26 Ocak 2014 Pazar

AKP, askeri tesisleri yağmaya açtı

Kaşif Kozinoğlu, Aydınlık'a yazdığı mektupta şöyle diyordu:


"BUNLAR ALLAHSIZ.
Bunlar bencil, bunlar kötüdür.
Balta girmemiş ormandan fırlayan vahşiler gibi saldırıyorlar."

Bakınız:

***********

Tayyip Erdoğan "İman, dilde kalmayıp kalbe indiğinde imandır." dedi
Ancak, bakıyoruz ki, iman kalbe inmiyor, para cebe iniyor.
Para için her yere saldırıyorlar. Şimdi sıra askeri tesislerde.

Aydınlık, 25 Ocak 2014

Genelkurmay Başkanlığı'na ait 234 tesis özelleştirmeye açılacak. AKP, bu konuda Meclis'e Kanun Hükmünde Kararname sevk etti. Bu tesisler satılacak, olmazsa kiraya verilecek.

Eğitim merkezi, askeri okul, askeri gazino, orduevi ve diğer sosyal tesisler kanun kapsamında. Emlakçiler, bu tesislere ve arazilerine paha biçilemeyeceğini söylüyorlar.

***********
Özelleştirme listesinde adı geçen askeri tesisler içinde en dikkat çekenlerden biri Antalya’daki Karpuzkaldıran Özel Eğitim Merkezi Komutanlığı. Karpuzkaldıran, aynen Fenerbahçe, Harbiye ve Kalender Orduevi gibi yüksek rütbeli askerlerin ağırlandığı en ünlü tesislerden biri.
Tesisin tahmini ortalama fiyatını Antalya’nın ünlü emlak şirketlerinden Talip Yörükoğlu Emlak yetkilisi, Aydınlık’a Karpuzkaldıran için şu ifadeleri kullandı:
“O bölge için öyle imar planı, metrekare hesaplaması yapmaya gerek yok. O araziye paha biçmek mümkün değil. Antalya’nın en özel yerlerinden biri. Denize hakim, plajı olan bir yer. Ancak illa bir fiyat belirlemek gerekir derseniz, bizim elimizde olsa, en az 300 milyon Euro taban satış fiyatı belirleriz. Metrekaresi de bin 500 Euro’dan satılır.”

***********
Emlak uzmanları İstanbul Kalender Orduevi’nin de değerinin paha biçilemez olduğunu vurguluyor.
***********
Ankara’nın ünlü emlakçılarından Salim Taşçı’nın Aydınlık’a verdiği bilgilere göre, Ankara’daki bazı tesislerin ortalama taban fiyatları şöyle:
Ankara Merkez Orduevi -Taban 200 milyon Dolar: Ankara’nın Balgat bölgesinde Eskişehir Yolu’nun kenarında son derece büyük bir araziye sahip Merkez Orduevi, satılacak veya halka açılacak askeri tesisler listesinde yer alıyor. Salim Taşçı, Merkez Orduevi’nin satışı durumunda ortalama 200 milyon Dolar taban fiyatı belirlenebileceğini söyledi.
Ankara Sıhhiye Orduevi - Taban 80 milyon Dolar: Ankara’nın en merkezi yerlerinden Sıhhiye Meydanı’ndaki orduevi için tahmini olarak 80 milyon Dolar taban fiyat verilebileceği belirtiliyor.
Ankara Tandoğan Astsubay Orduevi - Taban 30 milyon Dolar: Satılacak listesinde Ankara Tandoğan Astsubay Orduevi de bulunuyor. Tandoğan Meydanı’ndaki Astsubay Orduevi ile ilgili Salim Taşçı’nın açıkladığı tahmini taban fiyat 30 milyon Dolar.
Ankara Etiler Astsubay Orduevi - Taban 35-40 milyon Dolar: Yenimahalle İlçesi sınırları içinde olan ve Tandoğan Meydanı’na çok yakın olan Ankara Etiler Astsubay Orduevi için tahmini belirlenen taban fiyat 35-40 milyon Dolar.
***********
Sıradakiler
Harbiye Orduevi
Özelleştirilmesi düşünülen diğer bazı askeri tesisler şöyle:
- İstanbul Harbiye Orduevi
- Fenerbahçe Orduevi
- Selimiye Astsubay Orduevi
- Adana Orduevi
- Ankara Gazi Orduevi
- Ankara Anıttepe Jandarma Sosyal Tesisleri
- Ankara Beytepe Jandarma Eğitim Sosyal Tesisleri
- Bursa Orduevi
- Edirne Orduevi
- Edirne Keşan Astsubay Orduevi
- Girne Orduevi
- İstanbul Heybeliada Şafak Özel Eğitim Merkezi
- İzmir Karşıyaka Askeri Kolak
- İzmir İnciraltı Yenikale Sosyal Tesisleri
- İzmir Yeni Foça Özel Eğitim Merkezi
***********
Bu tesisleri satın alacaklara uyarı:
Milli Hükümet, bu tesislere bedelsiz olarak el koyacaktır. Paranızı sokağa atmayın.
***********

24 Ocak'ın defterini dürmek için yürüyoruz

Muğla ve Zonguldak işçilerinin Ankara yürüyüşünden 4 gün önce AKP Hükumeti, termik santral ihalelerini Nisan ayına erteledi. 10, 21 ve 30 Nisan'a.

İlk amaç, Ankara yürüyüşü iradesini kırmaktı. Kıramayınca işçilerin yolunu zorbalıkla kestiler. İşçiler birbirlerine "AKP eşkıyası yol kesti" diyorlardı.

İkinci amaç, oyları etkilemekti. AKP Hükumeti işçilere: "Seçimde oylarınızı bana verin, seçimden sonra santrallerinizi, madenlerinizi yabancılara da açık olacak şekilde satacağım, sizi de kapı dışına koyacağım" diyordu açıkça.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek: "Özelleştirmelerde kararlıyız. Santralları bu yıl bitirmek istiyoruz" diyordu ertelemelerin ilan edildiği gün. "Sadece 4 santralı (Muğla Yatağan, Yeniköy, Kemerköy ve Zonguldak Çatalağzı) değil, bütün santralları satmaya kararlıyız. Ertelemeler, seçim öncesi gözünüzü boyamak için" diyordu Bakan Şimşek açıkça.

İşçinin cevabı:
"Bize enayi imişiz gibi davranıyorlar. Bu kadar keriz olduğumuzu sanmaları büyük gaflet."
"Erteleme değil, iptal istiyoruz."
"Enerjide özelleştirme bağımsızlığımıza saldırıdır, talandır, yağmadır."
"Yatağan Çanakkale'dir. Çanakkale geçilmez."
"Özelleştirme İdaresi, Çanakkale'ye gelmiş İngiliz ordusudur."
"Ankara yolumuz, ölüm olsa sonumuz."
"Gemileri yaktık, geri dönüş yok."



Haziran ayaklanmasının bayrağı şimdi işçinin elinde.

Turgut Özal'ın 24 Ocak 1980 kararları, bağımsız Türk devletini sona erdirme kararları idi. Bu kararlarla, bağımsız bir devletin tüm temel özellikleri yok ediliyordu.

Paranın giriş çıkışına denetim kaldırıldı. Dolarlar, marklar ülkeye serbestçe girip çıkmaya, iç piyasada serbestçe alınıp satılmaya başlandı.

Malların giriş çıkışına denetim kaldırıldı. Yerli malların gümrüklerle korunması ilkesi yok edildi.

Özelleştirme kandırmacası altında, milli ekonominin temel direkleri olan Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT'ler) yabancıların denetimine açıldı.

Tarıma destekler kaldırılararak tarım üreticimiz yabancı tarım ürünlerinin rekabeti karşısında savunmasız bırakıldı. Tarım ve hayvancılığımız büyük darbe yedi.

İş güvenliği, sosyal haklar, sendikalar, kamu hizmeti adım adım kaldırılmaya başlandı. İşçi sayısı kat kat arttı ama tam aksine, sendikalı işçi sayısı kat kat azaldı.

Topluca değerlendirecek olursak, 24 Ocak 1980 kararları milli devleti ve milli devletin ekonomik temelini ortadan kaldırma, Türkiye'yi parçalamak amacıyla Türk ile Kürt arasına düşmanlık tohumları ekme, dünya sermayesi ile bütünleşme programı idi.

Bu program demokrasi kuralları içinde uygulanamazdı. Sopa gerekli idi. 12 Eylül 1980 Amerikancı darbesi, bu programın uygulanabilmesi için yapıldı. Darbeciler, ekonomiyi Özal'ın ellerine emanet ettiler.

İtiraz edenler 24 Ocaklarda öldürüldüler. PKK'nın, Barzani'nin ABD - İsrail ilişkilerini araştıran Uğur Mumcu 24 Ocak 1993'te, Türk ile Kürt arasında gönül bağı kuran Gaffar Okkan 24 Ocak 2001'de şehit edildiler. Cinayetler için bu günün seçilmesi tesadüf değildir.

Madımak ve Başbağlar yangınları, Muammer Aksoy, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Eşref Bitlis cinayetleri hep 24 Ocak kararları uygulanabilsin diyedir.

"Dünya sermayesi ile bütünleşme" programı sonucunda Türkiye borca battı, işçi işini, köylü tarlasını kaybetti. Tütünü, buğdayı, mercimeği, eti bile dışarıdan alır hale geldik.
İşte AKP Hükümeti, bu programın getirdiği sonuçtur. CHP, MHP gibi diğer partiler de bu programın dışına çıkmadıkları için, AKP'ye alternatif üretemiyorlar. Bunun için bu partilere düzen partileri diyoruz. Hepsi 24 Ocak partisidir, 12 Eylül partisidir. 

Hiçbiri "Döviz bürolarını kapatacağız, Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu'nu yeniden getireceğiz, Avrupa Gümrük Birliği'nden çıkacağız, tarım ve hayvancılığımıza destek vereceğiz, satılan KİT'leri tekrar millileştireceğiz, özelleştirmelere son vereceğiz" diyememektedirler. ABD, AB ve NATO'ya karşı çıkmak ise akıllarının ucundan bile geçmemektedir.

Özal'ı gönderen Zonguldak madenci yürüyüşü, Sümerbank, Beykoz, Telekom, SEKA, TEKEL, Şişe Cam direnişleri hep 24 Ocak kararları uygulamalarına karşı yapıldı. Şimdi sıra enerji işçilerinde. 24 Ocak'a burada dur demek için, enerji santrallarımızı ve kömür madenlerimizi yabancılara kaptırmamak için 24 Ocak 2014 günü yürüdük.

İhalelerin ertelendiği Nisan ayında da yürüyüşe kaldığımız yerden devam etmek vatan ve namus görevidir. Bundan sonra her eylem 24 Ocak eylemidir.

34 yılın hesabını görmek için yürüyoruz. İlk hedef AKP Hükumetinin yıkılması. İleri.

***********
arşiv:
Yatağan işçileri Bakanlığa dava açmaya hazırlanıyor 25 Ocak 2014
***********

25 Ocak 2014 Cumartesi

Yatağan işçileri Bakanlığa dava açmaya hazırlanıyor

Muğla Yatağan, Yeniköy, Kemerköy ve Zonguldak Çatalağzı termik santralleri ile kömür ocaklarının özelleştirilmesine karşı Ankara yürüyüşüne başlayacak olan işçiler, eş ve çocukları ile birlikte 23 Ocak sabahı Yatağan Termik Santrali önünde toplandı.

Eyleme MHP, İP, TKP, TGB, ADD ve Ülkü Ocakları yerel örgütleri destek verdi.

Buradan 2 bin işçi ile başlayan yürüyüş Madenci Anıtı'na ulaşana kadar, halkın katılımı ile 10 bin kişiye ulaştı. pancere ve balkonlardan alkışlarla destek verilirken, esnaf da yol kenarında meşaleler yaktı.

Yol boyunca işçiler şu sloganları attılar:
"Mustafa Kemal'in askerleriyiz"
"Hükümet istifa"
"KİT'ler vatandır, vatan satılmaz"
"Vatanı satanı biz de satarız"

Yatağan girişinde oturma eylemi yapan işçiler, otobüslere bindiler. İlçe çıkışında da yolları kesildi.

Aydınlık, 24 Ocak 2014

Türkiye Maden-İş ve Tes-İş sendikaları, yatağan işçilerinin seyahat özgürlüğünü engelleyen yetkililer hakkında suç duyurusu yapmaya, İçişleri Bakanlığı'na maddi manevi tazminat davası açmaya hazırlanıyor.

Tüm yasal izinler alındığı halde, 23 Ocak'ta yola çıkmaya hazırlanan işçilerin otobüsleri İçişleri Bakanlığı talimatı ile durduruldu. Muğla Yatağan'dan Ankara'ya gitmek üzere yola çıkan işçiler, polis ve jandarma barikatı ile karşılaştı.

35 otobüsün önü TOMA ve arazözlerle kesildi. Sendika yöneticileri ile polis arasında kısa süren bir arbede yaşandı. Polisin arama yapmak istemesi üzerine işçiler "Biz terörist değiliz" diye tepki verdiler.

Bunun üzerine işçiler Muğla yönüne doğru yürüyüşe geçtiler. Kadın ve çocuklar otobüslerin içinde onları talip ederken polis otobüslerin ruhsat ve anahtarlarına el koyunca işçiler yolu trafiğe kapadılar.

İki aracın kilidi açılamadı. İçlerindeki kadın ve çocuklar 5 saat mahsur kaldı. Olayı duyan yakın ilçelerdeki yurttaşlar destek vermeye geldiler. İşçi Partisi'nin Muğla, İzmir, Denizli, Manisa ve Aydın İl Örgütleri Ankara yolundan geri dönerek Yatağan işçilerine katıldılar. Muğla'ya kadar 50 kilometrelik yol hep birlikte yüründü. Yürüyüşçüler 24 Ocak sabahı Muğla Sınırsızlık Meydanı'na ulaştılar ve burada bir basın açıklaması yaptılar

Aydınlık, 25 Ocak 2014

Zonguldak maden işçileri Ankara'ya ulaşabildi. Onlarla birlikte binlerce işçi Toros Sokak'ta toplanarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na yürüdüler. Yolda atılan sloganlar ve taşınan pankartlar şöyle idi:
"Her yer Yatağan, her yer direniş"
"Hırsız var"
"Bu daha başlangıç mücadeleye devam"

Eyleme katılan kurumlar:
Türk-İş Yönetim Kurulu, Maden-İş, Genel Maden-İş, TES-İş, Petrol-İş, Hava-İş, TEKSİF, Tek Gıda-İş, TGS, Türk Metal, Demiryol-İş, Genel-İş, Koop-İş, Basın-İş, Liman-İş, Birleşik Kamu-İş, DİSK, KESK, TMMOB, İşçi Partisi, Türkiye Gençlik Birliği, EMEP, TKP, FKF, Zonguldak işçileri, Soma işçileri.

CHP kitlesel katılım yapmadı. CHP Milletvekilleri Dilek Akagün Yılmaz, Musa çam, İzzet Çetin, Süleyman Çelebi, Aytuğ Atıcı, Mustafa Moroğlu, Selahattin Karamehmetoğlu, Kadir Gökmen Öğüt ise işçilerle birlikte yürüdüler.

Maden-İş Genel Başkanı Nurettin Akçul, konuşmasında şu vurguları yaptı:
"Bu mücadele sadece özelleştirmeye karşı değil, bu mücadele tam bağımsız Türkiye mücadelesi. Yolsuzluğun hırsızlığın olmadığı bir Türkiye mücadelesi. İhale iptal edilinceye kadar mücadele edeceğiz. Özelleştirme ihalelerini kökten iptal edin. Otobüslerin önünü keserek bu mücadeleyi engelleyemezsiniz. Önünü kesemeyeceğiniz kadar sayıda otobüslerle on binleri Ankara'ya taşıyacağız"

İhalelerin ertelendiği 10 Nisan'da mücadele daha yoğun bir şekilde kaldığı yerden devam edecek.
***********
arşiv:

24 Ocak Cuma Saat 08 Toros Sokak Sıhhiye Ankara 
***********

22 Ocak 2014 Çarşamba

24 Ocak Cuma Saat 08 Toros Sokak Sıhhiye Ankara

Maden ve enerji işçilerinin aylardan beri Türk Bayrakları ve Atatürk posterleri ile sürdürdükleri mücadele sonuç verdi.

Yatağan, Yeniköy, Kemerköy, Zonguldak Çatalağzı enerji ve maden işçilerinin özelleştirmeye karşı yürüttüğü kararlı mücadele büyük bir başarı kazandı. Hükümet, özelleştirmeye ilişkin adımları seçim sonrasına, Nisan ayına ertelemek zorunda kaldı. Nisan’dan sonra yeniden gündeme getirip getiremeyeceği de belirsizdir.


Erteleme yetmez, iptal istiyoruz.

                                                     Aydınlık, 21 Ocak 2014

25 Eylül 2013 günü işçiler Sodra dağı'na çıktı.

Yatağan, Kemerköy ve Yeniköy Termik Santralları ile kömür ocaklarının özelleştirmesine karşı çıkan işçiler, "AKP Hükümeti dağa çıkmayanın sesine kulak vermiyor" diyerek Sodra Dağı'na çıktılar.

"Bir elimizde ekmeğimiz, bir elimizde vatanımız"
“Enerjide özelleştirme ülkenin bağımsızlığına saldırıdır. Yabancılaştırmadır, talandır.”
“Santrallar özelleştirme kapsamından çıkarılıncaya kadar mücadeleye devam”
"Hükümet bizi değil, teröristleri dinliyor. Onun için dağa çıktık."

Aydınlık 26 Eylül 2014

Maden-İş Yatağan Şube Başkanı Süleyman Girgin, emek ve bağımsızlık mücadelesinin ortak olduğunu vurguladı:
“Bir elimizde ekmek, işimiz aşımız ve geleceğimiz. Bir elimizde de bayrak. Vatan limanlardır, termik santrallardır, maden ocaklarıdır. İşgal altındaki bu değerlerimize sahip çıkmak namus borcumuzdur.”


TES-İş Şube Başkanı Fatih Erçelik :
“AKP hükümeti, göreve geldiği günden bu yana ülkemizi parsel parsel satmakta, çokuluslu şirketlere ve yandaşlara peşkeş çekmektedir. AKP iktidarının yağmasına, talanına geçit vermeyeceğiz.”

Eylem, işçilerin Gündoğdu ve Mehter marşlarından uyarladığı marşların Ege dağlarında ses bulmasıyla sona erdi.

İşçi sınıfının ekmek mücadelesi ile Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesinin Atatürk'te birleşmesi kaçınılmazdır. İşçi sınıfı, fabrikalarımızın, madenlerimizin, işletmelerimizin, topraklarımızın yabancılara satılması ile ekmeklerinin azalması arasındaki doğru orantıyı yaşayarak öğreniyorlar. Kollar bu yüzden Yatağan'dan Hasdal'a, Silivri'ye uzanıyor.
Yaşadığımız süreci hiçbir kucaklaşma bu kadar iyi anlatamazdı:
Yatağan yürüyor.
Hasdal ve Maltepe direniyor.
Yollar, ayakları birleştiriyor.
Özlemler, kolları birleştiriyor.
Milleti emperyalizme karşı Türk Bayrağı ve Atatürk birleştiriyor. Sözde sosyalist arkadaşlar bu gerçeği anlamamakta daha ne kadar direnecekler?


Hükümetin geri adım atması üzerine, 24 Ocak Ankara eylem programında değişiklik yapıldı.

--İşçilerin aileleri ve halkla birlikte Yatağan santralı önünden Muğla’ya kadar yapacağı 40 kilometrelik yürüyüş iptal edildi.

--24 Ocak’ta Ankara içinde, Sayıştay binası önünden Özelleştirme İdaresi Önüne (Kurtuluş Parkı) yapılacak yürüyüş yerine, daha kısa bir mesafe olan Toros Sokak’tan başlayan bir yürüyüş gerçekleşecek. İşçilerin Ankara'daki yeni toplanma yeri, İşçi Partisi Genel Merkezi’nin de bulunduğu Toros Sokak’tır.

--Ankara’da kalış süresi de bir günle sınırlandırılmıştır. İşçiler aynı gün memleketlerine dönecektir.

--İşçi Partisi örgütlerinin Ankara'ya topluca gelişleri iptal edildi. Yalnızca Muğla, Aydın, Denizli, Manisa ve İzmir İşçi Partisi örgütleri, Yatağan Santralı önünde 23 Aralık 2014 Perşembe günü saat 16.00’dan önce bulunacaklardır

--Ankara halkı 24 Ocak Cuma günü saat 08'de Toros Sokak'ta işçilerle buluşacaktır.



***********

21 Ocak 2014 Salı

Seçmen listesini internetten kontrol edebilirsiniz

23 Ocak son gün. Adınızın seçmen listesinde olup olmadığını kontrol ediniz. 23 Ocak'tan sonra yapılacak itirazlar kabul edilmeyecektir.
 
********
 
sayfasında TC kimlik numaranızı ve baba adınızı girerek hem ailenizin, hem de sizinle aynı binada oturan diğer ailelerin seçmen listesindeki kayıtlarını görebilirsiniz.
 
Böylece, hem listede olmayan komşularınızı uyarabilir, hem de sizin binanızda oturmadığı halde oturuyormuş gibi görünen kişiler varsa, Muhtarlığa ve İlçe Seçim Kurulu'na ihbar edebilirsiniz.
 
********
 
Hangi sandıkta oy kullanacağınızı aşağıdaki bağlantıdan görebilirsiniz:
 
********

19 Ocak 2014 Pazar

Tuğamiral Polat'ın CHP'ye açık mektubu

Balyoz tertibiyle Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Tuğamiral Soner Polat, CHP Milletvekillerine bir açık mektup yayınladı.

Mektubunda, Kılıçdaroğlu ve çevresinin "Darbeciler yargılansın"dan başlayıp "Zekeriya Öz yalan söylemez"e uzanan tüm düşmanca söylemlerini bir bir sıraladı.


İşte o mektup:



Hani derler ya, “Ağaç yaş iken eğilir!” Ben de daha ilkokul sıralarında iken rahmetli babamın CHP nutukları ile büyüdüm. CHP aile geleneğimizin bir parçası oldu. Bizim kalabalık ailede seçim tartışması hiç olmaz; oylar hep CHP’ye akar. Bir ibadet vecdi ile gider ve mührü Altı Ok’a basarız.

Tutuklu olmadığımız günlerden itibaren anlı şanlı komutanlarımız bizleri hep oyaladı. Deniz Kuvvetleri Komutanımız, “Beyler, boşuna telaş yapıyorsunuz; bu işler 1-2 ay içinde bitecek” diyordu.

Hasdal zindanına atıldık. Komutanlarımız sık sık ziyaretimize geldi; mesajlar gönderdiler: “Arkadaşlar, itiraz dilekçelerinizi gönderin, konuyu takip ediyoruz, yakında çıkacaksınız!”

Genelkurmay Başkanı Hasdal’a geldi ve her kuvvetin en kıdemlisine mealen şunu söyledi: “ Ben kendi yöntemlerimle bu işi çözeceğim ama süre veremem, çözemesem ben de bırakırım."

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, tutsak asker ve aydınları cezaevinden çıkarmak üzere somut önerilerle harekete geçti. CHP’de kıyamet koptu. Sanki nazire yaparcasına, yıllardır yerlerinde sayanlar, aynı konuda kanun teklifleri vermeye başladı!

Aslında CHP hakkında hepimizin içine bir kurt düşmüştü ama, kimse dillendirmek istemiyordu. CHP’nin bu beklenmedik tavrı bardağı taşırdı. Tutuklu askerler yüksek sesle kuşkularını gündeme getirmeye başladı.

***********


* Acaba kandırma ve oyalama görevini CHP mi devralmıştı?

* ”Darbeciler yargılansın, darbeciler ayıklansın!” söylemi kime aitti?

* ZAMAN gazetesini, “vicdan” olarak kim tanımlamıştı?

* ”Zekeriya Öz yalan söylemez!” denildiğine göre, Ergenekon ve Balyoz’da her şey doğru muydu?

* Paralel yapılanmayı "Yasal ve muteber bir örgütlenme" olarak kim tanımlamıştı?

***********

* Etkin muhalefet yapılamadığı için, bu görev paralel yapılanmaya mı terk edilmişti?

* Günün birinde başa geçildiğinde, iktidar görevi bu paralel yapılanma ile paylaşılacak mıydı?

* Böyle bir paylaşım, TC Anayasası ve kanunlarına uygun düşer miydi?

* ”Biz hiçbir yapı ile iktidarı paylaşmayız. Hedefe giden her yol mubahtır!” denilecekse, erdem, onur, ilke gibi kavramlar ile yollar ayrılacak mıydı?

* Suçsuz ve günahsız insanların felaketi üzerinden siyasi rant devşirmek, reel politika olarak mı görülecekti?

* ”Orduya kumpas kuruldu ama asker ve aydınlar içeride yatsınlar, çünkü yolsuzlukların üstü örtülüyor!” şeklinde bir mantık önermesi ne ölçüde geçerli olabilirdi.

* Eğer bu önerme geçerli ise, şu basit soruyu sorma hakkı doğmaz mıydı: “Yürürken ciklet çiğnenemez mi?"

* Eski Donanma Komutanı emekli Ora. Nusret Güner, “Yandaş Muhalefet” diye yeni bir tanımlama yapmakta haksız mıydı?

***********

* Gelin birbirimize karşı açık ve dürüst olalım. Şu maskeli baloya bir son verelim. Şöyle derseniz, hak vermesek bile sizi anlayabiliriz: “Biz iktidar olmak istiyoruz. Bunun yolunun ABD ve AB’den geçtiğine inanıyoruz. Her ikisinin de ayağına kadar gittik. Kendimizi anlattık. Bize, ‘Tutuklu yurtseverlerden uzak durun! Onun da sırası gelecek.’ dediler"

* Kişisel düşünceme göre, parti ayırımı gözetmeksizin, Parlamento’daki tüm milletvekilleri, ailelerimizin içine düşürüldüğü bu dramdan birinci derecede sorumludur. Çünkü bu davalara, sadece kısa dönemli politik çıkarları açısından bakıyor, ardındaki hukuksuzlukları ve Türkiye’yi ilgilendiren stratejik sonuçları görmek bile istemiyorlar! “Bir kişiye yapılan adaletsizlik, tüm topluma yapılmış sayılır!” özdeyişi onlar için hiç bir anlam ifade etmiyor!

***********

Değerli CHP Milletvekilleri;
"Yurtsever asker ve aydınları, kurulan ve itiraf edilen kumpasa rağmen, haksız ve hukuksuz olarak içeride tutmak için emperyalizm, Paralel yapılanma, AKP’nin bir kanadı, CHP, MHP ve kanlı terör örgütü PKK bir araya geldi"
söylemleri sizin için bir şey ifade etmiyor mu?

***********

Sizlere, sütten bile ak yeni rotanızda, yepyeni ortağınızla birlikte hayırlı seyirler dileriz. Allah selamet versin, yolunuz açık olsun! İnşallah her şey gönlünüze göre gelişir.

“MHP de bizimle aynı fikirde, demek ki biz haklıyız!” diyebilirsiniz. MHP’nin seçmen kitlesine büyük bir sevgi ve muhabbetimiz var. Ancak MHP ile gönül bağımızı çoktan kopardığımız için onları ne takip ediyor ne de demeçleri ile ilgileniyoruz. Onlar ne söylerse söylesin, bizlerde ve ailelerimizde olumlu ya da olumsuz hiç bir etki uyandırmıyor. Allah onları da utandırmasın! İnşallah onlar da hedeflerine ulaşırlar!

***********

Biz Türk Milleti’ne güveniyoruz

Türk tarihinin belki de en utanç verici hukuk lekesini temizlemek için Sayın Feyzioğlu, şairin mısralarında dile getirdiği nutuk atmak yerine, elini taşın altına soktu. Kendisine müteşekkiriz. Çünkü girişimi, Türkiye’deki tüm kişi ve kuruluşlar için öylesine doğal bir “samimiyet testi” ortamı yarattı ki, her kesimi gerçek kimliği ile tanıma fırsatı bulduk. Ayrıca, sistemin şimdiye dek gizlediği ihtiyat kuvvetleri de bir bir ortaya döküldü.

Sonuç ne mi olur? Bunun bir önemi var mı? İhanet bulutlarının ülkemizi çepeçevre sardığı bu karanlık dönemde, bizler ilk kez, samimi, içten pazarlıklı olmayan, bizimle sözde değil özde kader birliği yapan Türkiye sevdalılarının estirdiği sıcak rüzgârlarla, kasvetli koğuşlarımızda içimizi ısıttık, yalnız olmadığımızı hissettik, mutlu olduk. Bu bize yeter. Daha da ötesi mi? Türk milletine güveniyoruz.
CHP’nin değerli ve saygın vekilleri, hepinize en derin saygılarımı sunar, zorlu görevlerinizde engin başarılar dilerim. Rüzgârlarınız insaflı, bahtınız açık, başarılarınız daim olsun...

Amiral Soner Polat
Silivri 5 No’lu Cezaevi

***********

arşiv:

Oramiral Güner: Yandaş muhalefet bize sahip çıkmadı 5 Eylül 2013
Hilmioğlu: "Üzerimizi toprakla mı örteceksiniz?" 13 Ocak 2014
***********