24 Şubat 2014 Pazartesi

Tayyip - Bilal Erdoğan'ın şok ses kayıtları

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonu sonrası internete sızdırılan ses kayıtlarına bu akşam üstü bir tanesi daha eklendi. 24 Şubat 2014





Bir sosyal paylaşım sitesinden paylaşılan ses kayıtlarının Tayyip Erdoğan ve Bilal Erdoğan'a ait olduğu iddia ediliyor. Görüşme tarihinin operasyonların başladığı 17 Aralık olduğu söyleniyor.

Görüşmede özetle şunlar ifade ediliyor 

Erdoğan'ın elinde 1 milyar dolar rüşvet parası olduğu iddia ediliyor. Yine bu paraların 5 ayrı adreste olduğu kaydediliyor.

17 Aralık sabahı Başbakan Erdoğan oğlu Bilal'i arayıp paraları evden çıkarmalarını ister. Bilal bir süre sonra Tayyip Erdoğan'ı arayıp paranın büyük kısımını Ö. Faruk Kalyoncu'ya bir kısımını da Mehmet Gür'e vereceklerini söyler. Konuşmalarda paranın bir kaç büyük araba ile tahliye edildiği buna rağmen ellerinde 30 milyon euro kaldığı anlaşılır. Kalan para ile Şehrizar konutlarından ev almayı kararlaştırırlar. En son kalan bir milyon euro'yu Faik Işık'a verirler. Bilal Erdoğan babasına "bir kaç polis ve savcının tahliyesiyle yetinmemesini cemaatin büyüklerine operasyon yapması gerektiğini" telkin eder.

Onur Öymen: "PKK'nın tasfiyesini ABD engelledi"

CHP Eski Genel Başkan Yardımcısı Emekli Büyükelçi Onur Öymen, bu kez, diplomatik dili bir kenara koyarak, herkesin anlayacağı açık bir dille konuştu:

"PKK'nın tasfiyesini Amerika engelledi"
"Amerika, PKK kamplarına her türlü destek verdi."


ABD, tasfiyeyi engelledi, müzakereyi dayattı
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++
“Öcalan yakalandıktan sonra yapılması gereken PKK’nın tasfiyesiydi. Bu konuda çalışmalar da yapılıyordu. Ama ABD, tasfiyeyi engelledi.
Ve Türkiye'ye örgütle müzakereyi dayattı.
ABD’ye ‘Sen ne yapıyorsun?’ denilmedi.
‘Senin yaptığın müttefikliğe sığar mı?’ sorusu sorulmadı.
“Öcalan’ın yakalanmasından ve ABD’nin Irak’a müdahalesinden sonra Türkiye’nin PKK’ya karşı operasyonlarına müdahale edildi.
ABD, PKK operasyonlarına açıkça karşı çıkarken, ‘siyasi çözüm’ demeye başladı. Türkiye’nin sınır ötesi kara harekatına karşı çıktı”

PKK kamplarını Suriye kapattı, ABD kapatmadı
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
"Türkiye Suriye ile anlaşıp tüm PKK kamplarını kapattırdı.
Ama ABD’nin etkin olduğu Irak’ın kuzeyindeki kamplar kapattırılamadı. Hatta bu kamplara ABD tarafından her türlü destek verildi. İşin bu boyutunu nedense kimse tartışmıyor. Oysa ki TBMM’de en çok bunun tartışılması lazım.”

İtiraz edenler Silivri'ye, Hasdal'a...
+++++++++++++++++++++++++++
“Büyük devletler tasfiyeye izin vermeyince Öcalan ve PKK’nın eli güçlendi. PKK uluslararası destek buldu.
TSK içinde yaşananlara itiraz edenler Silivri’ye, Hasdal’a vs. hapsedildi.
Bu süreçte CHP’de de yönetim değişti. Yaşananlara itiraz etmeyecek bir yönetim oluşturuldu.
Türkiye PKK açısından dikensiz gül bahçesi yapıldı”

500 bin kişiyi kim öldürecek?
+++++++++++++++++++++++
“Öcalan, talepleri yerine gelmezse 500 bin kişinin ölmesinden söz ediyor. Bu sözler üzerine TBMM’nin ayağa kalkması gerekirdi. Hadi AKP’yi bir kenara bırakalım ana muhalefet CHP ayağa kalkmalıydı. Ama ne yazık ki kimse sesini çıkarmadı. 500 bin kişiyi kim öldürecek? Öcalan’ın 500 bin kişiyi öldürme tehdidi altında ‘barış süreci’(!) sürdürülüyor. Türkiye adım adım felakete sürükleniyor. İktidar deliğe süpürülmemek için, muhalefet de dış destekle iktidar olmak için ne yaptığını bilmiyor.”

Aydınlık, 23 Şubat 2014

***********
arşiv:
Kendi ağzından Apo... Kelime kelime, olduğu gibi... 15 Aralık 2013
Apo taşeronluğa nasıl başladı 18 Aralık 2013
Öcalan'ın avukatları İşçi Partisi hakkında suç duyurusu yaptı 8 Şubat 2014
Faili meçhuller konusunda Öcalan'ın itirafı 8 Şubat 2014
BDP Milletvekillerine çağrı: Ham görüntüleri size verelim 10 Şubat 2014
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/02/bdp-milletvekillerine-cagr-ham.html
Kürdümüzü özgürleştiriyoruz 10 Şubat 2014
Öcalan’ın itibarı AKP’ye dert oldu 16 Şubat 2014

23 Şubat 2014 Pazar

Ukrayna faşizme direniyor

Devrimciler Lenin heykellerini koruma altına aldılar

Faşistlerin Başkent Kiev'de Lenin heykelini parçalamaları ve Ukrayna Komünist Partisi'nin bürolarını basarak Lenin ve Stalin resim ve büstlerini yakmaları üzerine, ülkenin diğer kentlerindeki Lenin heykelleri devrimciler tarafından koruma altına alındı.

Komünist Parti bürosunun basılmasına ait 2 dakikalık görüntü için tıklayınız: http://www.youtube.com/watch?v=g7-cidCtj2Y&feature=youtu.be

Faşist darbeye karşı çıkan ilerici, sosyalist ve Avrasyacılar ile Doğu Bölgeleri ve Kırım temsilcileri, Harkov kentinde toplanarak, işgal altında olan Başkentten gelen emirleri uygulamayacaklarını , faşist darbenin kuracağı idari yapıların anayasal meşruiyetinin olmdığını ilan ettiler.

Ukrayna Komünist Partisi, hükümetin zayıflığı ile faşistlerin şiddet uygulamasının Ukrayna'yı Yugoslavya'ya dönüştürdüğünü açıkladı.
Harkov'da Sovyet bayrakları


Emperyalist güdümlü Neo-NAZİ çetelerinin Batı illerinde kamu düzenini yok etmesi, Rus ve Yahudi azınlıklara karşı şiddet eylemlerinin artması sonucu devrimciler ülkenin kuzeydoğusundaki Harkov (Kharkiv) kentinde toplanıyorlar.


Nazilere karşı zaferi temsil eden turuncu-siyah kurdeleli kızıl yıldız altında açılan toplantıya Kırım ve diğer doğu bölgelerinin yerel meclislerinden 3447 temsilci, anti-faşist komitelerin ve STK'ların temsilcileri ile Rusya Federasyonu Alt Meclisi'nin gönderdiği bir delegasyon da katıldı.

Onbinlerce kişinin izlediği toplantıdan çıkan ilk bildiride öne çıkan görüşler:

"Başkenti felç eden faşist ayaklanma idari hiyerarşiyi bozduğu için, Doğu İlleri Temsilcileri, Anayasa'dan aldıkları yetkiyle, kamu düzenini koruma yolunda adımlar atacaktır."

"Bu doğrultuda, faşist çetelerin eylemlerine karşılık vermek üzere, anti-faşist milis kuvvetleri oluşturulacak ve bu kuvvetler yerel idareler tarafından finanse edilecektir."



Bu arada, Devlet Başkanı Yanukoviç'in baskılara rağmen istifa etmeyeceği açıklanınca Kiev'deki Bağımsızlık Meydanı'nda çatışmalar yeniden başladı. Bu durumdan endişelenen Ukrayna Başhahamı, bütün Yahudilerin Kiev'den ayrılması gerektiğini ifade etti.



2011 yılından bu yana görevini kötüye kullanmak suçuyla hapiste tutulan eski Başbakan Yuliya Timoşenko'nun sağ kolu Turçinov, Ukrayna Meclisi Başkanı olarak seçildi, Timoşenko hapisten çıkarıldı, Yanukoviç Devlet Başkanlığı görevinden azledildi ve 25 Mayıs'ta seçim yapılacağı, bunun için geçici hükümet kurulacağı açıklandı.



Yanukoviç, parlamentonun kararlaştırdığı tüm bildirgelerin gayrımeşru olduğunu söyledi. Yanukoviç, "Ukrayna’da kalacağım. Tüm uluslararası gözlemcileri ve aracıları, radikalleri durdurmaya çağırıyorum. Parlamentonun aldığı kararlar gayrimeşrudur, ben hiçbir şey imzalamayacağım“ dedi.

Harkov’da bulunduğunu ve ülkenim güneydoğusuna bir gezi planladığını belirten Devlet Başkanı, "Uluslararası toplumun tepkisini merakla bekliyorum“ dedi.

***********
arşiv:
Ukrayna'da savaş sermaye kesimleri arasında mı? 23 Şubat 2014
Gericiler Ukrayna'da başarıya ulaşamayacak 23 Şubat 2014

Gericiler Ukrayna'da başarıya ulaşamayacak





İşçi Partisi Uluslarası İlişkiler Bürosu Başkanı Yunus Soner'in açıklaması:
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

"Ukrayna bugün, dünyadaki iki büyük gücün mücadele alanlarından birine dönmüştür: Bir yanda emperyalizm, diğer yanda ise Avrasya.

Ukrayna’da süren mücadele, uluslararası düzeyde emperyalizme karşı yürütülen savaşın bir cephesidir.

Sönen "Turuncu Devrim" ve Ukrayna’nın doğuya yönelişi


Ukrayna'da 2004 yılında Batı tarafından çıkarılan ayaklanma (Turuncu Devrim) sonucunda Rusya ve Avrasya yanlısı hükümet devrilmiş, yerine Viktor Yuşçenko iktidarı başlamıştı.

Ancak 2010 yılındaki ilk seçimlerde Yuşçenko yenilip tarihe gömüldü. Seçilen Devlet Başkanı Yanukoviç, Avrasya ile kriz içinde parçalanmaya doğru sürüklenen Avrupa Birliği (AB) arasında bir tercihte bulundu.

Kasım 2013'te, Avrupa Birliği (AB) ile imzalanma aşamasına gelen üyelik başvuru anlaşmasını iptal etti ve Avrasya‘ya yönelme kararı aldı.

Bugün Ukrayna’da yaşanan olaylar, AB ve ortağı ABD’nin bu ağır yenilgiye verdiği tepkidir.

Emperyalizm sınırlarına değin çekildi

Emperyalist güçlerin uluslararası atak dönemi kapanmıştır. Bu güçler, çatıştıkları hiçbir cephede hedeflerini gerçekleştiremiyor.

Suriye, halkın desteğiyle teröristlere karşı milli devletini savunmuştur.

Mısır’da Tahrir’de başlayan ve dalga dalga yayınlan ayaklanma, emperyalist etkiyi adım adım geriletmektedir. ABD’nin desteklediği Müslüman Kardeşler, bugün terör örgütü ilan edilmiştir.

Afganistan’da NATO askerleri, çıkış yolu aramaktadır.

İran’da yıllardır sürdürdükleri ambargo anlamsız hale gelmiş; ABD İran ile masaya oturmak zorunda kalmıştır.

Latin Amerika’da 33 devlet, ABD’yi dışlayarak Küba’da buluşmuştur.

Türkiye için hazırladıkları bölünme senaryoları son iki yılda adım adım büyüyen halk hareketine toslamış, ABD’nin maşaları Erdoğan ve Gülen birbirine düşmüştür.

Zayıflayan emperyalizm, en geri unsurlara sarılıyor

Ukrayna’daki ayaklanmanın en gerici, ırkçı ve faşist unsurlar tarafından yürütülmesi, AB’nin ancak Neonazilerde müttefik bulması, siyasi lider olarak ancak hayatını Almanya’da kazanan bir boksörün öne sürülmesi anlamlıdır.

Ülkeyi artık bir bütün olarak hegemonya altına alamayacağını bildiği için Batı, Ukrayna’yı bölünmekle tehdit etmektedir. Ancak başaramayacaktır. Ukrayna’nın bölünmesi bir yana, yarınlar AB ülkelerinin de artan derecede yönlerini Avrasya’ya döndüğünü gösterecektir.

İşçi Partisi’nin tutumu
İşçi Partisi, emperyalizmin Ukrayna’ya müdahalesini şiddetle kınar. Emperyalist ülkelerin politikacılarının yabancı ülkelerde gösterilere katılmaları, egemen bir devletin iç politikasına karışmaları ve gerici unsurları ülkeyi bölme tehdidiyle sahaya sürmeleri kesinlikle kabul edilemez.

İşçi Partisi, Ukrayna’da yaşanan tüm şiddet olaylarından emperyalist güçleri ve onların enstrümanlarını sorumlu tutmaktadır.

İşçi Partisi, Ukrayna’nın egemenlik ve bağımsızlık mücadelesini kayıtsız şartsız destekler. Partimiz, Ukrayna’nın birliğini savunan tüm güçlerle dayanışma içinde olduğunu belirtir.

Partimiz, Avrupa Birliği ülkelerini de artık yıkılmakta olan Atlantik İmparatorluğu’ndan ayrılmaya ve yükselen Avrasya’ya yönelmeye davet eder.

İşçi Partisi, ülkemizin rotasını da yükselen Avrasya uygarlığına doğru çevirecek ve böylece Ukrayna halkıyla emperyalizmin karşısındaki kampta buluşacaktır."

Yunus Soner, Russia Today (RT) kanalında
***********
arşiv:
Ukrayna'da savaş sermaye kesimleri arasında mı? 23 Şubat 2014
***********

Ukrayna'da savaş sermaye kesimleri arasında mı?


soL gazetesi, 1 Şubat günlü haberinde, TKP'nin (Türkiye Komünist Partisi) Ukrayna konusundaki görüşünü açıkladı: "Bu savaş sermaye kesimleri arasındadır"

Avrupa'nın komünist partileri, yayımladıkları bir bildiri ile bu görüşlerini utanmadan açıklamışlar. İşte o sözde komünist partiler:

Yunanistan K.P., Macaristan İşçi Partisi, İrlanda İşçi Partisi, Slovakya K.P., Komünist Parti (İtalya), İspanya Halklarının K.P., İsveç K.P., Türkiye K.P.
soL, 1 Şubat 2014

Bildiriyi TKP de imzalamış.
İşte o bildirinin önemli bölümleri:

"Ukrayna'daki çatışma sermaye kesimleri arasında"
"Emperyalist güçler de bu çatışmaya katıldı"
"Ukrayna halkı, bu çatışmanın taraflarından birini tercih etmeye zorlanıyor."
"Ukrayna işçilerine, çatışan sermaye kesimlerinin hangi emperyalisti seçeceğine göre değil, sosyalizmin çıkarlarına göre bağımsız mücadelelerini örgütleme çağrısında bulunuyoruz"

Bu hatalı görüşlerin üzerini "solculuk" cilası ile kapatmak için de, "Ukrayna'daki faşist güçlerin faaliyetlerini, anti-komünist saldırıları ve Lenin heykelinin parçalanmasını" kınadıklarını bildiriye eklemişler.

***********

Hasan Bögün, 9 Şubat günlü Aydınlık'ta "Teori Yerine Heykel" başlıklı köşe yazısında, bu durumu "Lenin'in teorisine karşı çıkmanın üzerini Lenin heykelinin parçalanmasını kınayarak örtmek" olarak açıklıyor. Yani bu sözde komünist partileri, teori yerine heykeli savunuyorlar. Leninizmi reddet, Lenin'in heykeline sahip çık.

ABD ve AB, Ukrayna sanayisini yok etmek, Ukrayna'yı AB'nin pazarı haline getirmek ve NATO'yu Ukrayna'ya sokmak, böylece bağımsız ve egemen devlet konumunu ortadan kaldırmak için bastırıyor. Örgütlediği silahlı faşist Neo-NAZİ çetelerini hükümeti yıkmak için ortalığa salıyor. Suriye'de Esad'a karşı savaşan şeriatçı ÖSO teröristleri bile bayrakları ve silahları ile gelmişler. Buna karşı, Ukrayna Komünist Partisi'nin öncülüğünde Anti-Faşist Halk Savunma Birlikleri oluşturuluyor. Bu saldırıya karşı Rusya, Ukrayna'nın bağımsız ve egemen bir devlet olarak kalması için faşistlere karşı mücadele eden Ukrayna hükümetinin ve halkın yanında yer alıyor.


Ama TKP ve diğer Brüksel solcuları ne diyor? "Ukrayna halkı, bu çatışmanın taraflarından birini tercih etmeye zorlanıyor." Yani? Taraf tutmayın. Faşistlere karşı mücadele etmeyin. "Sosyalizm" için çalışın. Nasıl çalışacaklar? Şu anda Ukrayna'da "sosyalizmi kurmak" gibi bir alternatif var mı? Yok. O halde ne yapılması öneriliyor? Emperyalist saldırı karşısında eli kolu bağlı oturup seyretmek, sahile inip kumda oynamak.

Hasan Bögün, "TKP ve diğer Brüksel partileri bu gerçeği görmüyor." diyor. Bunların bildirisinde "Çatışan sermaye kesimlerinin hangi emperyalisti seçeceği" sözleri ile kastedilen emperyalistlerden birinin Rusya olduğu anlaşılıyor.Brüksel partileri, emperyalizme karşı savunma durumunda olan Rusya'yı emperyalist ilan ederek, "Ukrayna'daki çatışmanın sermaye kesimleri arasında olduğu" şeklindeki hatalı tezlerini doğru göstermeye çabalıyorlar. Ukrayna'da bir kısım sermayenin ABD/AB emperyalizmine, bir kısım sermayenin ise sözde Rusya emperyalizmine bağlı olduğu, çatışmanın "Ukrayna hangi emperyalizmin denetimine girsin" çatışması olduğunu öne sürerek, emperyalizm tarafından yapılan saldırıya karşı Ukrayna devletinin bağımsızlığını koruma mücadelesini karalama gayreti içine giriyorlar. Onlara göre, solcular, yurtseverler, faşizme karşı olanlar Rusya emperyalizminin taraftarı imişler. Eskiden "Solcular Sovyet emperyalizminin ajanıdır" derlerdi, şimdi böyle diyorlar.

Emperyalist olmayan, tam tersine emperyalizmin saldırısına karşı mücadeleleri destekleyen Rusya, Çin gibi ülkeleri emperyalist ilan etmek, emperyalizme karşı mücadeleyi karalamanın en etkili yoludur.Eskiden bu görevi Komünizmle Mücadele Dernekleri ve benzer örgütler yaparlardı. Günümüzde birçok sözde komünist partisi bu göreve soyunmuş durumdadır. Eskiden, komünizm düşmanı olduklarını açıkça beyan eden örgütlerin bu kara propagandasına solcular doğal olarak kanmazdı. Şimdi ise, aynı propagandayı sözde solcu, sözde komünist partiler yaptığı için, birçok saf solcu da aldanmaktadır.

Bağımsızlık mücadelesine dudak bükmek, "saf sosyalist" olmayan her bağımsızlık mücadelesinden uzak durmak, Lenin'in "Dünya ezen ülkeler ve ezilen ülkeler olmak üzere iki büyük kampa ayrılmıştır" teorisini anlamamak demektir. Zaten Kurtuluş Savaşımızı ve Kemalizmi de bu yüzden bir türlü anlayamamışlardır.

Hasan Bögün, şöyle devam ediyor:
"Ukrayna bağımsız ve egemen bir devlettir. ABD ve Avrupa, Ukrayna'yı NATO'ya bağlamak için "turuncu devrim" ihraç etti. Soros dolarlarıyla yapılan "turuncu devrim" çökünce, şimdi terör ve anarşi ihraç ederek Ukrayna'yı boyun eğmeye zorluyorlar. Kiev'de meydanlara sürülenler, bir araya gelmeleri asla mümkün olmayan, hatta birbirleriyle çatışan gruplar. Neonaziler, Suriye'de terör eylemlerinde kullanılmış Tatarlar, zengin mafya babalarının (oligark) parayla tuttuğu serseriler... Tek ortak noktaları Ukrayna devletinin çökmesi ve dağılması. Tıpkı Suriye'deki gibi..."
" TKP ve diğer Brüksel partileri bu gerçeği görmüyor, "emperyalist güçlerin pazar ve enerji kaynakları üzerine amansız rekabetinden" söz ediyor. Burada kastedilen emperyalistlerden birinin Rusya olduğu anlaşılıyor. Ukrayna işçileri, Ukrayna'nın Atlantikçiler tarafından dağıtılmasını engelleyici bir siyaset izleyen Rusya'ya karşı "örgütlenmeye" çağrılıyor. Lenin'in teorisini inkar, TKP'yi Atlantikçilerin yedeğine savuruyor.
TKP bu bildiriyi Suriye halkına açıklasın, bakalım ne yanıt alacak?"
***********
soL gazetesi, imzaladığı bildirinin yanısıra, eski Sovyetler Birliği topraklarındaki komünist partilerin yayımlamış olduğu bir bildiriyi de aktarıyor. Bu bildiriyi imzalayan partiler şunlar:

Rusya Federasyonu K.P., Belarus K.P., Kazakistan K.P., Azerbaycan K.P., Gürcistan Birleşik K.P., Ermenistan K.P., Moldavya K.P., Transnistriya K.P.

İşte o bildirinin önemli bölümleri:

"Ukrayna'da faşist bir darbe senaryosu sahneleniyor."
"Solu, yurtseverleri ve faşizme karşı olanları görev başına çağırıyoruz"
"Yaşananlar kendiliğinden gelişmesi. Bu süreçler, daha önce Yugoslavya'da, Gürcistan'da, Libya'da, Asya ve Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi, tecrübeli kuklacılar tarafından finanse edilmektedir."
"Mevcut iktidar ise, harekete geçme konusunda eksiklikler taşımaktadır. Bu eksikliğe, Ukrayna'yı iç savaşa ve AB'ye bağımlılığa sürükleme hedefi güdenleri yatıştırma çabaları eşlik etmektedir."

İşte, TKP bu gerçek komünist partilerin yanında değil, Brüksel partilerinin, emperyalizmin solcularının yanında duruyor, onların bildirisini imzalıyor, bunu da hiç utanmadan sanki marifetmiş gibi soL gazetesinin sayfalarında yayımlıyor.
***********
Emperyalizmin saldırısı ile saldırıya uğrayan ülke karşısında "tarafsız" kalmanın geçmişini hatırlayalım: "Ne takke ne postal" zibidiliği ile başladı bu eğilim.
"Ne takke ne postal": Sözde solcular Erbakan-Çiller Hükümeti'ne de, 28 Şubat müdahalesine de karşı idiler.
"Ne Sam ne Saddam" Sam (ABD) kötü imiş ama, Saddam da diktatörmüş. İkisini de tutmuyorlarmış. ABD'nin Irak saldırısında bu yüzden tarafsız kalıyorlar, bunların kafasındaki Irak Komünist Partisi de üyelerine "Aman işgalcilere karşı eylem yapmayın" talimatı veriyordu. Çünkü "savaşa karşı" idiler. "ABD saldırısına hayır" diyemiyorlar, duvarlara "Savaşa hayır" afişleri asıp duruyorlardı.
"Ne Mursi ne Sisi" çünkü Sisi darbeci idi.
"Ne Tayyip ne Ergenekon" çünkü egemenler (!) arası mücadelede taraf tutamazlardı.
Şimdi de "Ne Ukrayna hükümeti ne faşistler" çünkü bu savaş sermaye kesimleri arasında.
***********
Emperyalizm ile emperyalizmin saldırısına maruz kalanlar arasında taraf tutmamak için, yani emperyalizmle mücadele etmemek için geliştirilen formül, saldırıya uğrayanları kötüleyen, onları en azından emperyalizm kadar kötü gösteren bahaneler icat edip yaymaktır. Ülkemizdeki sözde sosyalistlerin yıllardır yaptığı budur. Kılıçdaroğlu da bunlardan öğrenmiş, örneğin Esad'ı "diktatör" ilan edip durmaktadır. Hepsi aynı yolun yolcusu.

Aydınlık, 12 Şubat 2014
***********

22 Şubat 2014 Cumartesi

2 paralel hükümet, 2 ordu olamaz

TBMM İnsan Hakları Cezaevi Komisyonu üyeleri, Silivri Cezaevi’nde, İşçi Partisi yöneticileri ile görüştü.
CHP Milletvekili Veli Ağbaba, Perinçek’in şu mesajları verdiğini aktardı:



Sadece TSK’ya değil, Cumhuriyete ve Türkiye'ye kumpas kuruldu. Kumpas ABD merkezlidir.

Türkiye cephesi oluşturmalıyız
ABD’nin Suriye’yi bölme planı başarısızlığa uğramıştır. Türkiye’yi bölme planı da başarısızlığa uğrayacaktır. Bunun için bir Türkiye Cephesi oluşturmalıyız. Vatanın birliğini isteyen bütün partiler; CHP, MHP ve AKP’liler bu cepheye dahil olmalıdır. (Heyette yer alan BDP’li Murat Bozlak’a dönerek ) Murat kardeş buna siz de dahilsiniz.

Çözüm sürecinin patronu Türkiye değil
Suriye, İran ve Irak’la bölgesel bir ittifak kurmalıyız. Çözüm süreci ABD merkezlidir. Bu süreç, Türkiye’yi böler. İki ayrı paralel hükümet, iki paralel ordu olmaz. Özerklik bir çözüm değildir. Bu, Kürtleri ikinci sınıf yapar.

Yapılan 8 seçimde de içerdeyim
Siyasi parti genel başkanı olarak bugüne kadar yapılan 8 seçimde de içerideyim. Yaşamım boyunca şiddetin yanında olmadım. Ben hapis yatmaya alışığım. Ne kadar ceza verilirse verilsin yatarım. Bu, beni etkilemez. Ancak Türkiye bu sorunla seçime gitmemeli.

Erdoğan’a Esad mesajı
(AKP’lilere dönerek) Genel Başkanınız Recep Tayyip Erdoğan’a söyleyin: Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunsun. Suriye ile tekrar barış yapsın, el sıkışsın, onların toprak birliğini savunsun. (Bir AKP’li milletvekilinin ‘Esat ile mi?’ diye sorması üzerine de) Evet, Beşar Esad, Suriye’nin seçilmiş Cumhurbaşkanıdır.

Barzani ile değil Maliki ile dostluk kurun
Türkiye’den Suriye’ye terörist ve silah gönderilmesin. Tekrar barış yapılsın ve gerekirse Suriye sınırındaki mayınlı araziler temizlensin. Suriye’ye terörist ve silah gönderirseniz TIR sorunları gibi sorunlar olur. Şu anda Türkiye dünyada teröristlere destek veren bir ülke gibi görünüyor. Oysa Türkiye’nin yapması gereken; İran, Suriye ve Irak ile yeniden dostluk ilişkileri kurmaktır. Irak’ta Barzani ile değil Maliki ile dostluk kurulmalıdır. İran’a yönelik ambargoyu kaldırmalıyız.

‘PKK silah bırakıp örgütü dağıtırsa genel af gündeme gelir'
PKK silah bırakıp örgütü dağıtırsa genel af gündeme gelir. (AKP’li bir milletvekili: “Genel af Abdullah Öcalan’ı kapsamalı mı?”). Kişiye özel yasa çıkmaz. Genel af olursa onun için de olur. Paralel ordu olmaz. PKK silah bırakıp, örgütü dağıtırsa eşitlik ve özgürlük temelinde bir ülke kurarız.  Şimdi uygulanan ‘çözüm süreci’ PKK’ya yeni bir ordu yaratma imkânı veriyor.

Silivri’de elle yazı yazma devri
12 Mart 1971 Muhtırası ve 12 Eylül 1980 Darbesi’nde de cezaevinde idik. O dönemlerde cezaevlerinde daktilo veriliyordu. Şimdi elle yazmak zorunda bırakılıyoruz. Cezaevlerinde bilgisayar kullanımına izin verilmeli
(Ağbaba bu durumu “AKP hükümetinin yönettiği cezaevlerinde Yontma Taş devri gibi ‘elle yazı ve kitap devrine’ dönüş yapıldı” diye yorumladı.)

21 Şubat 2014 Cuma

“Teslim aldığımız Apo’ya teslim oldular”


“Teslim aldığımız Apo’ya teslim oldular”

Apo’yu sorgulayan E. Albay Uğur, Aydınlık’ın sorusunu böyle yanıtladı. Ve devam etti:

“BDP yani PKK  Milletvekillerini Atlantik ötesinden gelen talimat ile Meclis’e aldılar. Oysa biz, 1999 Şubat’ında Apo’yu Türkiye’nin emrine teslim almıştık.”

Bölünme açılımı

“Aslında ABD talimatı ile şekillendirilen bölünme açılımı, belli bir takvime göre ve milletimize sindire sindire devam ediyor.”

“Açılım ittifakı içinde AKP  ve PKK’nin yanında CHP’nin de olması ilginçtir. CHP yönetiminde öyle bir damar vardır ki, maalesef parti politikalarını belirleyici bir işlev görmektedir. Bu damar, hem bölücü hem cemaatçi ve dolayısı ile hem de ABD güdümündedir.”

”Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy, Casusluk, 28 Şubat gibi uydurma davalar sürecinde bunu net olarak gördük. Halen Genel Başkan Yardımcısı konumunda bulunan Sezgin Tanrıkulu, Ergenekon uydurma davası başında “müdahil” yani şikâyetçi, suçtan zarar gören rolünü oynamıştır.”

“Bu nedenle BDP’li vekillerin tahliye edilerek Meclis’e girmelerinin temini için bu üçlünün aynı kaba su dökmüş olmaları son derece normaldir.”

PKK’nın siyasallaşması

“PKK terör örgütünün siyasallaştırılması öteden beri ABD ve AB’nin plân ve istekleri arasındadır. Bu husus Sevr ve hatta çok daha öncesine gider. Bölücü bir terör örgütünün siyasallaşması demek “terör ile gelebileceği noktaya ulaşmış olduğunun” en belirgin işaretidir, yani yıllardır taşeron olarak sürdürdükleri silahlı terör ile istedikleri, hedefledikleri ortama ulaştıklarının, devleti yendiklerinin (!) kanıtıdır. Bu durumu “silahlar sustu, anlaşma oldu” şeklinde yorumlamak en hafif deyimle aymazlık ve saflıktır.”

Apo’yu sorguda teslim almıştık

“1999 yılında biz Apo’yu sorgularken  terör örgütünün siyasallaştırılması asla telaffuz edilmemiş ve bu konuda hiçbir adım da atılmamıştır.”

“Doğu ve Güneydoğu’da bugün olduğu gibi terör örgütünün polis güçleri ve bunun gibi yapılanmalarına göz yumulmamıştır.”

“O dönemde Apo örgütün akıttığı oluk oluk kandan dolayı büyük acılar çektiğini söylemekte, dış güçlerin taşeronluğundan vaz geçtiğini beyan etmektedir. Af dahil hiçbir talebi yoktur. Yani bir pazarlık söz konusu değildir. Apo, ısrarla, kendisinin de PKK ile savaştığını vurgulamaktadır.”

AKP, Apo’ya teslim oldu

“AKP Hükümetinin kurulması ile birlikte ABD ve AB devreye girmiş, pazarlık masaları kurulmuştur. Tavizler havada uçuşmaktadır. Apo, af dahil, PKK’nın siyasallaştırılması ve özerklik gibi pek çok isteği dayatmaktadır.”

“Meclis’te çıkarılacak yasalara kadar her türlü konuda Apo söz söyleyebilmektedir.  Faili meçhuller adı altında düzmece soruşturmalar açtırarak TSK’yı savaş suçlusu konumuna düşürmeye gayret etmektedir.”

Suriye’de PKK özerkliği

“21 Ocak 2014’te Suriye Kuzeydoğusunda özerkliğini ilan eden PKK yani PYD hedeflenen KCK devlet (!) yapılanmasının bir adımıdır. Türkiye, dört parçalı kukla yapının payandası yapılmaktadır. Ancak, daha önce olduğu gibi bu problemi çözecek olan bizleriz. Sayın Doğu Perinçek önderliğinde “Ermeni soykırımı” tezgâhının bozulduğu gibi, bu düğümü de çözeceğiz. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Türk Milliyetçiliği, Atatürkçülük ve onurlu duruş lafta değil icraatta belli olur. Bölücüler için yaprak dökümü başlamıştır.”

Aydınlık’ın yayını doğru

”Aydınlık’ın 16 Aralık 2013’den itibaren yayınladığı “İşte İmralı’daki Apo” yazı dizisini okudum. Olayı birebir yaşayan kişi olarak gerçeğe aykırı, ekleme yapılmış veya çıkarılmış hiçbir hususa rast gelmedim.“

“Bu yazı dizisini, Kürt kardeşlerimiz başta olmak üzere bütün yurttaşlarımız tekrar tekrar okumalıdırlar. Uyduruk barış söylemleri ile Türk ülkesinin parçalanmasına izin verilemez.”

Örgüt üyeleri cezaevlerinde Apo posterlerini yaktı’

”İmralı’daki sorgu sonucunda amacımıza ulaştık.
1. “Apo’ya işkence yapılıyor, iradesi elinden alındı, adil yargılanmıyor” iftiraları bizzat Apo’nun ifadesi ile boşa çıkarılmıştır,
2. Apo’nun tutumunu gören örgüt mensuplarının büyük kısmı örgütten kaçarak güvenlik güçlerine teslim olmuş ya da silahlarını atıp evlerine giderek ailelerine sığınmışlardır,
3. Bir kısım örgüt mensubu, panik halinde Irak’ın kuzeyine doğru kaçmışlar, bu hareketler yapılırken güvenlik güçleri hiç bir pazarlık, anlaşma içinde olmadan operasyon görevlerine devam etmişler, panik halindeki teröristlerin önemli bir kısmı etkisiz hale getirilmiştir (Halen Kandil’de bulunan terörist başlarından Murat Karayılan bir açıklamasında “O süreci bizzat ben içinde olarak yaşadım. Bu süreçte örgüt büyük darbeler almıştır. 300’ün üzerinde kayıp var” demiştir.)
4.  Cezaevlerinde bulunan örgüt mensupları büyük moral bozukluğu ve pişmanlık içine düşerek Apo’nun posterlerini yakmışlardır,
5. Şehit cenazesi gelmemiş, eylemler yok düzeyine inmiştir.

Onurlu tavır sürdürülemedi’

”Ancak şunu da açıklıkla söylemeliyim ki; o dönem uygulanan ciddi ve onurlu tavır sürdürülememiştir. Bunun iki nedeni olduğunu düşünüyorum. Birincisi “terörü bitirdik” rehavetine düşülmesi, ikincisi de ABD ve AB güçlerinin kendilerine içeride amaçlarına uygun taşeronlar bulmalarıdır.”

Türkiye 1999’da Atatürk çizgisindeydi

Aydınlık:
- PKK sorununa sizin çözümünüz ile AKP-PKK-CHP işbirliğiyle yürütülen bugünkü açılım arasında ne fark vardır?

Uğur:
”En bariz ve önemli fark şehit yakınları ile kahraman gazilerimizin onurlarıyla oynanmamış olması ve hiçbir taviz verilmemesidir. Maddeler şeklinde izah edeyim:
1. PKK terör örgütü elebaşı veya mensuplarıyla asla pazarlık yapılmamıştır.
2. Devlet, güvenlik güçleri ve bağımsız yargısı ile sınırlarımız içerisindeki her yerde görevlerini yapmaya eksiksiz olarak devam etmiştir. (Terörle mücadele operasyonları kesintisiz sürdürülmüştür)
3. En önemlisi, İmralı’daki sorgu ve yargılama faaliyetleri sırasında, başka devlet görevlilerinin etkisi veya gözlemciliği gibi bağımsız bir devlete asla yakışmayacak aşağılık bir tutum sergilenmemiş, her şey tamamen bağımsız ve güçlü bir devletin iradesi olarak tezahür etmiştir.”
4. Türk Milleti ise devletinin bu icraatlarına tepki göstermek bir yana bütün gücü ile destek vermiştir.
5. Türk Devleti Mustafa Kemal Atatürk çizgisinde hareket etmiştir.