17 Kasım 2014 Pazartesi

Gençleri değil, ABD'yi soruşturun



Türkiye Gençlik Birliği (TGB) ve İşçi Partisi Öncü Gençlik üyelerinin ABD askerlerinin başına çuval geçirmesinin ardından ABD art arda açıklamalar yaparak, eylemle ilgili soruşturma açılmasını istedi.


ABD’den gelen soruşturma talebine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve İçişleri Bakanı Efkan Ala olumlu yanıt vererek dediler ki:

“Soruşturma sürüyor ve eylemi yapanlar bedel ödeyecekler."

Bakanların bu sözlerine Doğu Perinçek sert tepki gösterdi.


Doğu Perinçek:

"Soruşturacaksanız, ABD'nin PKK'ya verdiği silahları soruşturun!"

"Hesap verilecek, soruşturulacak eylem varsa, o da ABD'nin PKK'ya silah vermesi ve eğitmesidir. ABD'ye biz hesap soruyoruz. Türk makamlarının açıklamaları ise utanç vericidir. ABD, içişlerimize karışamaz."

"Türk yargısı bağımsızdır. Türkiye’de soruşturma kovuşturma, hepsi büyük Türk yargısına aittir. O yüzden burnunu Türkiye’nin işlerine sokmasın."

“ABD sözcüleri, Türkiye makamlarının, Tayyipistan’ın tavırlarından çok memnun olduklarından söz ediyorlar. Tabi bu utanç, Türkiye makamlarına ait oluyor. Neden memnunlar?"

Aydınlık, 16 Kasım 2014

"Türk makamları ABD’nin hangi halinden memnunlar? ABD PKK’ya silah verdiği için mi memnunlar? Bölücü terörü desteklediği için mi memnunlar?"

"Biz ABD’ye diyoruz ki, bölücü terörü desteklersen bundan sonra başına çuval değil başka bir şey de geçirilecektir."

"ABD, PKK’ya silah vermekten, bölgemizdeki terör örgütlerini desteklemekten vazgeçmelidir. Dostluğun koşulları bunlardır. ABD, PKK’ya silah veremez. Bu büyük bir suçtur. Türk kanunları açısından da, uluslararası hukuk açısından da suçtur."

"Türk makamlarının ABD ile birlikte hareket ettiklerini söylemeleri de çok utanç ve üzüntü vericidir. İçişleri ve Dışişleri Bakanlığımız ABD Dışişlerine de, BOP Eşbaşkanlığına da bağlı değildir. İç ve Dışişleri Bakanlıklarımızı Türk Devleti'nin Bakanlığı gibi davranmaya davet ediyoruz.”

*********
arşiv:
Çuval, direnişin sembolü oldu 15 Kasım 2014
Kılıçla gelene şimdi çuval. Yarın... 14 Kasım 2014
PKK'ya silah verenlere yanıt: Coni'ye çuval 13 Kasım 2014
*********

16 Kasım 2014 Pazar

ANA Parti : "Ulusalcı değil, merkez partiyiz"



Emine Ülker Tarhan'ın Genel Başkan olduğu Anadolu Partisi (ANA Parti) kurucularından eski ANAP'lı Yunus Yunusoğlu dedi ki:
"Tarhan için bu zamana kadar hep "Ulusalcı" vurgusu yapıldı. Ama Tarhan merkezde bir parti kurdu. Bu "Ulusalcı" söylemini yapanlar bugün ne diyecekler çok merak ediyorum. Partimizde AKP'li var, CHP'li var, ANAP'lı var, hiç partili olmayan var."


Partinin kurucular listesinde merkez sağ siyasetten (DYP ve ANAP) isimler ve İzmir ağırlığı dikkat çekti.

*********
odaTV "Milli Merkez'den atılan Türker Ertürk'ten sert çıkış" gibi ilgi çekici başlık atayım derken olayı saptırdı. Çünkü, atılmak diye bir şey söz konusu değil. Parti kurma amacında olan bir kuruluşun (Milli Merkez'in) Yönetim Kurulu Üyesi olan Türker Ertürk, bu kuruluşa haber vermeden başka bir parti kurduğu için doğal olarak artık Milli Merkez üyesi olarak kalamaz. Bir kişi aynı anda iki partiye birden üye olabilir mi? Hem ANA Parti kurucusu olacak, hem de başka bir parti kurmak üzere olan Milli Merkez'in yöneticisi olarak kalacak. Böyle bir şey mümkün olabilir mi?

odaTV'nin "Milli Merkez'den atılan" başlığı, habercilik ahlakı ile bağdaşmıyor. 

Milli Merkez Genelgesi, Ertürk'ün Milli Merkez ile olan ilişkisinin bittiğini duyurmaktadır sadece. Kimsenin kimseyi bir yerden attığı yok. "Bizden ayrıldı, başka parti kuruyor" diyor Genelge. "Başka parti kurdu, bizimle ilişkisi kalmadı" diyor. Bir olayı duyuruyor. "Ertürk'ü attık" mı demiş oluyor? Bu mudur habercilik? odaTV'yi kınıyorum.



Türker Ertürk, açıklamasında şöyle diyor:
"Milli Merkez'in açıklamasını komik bulurum. Milli Merkez bir platform. Tüzel kişiliği olmayan bir sivil toplum kuruluşu. Burada bulunan insanlar farklı siyasi partilere mensup. Bir siyasi partiye girmek veya çıkmak Milli Merkez'i ilgilendiren bir konu değil. Yönetim Kurulu Üyesi olarak daha önce CHP'liydim, şimdi Anadolu Partisi'ndeyim."


Sayın Ertürk maalesef demagoji yapmaktadır. Milli Merkez yönetimindeki insanlar farklı partilere mensuptur, doğru, ama bu insanlar yeni bir parti kurmak üzeredirler ve mensup bulundukları partilerden istifa edeceklerdir. Ertürk ise bu duruma 180 derece ters bir yola girmiş, yöneticisi olduğu Milli Merkez'in diğer yöneticilerine haber vermeden bir parti kurmuştur. Onun için, eskiden CHP'li olması ile şimdi Anadolu Partili olması aynı şey değildir.

Milli Merkez yeni bir parti kurunca diğer Milli Merkez yöneticileri ile birlikte Ertürk de üyesi olduğu partiden (CHP'den) ayrılacaktı. Çünkü hep birlikte Milli Merkez Partisi yöneticileri olacaklardı. Şimdi Milli Merkez yeni parti kurunca Ertürk Anadolu Partisi'nden ayrılıp Milli Merkez Partisi'ne girecek midir? Hayır. O halde nasıl Milli Merkez Yöneticisi olarak kalabilir? "Ertürk'ün Milli Merkez ile herhangi bir irtibatı kalmamıştır" diyen Milli Merkez açıklamasını nasıl komik bulabilir?

*********
Ertürk'ün yapması gereken şey, Milli Merkez'e şöyle demekti:
"Arkadaşlar, ben sizinle birlikte bir parti kurma amacından vazgeçtim. Çünkü Tarhan ile birlikte başka bir parti kuracağız. Onun için Milli Merkez yöneticiliğinden ayrılmam gerekiyor."
Böyle dese idi, bu gereksiz tartışma olmayacaktı.

Ertürk, Milli Merkez yöneticisi idi. Milli Merkez Partisi kurmak üzere olan Milli Merkez yönetimindeki arkadaşları ile kader birliği içindeydi. Onlara haber vermeden GİZLİ olarak başka bir parti kurma çalışmaları yaptı. Doğru olmayan budur.

8 Kasım 2014 günlü toplantıda, yani sadece bir hafta önce, Milli Merkez Genel Sekreteri Haluk Dural'ın "Bir parti kurma teşebbüsünüz var mı?" sorusuna Emine Ülker Tarhan "Hayır, yok." diye yanıt verdiği zaman, Türker Ertürk suskun kalmamalı, "Emine Hanım, beraberce bir parti kurma çalışması yapıyoruz ya, haftaya açıklayacağız ya, niçin doğruyu söylemiyorsunuz" demeliydi. Dememiştir. Suskun kalmıştır. Yanlış olan budur.

ANA Parti kurucusu olduğunu açıklamadan önce CHP'den istifa ettiği gibi Milli Merkez yöneticiliğinden de istifa etmeli idi. Doğru hareket bu idi.

Bu dostça bir eleştiridir. AKP'ye karşı savaşımda yine birlikteyiz. Hasım değiliz, olamayız. Yanlış anlaşılmasın.
*********
arşiv:
Milli Merkez Genelgesi- Türker Ertürk artık üyemiz değil

Milli Merkez Genelgesi- Türker Ertürk artık üyemiz değil

E. Tuğa. Türker Ertürk, 12 Kasım'da CHP'den istifa etmişti.


Ertürk, Yönetim Kurulu Üyesi olduğu Milli Merkez'e haber vermeksizin Anadolu Partisi kurucuları arasında yer aldı.

Milli Merkez bu konuda bir Genelge yayımlayarak, Ertürk'ün Milli Merkez ile bir irtibatının kalmadığını açıkladı.

Bir asker olduğundan disiplin konusunda çok duyarlı olması gereken Tuğa. Ertürk'ün bu davranışı şaşkınlıkla karşılandı.


İ.Ü. Öğretim Görevlisi Tuncay Erciyes, Tuğa. Ertürk'e hitaben yazdığı açık mektupta şöyle diyor: (Kısaltarak veriyorum)

"Emine Ülker Tarhan'ın Atatürk'te birleşenleri bir araya getirmeye çalışmadan alelacele yeni bir parti kurması beni şaşırtmadı. Ama sevdiğim, güvendiğim Ertürk'ün onunla GİZLİCE bir parti kurması beni üzdü."

"Yapmanız gereken şey AKP'yi devirmenin ancak GÜÇBİRLİĞİ ile, bütün partilerin tabanından oy alabilecek bir milli mutabakat partisi ile mümkün olduğunu Tarhan'a anlatmanız, onu MİLLİ MERKEZ'e katılmaya davet etmeniz, ve Milli Merkez'in tüm AKP karşıtı milliyetçileri bir araya getirerek oluşturacağı partinin kurucularından biri olmasını sağlamanızdı."

"Siz niçin tüm yurtta 230 toplantı düzenlemiş, 19 il ve 50 ilçede örgütlenmiş Milli Merkez'i dışladınız ve sıfırdan işe başladınız, anlamam mümkün değil."

"8 Kasım 2014 günü Emine Ülker Tarhan ile Milli Merkez Yöneticileri Türker Ertürk, Süheyl Batum, Necla Arat, Ufuk Söylemez, Ümit Ülgen, Arslan Bulut ve Milli Merkez Genel Sekreteri Haluk Dural bir araya geldiniz. Aranızda şu konuşma geçti:
Haluk Dural: "Bir parti kurma teşebbüsünüz var mı?"
Tarhan: "Hayır, Yok."
Dural: "Milli mutabakata dayanan, sadece CHP'nin değil, AKP, MHP, kuşkusuz İP'in de tabanındaki insanlardan oy alabilecek bir parti kurma çabası içindeyiz. Siz de aramıza katılırsanız bu boşluğu daha iyi doldururuz. 2015 seçimlerine katılma hakkı olan bir partiyi devir alıyoruz"
Tarhan: "Lider lazım. Şu anda lider yok. Teklifinizi düşüneceğim."

"Bu toplantıdan kısa bir süre sonra facebook sayfanızda Tarhan'ın ve kendinizin isim ve resimlerini içeren bir ilanla ANADOLU PARTİSİ'nin kurucusu olduğunuzu duyurdunuz.."
"Belli ki, Tarhan ile parti kurma çalışmaları yaptığınızı Milli Merkez'den gizlediniz ve Milli Merkez'den istifa etmeden bir parti kurucusu oldunuz."

"Üstelik, sizi seven insanlara telefon edip, kurduğunuz partiye üye olmaya çağırdınız. Bu davranış etik dışıdır, yanlıştır, ve emekli de olsa, Türk ordusunda PAŞA rütbesine kadar yükselmiş ATATÜRKÇÜ BİR ASKERE HİÇ YAKIŞMAZ."

Açık mektubun tamamı:

Tuncay Erciyes, ayrıca, konu ile ilgili şu açıklamayı yapıyor: (Kısaltarak veriyorum):

Tuncay Erciyes

"Sevgili dostlarım"

"Yeni kurulmuş bir partinin 2015 seçimlerine katılabilmesi için 7 Aralık 2014'e kadar en az 41 ilde ve bu illere ait ilçelerin üçte ikisinde örgütlenmiş olması ve Genel Kongresini yapmış olması gerekir. 23 günde böyle bir parti kurulması imkansızdır. Demek ki Tarha, hazırlıklara en az 6 ay önce başlamış olmaktadır."

"Milli Merkez Yöneticileri ile yaptığı toplantıda "Bir parti kurma teşebbüsünüz var mı?" sorusuna "Hayır" diye yanıt vererek YALAN söylemiştir."

"Türker Ertürk ise sessiz kalarak Tarhan'ın oyununa EŞLİK etmiştir."

"Şimdi düşündüğümde, Ertürk ve Tarhan ikilisinin bu tiyatroyu aylardan beri oynadıklarını ve herkesi kandırdıklarını anlıyorum."

"Çünkü, Haziran ayında, Bedri baykam'ın Cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla Milli Merkez dahil bi,rçok sivil toplum kuruluşunu bir araya getirdiği ve benim de katıldığım toplantıda ERTÜRK ilk sözü almış, TARHAN'ın aday gösterilmesini teklif etmişti. Teklif neredeyse oybirliği ile kabul edilmişti."

"Tarhan'ın bugünlere hazırlık amacı ile reklamı böyle yapılmıştı."

"Tarhan'ın diğer muhalif guruplarla temas kurmadan şipşak parti kurmasının MUHARREM İNCE'nin hiç kimseye danışmadan Genel Başkan Adayı olup muhalefeti bölmesinden hiç bir farkı yoktur."

*********

15 Kasım 2014 Cumartesi

Çuval, direnişin sembolü oldu



Süheyl Batum, çuval eylemini yapan TGB Başkanı Çağdaş Cengiz ve 12 arkadaşını çağlayan Adliyesi çıkışında karşılayanlar arasındaydı. Şöyle dedi:
"Gençlerimize teşekkür ediyoruz. Eylemlerinin sonuna kadar arkasındayız. Süleymaniye'de askerimizin başına geçirilen çuvalı unutmadık, unutturmayacağız."




Amerikalılar, Süleymaniye'de askerlerimizin başına çuval geçirip kamyon kasasında sorgulamaya böyle götürmüşlerdi.
Aydınlık, 15 Kasım 2014

Filistin Gençlik Örgütü:
Çok kritik bir eylemdir. Zafer bizim olacak.
Mısır Sosyalist Partisi:
Emperyalizme karşı artan direncin göstergesi.
Temerrüd (Mursi'yi deviren hareket):
Bu eylemleri biz de yapacağız.
Ahfadı Kenan Örgütü (Ürdün):
Ortadoğu'da aynı davayı paylaşıyoruz.
Lübnan İşçi Partisi:
TGB'nin kahramanca eylemini selamlıyoruz.
Tahran Üniversitesi Gençleri:
Bu onurlu eylemi kutluyoruz.
Güney İsviçre Komünist Partisi:
İşte Mustafa Kemal'in gençleri.
Malta Komünist Partisi:
Limanlarımıza gelirlerse aynı şeyi yaparız.

Mesajların tamamı için bakınız.
arşiv:
PKK'ya silah verenlere yanıt: Coni'ye çuval
Kılıçla gelene şimdi çuval. Yarın...