21 Kasım 2021 Pazar

28 Şubat'a kılıç çekti, 28 Şubat'ın düşmanlarıyla helalleşti

cep telefonunuzu yan tutarak okuyunuz
+++++++++++++++++++++++++++++++++

Kılıçdaroğlu, 13 Kasım'da helalleşme videosu yayınladı.
Asıl amacı CHP'nin devrimci geçmişi ile hesaplaşma olan 
konuşmanın can alıcı cümleleri şunlardı: (Ayıraç içleri bana ait):

"Liderliğini yaptığım partinin de geçmişte yarattığı derin yaralar vardır.
(Atatürk'ün bölücü Dersim isyanını silahla bastırmasını kastediyor)
Uzun süredir de önce (partimde) bu yaraları saran o sistemi değiştir-
mekle uğraştım (Atatürkçüleri partiden kovdum). Şimdi ise dışarıya 
dönme zamanı. Ben bu yaraların kapanması için helallik isteme, 
helalleşme yolculuğuna çıkıyorum. (Atatürk düşmanları ile birlikte 
iktidar olacağım)"

Video kaydı ve konuşmanın bant çözümü için bakınız: 

+++

Bu konuşmanın tepki alması üzerine, Dersim konusunu açmanın henüz
erken olduğunu gördü ve kasten sapla samanı karıştıran bir açıklama
yaptı. CHP'nin hiç bir suçunun olmadığı konuları da işin içine sokarak
helalleşme listesini açıkladı. Zehri bala bulayıp sunarlar ya, işte öyle:

- 28 Şubatçıların açtıkları yaralar
- Başörtülü kızlar
- Roboski
- Sivas, Kahramanmaraş
- Diyarbakır hapishanesi
- Mahalleleri gasp edilen Romanlar
- Varlık vergileri altında inim inim inleyen azınlıklar
- 6-7 Eylül olayları
- Mahkemelerde süründürülen askerlerimiz
- Londra'ya göç etmiş parlak beyinlerimiz
- Ali Korkmaz
- Soma
- Çocuklarımızı asan darbeciler
- Oğuz Arda Sel
- Ahmet Kaya

Video kaydı ve konuşmanın bant çözümü için bakınız:

+++

Bu başlıkların hepsi birer facia. En güncel olan 28 Şubat'tan başlayalım:

Kemal Bey:
"28 Şubatçıların açtığı yaraları kapatıp helalleşeceğiz" dedi.

Tam da 28 Şubat'ı yapan Atatürkçü Generallerinin ömür boyu hapis
cezası aldığı ve davanın Anayasa Mahkemesi'ne gideceği dönemde.


Mahkemeye: "Bunlar toplumda yaralar açtılar. Cezayı onaylayın"
makamında bir işaret değil de nedir bu?

Kemal Bey niçin 28 Şubatçılara düşmandır?
Çünkü FETÖ yani ABD 28 Şubatçılara düşmandır da ondan.

+++

28 Şubatçı Generaller bu hareketlerinin "Batı destekli irticaya karşı"
yapıldığını "Batı destekli" sözlerinin üzerine basarak söylediler.

Yani 28 Şubat dindarlara, genel olarak tarikat ve cemaatlere karşı
değil, özel olarak emperyalizm yani Batı tarafından desteklenen
irticaya karşı yapılmıştı. Bu Batı destekli irtica, FETÖ idi.

28 Şubat sürecinde hiç bir tarikat liderinin yurt dışına kaçmadığı,
yalnızca Fethullah Gülen'in Amerika'ya kaçtığı hatırlanırsa, bu
süreçten kimin ve hangi örgütün zarar gördüğü kolayca anlaşılır.

28 Şubat döneminde FETÖ üyesi bir çok subay ordudan atıldı.
1987 - 2003 arasında toplam 400 subay...

+++

Org. Kıvrıkoğlu, 3 Eylül 1999 günü "28 Şubat'ı bin yıl sürdürme"
kararlılığını ilan etti. 

Bu açıklamanın kendisine karşı bir tehdit olduğunu algılayan ABD,
karşılık olarak Lozan'ın imzalandığı tarihin yıldönümünde, 24 Temmuz
2002'de konusu Türkiye'yi işgal olan bir askeri tatbikat yaptı. 

Tatbikatın adı: 
Millenium Challenge 2002 
(Milenyum Çelınc = Bin yılın meydan okuması)

Anahtar kavram: Bin yıl
Org. Kıvrıkoğlu'nun bin yıl kararlılığına karşı 
ABD'nin bin yıl meydan okuması

Geniş bilgi için bakınız:

ABD'nin 28 Şubat'a cevabı: Milenyum Çelınc 

Kılıçdaroğlu'nun 28 Şubat'a duyduğu karın ağrısı işte buradan geliyor.

+++

Kemal Bey'in bu 28 Şubat düşmanı açıklamasından sonra, ömür boyu
hapis cezası alan Org. Çetin Doğan'ın eşi Nilgül Doğan ve Deniz Gez-
miş'in kuzeni Mustafa Gezmiş Kılıçdaroğlu'na haklarını helal etmedik-
lerini açıkladılar. Mustafa Gezmiş ayrıca CHP'den istifa etti.

Bir gün sonra,  E. Korg. Hakkı Kılınç'ın eşi Saadet Kılınç, 
Cumhuriyet'ten Leyla Kılıç'a şunları söyledi:

"Kılıçdaroğlu ben de mağdurum diyor. Nasıl mağdur bilemiyoruz. Eşim ve
diğer generaller Atatürk'ün askeri. Bunu bilmiyor mu? Herkes çok kırgın.
Biz Kılıçdaroğlu'na artık oy vermeyeceğiz. 

CHP'den bir çok kez eşlerimizin durumunu gündeme getirmelerini 
istemiştik. Hiç bir açıklama yapmadılar. Sonunda helalleşme çağrısı... 
Eşlerimiz bunu mu hak etti? Kılıçdaroğlu çok yanlış yaptı. Çok kırgınız. Affetmiyoruz."

Sayın Saadet Kılınç. Affedersiniz, siz Türkiye'de yaşamıyor musunuz?
Kılıçdaroğlu'nun Atatürk ile hiç bir ilgisi olmadığını, ABD tarafından kaset
komplosu ile CHP'nin başına getirildiğini bilmiyor musunuz? Kılıçdaroğlu
yanlış yapmıyor, ABD'nin kendisine verdiği görevi yerine getiriyor. Daha 
bir kaç gün önce BOP Eşbaşkanlığı'na aday olduğunu açıkladı. Ucu size
dokununca mı bir şeyler anlamaya başladınız?  


+++

Yanlış kapıya gitmişsiniz Sayın Saadet Kılınç. Siz Atatürk maskeli
Amerikancılara değil, Kemalist Devrimi tamamlama kararlılığında olan
devrimcilerin kapısına gitmeliydiniz.

Onlar siz istemeden de sizin konumunuzu dile getiriyorlar:

21 Ağustos'ta Doğu Perinçek çağrı yaptı:

"Cumhurbaşkanımız, Generallerimiz için af yetkisini kullanmalı."

" Komutanlarımız vatansever, Cumhuriyetçi, karakterli.
Onlarla dayanışma halinde olmamız lazım."

Video kaydı: 

+++

Aydınlık 26 Ağustos 2021

Doğu Perinçek:

"Görevi ve yetkisi olmayan mahkeme yargılamış oldu. Anayasa'ya göre
Kuvvet Komutanları ancak Yüce Divan'da yargılanabiliyor. İlker Başbuğ
için bu hata yapılmıştı, sonradan düzeltildi. Bu emsal karardır.

28 Şubat FETÖ'ye karşı yapılmıştı. Bugünkü hükûmet de FETÖ'ye karşı
mücadele ederek 28 Şubat'ı sürdürüyor. Hem FETÖ darbesini bastıralım,
hem de 28 Şubat'ı mahkum edelim, FETÖ bağlantılı savcılar ve hakimler
tarafından kurgulanan davalar sonucunda yine FETÖ'cü hakimler tarafın-
dan mahkum edilen FETÖ karşıtı komutanlarımızı hapislere atalım. 

Bu olmaz. Bu, önümüzdeki dönemin ihtiyaçlarına cevap veren bir tavır
değil. Çok yanlış. Gerçi hukuki yollar var ama Sayın Cumhurbaşkanı o
yargı yollarını beklemeyip af yetkisini de kullanabilir.

Birileri "Vay" diyor, "Erdoğan mı o koca komutanları affedecek?" Sen git
3 gün yat bakalım o komutanların yanında Silivri mahpusunda. Bu bir
gurur onur meselesi değil. Yasalarda olan bir hak. Başkalarının sırtından
kahramanlık kolay. 80 - 90 yaşlarındaki komutanlarımız hapiste yatsın, 
bu beyler ve hanımlar onların sırtından kahraman olsun.

Bu komutanların hepsi benim tanıdığım, arkadaşlarımdır. 
Vatansever, Cumhuriyetçi, karakterli, kişilikli, ahlaklı insanlardır. 
Onlarla dayanışma halinde olmamız lazım."

+++

Ve işte Doğu Perinçek'in sözünü ettiği komutanların sırtından kahraman 
olmak isteyen hanımlar, beyler ve de malum gazete:

Cumhuriyet, 24 Ağustos 2021

Erdoğan onları affederse "Bağışlayıcı Erdoğan" olacakmış. Affetmesin,
onlar da ölene kadar hapis yatsınlar, yeter ki Erdoğan "Bağışlayıcı" ol-
masın, siz de rahat koltuklarınızda sözde muhalefet yapın. Vicdansızlar.

"ÇİRKİN OYUN" diyor. Perinçek'in "Af yetkisini kullanması Cumhurbaşka-
nı'na saygınlık kazandırır" sözlerine gönderme yapıyor. 

Perinçek, af çıkarmasını sağlayarak Erdoğan'a saygınlık kazandıracak-
mış, bu çirkin bir oyunmuş. Gerçi gazete Perinçek demiyor ama sözün 
nereye gittiği belli.

Bir yandan da "Sorunlu 28 Şubat dönemi ile 28 Şubat davası
arasında ayırım yapmak lazım" diyorlar. 28 Şubat sorunlu (kötü) 
imiş ama bu kötü dönemin faturası hukuk kurallarının hiç edildiği 
bir dava ile bir kaç kişiye çıkarılmış. 28 Şubat'ı savunmuyorlar,
"sorunlu" diyorlar. Kahrolsun 28 Şubat yani.

Af çıkarırsa Erdoğan yüceltilmiş olacakmış. Neredeyse Erdoğan'ın
önüne yatıp yalvaracaklar "Affetme bunları" diye.

Ne yazık ki, Sayın Celal Ülgen de bunlara kapılmış. "Affetmesinler,
özür dilesinler" diyor. Yani Erdoğan "Özür diliyorum ama affetmiyorum"
desin, komutanlar da hapiste ölsün... mü Sayın Ülgen?


+++

Vatan Partisi Başkanlık Kurulu Üyesi Av. Nusret Senem
, 
Cumhuriyet'in başlığına sert tepki gösterdi:

"Cumhuriyet'in manşeti hiç bir çözüme katkı yapmıyor."

"Cumhurbaşkanı'nın af yetkisini Adli Tıp neticesinde kullanması
lütuf değil, yasal zorunluluktur."


+++

İddianameyi hazırlayan Savcı Mustafa Bilgili FETÖ'den mahkum oldu.
Kararı veren hakimler, Yargıtay'da onaylayanlar, çoğu FETÖ'cü çıktı.
Yani baştan sona FETÖ operasyonu.

Ancak davayı gören mahkeme yetkisiz. Anayasa'nın 148. Maddesi'ne
göre Kuvvet Komutanları ancak Yüce Divan'da yargılanabiliyor. Ayrıca
yeni sistemde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da izni gerekiyor.

Org. İlker Başbuğ da böyle bir yetkisiz mahkeme tarafından ömür boyu
hapse mahkum edilmiş, ancak Yargıtay hak ihlali kararı vererek hükmü
bozmuştu. Aynı gerekçe 28 Şubat davası için de geçerli.

Açık hak ihlali var. Bu dava çöker. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin 
önünde binlerce başvuru var. İnfaz başladığı için komutanlar telafisi 
olmayan ceza çekiyorlar. Mahkeme bu davaya öncelik verip öne almalı,
ama almazsa ne olacak? Komutanlar iki aydır yatıyor. Anayasa Mahke-
mesi sürecinde af çıkmaz da içerde ölümler olursa ne olacak?

 "Af çıkmasın" diyenler vebal altındadır.

+++

Aydınlık, 23 Ağustos 2021

+++



+++



+++



19 Kasım 2021 Cuma

Nilgül Doğan hakkını helal etmedi, Mustafa Gezmiş istifa etti

Kılıçdaroğlu'nun helalleşme açıklamaları üzerine E. Org. Çetin Doğan'ın
eşi Nilgül Doğan ve Deniz Gezmiş'in kuzeni Mustafa Gezmiş Kılıçdar-
oğlu'na haklarını helal etmedi. Mustafa Gezmiş ayrıca CHP'den istifa etti.

+++

2011 seçimlerinde İstanbul 2. Bölge'de CHP'nin adayı Sezgin Tanrıkulu
idi.  E. Org. Çetin Doğan ise Cumhuriyet Güçbirliği'nden bağımsız aday
olmuştu. Bunun üzerine CHP kanadından "Oyları bölüyorsunuz" feryadı
yükselmişti. Bakalım Org. Doğan kimin oyunu bölüyordu:

+++

CHP İstanbul 2. Bölge Adayı Eski Diyarbakır Baro Başkanı 
Sezgin Tanrıkulu kimdir, hatırlayalım:


Yer: ABD Kongre Binası Büyük Salonu

Tarih: 21 Kasım 1997
Senatör Edward Kennedy, Sezgin Tanrıkulu’na 
“Robert Kennedy İnsan Hakları Ödülü” veriyor.

Ödülü verirken yaptığı konuşmada şöyle diyor:
“Bu masum insan, DEP’lileri ve halkı savunduğu için hapis yattı” 
(DEP, PKK'nın HDP'den önceki yasal uzantısı)


İçlerinde PKK temsilcilerinin de bulunduğu 300 civarında konuk çılgınca alkışlıyorlar.

Sezgin Tanrıkulu, ödülü aldıktan sonra elindeki yazılı metni okudu.

Türk askerinin sistemli bir şekilde Doğu’daki köyleri yok ettiğini, 
sivil halkı öldürdüğünü, işkence uyguladığını ileri sürdü, ve:


”Türkiye’nin, Kürdistan diye bilinen Güneydoğu’sunda savaş var. 
Son 10 yılda, 26 bin kişi öldürüldü. Bunların 3 bini siyasi suikast 
sonucu öldürüldü. Savaş bölgesinde avukatlık yapan birisi olarak 
ne çektiğimi bilemezsiniz”


dedi, yüzüne iliştirdiği ağlamaklı ifadeyle yerine oturdu.

Türkiye’yi suçladığı, terör saldırısına “savaş”, Güneydoğu Bölgemize “Kürdistan” dediği için ödül aldı.


1999′da Clinton Türkiye’ye gelince, Tanrıkulu ile görüşme yaptı.
Amerikalıların gözünde o derece değerli bir yere sahip.

Habur’dan giren PKK’lılara, sonra da KCK'lılara avukatlık yaptı. 

“Devlet onları rehin aldı, 
onların suçlandığı toplantılara biz de katıldık, 
onların yaptıklarını biz de yaptık, 
onlar içerde biz dışardayız” dedi.

PKK ve KCK'lılarla aynı şeyleri yaptığını açıkça, gururla itiraf etmiş oldu.

+++


Cumhuriyet Güçbirliği İstanbul 2. Bölge Adayı E. Org. Çetin Doğan

“Atatürkçüyüm, Devrimciyim” diyen komutan.

(Gözaltına alınırken aracın üzerine vurarak. "Ben devrimciyim, Atatürk 
devrimcisiyim" demişti.)

Necdet Sezer tarafından Türk-Kazak Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı’na atandı.

Abdullah Gül tarafından bu görevinden alındı.

Ergenekon tertibiyle esir alındı. Silivri esir kampında vatani görevine devam etti.

Seçim bildirgesi şöyle başlıyordu:

“Ben Çetin Doğan, parmaklıklar ardına konan Kemal’in Askerlerinden bir numaralı sanığım."

ve şöyle bitiyordu:

"İstanbul 2’nci Bölgesi’nden Cumhuriyet için Güçbirliği Bağımsız adayı olarak katılıyorum.”

Bildirgenin tamamını bu yazının sonunda okuyabilirsiniz.

+++

Bu karşılaştırmayı yaptıktan sonra şöyle demiştik:

Şimdi soruyorum:
Kim kimin oyunu bölüyor.
Elini vicdanına koy, öyle karar ver.
İstanbul 2. Bölge seçmeni vatandaş, oyunu bölücüye mi, Atatürkçü Komutana mı vereceksin?
Bakınız: 

+++

CHP, aday olarak Atatürkçü komutanlarımızı değil, bölücüleri tercih
etmişti. 

Cumhuriyet Güçbirliği adayı komutanlarımızı Vatan (İşçi) Partisi var gücü
ile destekliyordu. Seçim büroları, toplantılar, mitingler, bildiri pankart işleri
hep İşçi Partisi tarafından düzenleniyordu.

E. Org. Çetin Doğan'ın eşi Nilgül Doğan seçim çalışmalarına katılıyordu.
Seçimlerden sonra yazdığı "Adını Siz Koyun" adlı kitapta şöyle diyordu:

"İşçi Partisi'nin kendi içindeki çalışma disiplini hiçbir partide 
gözlemleyemeyeceğimiz boyuttadır.

Biz tutuklu asker yakınları onca olumsuz şey yaşarken 
hep arkamızda ve yanımızda görmek istediğimiz kurum 
ve kuruluşların (bunlara ordu da dahil) yerine bu partinin 
çalışanlarını gördük"


Şubat 2012'de Nilgül Doğan ile birlikte ULUSAL KANAL'daki bir
programa katılan E. Tümg. Osman Özbek, kitaptaki bu satırları
okuduktan sonra şöyle dedi:

"Bunun hakkını vermeyecek miyiz?
İşte din iyi ahlaktır. Dindarlık budur işte: Doğruyu söylemek, 
ahlaklı olmak, yalan söylememek, takdir etmesini bilmek.
İşçi Partisi için sol parti denir. Solu sağı yok artık.
Birkaç yıldır görüyorum bu insanları.
İlk tutuklamalar olurken, bizimkiler evlerinde perde arkasında 
izlerken, onlar 4 ayrı orduevinin önünde protesto toplantıları yaptılar.
Kötü bir şey mi yapıyorlar?
Halkı uyandırıyorlar. Vatan sevgisini ortaya koyuyorlar.
Bazıları bana "Dikkatli ol" diyorlar. Neyine dikkat edeceğiz?
Doğrudan başka yaptığımız, söylediğimiz bir şey varsa söylesinler.
Ahlakı vicdanı olan insan, bunları takdir eder ve de örnek alır"

Bakınız: 

+++

Ancak sonraki seçimlerde Doğan çifti CHP'ye oy verdiler.
Niçin bölücülerle iç içe geçmiş olan bir partiye oy verdiniz?
2011'de sizi aday göstermeyi kabul etmeyerek bölücü Tanrıkulu'nu
sizin karşınızda aday gösteren CHP'ye niçin oy verdiniz?

İşte şimdi Kılıçdaroğlu, tam da 28 Şubat davasında ömür boyu hapis
cezası alan Çetin Doğan'ın temyiz duruşmasının öncesinde 28 Şubat
mağdurları ile helalleşme açıklaması yaparak "Atın bunları içeri" demiş
oluyordu. 

Kılıçdaroğlu'nun bu açıklaması üzerine, Nilgül Doğan şöyle konuştu:

"Ben oyumu CHP'ye vermiş bir kişi olarak hakkımı helal etmiyorum.
Kılıçdaroğlu sağdan soldan helallik isteyeceğine, bu uğurda sahte
delillerle cezaevine konulan generallerden helallik istesin"

Sayın Nilgül Doğan, siz yıllarca bazen dondurucu soğukta Silivri
nöbet çadırlarında devrimcilerle birlikte nöbet tuttunuz. Ali Gök ve
Muharrem İnce gibi Atatürkçüleri CHP'de tutabilmek amacıyla
gösteri yapmak için gelen bir-iki CHP'liden başka yanınıza gelen 
oldu mu?

Bakınız: 

İşçi Partisi binlerce kişiyi Cezaevi önüne yığdı, barikatları zorladı.
Eğer CHP isteseydi, en az bir milyon kişiyi oraya yığabilir ve bu zulmü
sonlandırabilirdi. PKK ve FETÖ mahkumlarını kurtarmak için Ankara
İstanbul arasında yürüyüş yapan Kılıçdaroğlu, Ergenekon  ve Balyoz
mağdurları için hiç bir şey yapmadı.

Sayın Nilgün Doğan, bütün bunları bile bile niçin CHP'ye oy verdiniz?
Oy alamadıkları için mi Atatürkçülere sırtınızı döndünüz? "Oy alsın da
varsın bölücü olsun" mu dediniz?

Gerçekleri şimdi mi gördünüz?
Kılıçdaroğlu'nun 28 Şubat düşmanı yüzünü yeni mi gördünüz?
"CHP Dersim'de katliam yaptı"
"Sabahattin Ali'yi CHP öldürttü."
"27 Mayıs'ı yapanlar şimdi utanıyorlar" 
“AKP iktidarına karşı mücadele ederken ben bazen kendimi 
1940’lar CHP iktidarına karşı mücadele ediyormuş gibi sanıyorum."
sözlerini duymamış mıydınız?
Atatürk'e , Cumhuriyet'e karşı ayaklanan Seyit Rıza'ları, Şeyh Sait'leri 
kahraman ilan ettiğini, CHP'li vekillerin onların heykelleri önünde basın
açıklamaları yaptıklarını da mı duymadınız?
Perşembenin geleceği Çarşambadan belli değil miydi?

Bakınız: 

Ekrem İmamoğlu:
"Menderes demokrasi kahramanıdır. 
27 Mayıs demokrasinin katledilmesidir."
Video kaydı: 
Bunu da mı görmemiştiniz, duymamıştınız?

Uğur Mumcu "27 Mayıs'ı savunmayan bir devrimciyle alış verişimiz 
yoktur" diyordu. Hem mezarına karanfil bırak, "Uğurlar olsun" diye 
sahtekarca ağıt yak, hem de 27 Mayıs'tan utan. Bunları hiç görmediniz
mi sayın Doğan?

Bakınız: 


+++

Deniz Gezmiş'in kuzeni Mustafa Gezmiş de yeni uyananlardan.
Hem istifa etti, hem de hakkını helal etmedi.


Şimdi sen git kimle helallaşırsan helalleş ... Sana ben hakkımı helal etmiyorum.

Sayın Mustafa Gezmiş,

Kuzeniniz Deniz Gezmiş "kahrolsun ABD emperyalizmi" diyordu.
ABD'nin uydusu olan, onlardan iktidar dilenen, Genel Başkanı ABD
tarafından kaset operasyonu ile belirlenen CHP'de ne işiniz vardı?

Bakınız:

Deniz Gezmiş, o zamanlar adı Ortak Pazar olan Avrupa Birliği'ne
şiddetle karşı çıkıyor, "Onlar Ortak Biz Pazar" söylemi altında AB
emperyalizmine direniyordu.

Pekiyi, siz "Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne tam üye yapacağız"
"Bizi Batı'dan kimse ayıramaz, ölümüne mücadele ederiz"
diyen Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinde ne arıyordunuz?

Bakınız: 

Deniz Gezmiş 27 Mayıs'ın yanındaydı. Pekiyi, siz 27 Mayıs'tan utanan
CHP'de ne arıyordunuz?

+++

Gerçekleri çok geç olmadan gördünüz. Darısı Bora Gezmiş'in başına.

Ancak, yağmurdan kaçarken Teğmen Çelebi gibi doluya tutulma
tehlikesi var. Aman dikkat.

Bakınız: 

+++

E. Org. Çetin Doğan'ın 2011 seçim bildirgesinin tamamı:

“Ben Çetin Doğan, parmaklıklar ardına konan Kemal’in Askerlerinden bir numaralı sanığım."

Bir zamanların Genelkurmay Harekât Başkanı, Jandarma Asayiş Komutanı, Ege Ordusu Komutanı ve de son olarak da Birinci Ordu Komutanı…

Bugün “Mahşerin Dört Atlısının” tertibi ile boynumda asılı duran “Balyoz’un Bir Numaralı Sanığı” yaftasının er ya da geç, dün görevdeyken göğsüme takılan “Üstün Hizmet” ve “Üstün Cesaret ve Feragat” madalyalarından daha fazla övünç kaynağı olacağından kuşku duymuyorum.

Ülkemizin birlik ve dirliği ağır bir tehdit altındadır. Bu tehdide son vermek bizlerin elindedir.

Bu, çocuklarımıza, torunlarımıza, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.

Artık bu talana, yurttaşların demokratik hak ve özgürlüklerinin tasallutuna, yoksulluk ve yolsuzluklara son verme zamanıdır.

Bu yolda bana inanmanızı ve güvenmenizi istiyorum. Ülkeme 43 sene alnımın akıyla hizmet verdim.

Hayatımın bundan sonrasında ülkemin aydınlığa çıkış yolunda hizmet verebilmek için

İstanbul 2’nci Bölgesi’nden Cumhuriyet için Güçbirliği Bağımsız adayı olarak katılıyorum.”

İstanbul 2. Bölge :
Çetin DOĞAN E. Orgeneral, Eski 1.Ordu Komutanı
Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Eminönü, Eyüp,
Fatih, Gaziosmanpaşa, Kağıthane, Sarıyer, Şişli.

+++