5 Kasım 2019 Salı

Perinçek darbe yapacak, bu adam dokunulamaz mı?


CHP MV Mehmet Bekaroğlu, Perinçek'in darbe yapacağını iddia ettiği
tvitinin altına Perinçek'in geçen sene ULUSAL KANAL'da yapmış olduğu
bir konuşmaya ait 27 saniyelik video kaydını ekledi.

Suç duyurusu yapıyor. "Ey Tayyip Erdoğan, Perinçek sana darbe yapacak,
niye dava açmıyorsun" diyor satır altı. 

Bir yandan da "Perinçek Tayyip'in sol koltuk değneği" deyip duruyorlar.
Öyle çaresizler ki, bir dedikleri diğerini tutmuyor.

Video kaydı için bakınız:


Hükümete darbe yapılacağını söylüyor, resmen tehdit diyor; bu adam dokunulamaz mı, yoksa ceza ehliyeti ile ilgili bir durumu mu var?
adlı kullanıcıdan
ÖS 4:39 · 20 Eki 2019Twitter for iPhone
+++

Video kaydının bant çözümü: İşte Bekaroğlu'nu dellendiren o sözler.

Rafet Ballı:
"(Tayyip Erdoğan) Amerika'nın şartlarına uyma yoluna gider mi?"

Doğu Perinçek:
"Gitmez"

Rafet Ballı:
"Niçin?"

Doğu Perinçek:
"Giderse devrilir Tayyip Erdoğan yönetimi. 
Yani Tayyip Erdoğan yönetimi Türkiye'nin geleceği ile oynama özgürlüğüne
sahip değil. Türkiye'de bir güç var. Zaten o Türkiye Tayyip Erdoğan yöneti-
mi'ni 2014'ten sonra hizaya getirdi."

+++

"Amerika'nın dediğini yapan yönetimler devrilir" tespiti günümüzün gerçeğidir.
Artık hiç kimse PKK ile Açılım, komutanlara Balyoz, yurtseverlere Ergenekon,
Kıbrıs'ta Annan Planı, Akdeniz'de ABD-İsrail-Yunanistan üçlüsünün doğalgaz
yataklarına el koymasına onay gibi eylemlerde bulunamaz. O günler geride
kaldı. Bu gibi işlere kalkışanları bu millet artık başında tutmaz, indirir. 

Ayrıca, bu gibi işlere kalkışacak olanları da başa geçirmez artık. 
AKP'nin 2002 - 2014 versiyonunun yeni sürümlerine iktidar yolları kapalı. 
CHP Açılım hayalinden, "Ne işimiz var Suriye'de, PYD terörist değil,
sınırımızda PYD devleti olması sorun değil, PKK başka HDP başka" 
söylemlerinden vazgeçmediği sürece iktidarı rüyasında bile göremez.

+++

Bekaroğlu'nun "Darbe yapılacağını söylüyor, resmen tehdit ediyor" sözleri
hakkında Independent Türkçe'ye Perinçek şunları söyledi:

"Bekaroğlu Atlantikçi (NATO'cu), paylaşımı iyi niyetli değil.
Tam da Barış Pınarı Harekatı'na ara verildiği sırada bu paylaşımı yaptı."

"Türkiye'yi bölen, tekrar Amerika'nın kucağına dönüş sürecine hizmet eden 
bir siyasete yönelen olursa, kimse onu Türkiye'nin başında tutmaz.

Bundan sonra Türkiye'yi yöneteceklerin Türkiye'yi bölen senaryolarda yer 
alamayacağını kuvvetle vurguluyorum.

Birileri yer almaya kalkarsa, Türkiye onu iktidardan indirir.

Tayyip Erdoğan'ın tekrar 2014'ten önceki rotaya dönme ihtimali yok.
Çünkü vatansever bir çizgide. Kararlı olarak Amerika ile savaşıyor.

Türkiye, Avrasya rotasında kararlı bir şekilde ilerliyor."

Video kaydı:
https://www.youtube.com/watch?v=eeKJCXYAt-8

Bant çözümü:
https://www.ulusal.com.tr/gundem/dogu-perincek-bekaroglu-atlantikci-paylasimi-iyi-niyetli-degil-h241374.html

+++

Bekaroğlu yalnız değildir. CHP yönetimi onunla tam bir uyum içindedir.

Bir partinin çizgisini Genel Başkanı belirler. 
Yurtseverlere "darbeci" tezgahına odun taşıyan da en başta odur.

Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel yazdı:
3 Temmuz 2019 günlü Başyazı. İçiniz kaldırabilirse okuyun:

Albay Hasan Basri Aslan.
Balyoz'da 16 yıl ceza aldı.
Silivri'nin soğuk duvarları arasında esirken, eşi Nefise Aslan kapı kapı
dolaşarak tertipleri anlatıyordu.
Nefise Aslan, Kemal Kılıçdaroğlu'ndan randevu aldı.
Yüzüne "Bize destek olacağınızı düşündük, ama olmadınız" dedi.
Kılıçdaroğlu'nun cevabı: "Dışarıya karşı, bir darbe davasını destekler
konuma düşmek istemiyorum"
Türk Ordusu'na darbeci, kaçakçı, fuhuş merkezi dedikleri günler.
FETÖ'nün Mustafa Kemal'in askerlerini tek tek kelepçelediği günler.
PKK'nın "açılım"la dans ettiği günler.
Bir yanda cezaevi içinde ve dışında cellatların üzerine yürüyerek tertipleri
boşa çıkaran vatanseverler, diğer yanda "Dışarıya karşı darbe davasını
destekler konuma" düşmek istemeyenler.
Dışarısı dediği, "Tutuklayın" talimatı veren ABD ve AB.

Kılıçdaroğlu, dünkü gurup toplantısında Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak
gibi isimlere sahip çıktı.
"Dışarıya karşı bir darbe davasını destekler konuma" düşmek istemeyen 
Kılıçdaroğlu, tertip davalarının basın ayağına sahip çıkmakta  bir sakınca
görmedi.

Kılıçdaroğlu dünkü basın toplantısında Selahattin Demirtaş'ı da sahiplendi.
"Dışarıya karşı bir darbe davasını destekler konuma" düşmek istemeyen
Kılıçdaroğlu, bir PKK - HDP sözcüsüne sahip çıkmakta sakınca görmedi.

Aydınlıkçılar yıktıkları barikatın önünde poz verirken, onlar "dışarıya karşı"
poz vermekle meşgullerdi.

+++

CHP yöneticileri ve Bekaroğlu avucu yalasın.
Bundan böyle hiç bir güç PKK ile açılım yapmaya kalkışamaz, bu amaçla
komutanlara Balyoz, yurtsever aydınlara Ergenekon tertipleri yapamaz.
Bekaroğlu'nun "darbeci" feryatlarının başarıya ulaşma şansı sıfırdır.

Buna kalkışanları Türk Milleti iktidara getirmez, iktidarda iseler indirir.
Senin buna darbe demenin hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur.

+++

Mehmet Bekaroğlu'nun tvitinin altında çok ilginç yorumlar var.

Perinçek çizgisine karşı olan bir kullanıcının yorumu özellikle ilginç.
Şöyle diyor:

"Kısaca, '2014'ten beri devleti biz yönetiyoruz, istediğimiz şekilde hareket
etmezse deviririz' diyor. Tüm pis işlerini AKP'ye yaptırıyor. Ben bu adamın
tüm sözlerine katılıyorum. Yalan yok yani. Türkiye'yi Çin'e ve Rusya'ya
yakınlaştıran da bu zat."

adlı kişiye yanıt olarak
Kısaca 2014 beri devleti biz yönetiyoruz istediğimiz şekilde hareket etmese deviririz diyor tüm pis işlerini akepe yaptırıyor ben bu adamın tüm sözlerine katılıyorum yalan yok yani Türkiye yi Çine ve Rusya ya yakınlaştıran da bu zat

+++

4 Kasım 2019 Pazartesi

Soykırım kararının amacı PKK'yı korumak

ABD Temsilciler Meclisi, 29 Ekim 2019 günü, yani Cumhuriyetimizin kuruluş
günü yaptığı oylamada Ermeni Soykırımı'nı tanıma kararı aldı.

Bu günün özellikle seçilmesi, bizim Cumhuriyet'i 1915 Ermeni Soykırımı temeli
üzerinde kurduğumuzu ima etmek içindir.

+++

Amerika'nın has elemanı CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu,
bunu 23 Nisan ile ilişkilendirerek, bir 23 Nisan günü şöyle demişti:

"Tarihte bugün: Ermeni Soykırımı başladı. Katledilen Ermeni vatandaşlarımızı
anıyoruz, 19:15'te Taksim'de"

"23 Nisan'dan bir sonraki gün neydi? Bilmek istemeyenler için ipucu: 1915"

Bakınız:

+++

Ancak, bu suçlama yalnızca geçmişe yönelik bir durum tespiti amacıyla yapıl-
mıyor. Amaç, PKK'nın silahla bastırılmasını önlemektir. "Bakın Türkler 1915'de
Ermeni Soykırımı yapmışlardı, şimdi de Kürtlere soykırım yapıyorlar" demek
içindir.

Canan Kaftancıoğlu, bunun ön açılımını şu veciz sözlerle yapmıştı:

"Bu üç (PKK'lı) kadın devrimci oldukları için öldüler."

Ve PKK ile mücadeleye şöyle karşı çıkmıştı:

"Kim şehit olmak istiyorsa gitsin ölsün."

+++

ABD Başkanı Wilson, 1. Dünya savaşı sırasında, Osmanlı topraklarını da içine
alan Ermenistan ve Kürdistan kurma planı yapmıştı. Kurtuluş Savaşı ile bu
plana engel olmuştuk. Ve ABD, planı geçici olarak rafa kaldırmıştı.

NATO'ya girişimizden sonra, bizi Sovyetler'e karşı tampon olarak kullanan ABD,
Kürdistan planını rafta saklama politikasını sürdürmüştü.

Sovyetler yıkılıp sözümona tehdit ortadan kalkınca, PKK'nın ortaya çıkması ile
birlikte, ABD, 4 devletten (Türkiye, İran, Irak, Suriye) kopartılacak toprak parça-
ları üzerinde sözde Kürdistan kurma amaçlı Büyük Ortadoğu Projesi'ni (BOP)
piyasaya sürdü. Wilson'un Kürdistan planı raftan indirilmişti.

Ermeni Soykırımı yalanı da bu projeye destek amaçlı olarak gündeme geldi.

+++

Ancak bu soykırım suçlaması Doğu Perinçek engeline takıldı.

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ve Vatan Partisi Fransa Temsilcisi
Ali Mercan ile İsviçre Devleti arasındaki

Doğu Perinçek - İsviçre Davası, ve
Ali Mercan - İsviçre Davası Kararları

ve bunların temyizi anlamındaki AİHM ve AİHM Büyük Daire Kararları ile

- 1915 olaylarının Yahudi Soykırımı (Holokost) ile benzerlik taşımadığı
- 1915 olaylarının soykırım olduğuna dair bir yetkili mahkeme kararı olmadığı

tescil edilmiştir. 

+++

Dolayısıyla, artık hiç bir kurum, kuruluş, parlamento veya hükumet, 1915 olay-
larının Ermeni Soykırımı olduğuna dair bir karar alamaz. Yani kendisini yetkili
mahkemenin yerine koyamaz.

Doğu Perinçek bu konuda şu örneği vermişti:
Bir futbol maçında gol olup olmadığına o maçın hakemi karar verir.
Hiç bir parlamento, o hakemin yetkisini gasp edip gol olup olmadığına dair
bir karar veremez.

Aynı şekilde, bir olayın soykırım olup olmadığına ancak yetkili mahkemeler
karar verir. Hiç bir parlamento bu konuda yetkili mahkemelerin yetkisini gasp
edip "Türkler Ermeni Soykırımı yaptı" kararı alamaz.

Dolayısıyla, ABD Temsilciler Meclisi Kararı, ve de Macron'un sözleri
uluslararası hukuk açısından bir anlam taşımamaktadır.

+++

Doğu Perinçek 2 Kasım 2019 günü Frankfurt'ta bu konuda basın toplantısı yaptı:

"Birleşmiş Milletler'in 1948 tarihli Soykırım Sözleşmesi'ne göre, bir eylemin
soykırım olup olmadığına karar verme yetkisine yalnızca
-- eylemin işlendiği ülkenin yetkili mahkemesi, ve / veya
-- Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi sahiptir.

Bu nedenle, ABD Temsilciler Meclisi'nin bir boks maçında Muhammed Ali'nin
yenildiğine karar vermesi ne kadar saçma ise, Ermeni Soykırımı Kararı da bir
o kadar saçmadır."

"ABD Temsilciler Meclisi'nin bu kararının hukukla ve insanlıkla bir ilgisi yok.
Bu karar emperyalist bir karardır. 

ABD yenilgiye uğramış ve Kürdistan adı altında İkinci İsrail Devleti'ni 
kuramamıştır.
Bu karar, Türkiye'nin PKK, FETÖ ve DEAŞ gibi terör örgütlerini silahla 
bastırmasını önlemek içindir.

Batı Asya ülkelerinin silahlı gücü, ABD'nin silahlı gücünü yendi. ABD'nin 
hukuku çiğneyerek aldığı bu karar, işte bu yenilgiye çaresizliğin yanıtıdır."

Değerli bir arkadaşımız, şimdiye kadar her yıl bu tasarının ABD Temsilciler Mec-
lisi'nin önüne geldiğini, ancak her defasında oylanmadan geri çevrildiğini, ancak
bu yıl ilk defa oylandığını ve kabul edildiğini, bunun da bu iktidara nasip oldu-
ğunu söyleyerek, bu iktidarın ABD karşısında en aciz iktidar olduğunu satır
altı iddia etti.

Halbuki durum tam tersidir. TSK eğer Barış Pınarı Harekatı'nı başlatmasa ve
ABD yenilgiyi kabul edip Suriye sınırımızdan çekilme kararı almak zorunda
kalmasaydı, Temsilciler Meclisi tasarıyı oylamazdı.

ABD, yenilginin acısı ile bu kararı almıştır.

ABD'nin 8 yılda ilmek ilmek ördüğü Kürt Koridoru'nu, TSK 8 saat içinde yerle
bir etti. TSK'nın bu zaferini sırf "Tayyip'e yaramasın" diye gözlerden saklamaya
çalışmak çıkar yol değildir. Sizden başka herkes TSK'nın zaferini algılamıştır.

+++

Diğer bir arkadaşımız da "Konuşmaktan başka ne yapıyoruz" diye iktidarı
suçlamaktadır. Halbuki TSK'nın silahları konuşmaktadır.

Kör Tayyip düşmanlığı, gerçeklere gözlerini kapatma sonucunu doğuruyor.

+++

Canan Kaftancıoğlu yalnız değildir.
Hiç bir CHP yetkilisi onun Ermeni Soykırımı yalanlarına karşı çıkmadı.
CHP, bu konuda Canan Hanım ile tam bir uyum içindedir.

CHP Milletvekili Selina Doğan da aynın yolun yolcusuydu.
Şöyle demişti:

https://aliserdarbolat.blogspot.com/2015/04/chp-turkiyeyi-arkadan-hancerledi.html

Selina Hanım'ın kocası da Atatürk'e "cellat" demişti

Onlara da hiç bir CHP yöneticisi karşı çıkmadı.
CHP yönetimi, Ermeni Soykırımı konusunda ABD ile tam bir uyum içindedir.

+++

Buyurun oturup ağlayın: (Kimler ağlasın diye sakın sormayın)



+++

3 Kasım 2019 Pazar

Atatürk Alfabesi'nin üstünlüğü


Yıl 1923 : Okuryazar oranı kadınlarda binde 4, erkeklerde %7                  = Toplam %3,5
Yıl 1928 : Harf devrimi ile Atatürk Alfabesi kabul edildi
Yıl 1935 : Okuryazar oranı %25


+++
dam!
Okuryazarlığın hızla artmasında Atatürk Alfabesi'nin büyük rolü var. Bunun en büyük nedeni Atatürk Alfabesi'nde sesli harflerin tümünün olması.

Arap harflerini kullanan Osmanlı Alfabesi'nde sesli harf olarak yalnızca elif ve ayın harfleri var. Ancak  bu iki sesli harf de belli bir sese karşılık değil.

Elif harfi A, E, I, İ karşılığı veya kendisinden sonra gelen V harfini O okutmak veya kendisinden sonra gelen Y harfini İ okutmak gibi değişik sesler verirdi.

Ayın harfi ise bazen A, bazen İ, bazen O sesi verirdi.

He harfi bazen E sesi verirdi.

V harfi (vav) ise O, Ö, U, Ü seslerine karşılık olarak kullanılırdı.

Kısacası. Osmanlı Elifbasında A, E, I, İ, O, Ö, U, Ü seslerine karşılık gelen harfler yoktu.

+++

Osmanlı, Arap Alfabesindeki Z, C ve B harflerine noktalar ekleyerek  elde edilen J, Ç ve P harflerini Fars Alfabesi'nden almıştı.

Ancak A, E, I, İ, O, Ö, U ve Ü sesleri için bir çözüm yolu bulamamıştı. Farslar da bu işin üstesinden gelememişti.

(Not: Arapçada J, Ç, P, O ve Ö sesleri olmadığı için bunlara karşılık gelen harfler de doğal olarak yoktu)

+++

Atatürk Alfabesi'nin  (Abecesi'nin) üstünlüğü şuradadır:

Bu Abece'de ağzımızdan çıkan her sese karşılık gelen bir harf vardır. Her ses için yalnızca bir harf vardır. Bu Abece ile yazılırken bir ses için değişik harfler kullanılmaz. Örnek: A sesi yalnızca A harfi ile yazılır.

Bu Abece'deki bir harfe karşılık gelen yalnızca bir ses vardır. Bu Abecedeki bir harf değişik sesler vermez. örnek: A harfi yalnızca A olarak okunur.

Kısacası, bu Abece'de ses - harf eşleşmesi %95,33 olarak rekor kırmıştır. Dünyadaki diğer Alfabeler bu oranın yarısına bile erişemiyor.

Örneğin Osmanlı Elifbası'nda bu oran %21,14'te kalmıştır.
İngiliz, Fransız gibi batı Alfabelerinde bu oran daha da düşüktür.

Dolayısıyla, Atatürk Abecesi'ne "Dünyanın en mükemmel alfabesi" diyebiliriz. Çünkü bu Abece ile ağzımızdan çıkan her sözcüğü yazabilir ve her sözcüğü, önceden görmemiş bile olsak okuyabiliriz. Diğer alfabeler bunu yapamaz.

Örneğin bir Amerikalı, KILIÇ yaz dersen yazamaz. KÖRÜK yazamaz. Ama ben Amerikalının ağzından çıkan her sözcüğü yazabilirim. VOTIR yazarım, SPEŞIL yazarım ve okurum.

Okula yeni başlayıp harfleri öğrenen Amerikalı bir çocuk, sözcükleri yazamaz. O sözcüğün nasıl yazıldığını görmesi gerekir. Örneğin su anlamına gelen VOTIR sözcüğünü nasıl yazsın? Çünkü bu sözcük WATER olarak yazılıyor.
O sesinin A harfi ile, I sesinin E harfi ile yazıldığını bilmesi için müneccim olması gerekir. Öğretmeni WATER yazar, çocuğa "İşte VOTIR böyle yazılır" der, çocuk ondan sonra o kelimeyi görünce okuyabilir ve kendisi yazabilir.

Halbuki, Atatürk Abecesi'ni öğrenen her çocuk, duyduğu her sözcüğü hemen yazabilir ve yazılı her şeyi okuyabilir. Çünkü biliyor ki A sesi A harfi ile yazılır ve A harfi A sesi ile okunur. Bu kadar basit ve kolay.

+++

Latin alfabesine dayalı Türkçe yazı sisteminde harf-sesbirim eşleşmesi %95.33 oranıyla tam olarak gerçekleşmiş, Arap alfabesine dayalı Türkçe yazı sisteminde bu oran %21.14'te kalmıştır


+++

Bu konuyu 7 Ekim 2013 günlü yazımda örnekler vererek işlemiştim.

Bakınız:

Q, W, X harfleri ve Atatürk Alfabesi'nin eşsizliği 

+++