8 Şubat 2014 Cumartesi

Faili meçhuller konusunda Öcalan'ın itirafı

Öcalan AKP üzerinden MİT kontrolüne girdiği için "Hakikatları Araştırma Komisyonu kurulsun" diye vay veriyor. "Faili meçhul Kürt cinayetleri aydınlansın" diye yaygara koparıyordu. AKP destekli Fethullahçı Savcılar da, bu cinayetleri yurtsever komutanların işlediğini ispatlamak için var güçleri ile çabaladılar. Komutanlar suçlanıyor, orası burası kazılıp toplu mezar aranıyor, Türk Ordusu'nun komutanlarının katil ilan edilmesi için her şey yapılıyordu.

                                                         Aydınlık, 7 Şubat 2014

Ancak, Öcalan, İmralı'da yurtsever komutanlarımızın denetiminde olduğu dönemde, 1999 sorgusunda, faili meçhul cinayetleri PKK'nın yaptığını Albay Hasan Atilla Uğur'a şu sözlerle itiraf etmişti:

"...bizim içimizde de sapık adamlar oluk oluk kan akıttılar. Binlerce bizim insanlarımızı ve askerleri katlettiler. Anlamsızdı. Ben, "şiddet yüzde 95 hata idi" demiştim. Şimdi avukatlar gelmişler, buna karşı çıkıyorlar ve "O yüzde 95'e de sahip çık" diyorlar. Ben bunu yapamam."

Bu sözlerle, PKK'nin işlediği cinayetleri bir çırpıda "PKK içindeki sapık adamlar"ın üzerine atarak, tereyağdan kıl çeker gibi kendisini temize çıkarmaya çabalıyor. "Avukatlarım o cinayetlere sahip çıkmamı istiyorlar, ben bunu yapamam" diyor.

***********

PKK üst yönetiminde lider olabilecek kapasitedeki herkesi ortadan kaldırdığını da şöyle itiraf ediyor:

"Ben, Suriye'de benden sonra oynayabilecekleri tek bir adam bırakmamaya dikkat ettim... Cemil Esad ile dirsek temasına girdim. Çünkü nerede ise ayağımı kaydırıyorlardı. İşte o zaman tedbirimi aldım... Suriye, alternatif bulamadığı için bana mecbur kaldı."

Lider olabilecekleri öldürtüyor ki, Suriye kendisinin yerine koyacak başka adam bulamasın, ona mecbur kalsın. Bu taktik sadece Suriye için değil, emrine girdiği, taşeronluğunu yaptığı diğer devletler için de geçerli.

***********

Kendi yerine geçebilecek kapasitede görmediği için öldürtmediği PKK yöneticilerini de, ne olur ne olmaz diye, aşağılıyor, kötülüyor ve değersiz göstermeye çabalıyor:

"Bir Cuma'ya (Cemil Bayık), bir Botan'a karşı, bir bizim Osman'a karşı, bir Ebubekir'e karşı, bir Duran'a, Duran Kalkan'a karşı yürüttüğüm mücadeleyi küçümsememek lazım. Korkunç adamlardır."

"Yalnız Osman değil, bütün merkez, eğer gerçekten ben olmasam, örgütü terk edebilirler. Cuma (Cemil Bayık) bana göre yani fazla politik değil. Parmaklarında oynatırlar, farkında bile olmaz."
"... biraz ütopiktirler..."

"Kardeşim Ferhat kod adlı Osman'ı İsfahan'a çekmeye çalıştılar. 93'ten beri bunlarla mücadele ediyorum. Cuma'yı kontrol altına almak için çalıştım. Talabani'nin onun üzerinde çok çalışması vardı."

***********

"PKK'yı ortadan kaldırırım" diyor. Yeter ki idam edilmesin. İşte o korkunun dışavurumu:

"Devletin hizmetinde dev gibi bir demokratik çalışmayı şimdi yapabilirim. Şimdi bunu yıkmaya çalışıyorlar aslında. Asılsam bile size her zaman teşekkür edeceğim."

"Merkez Konseyi, silahlı olanları da dahil, bakın bir altı ay verin, ben hallederim. Gerçi biraz ütopiktirler, ama hallederim."

"Bu Kürtçülük konusunu halledeceğim."

"Bizim arkadaşlar devleti ile çok uzak düşmüş. Şimdi bunu hemen halletmeliyiz."

"... bütün örgütü de aşarak devlete her an koşmaya hazır bir pozisyon arz ettim. Çok önemli... örgüte diyeceğim, gel devletini tanı... Bir defa hata yaptık, bir daha yapmayalım..."

"En temel şart terörden uzaklaşmak değil midir? Sonrasında örgütün tasfiyesi gelecek. Zaten şiddet bitti mi ortada örgüt kalmaz. Anlayış düzeyini düzeltiyoruz, örgütlenmesini dağıtıyoruz. zaten bu böyle olur. Yani tek tek itirafçı örgütü dağıtamaz, tümüyle silahsızlaştıracağım."

"Bir gün gösteririm isterseniz size, ben PKK'lılarla nasıl savaştım. Eğer devletten daha fazla savaşmadıysam görün, kanıtlayacağım size bunu."

"PKK ile savaşmak demek, PKK'nın merkezi ile savaşmak demek, devleti anlamayanlarla savaşmak demektir. Şunun için bunları söylüyorum: Devlet de savaştı tabii, ama ben de PKK ile savaştım. Ve şimdi benim yapacaklarım var, milyonlar var. Mecnun gibi tapıyorlar."

"Tayfun Talipoğlu'na söyledim... Kendisi şahidimdir... "Genelkurmay'a söyleyin, beni fazla ezmeyin lütfen" dedim."

"Benim için hizmet önemlidir."
"Biz devleti tanımadan devlete karşı çıkmaya yeltendik."

"Fazilet hatada ısrar etmemektir. Benim aslıma bakarsanız, "Aman, ben zordayım, bana elinizi uzatın" dediğimi görürsünüz."

"Eğer devlet bana hizmet imkanı verirse, çok açık söylüyorum, inanılmaz gelişmeler ortaya çıkacak. Ben dün şeyi söyledim. Yani Doğu'daki halkın, Cumhuriyet'in taze bir kanı haline getirilmesidir."

"Gel şunu yap" deyin, bu, benim için emirdir."

"Ben devletin... oldukça akıllı bir eri gibi çalışacağım"
"Devletin adamı olmak da çok büyük bir onurdur."
"İğne ucu kadar bir hizmetim olursa ne mutlu bana."
"Hiç bir şey istemiyorum. Rütbe, şu, bu istemiyorum. Sadece çalışma imkanı istiyorum."
"Ben eylemlere yüzde 90 karşı idim. En büyük hizmet tutkusu bendedir."
"Apo bu değil. İş yapacağım, hizmetim olacak."

***********

Öcalan yurtsever komutanlarımızın denetiminde olduğu dönemde işte bu konuma gelmiş, teslim olmuştu. Ancak bu durum ABD'nin Büyük Kürdistan kurulmasını amaçlayan Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)'un önünde bir engeldi. PKK etkisiz duruma gelmiş, Kandil'e sıkışmıştı. Türk Ordusu PKK'ya geçit vermiyordu.

Öcalan'ı yurtsever komutanların denetiminden kurtarmak, Türk Ordusu'nu da PKK ile mücadeleden vaz geçirmek için Atatürkçü, Amerikan karşıtı, ülkenin bölünmesine karşı olan komutanların tasfiye edilmesi gerekiyordu. ABD bu amaçla AKP'yi Türkiye'nin başına oturttu. Tayyip Erdoğan, BOP Eşbaşkanı olduğunu kameralar ve mikrofonlar önünde defalarca söyledi. Bir ülkenin Başbakanının, kendi ülkesini bölmeyi amaçlayan başka bir ülkenin projesinde görev alması, görülmemiş bir olaydı.

Oval Ofis'teki Tayyip Erdoğan - Buş görüşmesinde Ergenekon tertibinin düğmesine basıldı. Tayyip Bey'in emniyet ve adliye içinde kadroları olmadığı için, bu tertibi yürütmekte Fethullahçı Savcı, hakim ve polisler görevlendirildi. Arkasından Balyoz ve diğer tertipler geldi, Öcalan "kurtarıldı" ve MİT emrine verildi.

Öcalan'a "Seni ordunun elinden kurtardık, ABD senin AKP Hükümeti ile çalışmanı istiyor. BOP gereğince Büyük Kürdistan kurmakla görevlisin" dediler. Öcalan inanmadı. Kendisini oyuna mı getiriyorlardı? Bir botla Marmara'ya açıldılar. Gemide CIA görevlileri ona açılımda görevli olduğunu, komutanların tasfiye edildiğini anlattılar. Barzani'nin temsilcileri de onayladılar. Öcalan da yeni efendisi olan Tayyip Bey'e biat etti.

Ezilmiş olan PKK yeniden canlandı, neredeyse sıfırlanmış olan şehit haberleri çığ gibi artmaya başladı. Bölünme amaçlı açılım için şartlar olgunlaştırıldı.

Öcalan'ın Türk Ordusu'nun elinden kurtarılıp ABD-AKP denetimine sokulması süreci hakkında geniş bilgi için bakınız:

Öcalan Amerikalılarla ve Barzani'nin temsilcileri ile görüştü
Öcalan Bursa'da MİT'in misafiri

 

                                                         Aydınlık, 7 Şubat 2014
***********


arşiv:
Apo taşeronluğa nasıl başladı 18 Aralık 2013
Kendi ağzından Apo... Kelime kelime, olduğu gibi... 15 Aralık 2013

Levent Kırca, yerel yönetim programını açıklıyor

9 Şubat Pazar saat 14:00
Lütfi Kırdar Kongre Sarayı
Harbiye İstanbul


Artık zincirlerimizi kırmanın zamanı geldi. Video kaydı 30 saniye:


Öcalan'ın avukatları İşçi Partisi hakkında suç duyurusu yaptı

Bugün İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu Üyesi olan Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur, 1999 yılında İmralı'da Öcalan'ı sorguladı.

Komando eğitimi almış olan Albay Uğur, 1998 yılında Antalya'ya sızan PKK guruplarını etkisiz hale getiren birliğin komutanı idi.

Ergenekon tertibi ile 29 yıl 3 ay hapis cezası verilen Albay Uğur, Öcalan sorgusunu Silivri Cezaevi'nde kitaplaştırdı. (Kaynak Yayınları)


Aydınlık gazetesi, 16-24 Aralık 2013 arasında 9 gün boyunca Öcalan'ın sorgudaki konuşmalarını yayımladı. Bu konuşmalarda, Öcalan'ın yenilgiyi kabul ettiği, PKK'nın kuruluşundan itibaren oynadığı teşeronluk rolünü bu defa devletin emrine sunmak istediği açıkça görülüyordu. Bu konuda geniş bilgi için bakınız: http://aliserdarbolat.blogspot.com/2013/12/aponun-taseronluk-donemleri.html

Öcalan'ın bu konuşmaları, PKK içinde sessiz ve derin bir tartışma başlattı. Sessizliği bozan açıklama, Kürt bölücülüğüne ve PKK'ya ideolojik zemin hazırlamış olan İsmail Beşikçi'den geldi. Beşikçi: "Öcalan'ın bu açıklamaları ile PKK'nın var olma biçimi arasında derin bir çelişki görüyorum." dedi.

Bunun üzerine telaşlanan PKK'nın Fırat Haber Ajansı (ANF), "Yazılanlar asparagas" diyerek sessizliğini bozdu.

İşçi Partisi, 6 Şubat 2014 günü bir basın toplantısı ile, Öcalan'ın sorgu görüntülerinin ilk bölümünü kamuoyu ile paylaştı. Yazılanlar asparagas değildi.

PKK bu defa, görüntülerin "manipüle edilmiş, montajlı görüntüler" olduğunu iddia etti. Öcalan'ın avukatları, İşçi Partisi'nin "Olmayan görüntüleri montajlayarak varmış gibi gösterdiği" gerekçesi ile suç duyurusunda bulundular ve yayın yasağı istediler.


ANF'nin haberine göre, Öcalan'ın avukatlığını yürüten Asrın Hukuk Bürosu avukatları, suç duyurusunda:
-- "Farklı zamanlardaki görüntülerin aldatıcı şekilde montajlanarak sahte bir konuşma üretildiği"ni,
-- "Esasında mevcut olmayan bir konuşmanın teknoloji vasıtasıyla sahte olarak üretilip servis edildiği"ni,
-- "Bu görüntülerin, AKP-PKK ittifakı ile yürütülen açılım sürecini durdurmak için yayınlandığı"
öne sürdüler.

Suç duyurusunun talep bölümünde ise şöyle deniyor:
"Suç unsuru oluşturan, tahrifat ve sahtecilik ürünü olan bu görüntüler ve devamı hakkında yayın yasağı getirilmesi, suçun engellenmesi için zaruridir. Ayrıca, hukuka aykırı saldırıyı gerçekleştiren Hasan Basri Özbey, yarın saat 13'te bu görüntilerin devamını yayınlayacaklarını söyleyerek, müvekkilimize dönük saldırıyı devam ettireceklerini alenen beyan etmiştir."

***********

İP Genel Başkanvekili Hasan Basri Özbey, iddiaları yanıtladı:
-- Görüntülerin ham halini de yayımlayacağız. Alt yazısız, kesintisiz, olduğu gibi. O zaman montaj iddiaları çökecek.
-- Evet, doğrudur, amacımız açılım sürecini engellemektir. Çünkü bu süreç barış değil, savaş getirecektir.

4 dakikalık görüntü kaydı:

***********

Açılım süreci, evet, şimdilik kan dökülmesini engellemiştir. Ancak, açılımın amacı, Türkiye'nin barışçı yoldan bölünmesidir. Bölünme günü gelip çattığında herkesin bunu kabul etmesi ve sessiz kalması düşünülemez. Asıl kan o zaman dökülmeye başlar. Yugoslavya'da dökülen kanın yüzlerce misli dökülür. İşte bu tehlikeyi, kardeş kavgasını önlemek için, açılım sürecinin engellenmesi şarttır.

***********

Öcalan, 1999 yılında, yurtsever komutanlara, Amerika'ya taşeronluk yaptığını, ama artık Türk devleti için taşeronluk yapacağını açıklamıştır. Ergenekon ve Balyoz tertipleri ile Türk ordusu sindirilmiş, Öcalan bu süreç sonunda yurtsever komutanların elinden kurtarılmış ve Amerika'ya kaldığı yerden taşeronluk yapmaya devam etmesi için MİT'in emrine verilmiştir.

PKK'ya, Öcalan'a aldanan Kürt kökenli yurttaşlarımız, PKK ve Öcalan'ın sandıkları gibi bir "Kurtuluş Örgütü" olmayıp, kendilerini yönetme güç ve imkanına sahip olan devletlerin teşeronluğunu yapan bir örgüt olduğunu bu görüntüler sayesinde anlayacaklardır. PKK'nın bir kurtuluş örgütü değil, bir fesat örgütü olduğunu, fesat başının ağzından dinledikleri itiraflar sayesinde anlayacaklardır.
***********
arşiv:
Apo taşeronluğa nasıl başladı 18 Aralık 2013
Kendi ağzından Apo... Kelime kelime, olduğu gibi... 15 Aralık 2013


***********

6 Şubat 2014 Perşembe

Samandağ, Defne, İskenderun "Arslanlı Yol" diyor

               Sağdan ikinci Dr. Cafer Özenir (Defne), üçüncü Selim Kamacı (Samandağ)

Hatay'a bağlı Çekmece Belediyesi Başkanı Dr. Cafer Özenir, Kasım ayı başında CHP'den istifa etti.
Özenir, İşçi Partisi'nden Defne Belediye Başkanı adayı. Defne, Bütünşehir Yasası çıktıktan sonra kurulan yeni bir ilçe.
- Niçin istifa ettiniz?
"Mustafa Kemal Atatürk'ün ilkelerine ve devrimlerine tam anlamıyla inanmış ve hayat felsefesi haline getirmiş biri olarak, gelinen noktada üzülerek de olsa CHP'den istifa etmek zorunda kaldım."
"CHP, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlarının karşısında maalesef yapması gerekenlerin çok uzağında. Suriye politikasından AB katılım sürecine kadar, AKP'nin Ortaçağ zihniyetine teslim olmuş ve bir yerde AKP'nin yaşam süresininin uzamasına bilerek veya bilmeyerek katkı vermiştir. "

13 Ocak'ta İşçi Partisi Defne ve Samandağ adaylarının açıklandığı toplantıda 70 yurttaş partiye üye oldu. Yeni üyeler arasında işadamları, köylüler ve muhtarların yanı sıra 5 belediye meclis üyesi de bulunuyor.
***********
Samandağ Başkan Adayı, eski Ziraat Odası Başkanı Selim Kamacı toplantıda şöyle konuştu:
"CHP’nin rotası şaşmış ve gemiyi Cemaat’e teslim etmiştir. Atatürkçü, devrimci, laik ve halkçı düşünceyi savunan Samandağ halkı, Türkiye-Suriye krizinde, Haziran Ayaklanması’nda direnişini İşçi Partisi ile ortaya koymuştur. Bugün Defne ve Samandağ halkının değerlerini savunan, bu uğurda ağır bedeller veren ama direnen de İşçi Partisi’dir"
Defne Belediye Başkan Adayı, Çekmece Belediye Başkanı Dr. Cafer Özenir:
“Defne Belediyesi inşa dönemindedir. Belediye başkanı ve kadrolarının belediyecilik konusunda birikimli olması gerekir. Yoksa bunun cezası Defne halkına kalır. Onun için elimi taşın altına koyuyorum. Halkçı belediyeciliği Defne’de hâkim kılmak için, örnek bir belediye yapmak için kolları sıvadık. Biz Defne’de İşçi Partisi’yle halkın iktidarını kurup, halka hizmet etmek istiyoruz. Bu tarihi fırsata Defne halkının evet diyeceğine inanıyorum.”
Şam Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Yuva da şunları söyledi:
"İşçi Partisi var oldukça, Türkiye’nin milli kuvvetleri var oldukça, hiçbir kuvvet Amik Ovası’nı kan ovasına dönüştüremeyecektir. Amik Ovası’nı ve gölünü bir kardeşlik gölü, bir kardeşlik ovasına dönüştürmek için mücadele edelim."
***********
İşçi Partisi, 30 Ocak'ta İskenderun Belediye Başkan Adayını açıkladı: Kimya Müh. Emilhan Güçlü
                                                Emilhan Güçlü ortada mavi kravatlı
“Perinçek’in boynunda Lozan kahramanlığı vardır. Bizim boynumuzda da vatanı savunan mücadele var ama AKP’nin boynunda vatan satıcılığı ve ülkemizin bölünmesi vardır, özelleştirme, yolsuzluklar, yurtseverlere operasyonlar vardır."
"AKP dışındaki partilerin de tarım ve hayvancılığımızı çökerten ikiz yasaları vardır. Onların da tıpkı AKP gibi halkımızın milli çıkarlarını savunan bir çizgileri yoktur. Yine de biz CHP ve MHP’ye; İşçi Partisi’nin Atatürk programında birleşmelerini önerdik. Onlar, bunu tercih etmek yerine Fethullah ve Gül’le iktidar yolunu aramaya çalıştılar."
"Eğer seçimleri kazanırsak öncelikle hedefimiz üniversite gençlerimize bir yurt kompleksi yaparak onları Fethullahçı çetenin elinden kurtarmaktır. Bunun dâhilinde gençlerimize parasız ve sağlıklı kalacakları imkânlar yaratacağız. Bu mafya ve gladyo rejimini Atatürk programı ile yıkacağız. Onun için bu yolda herkesin desteğini yanımızda bekliyoruz.”
***********
Hatay Büyükşehir'de CHP adayı Doç. Dr. Lütfü Savaş
2009 Yılındaki yerel seçimlerde Adalet Bakanı Sadullah Ergin tarafından AKP'den Antakya Belediye Başkan adayı olarak gösterilen ve seçimi rakiplerinin önünde tamamlayan Doç Dr. Lütfü Savaş, CHP Hatay Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak açıklandı.
Hatay halkı, Büyükşehir için Lütfü Savaş diyor.

***********

Foça'da E. Dz. Kur. Albay Yavuz Efe rüzgarı esiyor

Albay Efe'nin 2 dakikalık görüntü kaydı için tıklayınız:

İşçi Partisi İzmir'de ilk belediye başkan adayını Foça’da açıkladı. 19 Ocak 2014.

Emekli Deniz Kurmay Albay Yavuz Efe’nin adaylığının açıklanacağı tören öncesi yüzlerce araçlık bir konvoy oluşturuldu. Konvoy sırasıyla Ilıpınar, Gerenköy, Yeniköy ve Bağarası’nı ziyaret etti.
Beş yüz kişinin katıldığı aday tanıtım törenine katılan yurttaşlar sık sık “Mustafa Kemal'in askerleriyiz” ve “Türkiye'nin yıldızı Foça olacak” sloganları attı. Törene Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ahmet Koldaş ve yönetim kurulu üyeleri, Sev Koru Derneği Yönetim Kurulu, CKD (Cumhuriyetçi Kadınlar Derneği) ve Reha Midilli Vakfı Yönetim Kurulu Üyeleri de katıldı.
Eşi Alev Efe ve kızı İdil Efe'yle birlikte el ele kürsüye çıkan Efe, salonu dolduran partililere ve yurttaşlara "yapar mıyız" diye sordu. Efe'nin bu sorusuna salonda bulunanlar hep bir ağızdan "yaparız" diye yanıt verdiler.
Ülkemizdeki siyasi bunalımlarım kaynağının Atatürk'ten uzaklaşmak olduğunu belirten Efe, "Size söz veriyorum, Atatürk ilkelerinden ayrılmadan çalışacağım" dedi.
Uzman bir kadroya, bilgi birikimine ve tecrübeli bir ekibe sahibiz. Sizleri mahcup etmeyeceğiz. Kul hakkı yemeden, yedirtmeden, halkımızla iç içe her an sokakta olacağıma, sistemli bir çalışma yürüteceğime söz veriyorum.”
Denizciler arasında birinci
1968, İzmir Alsancak doğumluyum. Babam emekli albay, helikopter pilotu. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı gazisi. Annem ev hanımı. Bir kardeşim var. Dedem İbrahim Yavuz, Türkiye’ye ilk tekerlek lastik kaplama sistemi getiren kişi. İzmir’de atölyeleri vardı. 1950’li yıllarda İzmir’de belediye meclis üyeliği yaptı, belediye bandosunu ilk kuran kişidir. Soyadını bana isim olarak verdi.
Lise biterken aynı anda hem Kara, Deniz ve Hava Harp Okullarının sınavlarını hem de Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünü kazandım. Biraz ekonomik şartlardan, tercihimi Deniz Harp Okulu’ndan yana kullandım. Sınav formunda yanlışlıkla Fransızcayı kodlamışım. Deniz Kuvvetleri Fransızca bilenleri kendi hesabına okumaları için Kara Harp Okulu’na yolluyordu. Harp Okulu’nu denizciler arasında birincilikle bitirdim. Aynı zamanda elektrik-elektronik mühendisiyim. Harp Okulu’nda ODTÜ seviyesinde mühendislik dersleri aldım.
İşçi Partisi Şişli Belediye Başkan adayı, gazeteci Ümit Ertaç Zileli, 26 Ocak Pazar günü İzmir’deydi. Öğle saatlerinde Buca’da Alevi Kültür Dernekleri’nin düzenlediği Uğur Mumcu’yu anma etkinliğine katılan Zileli, akşam saatlerinde Foça’ya giderek İşçi Partisi Foça Belediye Başkan Adayı E. Kurmay Albay Yavuz Efe’ye destek ziyaretinde bulundu.
Foça’da geçen Ekim ayında seçim çalışmalarına başlayan ‘çılgın’ ve çok renkli bir belediye başkan adayı var: Emekli Dz. Alb. Yavuz Efe. Bir dakikası bile boş geçmiyor: Ya Foçalılara gidip kendini tanıtıyor ya da onu tanıyan Foçalılar seçim bürosuna gelip destek veriyor.
Yıllardır yaşadığı Foça’ya hizmet etmek için İşçi Partisi’nden belediye başkan adayı olan Efe, Ekim ayından bu yana ilçenin her karış toprağını adeta adım adım geziyor. Evleri, işyerlerini, esnafı, pazarları, köyleri dolaşıyor; sorunları, beklentileri dinliyor. Herkesle tanış. İlçede ondan “30 Mart’ta belediyenin kapısından girmeye en yakın aday” diye söz ediliyor. Efe’yle Foça’daki seçim bürosunda bir araya geldik. Söyleşimiz boyunca büro hiç boş kalmadı. Emekli subaylar, esnaf, önünden geçen kim varsa, “Desteğimiz seninle” demek için geçerken uğruyordu.
***********
"Latin danslarının tamamını yapıyorum. 2 buçuk yıl Arjantin tango eğitimi aldık eşimle. Foça’da, Latin ve tango geceleri yapacağız.
Klasik müzik dinlemeyi çok severim. Ankara’da her Cuma akşamı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konserlerine giderdim. Şu an Silivri’de yatan emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ile birlikte konser izlerdik.
Toplumu bir arada tutan çok önemli bir öğe sanat. Foça’yı bir kültür sanat kenti yapacağız. Foça’da yaşayabilmek için sanata önem vermek gerekiyor. İlçemizde Tarık Dursun K. ve daha nice değerli sanatçımız var. Onlarla birlikte hareket etmek düşüncesindeyim."
***********

- Neden İşçi Partisi?

"Emekli olduktan sonra ilk olarak CHP’ye üye oldum, ama Atatürk’ten uzaklaştığını gördüm ve istifa ettim. Ergenekon ve Balyoz süreçleriyle birlikte daha yakından takip etmeye başlamıştım İşçi Partisi’ni. Doğu Perinçek’i zaten takip ediyordum. Silivri’de kahramanlara en çok desteği İşçi Partisi ve TGB veriyor. Aynı saflarda çarpışıyoruz. 2013 Ağustosunda partiye üye oldum. Çevremden, ailemden çok olumlu tepkiler aldım. Doğru yerde olduğumu söyleyen çok kişi oldu."

***********
‘Halkçı belediyecilik nasıl olur ispatlayacağım’
Kendimize güveniyoruz. İnançlıyız, sistemli çalışıyoruz. Kimseyle laf ebeliğine girmiyoruz, kişisel mücadelelerimiz yok. Amacımız belli; Foça’ya iyi şeyler yapmak için odaklandık. Çok ciddi bir kadromuz var. Bu yüzden çok iddialıyız. Halkımız da çalışanı ve samimi olanı görür. Kimseyi aldatmıyoruz, olmayacak vaatlerde bulunmuyoruz. Foça’yı turizmde olması gereken noktaya taşıyacağız. Tabii organik üretim de çok önemli. Foça toprakları buna müsait. Bunun için projelerimiz hazır. Organik pazarın yaygınlaştırılması ve üretimin arttırılması önceliklerimizdendir. Son sözüm şudur ki; Foça’da gerçek bir Halkçı belediyecilik nasıl olur bunu ispatlayacağım. Söz veriyorum, mahcup etmeyeceğim. Tüm aydın Foça halkının düşlediği Foça’yı birlikte yaratacağız. Foça’yı Türkiye’nin yıldızı yapacağız.
Yavuz Efe, Foça'yı karış karış geziyor.
“Sokak hayvanlarını öldürerek değil, koruyarak çözüm üreteceğiz ve şu anda ilçede bulunandan daha büyük ve daha sağlıklı bir barınak yapacağız, projemiz hazır”
Efe 31 Ocak günü Havva Hanım Sitesi'ni ziyaret ederek, sahil şeridi düzenlenmesi ve sitenin fosseptik sorunu ile ilgili projelerini açıkladı. 7 site sakini bu açıklamalardan sonra İşçi Partisi'ne üye oldu.
Efe daha sonra Yeni Foça esnafını ziyaret etti.

***********

4 Şubat 2014 Salı

Oramiral Güner: Oyum Levent Kırca'ya

Orduya kurulan kumpasa tepki göstererek  29 Ocak 2013 günü Donanma Komutanlığı görevinden istifa eden Oramiral Nusret Güner, oyunu twitter üzerinden açıkladı:


"Oyum İşçi Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Levent Kırca'ya."

"Levent Kırca’nın dürüstlüğünden şüphem yok, ama diğerlerinin dürüstlüğünden şüphem var! Hatta, bazılarının abdestlerinden şüphe duyuyorum.”

“Hayatımda hiç sahtekarlık yapmadım, ufak/pembe bile olsa hiç yalan söylemedim. Benim oyum 1 adet olsa da, beni yansıtacak onurlu bir oy olacak”

Güner, CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sarıgül'ün Fethullah Cemaati ile ilişkisini şöyle eleştirdi:
"Benim için Sarı, Kırmızı Gül farketmez; X Mafya'ya göz kırpan, benim 1000 oyumun 1'ini bile alamaz"

Böylece Cemaat bir isim sahibi daha oldu: X Mafya.

Levent Kırca anlatıyor:


"Partili yöneticilerimiz, köşe yazarlarımız, Sayın Doğu Perinçek; Kılıçdaroğlu'na defalarca, ''Gel etme, eyleme.. Cemaat'le işbirliği yapıp Türkiye'nin sonunu getirme'' dediler. Hatta Kemal Bey'den randevu alıp karşısına dikildiler. ''Gel güç birliği yapalım, Arslanlı yolda birlikte yürüyelim ve Cumhuriyete sahip çıkalım'' dediler. 
Ama nafile...
Kemal Bey'in bir kulağından girdi, öbüründen çıktı. 
Suç bizden gitti yani.
Dostlar, artık İşçi Partisi'nin oyu, İşçi Partisi'nin..."

"Levent Kırca'nın arkasında İP gibi çok büyük bir parti,hayatının büyük kısmını hapishanede geçirmiş bir Genel Başkanı var. Bireylemi, başvurusu ile Türkiye'yi Ermeni soykırımı iddiası gibi çok önemli bir davadan kurtarmış bir Başkanın yardımcılarıyız."

**********
arşiv:
Oramiral Güner: Yandaş muhalefet bize sahip çıkmadı   5 Eylül 2013
Sessiz kalan düşmandır    12 Ekim 2013
**********

1 Şubat 2014 Cumartesi

E. Korg. Engin Alan: "Yeniden yargılama istiyoruz"

Balyoz tertibi ile 18 yıla mahkum edilen ve Sincan Cezaevi'nde esir olarak tutulan MHP İstanbul Milletvekili E. Korg. Engin Alan, "Yeniden yargılama istiyoruz" dedi.

Bu sözler, "Feyzioğlu'nun önerisi (yeniden yargılama) Apo'ya yeniden yargı yolunu açar" diyen MHP Genel Müdürü Devlet Bahçeli'nin yüzüne tokat gibi inmiştir. Süheyl Batum hazretlerinin de, onlara inanıp aynı sözleri papağan gibi tekrarlayanların yüzüne de..

Yeniden yargılamaya feryat figan karşı çıkan PKK ve BDP ile aynı çizgiye düştüklerinin farkında bile değiller.



Korg. Alan, Özel Kuvvetler Komutanlığı yapmış, askerlik hayatı boyunca dağlarda PKK ile mücadele etmiş, Şemdin Sakık operasyonunu yönetmiş bir komutan olarak, Öcalan'ın yeniden yargılanmasını istemesi mümkün olmayan bir kişidir. Eğer Feyzioğlu'nun yeniden yargılama önerisi Öcalan için de uygulanma tehlikesini içerse idi, bu öneriye en başta Engin Alan karşı çıkardı.

Demek ki, böyle bir tehlike yoktur ve Bahçeli'nin iddiası temelsizdir. Korg. Alan, yeniden yargılama isteğini Bahçeli'nin Başdanışmanının yüzüne söylemiştir.

"Engin Paşamızın hala MHP üyesi olarak kalmakta ısrar etmesinin nedenini anlamış değilim. Diğer komutanlarımız gibi onun da yeri Atatürk Devrimi'nin partisindedir." demem boşuna değildi.

İşte Engin Alan ile ilgili o haber:





Balyoz tutuklusu ve MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan, "Yeniden yargılama" önerisine destek verdi.

Tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi'nde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin başdanışmanı Metin Özkan'a konuşan Alan, TÜBİTAK'ın 5 No'lu Hardisk için verdiği "Sahte" raporunun yeniden yargılama sebebi olduğunu belirtti.

"İlk günden beri bu yargılama bir rezalettir, hukuksuzdur, adil değildir ve uydurmadır diye bağrımızı yırttık ama kimse bizi dinlemedi. Dedik ki, bir değil, on değil, yüz değil burada 1800 adet dijital sahte iddia var. Davayı bu deliller üzerine kurarsanız hukuk cinayeti işlersiniz. Ancak şimdi TÜBİTAK diyor ki; 5 numaralı hard disk sahtedir. Hatta bu sebepten dolayı bu dava kesinlikle yeniden yargılama sebebidir"

"Af istemiyoruz" diyen Engin Alan, Özel Görevli Mahkemelerin kaldırılmasının yeterli olmayacağını, istisnai bir madde çıkarılması gerektiğini belirtti.
"Ben bu ülkenin namuslu, şerefli, dürüst, vicdanlı ve hukuka saygılı hâkim ve savcılarına güveniyorum. Ve diyorum ki; kimseden af istemiyorum. Sadece ve sadece hakkım olan adil bir yargılama istiyorum. Bunu hem kendi adıma, hem de buradaki arkadaşlarım adına istiyorum. İmtiyazlı mahkemeleri kaldırmak yetmez. Bizler için istisnai bir madde daha çıkarmaları gerekir. Çünkü yasaları öyle bir hale getirdiler ki kimse içinden çıkamayınca "Yasa öldü" diyorlar"


http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/af-degil-yeniden-yargilama-istiyoruz-h21958.html

***********

arşiv:
Bahçeli Bey'in "Apo'ya yeniden yargı yolu açılır" aldatmacası 16 Ocak 2014

***********