2 Nisan 2025 Çarşamba

Yargıtay: "Nasıl Halife olmuyorsa Ekümenik Patrik de olmaz."

Dikkat tamamlanmamış yazıdır. 


Fener Rum Patrikhanesi yıllardır "Ekümenik" olduğunu yani dünyadaki tüm Ortodoks Hıristiyanları temsil ettiğini öne sürmektedir. Tıpkı Vatikan'daki Papa'nın dünyadaki tüm Katolik Hıristiyanları temsil ettiği gibi.

Patrikhane'yi bu konuda kışkırtan ve destekleyenler başta ABD emperyalizmi olmak üzere Avrupa Birliği / Yunanistan.

Fener Patriği öncelikle İstanbul'daki Rum olmayan Ortodoks kiliselerini gözüne kestirdi. Balat'taki Bulgar Kilisesi'ne baskı yaptı, papazlar göndererek ayinler sırasında Rumca ilahiler okuttu. Kilise Yöneticisi Bojidar Çipof Rum papazları kiliseye sokmamak için mücadele etti, itiş-kakışlar oldu. Bunlarla başa çıkamayan Çipof, Fener Rum Patrikhanesi'ne 1996'da dava açtı. Mahkemenin Çipof'u haklı bulan kararını inceleyen  Yargıtay 4. Dairesi 2007'de Fener'in ekümeniklik iddiasının yasal bir dayanağı olmadığına karar verdi.

Avrupa Birliği çok kötü sinirlendi, 8 yıl boyunca her yıl "Türkiye İlerleme Raporları"nda Yargıtay'a verdi veriştirdi.

Bojidar Çipof 2010'da "Patrikhane ile Mücadelem - Bulgar Eksarhlığı Vakfı'nda 15 yıl" isimli kitabını yayınladı.


Fener Patrikhanesi, Ermeni Ortodoks Kilisesi'ne ve Bağımsız Türk Ortodoks Kilisesi'ne diş geçiremedi.

+++

Yargıtay 4. Dairesi K.2007/5603 sayılı kararında deniliyor ki:

"Egemen bir devletin kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesi, Anayasa'nın 10. Maddesi'nde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemez. Bu nedenle Patrikhane'nin ekümenik olduğu iddiasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır."

Bu hukuk dilinin halk diline çevirisi şöyledir:
Sözlük:
çoğunluk: Müslümanlar
bir takım ayrıcalıklar: Halifelik (Bir Türk din adamının, örneğin
      Diyanet İşleri Başkanı'nın dünyadaki tüm Müslümanları
      temsil ettiğini iddia etmesi)
Çeviri:
Devletin çoğunluğa (Müslümanlara) dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları (Halifelik) azınlıklara (Ortodoks Rumlara) farklı bir hukuk uygulayarak tanıması, Anayasa'nın eşitlik lkesine aykırı.
Yani:
Diyanet İşleri Başkanı nasıl Halife olamıyorsa, 
Rum Papazı da aynı şekilde Ekümenik Patrik olamaz.
Oh  be, işte bu kadar.

+++

Yargıtay, bu kararda İstanbul Valiliği'nin 6 Aralık 1923 gün ve 1092 sayılı yazısından alıntı yapmaktadır. Valilik diyor ki:

"Patrikhanede dini ve ruhani seçimlere katılacak ve seçilecek kişilerin Türk Vatandaşı olmaları ve seçim sırasında Türkiye'de görevli bulunmaları gerekmektedir."

Yargıtay, Valiliğin bu yazısını gerekçe göstererek: "Bu husus, Patrikhane'nin ekümenik sıfatının bulunmadığının açık bir göstergesidir" demektedir.

Çünkü Patrikhane'yi yalnızca Türk Vatandaşları yönetecektir. Yöneticileri seçenler de Türk Vatandaşı olmak zorundadır. Yani Patrikhane yüzde yüz bir Türk kurumudur, başka ülkelerle ilişkisi yoktur, bu bakımdan diğer ülkelerdeki Ortodoksları temsil edemez.

+++

Fatih Kaymakamlığı, 15 Ağustos 2022 günlü basın açıklamasında Yargıtay'ın ve İstanbul Valiliği'nin bu kararlarını alıntılamakta ve Lozan Anlaşması'nı anımsatmaktadır.

24 Temmuz 1923 tarihli Lozan'a göre:
Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ile ruhanî meclisinin yetki alanı İstanbul başpiskoposluğu ile Bozcada ve Gökçeada bölgesi Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı tutulmuştur.


y
y
y
y
y
y
+++

Fatih Kaymakamlığı'nın basın açıklaması 15.08.2022 


Fener Rum Patrikhanesinin “ekümeniklik” İddiasına İlişkin Basın Açıklamamız


15.08.2022

 

BASIN AÇIKLAMASI

Fener Rum Patrikhanesi Patriği Dimitri Bartholomeos’un ve Patrikhanenin zaman zaman “ekümenik” kavramını kullanması nedeniyle bu açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

30 Ocak 1923’te Yunanistan ile Türkiye arasında imzalanan “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Mukavelename”de Patrikhanenin durumu ve statüsü ile ilgili bir hükme yer verilmemiş; bu mukavele ile Türkiye’de yaşayan Rumlarla Yunanistan’da yaşayan Müslüman Türkler yer değiştirmişler, İstanbul ve Bozcaada ile Gökçeada’daki Rumlarla Batı Trakya’daki Müslüman Türkler mübadele dışında bırakılmışlardır.

Aynı şekilde, azınlıklar konusunda Türkiye’nin temel hukuki dayanağını oluşturan 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nda da Patrikhâne ile ilgili bir hükme yer verilmemiş, Patrikhanenin İstanbul’da kalması karşılığında mübadele dışı tutulan Rum cemaatinin dini bir kurumu olarak kalacağına, siyasi bir faaliyetinin bulunmayacağına ilişkin katılımcı ülke delegasyonlarının sözlerinin senet olarak kabul edildiği belirtilerek, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ile ruhanî meclisinin yetki alanı İstanbul başpiskoposluğu ile Bozcada ve Gökçeada bölgesi Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı tutulmuştur.

Lozan Antlaşmasının azınlıkların korunması başlıklı 38-44. maddelerinde gayri müslim Türk vatandaşlarının statüsü belirlenmektedir. Buna göre: azınlık statüsüne alınan vatandaşlarımızın dini serbestiyet içerisinde kendi dilleriyle ibadet ve eğitim yapmaları, ayrıca ibadethaneleri ile mezarlıklarını korumaları hususunda gerekli kolaylığın gösterileceği taahhüt edilmiş, Antlaşmanın 45. maddesinde ise Türkiye’nin azınlıklara tanıdığı bu hakları Yunanistan’ın da Batı Trakya’daki Türk azınlığına tanıyacağı taahhüdü yer almıştır.

Hülasa; Lozan Antlaşmasının müzakereleri sırasında durumu uzun süren tartışmalar sonunda belirginleşen Patrikhane Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile yeni bir statüye dönüştürülmüş bulunmaktadır. Bu durum çerçevesinde Patrikhane, Türkiye’deki Rum azınlığın bir kilisesi olarak sadece dini yetkileri haiz bir kilise niteliğinde Antlaşmanın “Azınlıkların Korunması” başlıklı çerçevesinde mütalaa edilmesi gereken dini bir kurumdur. Yunanistan’ın uygulamasının tersine, Türkiye’de din görevlilerini kendilerinin seçme özgürlüğü bulunmakla birlikte Patrikhane’nin siyasi-yönetsel açıdan “ekümenik” vasfı bulunmamaktadır.

Nitekim Rum olmayan diğer Ortodoks kiliselerinin işlerine dönük müdahalesinin yargıya taşınması sonucunda Yargıtay 4. Dairesinin E:2005/10694, K.2007/5603 sayılı kararında: “Egemen bir devletin kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesi, Anayasanın 10. maddesinde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemez. Bu nedenle Patrikhanenin ekümenik olduğu iddiasının, yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. İstanbul Valiliğinin 6 Aralık 1923 tarih ve 1092 sayılı yazılarından da anlaşılacağı üzere Patrikhanede dini ve ruhani seçimlere katılacak ve seçilecek kişilerin Türk Vatandaşı olmaları ve seçim sırasında Türkiye'de görevli bulunmaları gerekmektedir. Bu husus da, Patrikhanenin ekümenik sıfatının bulunmadığının açık bir göstergesidir "şeklinde vurgulanmıştır.

            Sonuç olarak; Lozan anlaşması tutanakları ile Yargı kararlarında Fatih Kaymakamlığına bağlı dinî bir kuruluş olarak kabul edilen Fener Rum Patrikhanesinin “ekümeniklik” iddiası hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.15.08.2022 – Saat 15.30

+++
y
y
y
y
y

y

1 Nisan 2025 Salı

Atina ve Washington'da 1821 Türk kıyımını kutlama rezaleti

 

Rezaletler üst üste geldi. İlki şöyle:


Atina Büyükelçimiz, Yunanistan'ın "Milli Gün" ilan ettiği Türk kıyımını kutladı. 25 Mart 2025. 

Sayın Cumhurbaşkanımız "Monşerler dönemi bitti" demişti. Anlaşılan o ki, bitmemiş.

+++

İngiliz tarihçi W. St.Clair 

"Mora'daki soykırım ancak öldürülecek başka Türk kalmadığında sona erdi"

“Kolları ve bacakları kesildi ve ateşin üzerinde yavaş yavaş kızartıldılar. Hamile olan kadınların karınları kesildi, kafaları kesildi. Cumadan Pazara kadar hava cığlık sesleriyle doluydu…. Bir Yunan 90 kişiyi öldürdüm diye övünüyordu.”

+++

Kıbrıslı tarihçi S. Ramadan Sonyel, İngiliz arşivlerine göre 1821 Mart ayında Mora'da yaklaşık 50.000'e yakın Türk yaşadığını, bir ay sonra tek bir Türk kalmadığını belirtiyor.

+++

ABD'li yazar Justin McCarthy "Ölüm ve Sürgün" kitabında:

"Mora Yarımadası'nda Rumlar Türklere karşı genel bir yok etme politikası içindeydi. Üç gün boyunca zavallı Türk yerleşimciler bir vahşiler gurubunun şehvetine ve zulmüne teslim edildiler. Ne cinsiyet ne de yaş yönünden bir esirgeme yapıldı. Kadınlarla çocuklar dahi öldürülmeden önce işkenceden geçirildiler."

"Kıyım öylesine büyüktü ki, çetecilerin başı Kolokotronis 'Kasabaya girdiğimde yukarı hisar kapısından başlayarak atımın ayağı hiçyere değmedi' demektedir. İlerlediği zafer kutlama töreni yolu cesetlerden bir örtüyle döşenmişti."


+++

İskoç tarihçi George Finlay:
"Frantzes adlı Yunan bir rahibin anlattığına göre mermiler ve kılıçlarla yaralanmış kadınlar kaçmak umuduyla denize koştu. Kollarında bebekleri olan annelerin kıyafetleri çalındı ve tek gizlenme yeri olan denize koştular. Suda çömelirken insanlık dışı tüfekli askerler tarafından vuruldular. Yunanlar bebekleri annelerinin kollarından aldı ve kayalara vurdu. Çocuklar denize atılarak boğuldu. Katliam bittiğinde cesetler ya denize atıldı ya da sahile yığıldı."

+++

Rumen tarihçi Nicolae Iorga:
"Katliamın komutanı Theodoros Kolokotronis’in anılarına göre 32.000 Türk katledildi."

+++

Tripoliçe katliamı sırasında kentte bulunan Avrupalı subaylar, oradaki tüyler ürpertici sahnelere şahit oluyor ve bazıları,bu olayları bütün çirkinlikleriyle anlatıyordu. Bu sahnelere dayanamayan Yunan dostu genç Alman Doktor Wilhelm Boldemann, zehir içerek intihar etmişti.

+++

Ayrıntılı bilgi için bakınız: 

Atina Büyükelçimiz bu kıyımları mı kutladı?

Kadın çocuk demeden tüm canlıların öldürülmesi bize Tevrat'taki "öldür" emirlerini hatırlatmaktadır. Bakınız:

+++

Gelelim ikinci rezalete

ABD Başkanları Türkiye'nin Bağımsızlık Günü için 29 Ekim'de Beyaz Saray'da kutlama yapıyor mu? Yapmıyor.

Trump Beyaz Saray'da Yunan Bağımsızlık Günü'nü kutluyor. Davetlisi ABD Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Elpidoforos (Ελπιδοφόρος). 25 Mart 2025.

Elpidoforos Trump'a diyor ki:
"Bana Roma İmparatoru Büyük Konstantin'i hatırlatıyorsunuz.
Bu imparator, doğduğum yer olan ve bugün İstanbul diye bilinen muhteşem Konstantinopolis'in kurucusudur."

Sonra, elindeki haçı Trump'a vererek diyor ki:
"Size bu kutsal haçı sunmak benim için büyük bir onurdur. Bu haç, Konstantin'i zafere götüren semboldür. Çünkü İsa ona bir rüyasında bu haçı göstermiş ve şöyle demiştir:  “Εν Τούτῳ Νίκα” Yani: "Bu işaretle git ve zafer kazan."

Demek istiyor ki: 
"Al bu haçı, zafer kazan, İstanbul'u Konstantinopolis yap"

Rezaletin büyüğü şöyle:

Elpidoforos, İstanbul doğumlu Türk vatandaşı. Türk pasaportu taşıyor. Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlı olan bir din kurumunun (Fener Patrikhanesi) temsilcisi. 

Lozan'a göre yetkisi yalnızca İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada'daki Rumların din ile ilgili işlerini yapmakla sınırlı olan Fener Papazı Bartolomeos (Βαρθολομαῖος) Lozan'ı Türk Devleti'nin gözlerinin içine bakarak paspas gibi çiğneyip Elpidoforos'u önce Bursa'ya, sonra da ABD'ye atıyor.

Yani bir Türk vatandaşı, ABD Başkanı ile birlikte Yunan Bağımsızlık Günü'nü kutluyor, dahası, İstanbul'u tekrar Konstantinopolis yapması için ABD başkanı'na görev veriyor. Daha büyük bir rezalet olabilir mi?

Evet, olabilir. O da Türk Devleti'nin bu rezaleti iktidarı ve ana muhalefeti ile görmezden gelmesidir. Nerede Osmanlıcılık, nerede muhafazakarlık, nerede Atatürkçülük?

Müstafi Amiral Cihat Yaycı, ULUSAL KANAL'da anlatıyor.
Video kaydı (4:18 dakika):


Yayının tamamı video kaydı (56:20 dakika)

+++

Dahası var:

Elpidoforos, 1821’de Osmanlı Devleti’ne karşı isyan eden ve Türk-Müslüman halka yönelik katliamlar gerçekleştiren Rum çetelerini övdü: 
“1821'in ölümsüz kahramanlarını alkışlıyor ve anıyoruz.”

ABD kongre üyeleri ve bürokratların da katıldığı törende Trump, 25 Mart’ı Yunan Bağımsızlık Günü olarak resmen tanıyan bildiriyi imzaladı.

Video kaydı
Video kaydı


+++

Cihat Yaycı'dan sonra söz alan Türk Ortodoks Kilisesi Basın Sözcüsü Selçuk Erenerol: "Fener casusluk yapıyor"
Video kaydı: 

Türk devleti, Fener Kilisesi ve Bartholomeos'un Türkiye düşmanı faaliyetlerine izin vermemeli! ABD'nin casusluk merkezi haline gelen Fener, Ortodoksların temsilcisi olamaz! Türkiye'deki Ortodoksların merkezi, Türk Ortodoks Patrikhanesi'dir.

+++

Video kaydı

25 Mart 1821 "Yunan Bağımsızlık Günü" adı altında kutlanan olay gerçekte "Türklerin Toplu Katliama Uğratıldığı Türk Soykırım Günü"dür. Birincil kaynaklardan özgün belgelerle: ⤵️


+++

Video kaydı
Yunan akademisyen yalan söylüyor. Osmanlı'nın kadın çocuk demeden sivil halkı öldürmesini tarih kaydetmiyor.
Yunan akademisyenler Mora, Tiripoliçe Türk soykımını kabul etmişlerdi. İşte Yunan belgesel videosu kanıtı.

+++

arşiv:

Sümela'da Lozan'ı delen ayin, Zelenskiy ve
Türk Ortodoks Patrikhanesi   23 Ağustos 2024

Utanç verici Yunan Adaları ve Papaz Okulu sevdaları 

Türk Devleti'nin utanç günü: 
Patrikhane, Türkiye ile aynı masaya oturdu, bir Devlet gibi   21 Haziran 2024

Elçimiz ve Bartolomeos kahvaltı masasında Lozan'ı çiğnediler  15 Kasım 2021

Sabahattin Önkibar'ın Bartlomeos yanılgısı 11 Nisan 2019  

Lozan delindi, Tayyip Bey seyretti     29 Eylül 2016 

Diyanet kilisenin şamar oğlanı yapılamaz  10 Tem 2012 

Sevgi Erenerol    5 Eylül 2011  

Azınlık vakıfları yasası   4 Eylül 2011  

Pontus için mücadele topraklarımıza sıçradı  31 Ağs 2010 

Şimdi de "Rum Papazı Açılımı"   15 Mayıs 2010 

+++