21 Nisan 2013 Pazar

23 Nisan İstanbul - Ankara otobüs çizelgesi


Milli Merkez kuruluş toplantısı için 23 Nisan sabahı İstanbul'un ilçelerinden otobüs kaldırılacaktır.
Toplantı bitiminde hemen hareket edilecek, yaklaşık olarak gece yarısına doğru İstanbul'da olunacaktır.
 
Açıkta kalmamanız için önceden yer ayırtmanızı önemle rica ediyoruz.
Yer ayırtan kişi sayısına göre otobüs temin edilecektir.
 
Delege - konuk ayrımı ortadan kaldırılmıştır.
Kurultaya katılan herkes doğal delege olarak kabul edilecek ve oy verme hakkına sahip olacaktır.
Oylama el kaldırma yoluyla yapılacaktır.
 
Milli Merkez Kurultayı, Erzurum ve Sivas Kongrelerinden sonra tarihimize ikinci büyük devrimci atılım olarak geçecektir.
Bu tarihi Kurultayda delege olmak, çocuklarımıza bırakabileceğimiz en değerli miras olacaktır.
 
Milliyetçiler, devrimciler, halkçılar, cumhuriyetçiler...
Tam bağımsız Türkiye için ileri. Atatürk Cumhuriyeti'ni yeniden kurmak için ileri.

Çizelgeleri büyütmek için üzerilerine tıklayınız:


Milli Merkez Düzenleme Kurulu:
 
Hüsamettin Cindoruk
Yekta Güngör Özden
Mümtaz Soysal
Ali Topuz
Ufuk Söylemez
Kemal Anadol
Şahin Mengü
Necla Arat
Kemal Alemdaroğlu
Ferit İlsever
Zekeriya Beyaz
Ümit Ülgen
Haluk Dural
Fevzi Durgun
Sönmez Targan
Ataol Behramoğlu
Göksan Soner
Türker Ertürk
İlker Yücel
Necdet Basa
Erdoğan Özer
 
Toplantı yer ve zamanı:
 
Yer                 : Yenimahalle Belediyesi, Nazım Hikmet Kongre ve Kültür Merkezi, Urankent Girişi No : 50, Urankent Yenimahalle / ANKARA (Demetevler Cemre Parkı Üstü)
Tarih              : 23 Nisan 2013, Salı
Saat                : 14.00 – 20.00
Milli Merkez İstanbul, Ankara ve İzmir Temsilcileri:
İstanbul       : 0537-778 6107, Haluk Dural
Ankara         : 0535-943 3338, Kemal Şenoğlu
İzmir              : 0532-313 0998, Erdoğan Özer
********
arşiv:
 
Milli Merkez kuruluş toplantısı 23 Nisan 2013 Ankara
 
Milli Merkez inşası yolunda 24 Mart buluşması
 
"Milli Merkez" iradesi ortaya çıktı
 
Milli Anayasa Kurultayı Ankara 28 Nisan 2012

19 Nisan 2013 Cuma

Üsküdar'dan Milli Merkez Ankara toplantısına otobüs kaldırılacaktır


Otobüs kalkış yer ve zamanı:
 
Gün: 23 Nisan Salı
Saat: Sabah 07:00
Yer: Ticaret Üniversitesi önü Üsküdar
 
Açıkta kalmamanız için önceden yer ayırtmanızı önemle rica ediyoruz.
Yer ayırtan kişi sayısına göre otobüs temin edilecektir.
 
İrtibat telefonları:  0533 - 495 4969
                                  0537 - 459 3882
                                  0532 - 705 0154

Bildiriyi büyütmek için üzerine tıklayınız:

Değerli arkadaş,
23 Nisan'da Ankara'da toplanacak olan Milli Merkez kuruluş toplantısına Üsküdar Delegesi sıfatıyla katılmak istiyorsanız acilen benimle temasa geçmenizi rica ederim.
Delege olmak istemeyen, ancak konuk sıfatıyla izleyici olarak katılmak isteyenler de benimle temasa geçebilirler.
Saygılarımla
Milli Anayasa Forumu Üsküdar Temsilcisi
Ali Serdar Bolat
0532 - 266 4945

18 Nisan 2013 Perşembe

Milli Merkez kuruluş toplantısı 23 Nisan Ankara


Bugüne kadar 50 il, 92 ilçe ile 10 mahalle ve köyde toplam 152 toplantıda yüz bine yakın yurttaşla buluşan Milli Anayasa Forumu, 23 Nisan'da Ankara'da Büyük Kurultay topluyor.
Bu Kurultayda, Milli Anayasa Forumu, Milli Merkez'e dönüşme kararını ilan edecek.
Merkez Yürütme Kurulu ve Temsilciler Meclisi seçilecek.


Aydınlık, 16 Nisan 2013

Milli Anayasa Forumu tarafından yapılan açıklamada şöyle deniliyor:
Milli Merkez, tüm yurtsever milli güçlere rehber olacak, siyasi farklılıklarını kenara bırakarak onları bir çatı altında birleştirecek.
 
Günümüz Anayasasına göre seçilmiş olan bu Meclisin yeni bir Anayasa yapma hakkı ve yetkisi yoktur.
İktidarın tek amacı, 1982 Anayasasını bahane ederek Bölünme Anayasası'nı dayatmaktır.
"Yeni Anayasa" yapmakta birleşen partiler, ABD - AB - AKP - PKK ortaklığının Bölücü Anayasa çalışmasına meşruiyet sağlamaktadır.
Bundan dolayı, Milli Anayasa Forumu, Bölücü Anayasa'yı engellemek engellemek için, Milli Merkez haline dönüşmeye karar vermiştir.
 
Bugüne kadar Milli Anayasa Forumu toplamış olan bütün il ve ilçelerden en az onar delege seçilecektir.
Delegeler, 23 Nisan 2013 Salı günü saat 14:00'te Ankara Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde çalışmaya başlayacak olan Kurultay'a katılacaklardır.
Kurultay, Milli Merkez'in kuruluşunu kamuoyuna ilan edecektir.
 
Delegeler haricinde isteyen yurttaşlar toplantıya konuk olarak katılabileceklerdir.
 
Açılışı Hüsamettin Cindoruk yapacak.
Kurultayda önce Forum'un 152 toplantısını kapsayan Faaliyet Raporu sunulacak.
Ardından Merkez Yürütme Kurulu seçimi yapılacak.
Temsilciler Meclisi ile İl ve İlçe Temsilciliklerinin oluşturulması için Merkez Yürütme Kurulu'na yetki verilecek.
Son olarak, Milli Merkez Program Önerisi tartışmaya açılacak, delegelerin katılımı ile şekillendirilip en az bir yıllık çalışma programı karara bağlanacak.

28 Nisan 2012 Ankara toplantısı

Milli Anayasa Forumu Ankara Temsilcisi Eski Devlet Bakanı Ufuk Söylemez, Ulusal Kanal'da katıldığı Haber Merkezi programında şu açıklamaları yaptı:
"Türkiye karşıtlarının en büyük korkusu millicilerin birleşmesidir.
Emperyalizmin, yobazların, bölücü ve gericilerin en büyük korkusu millicilerin bir araya gelmesidir."
"Milli Merkez, eğer ihtiyaç duyarsa, partiye dönüşebilir. Mevcut partilerden biriyle ittifak yapabilir. Mevcut partilerden birine destek verebilir veya birleşebilir. Bunlar, Milli Merkez'in ve toplumsal gelişmelerin gelecekteki ayaklarıyla ortaya çıkacak, olgunlaşacak hadiselerdir."
 
Ufuk Söylemez, Arslan Bulut

Bu oluşum için önerim şudur:
Milli Merkez hükümet programını yapmalı, iktidara aday olduğunu açıkça beyan etmeli ve milli hükümeti kuracak olan milli şahsiyetleri halkımıza açıklamalıdır.
Gayrımilli hükümetlerden ancak bu şekilde kurtulabiliriz..
"Milli Merkez" kavramı, "İktidara aday bir milli muhalefet örgütü oluşturma" hedefine dönüştürülmelidir.
İktidar hedefi olmayan hareketler ne kadar güçlü olurlarsa olsunlar, hedeflerine asla ulaşamazlar.

Fotoğrafı büyütmek için üzerine tıklayınız:

********
arşiv:

Jandarma Raporu: Parçalanıyoruz


AKP - PKK ortaklığı temelinde yürütülen sözde "Barış" çalışmaları karşısında Jandarma'dan uyarı gibi bir rapor geldi.
Jandarma Genel Komutanlığı, sözde "Barış" sürecinin içyüzünü saptadı:
Sözde "Barış" süreci ilerledikçe bölünme tehlikesi artan yoğunlukta güç kazanıyor.
Tehdit hem içerden, hem de dışardan geliyor.

Jandarma Genel Komutanı Org. Bekir Kalyoncu, "Jandarma 2012 Faaliyet Raporu"nda bölünme tehdidinin arttığına dikkat çekiyor ve "İç Cephe" vurgusu yapıyor.
Raporda, bölünme tehlikesine karşı iç güvenliğin öncelik kazandığı şöyle vurgulanıyor:
 
"Ülke bütünlüğünün parçalanmasına yönelik tehditlerin; içte ve dışta artan yoğunlukta güç kazanma çabası karşısında, değişen güvenlik algılamaları temelinde, iç güvenliğin sağlanması ve korunması öncelik kazanmıştır."

Aydınlık, 17 Nisan 2013

Raporda,
--"Değişen dünya ve ülke dengelerine göre güvenlik algılamalarının da değişmesi gerekmektedir",
--"İç ve dış güvenlik ayrımı belirsizleşmiştir",
--"Kamu düzeni ve yasal kurumların da içerisinde olduğu ulusal güvenliğe yönelik tehditler farklılaşmıştır"
denilmektedir.
 
Askeri uzmanlar, Org. Kalyoncu'nun özellikle 2012 ve 2013'te yapılan "açılım" çalışmalarına vurgu yaptığını belirttiler.
Uzmanlara göre, Org. Kalyoncu,  "yasal kurumlara yönelik tehdit" ifadesiyle, TSK ve yargıya yönelik saldırılara işaret etti.

"Yasal kurumlara yönelik tehditler farklılaşmıştır"  vurgusu çok önemlidir. Orduya yönelik şimdiye kadar görülmemiş, çok farklı tehditler vardır. Anlaşılmıştır.
 
Raporda Genelkurmay Başkanlığı'na bölünme ve terörle mücadele konusunda "tedbir" uyarısı yapıldığı anlaşılmaktadır.

Sözcü, 17 Nisan 2013

Kısacası, "Barış gelecek, anaların gözyaşı dinecek, PKK yurt dışına çıkıp silah bırakacak" ninnilerinin Jandarma'yı uyutamadığı anlaşılmıştır.
Barış gelmesi bir yana, "ülke bütünlüğüne yönelik tehditler içte ve dışta artan yoğunlukta güç kazanmaktadır".
İşte, Jandarma, kelimesi kelimesine böyle demektedir.

16 Nisan 2013 Salı

Microsoft'tan Balyoz savcılarına balyoz


Balyoz Davası kararının Yargıtay'da ele alınma süreci devam ederken, yazılım şirketi Microsoft'tan bir yazı geldi.
Yazının gelme macerası şöyle:
 
Avukat Haluk Pekşen, Adalet Bakanlığı aleyhine açtığı tazminat davasında, sözde Balyoz belgelerinde kullanılmış olan Calibri yazı karakteri hakkında Mahkemeye başvuru yaptı.
Mahkeme bu başvuruyu kabul ederek, Microsoft şirketinden görüş istedi.
Microsoft, Mahkemeye gönderdiği yazıda şöyle diyor:
 
"Lugastegort tarafından tasarlanan Calibri yazı karakteri, ilk olarak, 2007 yılında satışa çıkan Windows Vista ve Ofis 2007 ürünlerimiz içine gömülü olarak piyasaya sunulmuştur."


Gelelim sözde Balyoz belgelerine.
Savcıların iddiasına göre, bu belgeler 2003 yılında yazılmış.
Avukatlar "Nasıl oluyor da 2003 yılında yazılmış olan belgelerde 2007 yılında piyasaya çıkmış olan Calibri karakteri kullanılıyor. Olmaz böyle şey. Demek ki bu belgeler 2007 yılından sonra tertipçiler tarafından üretilmiş" deyince Savcılar ve Mahkeme anında kıvırıp şöyle dediler:
"Evet, 2003 yılında yazılmış ama 2007 yılında güncellenmiş, güncellenirken de yeni Calibri karakteri kullanılmış"
 
Yani, Mahkeme, 2003 tarihli belgeler üzerinde 2007 yılında değişiklik yapıldığını iddia ediyor. Neye dayanarak? Ortada bir delil yok. Mahkeme "Böyle olmuş olabilir" diye yorum yapıyor. Yani belgelerin doğru olduğuna ve 2003 yılında darbeciler tarafından hazırlandıklarına iman etmiş.
 
Mahkemenin bu iddiası, TÜBİTAK raporu ile yerle bir oldu.
TÜBİTAK raporu aynen şöyle diyor:
"Bu belgelere düzenlendikleri 2003 tarihinden sonra hiçbir ekleme yapılmamış"
 
Bildiğiniz gibi TÜBİTAK eskiden bağımsız bir kuruluş iken, AKP döneminde yönetimine yandaşlar doldurularak AKP'nin yan kuruluşu haline getirilmiş olan bir kuruluş.
Yani bu raporu Ergenekoncular değil, AKP yandaşları yazıyor.
 
Şimdi, Microsoft'un yazısı ile TÜBİTAK raporunu yan yana koyarak konuyu inceleyelim:
Eğer 2003 yılından sonra bu belgelere hiçbir ekleme yapılmamışsa, 2007 yılında piyasaya çıkmış olan Calibri karakterleri bu belgelerde nasıl kullanılmış olabilir?
 
Bu soruya yardımcı olacak bir soru soralım:
TÜBİTAK, neye dayanarak bu belgelerin 2003 yılında düzenlenmiş olduğunu söylüyor?
El cevab: Yazının düzenlenme tarihini gösteren üst verilere bakarak.
 
Peki, üst veriler değiştirilebilir mi? Elbette.
Yani, şöyle olmuş:
Tertipçiler, 2007 yılında oturmuşlar, sahte Balyoz belgelerini hazırlamışlar. Hazırlarken de, çok hoşlarına giden Calibri karakterlerini kullanmışlar. Belgenin üst verisinde oluşan 2007 tarihini de 2003 olarak değiştirmişler ki, bu belgeyi inceleyenler 2003 tarihinde düzenlenmiş olduğunu sansınlar.
Ancak, bilmiyorlardı ki, Calibri karakterleri 2003 yılında yoktu.
 
Agata Kristi ne diyordu: "Kusursuz cinayet yoktur"
Buna bir ek de biz yapıyoruz: "Kusursuz sahte belge yoktur"
 
Şimdi diyeceksiniz ki, gerçek anlaşıldığına göre, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıları derhal Balyoz sanıklarının tahliyesine karar vermeli.
Çok beklersiniz. O sizin dediğiniz şey, bağımsız mahkemelerin olduğu demokrasilerde olur.
Tayyip Erdoğanların kurduğu ileri demokrasilerde bu gibi önemsiz şeylerin mahkeme kararlarını etkilemesi söz konusu değildir.
 
Bundan dolayı, Yargıtay Başsavcılığı'na başvuruda bulunacaklarını açıklayan Avukat Pekşen "Umutlu değiliz" diyor.
 
********
 
arşiv:
Balyoz'da imza makinesi sahtekarlığı
Balyoz kararı hakkında İşçi Partisi Basın Açıklaması
 
********

Çekin kirli elinizi subayımızdan


16 Nisan 2013 Salı günü İzmir Adliyesi'nde görülecek davayı iyi anlayalım.
Karşıdevrim Cumhuriyet ile hesaplaşmaktadır.
 
Bu bir yargı değil, bir yabancı devlet harekatıdır.
 
Pentagon ile Türk Ordusu arasındaki savaşın belki de en önemli muharebesi başlamıştır.
Bu kez hedefte Türk Silahlı Kuvvetleri'nin savaş yeteneğini oluşturan albaylarımız, yarbaylarımız, binbaşılarımız var.
TSK generalsiz savaşabilir, ama onlarsız savaşamaz. İstiklal Harbini kazanan onlardır.
 
Tarihte eşi görülmemiş bir olay yaşanmıştır. Türkiye'yi bölmek, Atatürk Cumhuriyeti'ni yıkmak için TSK bir dizi yargı operasyonu ile esir alınmıştır.
Savaş devam ediyor.

Aydınlık 16 Nisan 2013

Batı işbirlikçisi 31 Martçı gericiler, şerefli Türk subayına "casusluk", "fuhuş" gibi iftiralar atarak dünya tarihinin en büyük psikolojik harekatını yürütüyorlar.
 
Her savaş, aynı zamanda psikolojik savaştır. Hatta, savaşın en tayin edici çarpışmaları maneviyat cephesindedir.
Savaşan taraflardan birinin savaşma kararlılığı kırıldığı anda, imha olayı gerçekleşmiş olur.
Savaş, savaşanların kararlılığı arasındaki çarpışmadır.
 
Orduya karşı yürütülen bu harekatın hedefi Türk Milletidir.
Halkın ordusuna duyduğu sevgiyi ve güveni ortadan kaldırma amaçlı çamur savaşının en hayasızı, en yalancısı, en aşağılığı İzmir'de yürütülüyor.

Aydınlık 15 Nisan 2013

 2002 yılından sonra TSK'nın başına getirilen komutanlar, Org. Işık Koşaner ekibi dışında teslim olmuşlardır.
"Hukuk çözer", "Yargıya güveniyoruz" gibi safsatalarla, teslimiyetlerine kılıf üretmişlerdir.
Türk Ordusu yenilmemiş, komutan yenilmiştir.
 
O nedenle, artık Türk Milleti ordusunu kurtaracaktır.
Buna mecburdur, çünkü kurtarmaz ise, ayak altında kalacaktır.


 Düşman Türkiye'nin kalelerine girmiş, kirli parmaklarıyla TC ismini bile silmeye kalkmıştır.
TC'yi burçtan indirtmeyen kartallar, şimdi ordusunu kurtarmak, şerefli Türk subayını düştüğü yerden kaldırmak için İzmir'e uçuyorlar.
Cumhuriyetin haklı, artık bu gidişe el koymaktadır.
Türkiye halkı, karşıdevrimi bozguna uğratmak ve Cumhuriyetini yeniden örgütlemek için ayağa kalkmıştır.
 
***********
Doğu Perinçek'in 15 Nisan günlü Aydınlık köşe yazısından alıntılanmıştır.
 
arşiv;
***********

15 Nisan 2013 Pazartesi

İzmir 16 Nisan'a böyle hazırlandı



İşçi Partisi, 9 Nisan'dan bu yana İzmir'in 30 ilçesinde her gün masa açıyor.
Masalarda 200 bin bildiri dağıtıldı, yüzlerce ayaklı pano ve pankart, binlerce afiş asıldı.
 
Son bir haftadır tüm pazar yerlerinde çalışma yapılıyor.
 
Araçlarla dolaşılarak 16 Nisan için sesli çağrı yapılıyor.
 
İşçi Partisi, ilçelerden otobüs kaldırıyor.
 
***********


İzmir'de 40'ı aşkın parti ve kitle örgütünün oluşturduğu Cumhuriyet İçin Güçbirliği Platformu 16 Nisan için çağrı yaptı.
Platform adına basın açıklamasını TGB Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir İl Başkanı  Ezgi Sağcan yaptı:
 
Video kaydı 1:52 dakika
 
"Amerikan emperyalizmi, Türk Ordusu'nu savaşmadan teslim alma hazırlığındadır.
Ergenekon, Balyoz ve nice sahte davalarla vatanseverlerimiz ve Türk Ordusu esir edilmiştir.
"Askeri Casusluk Davası" da bu tertiplerin devamıdır. Bu dava Deniz Kuvvetleri'ni ve Ege Ordusu'nu bitirme planıdır.
Bu davada 357 sanık, 79 tutuklu var. Ama hangi ülke için casuslık yapıldığı dahi uydurma iddianamede yok.
 
Bu davada, Türk Ordusu'nun acil bir saldırı durumunda yürürlüğe koyacağı en gizli savaş ve seferberlik planları deşifre ediliyor.
Bu davalar nedeniyle Güney Deniz Saha ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklar vekaleten yürütülmektedir.
 
Casus kimdir?
Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eşbaşkanlığını yürüttüğünü söyleyen Tayyip Erdoğan mı?
Uydurma delillerle, iftiralarla zindanlarda esir edilen Türk Ordusu'nun onurlu askerleri mi?
Bu davada yargılanan, Mustafa Kemal Atatürk ve Türk Milletidir.
 
Ege'nin efeleri, İzmir'in Kubilayları! Casusluk tertibini bozalım! Tertipçileri İzmir'den denize dökelim!
16 Nisan Salı günü saat 8'de İzmir bayraklı Adliyesi'nde buluşalım."
 
Basın açıklamasına katılan Platform üyeleri:
Balbaya Özgürlük Platformu
Talat Paşa Komitesi
Emekli Subay Eşleri Derneği
İşçi Partisi
Demokratik Sol Parti
CHP
UDİH (Ulusal Demokratik İşçi Hareketi)
TGB
Birleşik Kamu-İş
Eğitim-İş İzmir Şb.
Türkiye Emekli Subaylar Derneği Konak Şb.
ADD
Çağdaş Eczacılar Derneği İzmir Şb.
İzmir Tabip Odası
TOBAV (Tiyatro bale Çalışanları vaj-kfı)
Karşıyaka Latife Hanım Gurubu
Vardiya Bizde İzmir Gurubu
Cumhuriyetçi Avukatlar Gurubu
Genel Sağlık-İş Genel merkezi
CKD İzmir Şubeleri
İzmir Veteriner Hekimler Derneği
Türk Hemşireler Derneği İzmir Şb.
Ulusal Uyanış Platformu
Ulusal eğitimciler Derneği
ÇYDD İzmir Şb.


***********
arşiv;
İzmir Bayraklı Adliyesi önündeyiz 16 Nisan Saat 08