12 Şubat 2014 Çarşamba

Kıbrıs kahramanını öldürüyorlar

Kıbrıs Barış Harekatı'nda paraşütle Kıbrıs'a inen ilk birliğin komutanı olan Emekli Yüzbaşı ve İşçi Partisi Üyesi Muzaffer Tekin'in adı, ayak bastıkları tepeye verildi. Zafertepe, ismini ondan aldı.

1974 yılındaki Kıbrıs Harekatı'nda en çok çatışmaya giren takımın komutanı Tekin, Üstün Cesaret ve Feragat Altın Madalyası sahibi.

Kanla kurtardığımız Kuzey Kıbrıs'ı Rum'a satma pazarlıklarını bugünlerde yoğunlaştıran AKP Hükümeti, işte bu Kıbrıs kahramanını da ölüme gönderiyor.

4. evre pankreas kanseri teşhisi konan kahraman komutan, esir kampında göz göre göre öldürülüyor.

Cinayete tam teşebbüs ve planlı cinayet suçları AKP Hükümeti'ne yapışmıştır. Bu suçların cezası mahşere kalmayacaktır.

Tayyip Erdoğan bir yandan alay edercesine "Masum insanlar mahkum edildi" diye Cemaate yüklenirken, diğer yandan, masum insanların ölüme gitmesini görmezden gelmektedir.

Aydınlık, 12 Şubat 2014

Ergenekon soruşturmasının ilk dalgasıyla 2007'de tutuklanan ve 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 129 yıl 1 ay hapis cezası verilen Tekin, 6,5 yıldır esir kampında.

Durumu ağırlaşan Tekin, dün önce Bakırköy Devlet Hastanesi'ne götürüldü. "Mahkum koğuşu yok" denilerek geri çevrilen Tekin, sabah saatlerinde Çapa Tıp Fakültesine getirildi. Burada da akşama kadar bekletildi. Saat 21:15'te oda bulunabildi.

Sezim Özadalı anlatıyor:

Tekin’le en son 2 hafta önce Silivri Cezaevi’ndeki kapalı görüşte karşılaştık. Oldukça kilo verdiği uzaktan bakıldığında bile görülüyordu. Geçmiş olsun deyince “Yaşamda bir nedeniniz varsa hemen her sıkıntıya katlanırsınız. Eşim, yavrum ve onurlu mücadele için hayatta ve ayakta olmak görevimdir” dedi.
3 ayda 20 kilo verdi
Silivri Devlet Hastanesi’ne gidip geldiğini duyuyorduk. Ancak hastalığına net bir teşhis konulamamıştı. 3 aydır yaklaşık 20 kilo verdiği belirtilen Tekin’in rahatsızlığı önceki gün öğrenilebildi. Pankreas kanseriydi. Hem de hastalığı 4. evreye kadar ilerlemişti.
Namık Kemal’le seslenmişti
Ergenekon soruşturmasının ilk dalgasında 19 Haziran 2007’de tutuklanan Tekin, tam 6 yıl 7 aydır cezaevinde. Son cezaevi görüşünde Tekin, durumunu Namık Kemal’in şu dizeleriyle özetlemişti: Bâis-i şekvâ bize hüzn-i umumîdir Kemal, Kendi derdi gönlümün billâh gelmez yâdına. (Ey Kemal, sen çok iyi bilirsin ki bizim için şikâyet sebebi, sadece toplumda ortak olan hüzündür, yoksa Allah’a yemin ederim ki bundan başka kendi gönlümün derdini hatrıma getirmiş değilim.)
İsmini Kıbrıs’ta o tepeye verdiler
Muzaffer Tekin, 1969 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nden ve 1972 yılında da Kara Harp Okulu’ndan mezun oldu. İlk görev yeri olan Bolu Komando Tugayı’ndan sonra Kıbrıs Barış Harekâtı’na katıldı. Harekâtta en çok çatışmaya giren takımın komutanı olan Muzaffer Tekin, Üstün Cesaret ve Feragat Altın Madalyası aldı.
Kıbrıs’ta hâlâ Zafertepe diye anılan tepeye Kıbrıs’taki başarısından dolayı Muzaffer Tekin’in adı verildi. Tekin’in adı ilk olarak 2006’daki Danıştay saldırısının ardından gündeme geldi. Saldırıdan sonra Tekin gözaltına alındı. Gözaltının ardından serbest bırakılan Tekin’in adına Danıştay iddianamesinde yer verilmedi. Ancak 1 yıl sonra Ümraniye’de bir gecekonduda ele geçirildiği iddia edilen el bombalarının bulunmasıyla Tekin yine konuşulmaya başlandı.
***********
E. Yüzbaşı Muzaffer Tekin;
"Partiye üye olmayı kabul ediyorum" 29 Ocak 2009
E. Yzb. Muzaffer Tekin

15 Haziran 2007'den beri Ergenekon tertibi nedeniyle tutuklu olan E. Yzb. Muzaffer Tekin, 29 Ocak 2009 günlü duruşmada İşçi Partisi üyesi oldu.

Savcı (Doğu Perinçek'e):
"Partinizde bulunan belgeler arasında Öncüler Listesi adlı bir belge bulundu. Sanıklardan Muzaffer Tekin'in adı orada geçiyor"

Doğu Perinçek:
"Sayın Başkan, biz toplumun aydın, birikimli öncü isimlerini partimize davet ediyoruz. Bu listede onların isimleri var. Muzaffer Tekin'den bize çok övgü ile bahsettiler. Biz de uygun bulduk. Şimdi kendisine İP'ye üye olması için çağrı yapıyorum"

Muzaffer Tekin (ayağa kalkarak):
"Sayın Doğu Perinçek'in teklifinden şeref duyarım. Partiye üye olmayı kabul ediyorum."
Böylece Muzaffer Tekin, bir duruşma sırasında mahkeme salonunda bir partiye üye olan dünyada ilk isim oldu.

***********
İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’e mektup gönderen Muzaffer Tekin, "Cesur yürek Sayın Doğu Perinçek önderliğindeki bu dürüst, vatansever camiaya kabulüm bana şeref katacaktır" dedi.
***********
arşiv:

Hilmioğlu: "Üzerimizi toprakla mı örteceksiniz?" 13 Ocak 2014
Silivri'de bir cinayet daha işleniyor: Prof. Hilmioğlu 11 Ocak 2014
Zekeriya Öz'ün işlediği Okkır cinayetinin belgesi 12 Ocak 2014
Mahkeme, Tuğg. Ersöz'ü öldürme azim ve kararlılığındadır 12 Ocak 2014

***********

CHP alo, burası Erbil değil İzmir alo

CHP Genel Merkezi, Atatürkçü adayları tasfiye etmiştir. Deyim yerinde ise, biçmiştir.
Seçmeni Cemaat ile PKK arasına sıkıştırmıştır.

Sanki İstanbul için değil, Pensilvanya için aday belirlemişler.

İzmir'e bakıyoruz, orayı da sanki İzmir değil, Erbil sanmışlar. Barzani'nin sözde Başkenti Erbil değil, İzmir orası İzmir, CHP alo, orada kimse var mı?




CHP'nin kalesi olarak bilinen ilçelerde Atatürkçü adayların elenmesi tepkiyle karşılandı.
İstanbul listesine Mustafa Sarıgül ve Hüsamettin Özkan ikilisi damgasını vururken, İzmir ilçelerine de Aziz Kocaoğlu’nun damgasını vurduğu belirtildi.

İstanbul seçmenine: "AKP'den kurtulmak istiyorsan Cemaate oy ver"
İzmir seçmenine: "AKP'den kurtulmak istiyorsan bölücülere oy ver"
Kırk katır mı, kırk satır mı?
İkisi de değil. Katır ile satır arasında seçim yapmaya mecbur değiliz. Atatürkçü adaylara oy vereceğiz.

                                                 Tugay Şen soldan ikinci

İP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Avukat Tugay Şen, "Mustafa Kemal'in askerlerinin adayı" olduğunu açıkladı.

19 Mayıslarda, 29 Ekim, 10 Kasımlarda, Silivri barikatlarını devirme eylemlerinde, Haziran Ayaklanmasında İzmir'in başında hep İP İzmir İl Başkanı Tugay Şen vardı. O, şimdi İzmir'i yönetmeye aday.

***********

Gaziemir Sarnıç'ta seçim bürosunun açılışında Tugay Şen şunları söyledi:

"CHP'de yaşanan, siyasi bir tasfiyedir. Siz, İzmir'i Erbil mi sanıyorsunuz?"

"CHP'de İzmir'de Kılıçdaroğlu - Aziz Kocaoğlu ortaklığıyla bir tasfiye yapılmıştır. Aday gösterilmeyen mevcut 12 Belediye Başkanının büyük çoğunluğu Kocaoğlu ile birlikte Diyarbakır'a açılım seyahatinde gitmeyenlerdir.

CHP, artık Atatürk'ün CHP'si değildir. Tasfiye edilenleri ve tüm yurtseverleri İşçi Partisi'nde birleşmeye çağırıyoruz

Dün akşamdan bu yana CHP’de İzmir dahil olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında önemli alt üst oluşlar yaşanıyor. Bazı yerlerde ilçe binalarında açlık grevleri, yürüyüşler, protestolar, açıklamalar gibi çok sayıda gelişme yaşandı.

CHP Genel Merkezi İstanbul'u Pensilvanya zannediyor, İzmir'i de Erbil zannediyor.

İstanbul'u teslim etmişler Cemaatin arkasında olan Sarıgül'e, o da bütün adayları belirliyor.

İzmir'de de Kocaoğlu "Sema Pekdaş aday olmazsa ben adaylıktan istifa ederim" diye rest çekiyor. Konak adayı ilan edilen Pekdaş, İzmir Baro Başkanı olduğu gün, ilk icraatı olarak İzmir Barosu Bülteni'nin kapağından Türk Bayrağını kaldırmış ve "Bir hakim türbanlı da olsa, yakasında Atatürk rozeti de olsa, o hakim ideolojik olarak tarafsız olamaz" demişti. Atatürk ve Türk Bayrağı simge değildir, siz onları başka simgelerle eşitleyerek milletin Atatürk'e olan saygısını ortadan kaldıramazsınız.

"Mustafa Kemal'in askerleriyiz" diyerek Gündoğdu Meydanı'nı dolduranlar, Konak'ta bu Semra Pekdaş'a oy vermeyecek.

Gaziemir Belediye Başkan adaylığını Diyarbakır'da açılımda bulunduğu için kapabilenlere oy vermeyecek.

Bunları aday göstermek için varını yoğunu ortaya koyan, "O olmazsa ben yokum" diyen Aziz Kocaoğlu da İzmirlilerden oy alamayacak."

***********
Oramiral Güner: Oyum Levent Kırca'ya 4 Şubat 2014
Foça'da E. Dz. Kur. Albay Yavuz Efe rüzgarı esiyor 6 Şubat 2014

Haydi Ankara'ya, Meclis önüne... Otobüs irtibat telefonları.

12 Şubat Çarşamba akşamı, bu akşam, İstanbul'un tüm ilçelerinden Ankara'ya otobüsler kaldırılacaktır.


Tayyip Erdoğan, 11 Şubat günü AKP Gurup Toplantısında konuşurken, bir kumpas itirafı daha yaptı, şöyle dedi:

"Emniyet ve yargı Cemaat tarafından ele geçirildi. Burada hukuk diye bir şey yok. Masum insanlar sırf örgüt çıkarlarına tehdit oluşturdukları için mahkum edildi".

Hem bunları itiraf etmek, hem de "masum insanlar içerde yatmaya devam etsin" demek vicdana, ahlaka, insanlığa sığar mı?

Bu vicdansızlığa dur demek için Meclis önüne sen de gel.

13 Şubat Perşembe Saat 13'te Meclis önünde

11 Şubat 2014 Salı

13 Şubat Perşembe Saat 13'te Meclis önünde

Sözde "Demokratikleşme Paketi" ile yolsuzluklarına karşı koruma kalkanı kuran, buna karşılık kumpas itiraflarına rağmen "Ergenekon ve Balyoz'da tutsaklığa devam" diyen AKP'ye yanıt Meclis önünde verilecek.


13 Şubat’ta Saat 12'de Güvenpark'ta buluşup Meclis önüne doğru yürüyüşe geçiyoruz. Saat 13'te Meclis önünde olacağız.



CHP’li Mustafa Balbay, Kamer Genç, MHP’li Özcan Yeniçeri ve İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Nusret Senem yurttaşları büyük buluşmaya davet etti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran ile Milletvekilleri Emine Ülker Tarhan, Dilek Akagün Yılmaz ve Emre Köprülü "Biz de orada olacağız" dediler.

MHP Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri:
"Adaletin sağlanmadığı yerde, yurttaşların haklarını araması gerekir."


Komutanları ve yurtsever aydınları Ergenekon tertipleri ile esir kamplarına dolduran AKP destekli Fethullahçı çete Bakanlar ve Bilal Erdoğan hakkında yolsuzluk soruşturmaları başlatınca Tayyip Erdoğan çeteye verdiği desteği kesmek zorunda kaldı.

Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere AKP üst yönetimi, üretilmiş sahte delillerle Türk Ordusu'na kumpas kurulduğunu itiraf ettiler. En önemli delil olan 5 nolu CD'nin de sahte olduğu TÜBİTAK raporu ile bir kere daha anlaşıldı.

Böylece, Ergenekon, Balyoz ve diğer tertiplerle tutuklanan ve hüküm giyenlerin suçsuz oldukları ortaya çıktı.

Bazı AKP Milletvekilleri tarafından hazırlanan Özel Görevli Mahkemelerin kaldırılması ve tutukluluk süresinin 5 yıla indirilmesini içeren yasa tasarısında, Ergenekon ve Balyoz tutuklularının görmezden gelinmesi tepki ile karşılandı. 


"Evet, kumpas kuruldu, sahte deliller hazırlandı, suçsuz yere tutuklandınız, bazılarınız 6 yıldan fazla tutuklusunuz ama sizi çıkarmayacağız. Esir kampında kalmaya devam edeceksiniz." Yasa tasarısının dediği bu. Böyle bir vicdansızlık nerede görülmüştür?

"Kumpas var" diyor, ama hazırladığı yargı paketi kumpasın devam etmesini öngörüyor.

CHP Gurup Başkanvekili Akif Hamzaçebi: "Teklif Tayyip Erdoğan'ın "kumpas" sözünü bile karşılamıyor."

Tayyip Erdoğan, Türk Ordusuna kumpas kurulduğunu itiraf ederek, kendi Bakanlarına ve oğluna da kumpas kurulduğunu iddia etme olanağına kavuştu. "Bu Savcılar kumpasçı. Komutanlara nasıl kumpas kurdularsa, şimdi de AKP'ye kumpas kuruyorlar" diyerek, yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının üstünü örtmeye çalıştı.

Kumpasçı Savcı, Hakim ve polisleri hallaç pamuğu gibi atarak, yolsuzluğa bulaşmış Bakanlarını kurtardı. Ama, kumpasa getirilerek tutuklanan suçsuz insanlar içerde kalmaya devam edeceklerdi.

İşte bu Vicdansız Yasa Meclis'te tartışılırken, Türkiye Meclis önüne yürüyecek. Türkiye Gençlik Birliği'nin öncülük ettiği eyleme tüm halkımızın katılmasını bekliyoruz.





***********

10 Şubat 2014 Pazartesi

Kürdümüzü özgürleştiriyoruz

Kürdümüzün özgürleşmesi demek, PKK prangasından kurtulması demektir. Öcalan'ın ve PKK'nın aslında ne olduğunu göstererek Kürdümüzü bilgilendiriyoruz. Gerçekleri öğrenen Kürdümüz PKK'dan yüz çevirecek ve ABD'nin milletimizi bölmek için AKP eliyle başlattığı açılım kapanacaktır.

PKK, Kürtleri kurtarmak için çalışan bir "Kurtuluş Örgütü" değildir. Emrine girdiği devletlerin projelerini uygulamak için gereken eylemleri yapan taşeron bir örgüttür. Öcalan, zoru görünce, lideri olduğu PKK'yı ortadan kaldırmak için çalışmayı bile kabul etmektedir.


İşçi Partisi, Aydınlık gazetesi ve Ulusal Kanal'ın halkımızın bilgisine sunduğu Öcalan'ın sorgu görüntüleri, ülkemizi bölünmeye götüren sözde Barış Süreci'nin, sözde Kürt Açılımı'nın çanına ot tıkayacaktır.

***********

Öcalan 16 Şubat 1999 günü öğle saatlerinde Poyraz isimli hücumbotla İmralı Cezaevi'ne getirildi. Şimdi Ergenekon tertibi ile Silivri'de esarette beşinci yılını dolduran Albay Hasan Atilla Uğur, Öcalan'ı teslim aldı ve tarihi sorgu başladı.

Apo sorguda teslim oldu. Sonra 2002'de AKP geldi, Apo'yu komutanların elinden kurtardı, komutanları da Ergenekon tertibi ile esir kamplarına kapattı. Apo ile ittifak kurdu, onu "Kürt halkının lideri" ilan etti. Gazı alan Apo, devleti tehdit etmeye başladı. AKP, teslim olmuş Apo'yu tehdit eden Apo haline getirdi.

***********

"Devletin direkt olarak bir şey yapmasına gerek yok. Biz taşeronuz. Bunlarla, yani Kafkasya'dan Suriye'ye bütün güçle Türkiye'nin emrine vereceğiz."

"Bana işaret edin, "Şu ülkede şu tehlike vardır" diye, benim için çocuk oyuncağıdır. Ortadoğu'da, Avrupa'da, hangi ülke olursa olsun, Rusya da dahil, nerede olursa olsun fark etmez. Tek isteğim, şunu deyin: "Apo iyi çalış, görevini iyi becer."

"Hiçbir devrimci bunu yapamaz. Hemen "İşbirlikçi" derler. "Uzlaşıp teslim oldu" derler. Ama ben yaptım."

"Çünkü bazı şeyleri devlet olarak yapmak olmaz ve zordur. Biliyorsunuz ABD dev dünya gücüdür ama o bile taşeron kullanır. Dünyada en büyük işleri bunlar yapar."

"Şu anda milyonlarca insanı bağlayabilirim bu devlete. Mimar gibi bağlayacağız. Ve Kürt olayında beş on ülkeye tonlarca istihbarat, para vs. ile dev şeylerle yapamadığını, tek başıma ve kuruş masraf ettirmeden ben yürüteceğim."


"Türkiye üzerine yine çeşitli ittifaklar gelişebilir. Üzerimizde oynadılar. 90'lardan sonra bu etki daha büyüktü. Mesela Kani gibi diyelim. Mesela Rusya'da Mahir Welat gibi. Tam bir kukla."

"Biliyorsunuz bu Körfez olayından sonra İngiltere'nin bölgede Kürt olayına şeyi başladı... Talabani ile tol oynadılar. Arkalarında İngiltere ve Yunanistan'ın olduğundan hiç şüphe etmemek gerekiyor."


"Türk devletine karşı çarpışıyoruz." diyen Apo ile Türk Devleti'ne "Emrinizdeyim, PKK'yı tasfiye edeyim." diyen Apo aynı kişi midir?

"Cumhuriyet, ağalar, şeyhler, tarikatlar demek değildir." diyen, feodaliteye karşı çıkan, Kürt isyanlarının gerici olduğunu söyleyen Apo ile Diyarbakır'a Şeyh Sait, Tunceli'ye Seyit Rıza gibi Cumhuriyet'e karşı baş kaldıran feodal gericiliğin temsilcilerinin heykellerinin dikilmesini onaylayan Apo aynı kişi midir?

Hangisi gerçek Apo bunların?

Hiçbiri. Gerçek Apo diye bir şey yok. Apo'nun kendine özgü fikirleri, düşünceleri yok. O andaki efendisi ne söylemesini istiyorsa onu söyleyen bir Apo var. Taşeron Apo yani. Taşeronun fikri olmaz. O, işverenin verdiği işi yapar.

***********

Bu sorgu görüntüleri Kürt halkının bu gerçeği anlamasına yol açacaktır. AKP oy veren yurttaşlar da Apo'nun AKP'nin dediği gibi "Kürt halkının lideri" olmadığını anlayacaklardır. Taşerondan lider olur mu?

Barış Süreci (Çözüm Süreci) böylece çökecek, Açılım kapanacaktır. Bölünme yoluna açılan kapıyı kapatıyoruz.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay dedi ki:
"Seçim nedeniyle duraksamalar olsa da çözüm süreci devam edecek. Beğenseniz de, beğenmeseniz de Kürtlerin lideri Öcalan. Öcalan süreçte önemli bir rol oynuyor ve onunla müzakere etmek gerekiyor." (9 Şubat 2014)

                                               Mustafa Bilgin, Aydınlık, 8 Şubat 2014


***********

BDP Milletvekillerine çağrı: Ham görüntüleri size verelim

PKK, KCK, BDP yetkilileri telaş içindeler. Önce "Öcalan'ın sorgu kayıtları asparagas" dediler. Görüntüler yayınlanınca da "montaj" diye feryat etmeye başladılar.

Evet, montaj. Ama onların kastettiği anlamda değil. Önemli bölümler kesilerek birbirine eklendi. Ayrıca alt yazı ile konuşmalar kaydedildi. Çünkü gazetecilere sunum yapılıyor. Herkesin oturup saatlerce seyredecek zamanı yok.

Ama, kayıtların hiç dokunulmamış ham hali mevcut. İzlendiğinde, dedikleri anlamda montaj olmadığı anlaşılacaktır.

İşçi Partisi Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey, BDP ve HDP yetkililerine çağrı yaptı:

"10 Şubat Pazartesi günü İşçi Partisi İstanbul İl Merkezi'nde yapacağımız basın toplantısına gelin. Görüntülerin ham halini, tamamını teslim almanız için sizi davet ediyoruz.Bu davetimizi size yazılı olarak da ulaştıracağız. İzleyin, gözlerinizle görün. Önderinizin "Gerçekle ilgisi yok" dediği sözler var mı, yok mu, kulağınızla duyun. Bu görüntüleri yayınlayın ki, seçmenleriniz, Kürt yurttaşlarımız başta olmak üzere tüm milletimiz gerçekleri doğrudan görsün. Siz yayınlamadığınız taktirde görüntülerin tamamını basın kuruluşlarına vereceğiz. Her yerde yayınlanması için çalışacağız."

"Niçin yayın yasağı istiyorsunuz? Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü sağlayacak bu görüntülere yayın yasağı verecek Cumhuriyet Savcısı ve mahkeme tanımıyoruz."


"Bu görüntüler PKK ve Apo gerçeğini ortaya koyuyor. Halkımızı bilgilendiriyor. Özellikle Kürdümüzün bileğindeki Amerikan kelepçesini kırıp onları özgürleştiren bu görüntüler izlenmeli, tartışılmalıdır."
***********

Aydınlık Genel Yayın Yönetmeni M. İlker Yücel imzalı 7 Şubat günlü Aydınlık Başyazısı, "Viyan Soran bu sözleri duysaydı..." başlığını taşıyor.

"Viyan, 8 yıl önce, Öcalan için bedenini ateşe vererek ölen bir genç kadın.
Apo'nun bu sözlerini duysaydı ne yapardı?"

                                                                   Viyan Soran
"Kimse heveslenmesin.
Kürtleri Şeyh sait gericiliğine ve ABD'nin petrol bekçiliğine mahkum eden anlayışa son vermek için, görüntüleri yayımlamaya devam edeceğiz."

***********
Bugün İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi E. Albay Hasan Atilla Uğur, 1999 yılında Apo'yu teslim almıştı.

Apo'yu Türk Ordusu'nun elinden kurtarmak amacıyla, ABD, "2002 darbesi" ile Türkiye'nin başına AKP'yi getirdi. 2002 Darbesi hakkında geniş bilgi için bakınız:
2002 Darbesi

Daha geniş bilgi için bakınız:
Türk Ordusu'na Endonezya modeli
5 Genelkurmay Başkanı niçin Ergenekonla suçlanıyor?
Ergenekon tertipleri ile komutanlar esir edilerek uygulamaya konulan AKP açılımı, Apo'yu yeniden bölücübaşı haline getirdi. O zaman Albay Uğur'a "Emrinizdeyim" diyen Öcalan, açılım süreci sonunda Türk Devleti'ne posta koyar duruma getirildi.

Halkımız görüntüleri izleyerek, açılımın bizi nereden nereye getirdiğini anlayacaktır.
Açılımı kapatıyoruz.

***********
arşiv:
Kendi ağzından Apo... Kelime kelime, olduğu gibi... 15 Aralık 2013
Apo taşeronluğa nasıl başladı 18 Aralık 2013

***********