16 Ekim 2024 Çarşamba

ASELSAN cep telefonu ihaneti - İsrail'in patlattığı çağrı cihazları

ASELSAN 1920 modeli

İsrail, uzaktan kumanda ile Lübnan'daki Hizbullah üyeleri ve yakınlarının üzerindeki Tayvan malı çağrı cihazlarını patlatıp başta el kopması olmak üzere ölüm ve yaralanmalara neden oldu. 37 kişi öldü, 4 bine yakın kişi yaralandı.

Teknolojide dışa bağımlı olmanın sonucu böyle oluyor.





 +++

Armoya Yüksek Teknoloji CEO'su ve Kurucu Ortağı 
Tuncay Uludağ, 23 Eylül 2020'de uyarmıştı: 
Cep telefonlarında BMS yani batarya yönetim sistemleri uzaktan güncellenmeyen,sabit bir yapıda olması gerekir. ●FAKAT●Son telefonlarda BMS uzaktan güncelleniyor. ●Bu çok büyük bir tehlike,çünkü istenilen ülkede BMS güncellenerek, bataryalar aşırı yük ile patlatılabilir.

Telefonlarda Li-ion piller kullanılır. Li-ion ise suyla sönmeyen kimyasal özellikler taşır. BMS ise bu pilleri yöneten donanım ve yazılımdır. Yazılımda bilinçli yada bilinçsiz yapılan bir hata, bir ülkedeki tüm telefonları saniyeler içinde, alevlendirmek için yeterlidir.
ios ve Android yeni telefonların neredeyse hepsi için geçerli

🔴2020' de anlattığım ve ülkelerin önlem alması gerektiğini söylediğim tam bu konuydu; Lübnan'da son model çağrı cihazlarının BMS sistemlerine uzaktan müdahale edilerek, Lityum iyon pillerinin bomba gibi patlatılmasından tüm ülkeler ders çıkarmalı ve önlemler almalıdır. 🔽
650,3 B
Görüntülenme

 +++

İsrail bir gün sonra Hizbullah'ın elindeki telsizleri de patlattı.

Türk ordusunda kullanılan İsrail mali Elmo telsizler Aynı telsizler dün Hizbullah mensuplarının elinde patlatıldı Diğer konu bizimkilerin yerli ve milli dedikleri diğer telsizlerin yazılımları İsrail bağlantılı şirketlerin elinden çıkıyor
152,2 B
Görüntülenme


+++

Amerikan emperyalizmi Türkiye'nin yerli markalar üretmesini ve kendi malları ile rekabet etmesini engellemek için elinden geleni yapıyor.

Bugün Mc Donald's benzeri zincirlerle rekabet etmemesi için Köfteci Yusuf'a domuz eti kumpası kuruyor.

2005'te de Coca Cola ve Pepsi Cola ile rekabet etmemesi için ColaTurka'yı Ak Parti Hükûmeti eliyle yok etmişti.

Bakınız: 
Köfteci Yusuf’a domuz eti kumpası – Yeni Cola Turka olayı 

+++

Amerikan emperyalizmi ASELSAN'ın cep telefonu üretmesine de engel olmuştu. Rusya ve Çin, devlet görevlilerinin iphone benzeri Batı üretimi cep telefonlarını kullanmasını yasakladı. Eğer ASELSAN üretime devam edebilseydi, biz de yerli malı kullanarak dinlenme - patlatma gibi konularda güvenliğimizi sağlayabilirdik.

+++

Yerli cep telefonu üretimimiz şöyle engellendi:

ASELSAN 1919 modeli

Yıl 1997

Ağustos ayında ASELSAN 1919 üretilmeye başlandı.

Türkiye, cep telefonu üreten 5 ülkeden birisi oldu. Ayrıca telefon tip onayı alan 4 ülke arasına girdi. Tasarımı ve yazılımı ASELSAN’a ait olan cep telefonu için dönemin büyük firması LG işbirliği teklifleri de sundu.

İspanya, Slovakya, Çekya, Avusturya, Çin ve Malezya bu milli proje için ortak olma adımları attı. İlk bir ay içerisinde 5500 adet üretilen ASELSAN 1919, toplamda 100 bin adet satışa ulaştı. Aynı zamanda 10 farklı ülkeye ihraç edildi

Yıl 1998

ASELSAN 1920 modeli üretime geçti.
Reklam ve pazarlama işleri Çukurova Holding'in kuruluşu olan KVK'ya verildi. 

KVK pazarlama ve reklam konusunda önceliği Finlandiyalı Nokia firmasına verdi. İsveçli Ericsson'u da pazarladı. Ancak ASELSAN'ı dağıtmadı, depoda tuttu. "İlgi yok, satılmıyor" dedi.

Devletimiz göz yumdu. Zarar eden ve satışı engellenen yerli cep telefonumuzun üretimi durduruldu.

KVK halen “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan müebbet hapse çarptırılan Osman Kavala’nın ortak olduğu şirketti.

Kavala, Soros'un Türkiye temsilcisi olarak biliniyor. 15 Temmuz darbe girişiminde ABD'li Henri Barkey ile buluşması dava konusu olmuştu. 

Bu ihanetin arkasında Soros'un yani Amerika'nın olduğu ve NATO bağımlısı hükûmetimizin "Ne yapıyorsun, milli üretimimizi neden baltalıyorsun" diye KVK'ya müdahale etmediği, ihanete örtülü onay verdiği açıktır. (Anavatan-DSP Koalisyonu, Başbakan Mesut Yılmaz)

Milliyet gazetesi, bu ihanet olayını "ASELSAN beklenen ilgiyi görmedi" diye perdeliyor: 

+++

1960'ta DEVRİM otomobilinin üretimi nasıl engellendi ve piyasa yabancı markalara teslim edildi ise, aynı şey yerli cep telefonumuzun da başına gelmişti. 

+++

ASELSAN'ın üretimi durdurulduğundan bugüne kadar 108  milyar dolarlık cep telefonu ithal ettik. O günkü ihracatımız davam etseydi 350 milyar dolar döviz kazanacaktık. Bugün dış borç sorunumuz olmayacaktı.

Daha önemlisi, cebimizde bizi dinleyen bir casus veya her an patlayabilecek bir bomba taşımadığımıza emin olacaktık. 

Gizli ele gelince… Doğrusu, bu bir müşterek suç hikâyesi. Siyasi irade desteklemiyor, yabancı şirketler bastırıyor, 
ipi AB’nin ABD’nin elindeki bürokratlar lobicilik yapıyor, ithalat şirketleri de tabuta son çiviyi çakıyor.

Emperyalizm yerli üretimlerimize engel olarak bizi 500 milyar dolar borç batağına soktu.

"NATO güvenlik şemsiyemiz, AB'ya tam üye olacağız" diye nutuk atan siyasilerimizin kulakları çınlasın.

Ayrıntılı bilgi için: 

+++


15 Ekim 2024 Salı

Köfteci Yusuf'a domuz eti kumpası - Yeni Cola Turka olayı

 

Başta McDonald's olmak üzere Amerikalı fast food zincirleri ucuz köfte satışı yaparak pazar paylarını kapan Köfteci Yusuf'a uzun zamandır diş biliyor.

Cola Turka'ya yaptıklarının bir benzerini Köfteci Yusuf'a yapmak istiyorlar. Aynı senaryoyu ASELSAN cep telefonu olayında da yaşamıştık. Cola Turka ve Köfteci Yusuf olaylarının ayrıntılarını görelim:

 +++


2018'de Sedat Peker üzerinden "Şubelerinize domuz eti sokar, Bakanlığı üzerinize salarız" diye tehdit etmişlerdi. 

2019'da "Köfteci Yusuf 26 Aralık 2019 Domuz Eti Skandalı" başlıklı 39 saniyelik bir görüntünün bazı YouTube kanallarıyla 400 - 500 TL gibi fiyatlandırmalarla servis edildiği bu konudaki davanın iddianamesinde yer almıştı.

Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 3 yıl önce "Bursa'da Köfteci Yusuf'a çökmeye çalışıyorlar. Operasyonu başlattım." açıklaması yapmıştı.

Daha sonra Köfteci Yusuf silahlı saldırıya uğradı.

2021'de SÖZCÜ yazarı Saygı Öztürk'ün yazdığına göre, Köfteci Yusuf'un bir şubesinde olay çıkaran saldırganlar  "domuz eti kullanıldığı" iddiasını yaymakla tehdit ettiler.


Köfteci Yusuf'a çökme, el koyma girişimleri sonuç vermeyince son çare olarak domuz eti kumpasını hayata geçirmeye karar verdiler. Emekli Emniyet Md. Yard. Emin Arslan, etkin siyasi destekli yapıların devreye girdiğini açıkladı.

Amerikalı fast food zincirleri Türk rakip istemiyor, ülkemizi kendileri için dikensiz gül bahçesine çevirmek istiyor.


+++

25 Zabıta Denizli Şubesi'ni basıyor. Tutanaklara domuz eti arandığı yazılıyor. Neden 25 Zabıta? 

Aydınlık'ın edindiği bilgilere göre büyük bir et firması uzun süredir Köfteci Yusuf'un bütün et tedarikini karşılamak için baskı yapıyor. Bu firmanın Bakanlık içinde güçlü bağlantıları olduğuna dikkat çekildi. 25 Zabıtanın nedeni burada aranmalı. Bu yapının arkasında Amerikalı fast food zincirlerinin olduğu kesin. Amaç Köfteci Yusuf'un hesaplı et aldığı küçük ve orta boy besicilerle bağlantısını kesmek, ucuz köfte yapmasını engellemek.


+++

Ayrıca, nümune aldıkları şubeye şahit nümune bırakmıyorlar. Yani aldıkları nümunenin bir parçasını mühürlü bir şekilde Köfteci Yusuf'un şubesine bırakmıyorlar. Bu yüzden itiraz olanağı ortadan kalkıyor. Delilsiz iftiranın önü açılıyor. 

+++

Amerika, Cola Turka'ya savaş açtı.

Coca Cola, Pepsi Cola varken bir Türk şirketinin Cola Turka yapması da ne demekti? Böyle bir şeye izin verilemezdi.

Türkiye genelinde Coca Cola'dan sonra ikinci pazar payına sahip olan Cola Turka, Ak Parti Hükûmeti eliyle yok edildi.

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker anlattı:


Murat Ülker:

"Sanayi Bakanı, babamın arkadaşı olur ismi lazım değil, beni Ankara'ya başbakanlığa çağırdı. Bana, 'Murat cebimde bir mektup var, seni ABD Büyükelçisi şikayet ediyor bu nedenle sana küçük bir ceza vereceğiz' dedi. Çok utandım tabii.

(O dönem Ak Parti Hükûmeti'nin Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun idi. 2002 - 2007)

'Sen Türkiye Cumhuriyeti'nin Bakanısın, ne demek ABD Büyükelçisi seni şikayet ediyor' dedim. 'Böyle bir şey olabilir mi memlekette kanunlar var' dedim ama kimse dinlemedi. 

35 trilyonluk ceza yedik.  Küçük bir ceza! Artık bizi ne kadar büyük görüyorlarsa 35 trilyonluk ceza verdiler. Devletin karışacağı işe niye giriyorsun denebilir ama devletin kola işine karışacağı kimin aklına gelir? Böyle kurmuşsun, şöyle imalat yapıyorsun diye devletin karışacağı. Bende de biraz delilik var herhalde, gittim devleti mahkemeye verdim. Devlet, Türkiye Cumhuriyeti. Mahkeme de milletin mahkemesi onun da tepesince TC yazıyor. Yedi yılın sonunda yanlış diyerek cezayı iptal etti. Cezayı ödemedik."

"Değeri 10 trilyon olan bir iş, 35 trilyon ceza ve yedi sene tepende sallanırsa o işe nasıl yatırım yapabilirsiniz? Parayı böyle harcarsak kime nasıl hesap verebileceğiz? Kendimize, finansörlerimize, varsa bir inancımız ona hesap veremeyiz. 35 trilyon ceza, 10 trilyonluk bir iş ve kazanacağın da birkaç trilyon olsun. Neticede zor bir iş yani. Cezanın nedeni şeker kanununun bakanlık tarafından değişik yorumlanmasıydı. Mahkeme de böyle bir yorumun doğru olmayacağına karar verdi.... Cola Turka, Çamlıca, Link bizim markalarımızın hepsini Japonya'dan bir şirkete sattık. Şu an Cola Turca'yı onlar yapıyor, biz pazarlıyoruz ve satıyoruz. Ama biz artık içecek işi yapmıyoruz. Global düşünüyoruz artık. Bisküvide dünyada ikinciyiz, çikolatada herhalde altıncıyız. O konuda çalışıyoruz. "

İşte Amerika, Coca Cola ve Pepsi Cola'ya rakip olmasın diye AK Parti eliyle Cola Turka'yı böyle yok etmişti.

Ayrıntılı bilgi için bakınız: 

Köfteci Yusuf'un sonu da Cola Turka gibi olmasın.
ASELSAN cep telefonu ve DEVRİM arabası gibi olmasın.

+++

Murat Ülker:

"Cola Turka şu nedenle olmadı: Rakiplerimiz bizi kıskandı.

Çok iyi bir lansman yaptık, malı çok iyi dağıttık ve malın kalitesi de iyiydi. Diyecekler ki Coca-Cola, Pepsi gibi değil ama olmaması lazım. Bence onlardan daha iyiydi. Mesela hiç kola içmeyen kayınvalidem Cola Turka yapmışsın ben de içmeye başladım dedi. Lansman yılı 2003 idi. 

Çok iyi başladık, Coca-Cola'dan sonra en büyük ikinci pazar payına sahip olduk. Üç litrelik ürünler gibi değişik ambalajlar yaptık. İsim iyi seçilmişti. 

İmalat tecrübemizden esinlenerek bitkiden, şekerden başlayarak kola çıkaran bir fabrika yapmıştık dikey entegrasyon sağladığımız için bize rekabet avantajı getirdi.

Ardından konuşmalar başladı. Bizi kıskanan rakiplerimiz önce satar mısınız, dediler satmadık. Daha sonra bu adam bunu nasıl yapıyor, biz niye yapamıyoruz, dediler. Siz de yapın, dikey entegrasyon tesis kurun. Sonra gittiler Sanayi Bakanlığı'na sordular, yabancı sermaye olduğu için. Dikey entegrasyon yapmak istiyoruz... Halbuki Türkiye'de böyle bir mevzuat yok yani Türkiye bir krallık değil, lisans ülkesi değil. Gider tesisinizi kurarsınız yasalara uygun yaparsınız."

+++