17 Mayıs 2016 Salı

Önce Birinci Vazife Yürüyüşü, sonra Ümidin Şöleni


              GENÇLİĞE HİTABE'nin günleri geldi.

                             Türkiye Cumhuriyeti
şeyhler, dervişler, tecavüzcüler ve bölücüler ülkesi olmasın
                                          diye
TGB'nin düzenlemiş olduğu "BİRİNCİ VAZİFE YÜRÜYÜŞÜ"ne
                                     katılıyoruz

        19 Mayıs Saat 12:00'de Şişli Atatürk Evi önünden
                         Dolmabahçe'ye yürüyoruz.

Yürüyüşten sonra Saat 18:00'de KÜÇÜKÇİFTLİK PARK'ta
                         97 YILLIK ÜMİDİN ŞÖLENİ
Timur Selçuk, Mir Sanat Topluluğu, BrasSolist, Pera,
Oğuzhan Uğur ve Feridun Düzağaç 19 Mayıs'ta bizlerle.
                       Bilet almak için:   http://www.biletix.com/etkinlik/TALE1/ISTANBUL/tr

                             otobüsler için:
                  İletişim: 0555 897 0566 - 0555 897 0567



Birinci Vazife Yürüyüşü'ne destek verenlerden bir kesit:
arşiv:
TGB ve TLB Denizlerin izinde        7 Mayıs 2016

Muazzez İlmiye Çığ, Yılmaz Özdil, Çağdaş Cengiz bu akşam ULUSAL KANAL'da

Can Karadut'un sunacağı ULUSAL ÖZEL bu akşam saat 21:00'de.
      Bakırköy Yunus Emre Kültür Merkezi'nde yapılacak.

         ULUSAL KANAL programı canlı yayınla verecek

.                               GENÇLİĞE HİTABE'NİN GÜNLERİ GELDİ.
"Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, tecavüzcüler ve bölücüler ülkesi olmasın" 

                                                           diye
          TGB'nin düzenlemiş olduğu " BİRİNCİ VAZİFE" yürüyüşüne katılıyoruz.

       Yürüyüş 19 Mayıs Saat: 12:00'de Şişli Atatürk evi önünden başlayacaktır.




TSK'ya dost ateşi - Org. Akar ve nikah olayı

Milli Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Ufuk Söylemez, bugünkü Aydınlık gazetesin-
deki köşesinde Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar'ın Tayyip'in nikah törenine
katılmasına ilişkin eleştirileri yorumladı.



Bu eleştirilerin esasında TSK'ya değil, AKP zihniyetine karşı gösterilen bir tepki
olduğunu düşündüğünü söyleyen Ufuk Söylemez, yazısına şöyle devam etti:

"Ancak, Sn. Hulusi Akar ve komuta kademesine "Sarayın askeri" nitelemesiyle
hakaretamiz laflar etmek ve sanki bu zihniyetin (AKP'nin) yandaşı gibi göstermek
bana göre yersiz - haksız ve abartılı bir yaklaşımdır. Eğer kasten yapılıyorsa
belki de psikolojik algı hareketidir.

Genelkurmay Başkanı ve Komuta Heyeti, Cumhurbaşkanlığı tarafından tüm
devlet protokolündeki isimlerle birlikte davet edilmiştir.

Ama Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları, binlerce askerimizi ve top-
raklarımızı saldırıdan koruyan İnsansız Hava Araçlarını (İHA) TSK için üreten,
geliştiren damadı ve onun şirketini uzun süredir tanıyor ve biliyorlarmış. Zaten
damat tarafından da özel olarak da davet edilmişler.

İHA'ları silahlı hale getirerek Türkiye'yi Heron'lara yani yabancıya muhtaç etme-
yecek bir teknolojiyi de yakında hayata geçireceği söyleniyor bu şirketin.

Askeri cenahtan, bunun tamamen hem insani nezaket, hem de protokol gereği
olarak yapılan bir davranış olduğu, bunun ötesindeki abartılı, siyasal ve hasmane
yorumların ise üzücü olduğuna dair bir izlenim edindim.

Terörle aylardır - yıllardır her gün silah arkadaşlarını şehit verme pahasına, canla
başla mücadele eden TSK'nın komuta kademesinin bu şekilde hedef alınması
ve "dost ateşi"ne maruz bırakılmaları insaf ve vicdan sınırlarını aşıyor bana göre.

Elbette ki TSK'nın eksik ve yanlış gördüğümüz tutum ve davranışları eleştirilebilir,
eleştirilmelidir.

Ama bunun yapıcı olması ve vicdan, insaf ve akıl sınırlarının ötesine geçmemesi
gerekir.

Çok ağır bulduğum bu "dost ateşi"nin TSK'yı da içten yaralayacağından ve
moralini bozacağından endişe ediyorum.

Çünkü, ABD - PKK - F tipi örgüt ve laiklik karşıtı odak (AKP) tarafından milli
devletimize karşı yürütülen Cumhuriyet tarihimizin bu en ağır ve vahim fitne
ve bölücülük saldırısına karşı demokratik - milli cephe olarak tek vücut olmak
ve Atatürk'te birleşmek gerekiyor.

TSK ne Sarayın askeri olur, ne ABD'nin.

Ufuk Söylemez, "TSK'ya Dost Ateşi!"

Aydınlık, 17 Mayıs 2016.

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Gümrük Birliği'nden çekilmenin tam zamanı

Mustafa Mutlu yazdı: "Gümrük Birliği'nden çekilmenin tam zamanı"
Aydınlık, 13 Mayıs 2016. Özeti şöyle:


Türkiye, Avrupa Birliği'ne 55 yıl önce bir istekte bulundu:
“Beni de aranıza alın!”
Tam 55 yıl geçti; bırakın AB’ye girmeyi, hiçbir şey alamadık!
Oysa; kendisi bizden ne istediyse, fazlasını kopardı.
Başka bir ülkeye teklif bile edemedikleri “tam üye olmadan Gümrük
Birliği’ne geçme” tezgahını bize dayattılar.
Tansu Çiller’i kandırıp ya da bir şekilde ikna edip (!) 1995’te bu anlaşmaya
imzayı attırdılar.

Sonuç:
Tam 21 yıldır her yıl ortalama 10 milyar dolar kaybediyoruz.
Bu anlaşma sayesinde Türkiye, AB’nin ucuz iş gücü cennetine ve teknoloji
çöplüğüne döndü; o kadar!
Karşılığında belli bir süre sonra bizi AB’ye alacaklardı. Çiller’e öyle demişlerdi.

Bu uyanık AB’liler, Suriyeli göçmen sorununun çözümünde de aynı tezgahı kurdu:
Sınırlarını kapatmak ve AB’ye yeni göçmen göndermemek karşılığında Türkiye’ye
3 milyar Eurocuk rüşvet ve vizesiz seyahat sözü verdiler.
Tam Türkiye “Evet” dedi; bu kez 72 yeni yeni şart ortaya atıldı.
Onların da 67’si yerine getirildi ancak 5’inde sorun çıktı…
Biri ve en önemlisi, “terörün yeniden tanımlanması…”
Peki; biz terörün tanımını AB’nin istediği gibi yaparsak ne olacak?
PKK’ya açık destek veren HDP’liler yargılanmaktan kurtulacak!
Bütün mesele bu…

Peki çıkış yolumuz ne?
“Hep veren ama hiç alamayan” olmaktan nasıl kurtulacağız?
Çok basit:
Örneğin AB, vizeyi kaldırmak için şapkadan “Terörü yeniden tanımlayın”
tavşanını mı çıkardı?
Biz de o zaman, “Gümrük Birliği Anlaşması’nı iptal ederiz” tavşanını çıkaracağız…
Yani “reste rest” diyeceğiz!
Hadi; sıkıysa o zaman dayılansın pabucumun kabadayıları…

***
Mustafa Mutlu reste rest öneriyor ama...
Nerede o resti çekecek kabadayı.
Mehmetçik'in başına çuval geçiren Amerika'ya nota bile verememiş, dünya
mizah tarihine geçen "Müzik notası mı bu" vecizesini yumurtlamıştı.
Şimdi mi rest çekecek Tayyip Bey.

Mustafa Mutlu çıtayı yüksek tutmuş. "Gümrük Birliği'nden çıkarız" demeyi
önermiş. Tayyip Bey "Sığınmacıları geri almayız" bile diyemedi, onu mu
diyecek?

Tayyip Bey sadece "Terörle Mücadele Yasası'nda değişiklik yapmayız" diyebildi.
Onu demese, o koltukta daha fazla oturamayacağını biliyor da ondan.
PKK'ya karşı başlatılmış olan mücadelenin önüne engel koymaya kalkışan,
bu sele kapılıp gider.

***
Ama, beterin beteri var. Bu olguyu anlayamayanlar var.
Cumhuriyet gaz tenekesinin haberinden okuyalım:

Hükumetin dış politikasını eleştiren Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın
AB'ye yönelik vize tepkisine de değinerek, "İsrail'le, Mısır'la, Suriye'yle, İran'la,
Rusya'yla kavga ettik. Şimdi sıra geldi AB ile kavga etmeye. Oradan da nasıl
bizi atarlar, onun formülünü arıyorlar. Bu olamaz. Buna izin vermemeliyiz."
diye konuştu.

Bakınız:

Bu kafa ile Tayyip'i oradan indiremezsiniz. Terörle, bölücülükle mücadeleyi
Tayyip'e hediye ederseniz, oyları Tayyip'e yönlendirmiş olursunuz.
Bugüne kadar yaptığınız gibi.

arşiv:
Ver PKK'ya özerklik, gir AB'ye vizesiz 12 Mayıs 2016
Vizesiz Avrupa rafta, geri kabul yürürlükte 13 Mayıs 2016
Hem suçlu hem güçlü ahlaksız Avrupa Birliği 15 Mayıs 2016
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2016/05/hem-suclu-hem-guclu-ahlaksz-avrupa.html

15 Mayıs 2016 Pazar

Hem suçlu hem güçlü ahlaksız Avrupa Birliği

Avrupa Birliği hem Terörle Mücadele Kanunu bahanesi ile Avrupa'ya vizesiz
sayahat hakkımızı rafa kaldırdı, hem de bunun suçunu Tayyip'in üzerine attı.
POSTA gazetesi'nin manşetinden buyurun:

POSTA, 13 Mayıs 2016

AB Komisyonu Başkanı Yunker "Sayın Erdoğan Türkleri Avrupa'ya serbest
seyahat hakkından mahrum ederse, bunu halkına açıklamak zorunda. Eğer
Erdoğan Türklerin Avrupa'ya vizesiz seyahat etme hakkının verilmesini
engelleme stratejisi güdüyorsa, bunun sorumluluğunu o almak zorunda.
Bu benim sorunum değil, onun sorunu olacaktır." deyivedi.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Şults, imzalanan anlaşmada belirtilmiş
olan yükümlülüklerin AB tarafından yerine getirilmemesine rağmen Türkiye'nin
sığınmacıları geri kabul etmeye devam etmesi gerektiğini büyük bir yüzsüzlük-
le şöyle açıkladı: "Aramızdaki bu anlaşmazlık neticesinde Türkiye'nin sığınma-
cıların Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçmesine izin vereceğini düşünmüyorum.
Uluslararası alanda böyle politika yapılamaz. İki taraf arasında kapsamlı bir
anlaşma yapılmıştır, basitçe iptal edilemez". Yani AB anlaşmanın bir kısmını
iptal edebilir, ama Türkiye diğer kısmını iptal edemez.

Matin Şults, şöyle devam etti: "Terörle Mücadele Yasası değiştirilmeden Avrupa
Parlamentosu'nun vize muafiyeti konusunu ele alması söz konusu değildir.
Ekim ayında vize muafiyeti çıkması için Türkiye'nin şimdiden parlamentoda
konuyu ele almaya başlamalı."

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır'ın yanıtı şöyle oldu:
"Vizenin kalkmaması pahasına Terörle Mücadele Kanunu'nda bir değişiklik
yapmayacağız. PKK terörü ile güvenlik görevlilerinin öldürüldüğü ve canlı
bomba eylemlerinin yapıldığı bir süreçte terör yasasının değişmesi kesinlikle
mümkün değildir. Bizim yasamız Avrupa standartlarına da uygundur."


 Ancak Tayyip gibi o da rest çekemedi AB'ye, "Siz vizeyi rafa kaldırırsanız biz
de sığınmacıların Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçmesine engel olmayız,
gidenleri de geri kabul etmeyiz." diyemedi. Böylece AKP, hiç bir karşılık
almadan Avrupa Birliği'ne okkalı bir hizmet daha vermiş oldu.

Genelkurmay Başkanı Akar, PKK'lı teröristlerin tamamı temizlenene kadar
operasyonların devam edileceğini söyleyerek Avrupa Birliği'nin PKK'yı
kurtarma hevesine öldürücü darbeyi vurdu.

Aydınlık, 12 Mayıs 2016
arşiv:
Ver PKK'ya özerklik, gir AB'ye vizesiz 12 Mayıs 2016
Vizesiz Avrupa rafta, geri kabul yürürlükte 13 Mayıs 2016