamir etmeye yarıyor.

Bay Kemal, VATAN ile yaptığı söyleşide, Fettoş Cemaati'nin inancını siyasi alana taşımadığını, Fettoş dershanelerinin devlet gözetiminde olduğunu, dolayısı ile oralarda da siyasi çalışmalar yapılmadığını söyleyerek aklama, yıkama yağlama yapıyor. Sanırsın CHP Genel Başkanı değil de, Cemaat'in halkla ilişkiler müdürü. Tayyip Bey "Cemaat siyaset yapıyor, devleti ele geçirmek için paralel iktidar kuruyor, devlete sızıyor" diye feryat ediyor, Bay Kemal ise "Yok canım öyle bir şey" diyor.

İşte söyleşinin o bölümü:
Murat Çelik (VATAN Ankara Temsilcisi): "CHP'nin bakışı nedir Gülen Cemaati'ne?"
Bay Kemal: "İlke olarak herkesin inancına saygılıyız. Hassas nokta şu: inancın siyasi alana taşınmaması. Taşınmadığı sürece de sıkıntı yok zaten. Eğitim faaliyeti zaten devlet gözetiminde, dershaneler, kurslar çerçevesini Bakanlık belirliyor. Devlet denetiminde."



İP Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey'in basın açıklaması:
Tayyip Erdoğan + Abdullah Gül + Fethullah Gülen üçlüsünün başını çektiği karşı devrim, Halk Hareketi kayasına çarpmıştır. Tayyip Erdoğan'ı saf dışı bırakan Halk İsyanı, AKP iktidarını yıkma ve bir Millî Hükümet kurma hedefini Türkiye'nin gündemine oturtmuştur.
Gül-Gülen ikilisi şimdi telaş içinde, Tayyip Erdoğan'ı feda ederek iktidarda kalmanın yollarını aramaktadır. Bulabildikleri çare, Tayyip Erdoğan'ın yerine Kılıçdaroğlu'nu koyarak AKP iktidarının "restore" (tamir) edilmesidir. Abdullah Gül+Fethullah Gülen+Kemal Kılıçdaroğlu işbirliğinde "bir restorasyon hükümeti" kurulacağı söylenmektedir.

Yeni hükümetin hedefi Kemal Bey tarafından "Türkiye'nin tamire ihtiyacı var" denilerek açıklanmıştır. "Restorasyon"un mimarı, ABD emperyalizmidir. Başka iktidar seçeneği olmayan ABD, yıkılan AKP iktidarını restore etmek istiyor.

Kılıçdaroğlu, F cemaate övgüler düzerek ve aklamaya çalışarak, Abdullah Gül'e desteğini sürdürerek rolünü benimsemeye hazırdır.

Yeni iktidar tasarımı halk hareketine yanıttır ve başarısızlığa mahkumdur. Tek seçeneği ise, CHP+MHP+İP'nin oluşturacağı Millî Güçbirliğidir. İşçi Partisi'nin milletimizin önüne koyduğu çözüm, AKP hükümetini kurtarmak değil, yıkmaktır. İşçi Partisi, günümüz koşullarında emekçilerin de katılacağı iktidar matematiğini, CHP+MHP+İP denklemiyle milletin önüne koymuştur.

Kılıçdaroğlu CHP+MHP+İP'nin Milli Güçbirliği yoluyla hükümet olma seçeneğine "kutuplaşma doğru değil, cepheleşmeye karşıyım" diyerek karşı çıkmaktadır.

Oysa Abdullah Gül ve Fethullah Gülen ile kurulacak olan da bir cephedir: Biber Gazı Cephesi!
CHP'nin bütün örgütlerini uyarıyoruz: Karşıdevrimi "restore" etme planına ortak olamazsınız! 

Nerdesiniz; AKP iktidarını yıkarak, Kemalist Devrimi tamamlama cephesinde mi? Kemalist Devrimi yıkan Gül ve Gülen ile birlikte AKP iktidarını onarma cephesinde mi?

Bu soru yalnız CHP'ye değil, CHP'ye omuz veren herkesedir.


***********
Kılıçdaroğlu'nun Fettoş ile dansı - 2     8 Eylül 2013
Kılıçdaroğlu'nun Fettoş ile dansı - 1     6 Eylül 2013
***********

8 Eylül 2013 Pazar

Kılıçdaroğlu'nun Fettoş ile dansı - 2

Bay Kemal, Fettoş ile dansını Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül açıklaması ile bir adım ileriye taşıdı.

Sarıgül'ün CHP listesinden İstanbul Büyükşehir Belediye başkan Adayı yapılması konusu parti içinde tartışmalara neden oldu. Kendilerine "Örgütün sesi" adını veren Sarıgül karşıtları CHP yönetimine şu mesajı gönderdi:
"11 yıldır AKP aleyhine tek bir laf etmemiş, Şişli'de arazi yağmalarının ve rant elde etmeye dönük imar uygulamalarının mimarı Fethullah'ın gülü Sarıgül'ü istemiyoruz"

Bay Kemal, VATAN'a verdiği demeçte görüşünü şöyle açıkladı:
"Gel kardeşim, onur duyarız. Sarıgül 2 bin kişi ile geleceğini söyledi. Ben de dedim ki: 5 bin, 10 bin kişi ile gel."


Mustafa Sarıgül

*********

"Alman solunun asi çocuğu" olarak bilinen gazeteci - yazar Jürgen Elsaesser (Yürgen Elzesser) Ulusal Kanal Eski Genel Yayın Yönetmeni Adnan Türkkan ile bir söyleşi yaptı (Frankfurt, 4 Eylül 2013):

Elsaesser - Türkkan

"Erdoğan'ı eleştirmenin iki tarafı var. Demokratlar ve vatanseverler Erdoğan'ı Türk devletini ve demokrasiyi yok ettiği için eleştiriyorlar. Emperyalizmin eleştirisi ise kendilerine yeterince köle olmadığı için. AB'nin hedefi Erdoğan'ın yerine Gül'ü getirmek. Çünkü Gül, AB açısından daha kolay kontrol edilebilir biri. Arka planda Fethullah da var. AB'nin hedefi Erdoğan'ın yerine Gül'ü getirmek. Çünkü Gül, AB açısından daha kolay kontrol edilebilir biri. Arka planda Fethullah da var. Şu anda ABD'nin ve AB'nin hedefi Fethullah Gülen'in yardımı ile Erdoğan'ı indirmek."

"Ergenekon davası, Türk demokrasisine, Atatürk'ün mirasına karşı yapılan en büyük darbedir. Amaç, Türkiye'de gelişen halk hareketine anlamlı bir yön verebilecek muhalif akımlara ağır bir darbe vurmaktır. NATO devletlerinin ve Erdoğan'ın ortak hedefi bu."


*********

Fethullah Gülen'in internet sitesi herkul.org, Tayyip Bey'in Cemaat hedefli bir operasyon yapabileceğini duyurdu. Tayyipçilerin "ajanlar" vasıtasıyla komplo hazırlayabileceğini yazdı, Cemaat mensuplarını uyardı. Cemaat içinden kiralanabilecek ajanlar ve Cemaate ait öğrenci evleri kullanılarak komplo devreye sokulabilirdi. Arama yapmak için Cemaat evlerine giden polisler oraya bir yere uyuşturucu, silah gibi şeyler koyabilir ve Cemaat terör ile, uyuşturucu kaçakçılığı ile suçlanabilirdi. Tasfiye edilen Cemaatçi polislerin yerine gelen Tayyipçi polisler bu işi pekala kıvırabilirdi.

Fettoş'un internet sitesinde yayımladığı uyarısı aynen şöyle:
"İki tane ajan kiralarsınız. Mesela dersiniz ki: "Biz uyuşturucuyu bu hareket mensuplarından alıyoruz. Size nisbeti söz konusu olan evlere baskınlar yaparlar, giderken de götürüp bir torbayla bir yere bir şey koyarlar... Silah da koyarlar. Telaffuz edildiği gibi "terörist" diyebiliriz bunlara. Bu defa da "uyuşturucu kaçakçılığı, teröre hazırlık filan diyebiliriz"."

Fettoşçu savcı ve polislerin yurtsever aydın ve askerlere uyguladığı "ev aramaya gidince sahte delil yerleştirme" metodunu demek ki şimdi de Tayyipçiler Fettoşçulara karşı uygulayacak. Korku bu.Men dakka dukka. Sen yaparsan sana da yaparlar. Gölcük'te Teğmenlerin konutuna uyuşturucu paketi koyduran sen değil miydin? Gazi Üsteğmen Serdar Öztürk'ün yazıhanesine, İşçi Partisi binalarına CD yerleştirten sen değil miydin? Tayyip Bey bu metodu senden güzelce öğrendi, şimdi sana karşı kullanacak diye korkuyorsun. Kork bakalım.


                                                     Aydınlık, 14 Ağustos 2013



Fettoş'un onursal başkanlığını yaptığı "Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, ayrıntılı bir açıklama yaptı. 13 Ağustos 2013.
Bu açıklamada, Gezi eylemlerinden F Tipi (Fettoşçu) yapılanmaya, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın ifadeye çağrılmasından Tayyip Bey'in evine yerleştirilen böceklere kadar Tayyip-Fettoş mücadelesi iel ilgili her konuya değinildi. AKP "Derin Devlet" ve "Postmodern Darbeci" olarak suçlandı. Sözkonusu açıklama aslında 11 maddelik bir bildiri niteliğinde idi.

Tayyip Bey, Cemaati "Devlete sızmak, paralel devlet kurmak, vesayet kurmak, devleti ele geçirmeye çalışmak"la suçlamıştı.
11 maddelik Fettoş bildirisi, bu suçlamaya şöyle yanıt veriyor:

"Hangi görüşten ve yaşam tarzından olursa olsun vatandaşların cari kanunlar çerçevesinde kendi devletinde görev almasının "devleti ele geçirme", "devlete sızma", "vesayet kurma" veya "paralel iktidar oluşturma" şeklinde sunulmasının iyi niyetle açıklanması mümkün değildir. Ve üstelik, benzer ifadeler, Eski Türkiye'ye ait bir bakışı hatırlatmaktadır.

"Yukardaki iddiaları gündeme getiren ve yazan kişilerin Hizmet Hareketi'ne (Yani Fethullah Cemaatine) karşı "Bir Savcı 3 polisle Hizmeti terör örgütü ve çete kapsamına sokarız, bitiririz" gibi karanlık niyetleri ifade ediyor olmaları, buna ilave olarak, dershanelerin kapatılması düşüncesini "Cemaate had bildirme" olarak gündeme getirmeleri, ve Hizmete gönül verdiğini düşündükleri kişilerin bürokrasiden tasfiye edildiğini ifade etmeleri, ne acıdır ki, derin devlet refleksi ve post modern darbe dönemi planlarını hatırlatmaktadır."

Fethullahçı Savcı ve 3 polisle, yurtsever aydınları, askerleri terör örgütü kapsamına sokup esir kampına atmışlardı. Şimdi de Tayyipçi savcı ve 3 polis aynı işlemi Fethullahçı çeteye karşı yapacak, yapabilir. Fettoş ciddi olarak korkmakta ve Tayyip Bey'i bir an önce indirmek istemektedir.

11 maddelik feryadın tamamı için bakınız:

*********

-- Fethullah ve Tayyip Bey bu şekilde birbirine düşmüş iken,
-- Abdullah Gül Tayyip Bey'in koltuğuna göz dikmiş iken
-- Abdullah Gül - Tayyip Erdoğan - Fethullah Gülen iktidarı bu şekilde çatırdamaya başlamışken,
ABD ve AB emperyalistleri AKP'nin bu çatırdama sonucunda tepetaklak yuvarlanıp yerine bir Milli Hükümet kurulmasını önlemek amacıyla "Tayyip Bey'i feda edip AKP iktidarını CHP desteğiyle devam ettirme" planını yürürlüğe koymuştur. 

Tüm dünyanın bildiği, Jürgen Elsaesser'in de açıkça ifade ettiği gibi, bu plan ABD yapımıdır. AB, her zaman olduğu gibi, ABD planının hınk deyicisi rolündedir.

Bu planın engellenmesi, CHP içindeki Atatürkçülerin seslerini yükseltmeleri ile mümkün olabilir.
CHP üyesi ve CHP'ye oy veren Atatürkçü arkadaş. Bu gerici planı çevrene anlat, karşı çıkılmasını sağla. İlçe örgütüne, il örgütüne, genel merkeze elinden gelen her türlü şekilde bireysel olarak ve toplu halde baskı yap.

*********
arşiv:
Kılıçdaroğlu'nun Fettoş ile dansı - 1         6 Eylül 2013
*********