20 Kasım 2011 Pazar

"Türkiye, Teröristbaşı Barzani'yi korusun" buyurdu Amerika...

Ali Serdar Bolat   18 Kasım 2011
 
Bir zamanlar Zerdüşt buyuruyordu, şimdi Amerika buyurdu, AKP Hükümeti "Lebbeyk" dedi.



"Buş bir halt etti, 2011 sonunda Irak'tan çekileceğiz deyip anlaşma imzaladı, gelgelelim işler ters gitti.
İşin içine Şeytan karıştı. Irak'ta Maliki Hükümeti kuruldu, İran ile işi pişirdi, Barzani dostumuzla ters düştü.
Onca emekle kurduğumuz Kuzey Irak Kürt Bölgesi'nin bağımsızlığa doğru ilerlemesine taş koyuyor bu mel'un Irak Hükümeti.
İşleri düzeltmek için Irak'tan çekilme işini geciktirelim dedik, Maliki kabul etmedi.
Aman Eşbaşkanım Tayyip Bey, Bağdat Hükümeti'nin hışmından Barzani dostumuzu koru.
Bağımsız Kürdistan kurma davamızda Barzani dostumuzu yalnız bırakma.
Güney Kürdistan'ı himayene al, Irak ordusu saldırmaya cesaret edemesin.
Amerikan askerinin yokluğunu hissettirmeyin oralarda."
 
İşte böyle hönkürdü Obama.
(Bu hönkürme benim çıkardığım özet, şimdi de resmi beyanlara bakalım:)



Obama'dan sonra sazı aldı eline Abramowitz. (Amerika'nın eski Ankara Büyükelçisi, 1995 yılında Amerika'ya: "Tayyip'i Başbakan, Gül'ü de Dışişleri Bakanı yapalım" tavsiyesinde bulunan Amerikalı Yahudi.)
 
Merkezi Washington'da olan CSIS (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi) bir panel düzenledi.
Abramowitz, "Türkiye'nin Yeni Jeopolitikası" konulu panelde şöyle konuştu:
"Irak'tan askerlerini çekme kararı alan Amerika için Türkiye kritik roller üstlendi.
Birincisi: Türkiye, Irak'ın kuzeyindeki Bölgesel Kürt Yönetimi'nin ayakta kalmasına yönelik güvence sağlayacak.
İkincisi: İran'ın Irak üzerinde kurmaya başladığı etkinliği kıracak."
 
Aynı toplantıda, CSIS Türkiye Projesi Direktörü Bülent Ali Rıza açıkça söyledi:
"Türkiye, bölgede Amerika'nın yapamadığı ya da bulaşmak istemediği şeyleri yapıyor"
 
****
 
Aldı sazı Teröristbaşı Barzani.
Fethullah'ın Aksiyon Dergisi, Tayyip Erdoğan - Teröristbaşı Mesut Barzani görüşmesinin içyüzünü açıkladı.
 
Haşim Söylemez imzalı yazıda, görüşmede Barzani'nin Erdoğan'dan
---"Kürt açılımına devam etmesini", ve,
--"Türkiye'nin Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi için garantörlük görevi üstlenmesini"
istediği dile getiriliyor.
 
Yani Teröristbaşı Barzani, Tayyip Erdoğan'a resmen:
"Kurmaya başladığım Kürt devletini himaye altına al, varlığımı garanti et, Irak ordusu bölgeme saldırmaya cesaret edemesin"
diyor.
 
Tayyip Bey de, resmen "garantörlük" deyip Bağdat'ın tepkisini çekmek yerine, daha yuvarlak cümlelerle bu talebi kabul ettiğini anlatıyor.
 
Fethullahçı Söylemez'in yazısının ilgili bölümü aynen şöyle:
"Gözden kaçan ancak üzerinde durulması gereken en önemli konu, Barzani'nin Türkiye'den garantörlük, yani Türkiye korumasında bir Kürt bölgesi talep etmesi oldu.
Türkiye, buna "garantörlük" demek yerine, "ikili ilişkiler ve karşılıklı yardımlar" şeklinde olayın her zaman bir dostluk çerçevesinde anılması gerektiğinin altını çizdi.
Kürtler, Amerika'nın Irak'tan çekilmesinden sonra bölgede yalnız kalmak istemiyor ve kendisine Amerika ile birlikte yakın komşusu olan Türkiye'nin hamilik yapmasını istiyor.
Her zaman Irak'ın bütünlüğüne vurgu yapan Ankara, garantörlük gibi algılanabilecek bir hamleyle Bağdat'ın tepkisini çekmek istemiyor.
Ancak, ABD'nin çekilmesi sonrasında Kürtlerin kendilerini güvende hissetmeyecekleri de aşikar"
 
Her şey ne kadar açık değil mi?
 
****
 
O zamanlar "2000'e Doğru" adıyla çıkan Aydınlık Dergisi, planı 1988 yılında açığa çıkarmıştı:
Planın adı: "Türkiye Himayesinde Kürdistan"
 
1986'da ABD Savunma Bakan Yardımcısı William Taft, "Taft Planı"nı dönemin başbakanı Turgut Özal'ın önüne koydu.
 
Turgut Özal,  "Türkiye Himayesinde Kürdistan" planını sahiplendi.
Dönemin Genelkurmay Başkanı Necdet Üruğ ve Kara Kuvvetleri Komutanı Necdet Öztorun, bu hain plana karşı çıktılar.
Çünkü Irak'ın bölünmesi, Türkiye'nin de bölünmesi ile sonuçlanacak olan süreci tetikleyecekti.
 
Özal, Amerika'nın desteği ile iki Necdet'i de tasfiye etti, ama plan o an için durdurulmuş oldu.
 
Aynı plan Tayyip Erdoğan eliyle şimdi uygulanmak üzere

Savcı, Kozinoğlu'nun 40 sayfalık savunmasına el koydu

Ali Serdar Bolat    17 Kasım 2011
 
Savunma, sanığa ve avukatına aittir.
Her ne olursa olsun, vefat olayından hemen sonra avukatı koğuşa çağırılmalı ve savunma tutanakla avukata teslim edilmeliydi.
 
Kozinoğlu'nun 40 sayfalık el yazısı savunmasına Savcı bizzat hücreye giderek el koydu.
Hastanede doktor yoktu ama Savcı ölüm haberini aldıktan 5 dakika sonra hücredeydi.
 
Suçluların telaşı içindedirler.
Bir şeylerden korkmaktadırlar.
 
Bugün üçüncü gün. Savcı, savunmayı hala saklamaktadır.
 
Acil yardım zilinin sesi duyulmadı
++++++++++++++++++++++++++++
 
Kozinoğlu'nun hücre arkadaşları emekli Albay Atilla Uğur ve emekli Yüzbaşı Ataman Yıldırım acil yardım düğmesine bastılar. Saat 18:15
Ama, acil yardım zilinin sesi duyulmuyordu (!), hücre arkadaşları tencere tava ile koğuş kapısına vurmaya başladılar.
 
Ümraniye bombaları tertibi ile 4 yılı aşkın süredir tutuklu bulunan Yazar Ergün Poyraz:
"Koğuş arkadaşları seslerini duyurabilmek için koğuşun kapısına öyle vuruyorlardı ki sanırsın cezaevi yıkılacak."
 
Cezaevinde doktor yoktu, cankurtaranda doktor yoktu
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
 
Yüzbaşı Yıldırım anlatıyor:
 
"Kalp rahatsızlığı bulunan Atilla Albay, kendi dil hapından Kozinoğlu'na verdi.
Kozinoğlu yürüyerek çıkmak istedi ama sedye ile götürülmesi yönünde ikna ettiler."

"Revire götürdüler. Fakat akşam saati olduğu için zaten doktor yoktu.
Bu arada ambulans geliyor (saat 18:37) ama onda da doktor yok. İlk müdahaleyi ambulanstaki teknisyen yapmış.
Silivri Devlet Hastanesi'ne giderken yolda buluştukları başka bir ambulanstaki doktor bu ambulansa geçmiş ve böylece ilk doktor müdahalesi gerçekleşebilmiş.
Bu arada zaten bir saat geçtiği için Kozinoğlu hayatını kaybetti.
Hastaneye ulaştıklarında Kozinoğlu ölmüştü. Saat 19:15"
 
Bakanlık açıklamasındaki gerçekleri örtme telaşı
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
 
Adalet Bakanlığı açıklaması şöyle:
"Ambulans saat 19:15'te hastaneye giriş yapmış, acil doktoru ve dahiliye uzmanının tüm müdahalelerine rağmen Kozinoğlu saat 19:30'da yaşamını yitirmiştir"
Bakanlık açıklaması tamamen palavra.
 
Çünkü hastane raporu şöyle diyor:
"Kozinoğlu saat 19:10'da ex halde getirilmiştir."
Yani hastaneye geldiğinde ex (ölü) imiş.
Hastaneye ölü getirilmesi için her şey yapılmıştır. Bakanlık, bu suçu örtme telaşı içindedir.
 
Adalet Bakanlığı açıklaması:
"Oda arkadaşlarının beyanına göre Kozinoğlu'nun uzun süreli ve ağır spor yaptıktan sonra duş alıp odasına geldiğinde yatağında fenalaştığı..."
 
Halbuki hücre arkadaşı Yüzbaşı Yıldırım: "Beraberce bir saat yürüyüş yaptık" demişti.
Bakanlık açıklamasında hücre "oda" olmuş, bir saatlik yürüyüş de "uzun süreli ve ağır spor"
 
Suçluların telaşı içindedirler.

17 Kasım Vahdettin'i anma günü

Ali Serdar Bolat     17 Kasım 2011
Şimdilik doğrudan "Vahdettin" diyemediler, Abdülmecid'i bahane ettiler.
Bir etkinlikte seçilen yer ve zaman çok önemlidir. Satır altı mesaj içerir.
17 Kasım'ın Abdülmecid ile hiçbir ilgisi yok.
Ama 17 Kasım, Vahdettin'in hayatında dönüm noktası.
Yılmaz Özdil yazdı, özetleyerek veriyorum:

Yılmaz Özdil


Padişah açılımı




Türkiye Büyük Millet Meclisi, tarihinde ilk kez bir padişah için, Sultan 1’inci Abdülmecid’in ölümünün 150’nci yıldönümü vesilesiyle anma töreni düzenliyor.
Padişah tuğralı davetiyeler, milletvekillerine gönderildi. Anma töreni 17 Kasım’da Dolmabahçe Sarayı’nda yapılacak.
*
Padişah Abdülmecid denilen o arkadaş
25 Nisan'da doğdu, 1 Temmuz'da tahta çıktı, 26 Haziran'da öldü.
E, hani 17 Kasım?

*
“17 Kasım”ın Abdülmecit’le falan alakası yoktur.
*
17 Kasım...
Mustafa Kemal için idam fermanı yazan Vahdettin’in
                                 Türkiye’den defolup gittiği gündür!*
“Dersaadet işgal orduları başkumandanı General Harrington cenaplarına...
İstanbul’da hayatımı tehlikede gördüğümden,
       İngiltere devlet-i fehimanesine (yüce devletine) iltica
                       ve bir an evvel naklimi taleb ederim efendim”
diye dilekçe yazıp, hiç utanmadan,
           “halife-i müslimin” diye imzalayan Vahdettin’in,
İngiliz işgal zırhlısının ambarına fare gibi saklanarak kaçtığı gündür!
*
Alenen...
Vahdettin’i anıyorlar.

*
Hazır, alayınız Dolmabahçe Sarayı’nda toplaşmışken... Mustafa Kemal’in son nefesini verdiği odada yapın bari töreninizi de, tam olsun.
********

Jandarma'dan bilgi sızdıran ekibi tespit etmişti

Ali Serdar Bolat, 16 Kasım 2011
 
Kaşif Kozinoğlu'nun cenazesine katılan devre arkadaşları, Aydınlık'a açıkladılar.
 
"Arkadaşımız CIA'nın hedefindeydi."
 
"Arkadaşımız aslında 3 - 4 yıl önce Jandarma'dan bilgi sızdıran ekibi tespit etmişti.
Yaşanmış ve yaşanacak olayları anlatan televizyon dizileri ve bazı haberler nasıl yapılıyor?
İşte arkadaşımız bunun üzerinde çalışıyordu.
Bir rapor hazırladı ve ve bu raporu üst düzey devlet yetkililerine verdi.
Konumu ve yaptıkları ortadadır. Arkadaşımız CIA'nın bile hedefindeydi"
 
"Arkadaşımız kalp krizinin tipik belirtilerini çok iyi bilirdi.
Kalp krizi öncesinde yakınındakilere haber verebilirdi. Biz kalp krizi geçirdiğini düşünmüyoruz"
 
Silah arkadaşları, sözlerine şöyle devam ettiler:
 
"70 yaşına yakın insanları Silivri'de tutukluyorlar.
Oradaki tutukluların yavaş yavaş zehirlendiğini düşünüyoruz.
Cezaevinde doktor bile yok.
Hiçbir akıl ve mantık Kozinoğlu'nun kalp krizi nedeniyle öldüğüne inanmaz."
 
(Aydınlık, 16 Kasım 2011)
 
Aydınlık'ın haberinden anlıyoruz ki, Kozinoğlu da, Eşref Bitlis Paşamızın yaptığı hatayı tekrarlamıştı.
Eşref Paşa, ABD Çekiç Gücünün PKK'ya yardım ettiğini belgelemiş ve Turgut Özal'a bir raporla kanıtları sunmuştu.
Bu hata, onun sonu oldu. Özal raporu anında CIA'ya ulaştırdı ve CIA bir suikastle Paşamızı şehit etti.
 
Kozinoğlu da raporunu üst düzey devlet yetkililerine verince Eşref Paşa'nın kaderini paylaşmış oldu.
 

Kozinoğlu'nun Aydınlık'a yazdığı mektup - 3

Özetler:
 
F. GÜLEN okullarında görev yapan personelin gerekirse eşlerinin başları açıktır.
Çok az maaş aldıklarını ifade ederler. Lüks içinde yaşarlar. Gerektiğinde içki de içerler.
Her okulda Atatürk köşesi vardır. Bu, aslında takiyedir.
Bu okullarda talebelere Nur risaleleri ezberlettirilir.
                                   Atatürk düşmanı olarak yetiştirilirler
Hakan FİDAN'ın MİT'e gelişi ile,
      bu okullarda çalışan öğretmenler MİT'te göreve başlamışlardır
Emniyet Genel Müdürlüğü gibi, MİT de,
                  F. GÜLEN cemaatine mensup kişilerce ele geçirilmek üzeredir.
Dışişleri Bakanlığı da F. Gülen cemaati tarafından tamamen ele geçirilmiştir.
TİKA teşkilatı (Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı), tamamen F. Gülen'in kontrolündedir.
Amerika ne zaman izin verirse, F. Gülen o zaman Türkiye'ye döner.

Tam metin:
 
Emniyet Genel Müdürlüğü'nde olduğu gibi, Dışişleri'nde de, tayin ve terfileri F. Gülen cemaati yapmaktadır.
Birkaç ay içerisinde MİT'te de yapmaya başlayacaktır.
10
Tüm F. Gülen okullarında görev yapan öğretmenler Işık Evlerinde yetiştirilmiş gençlerdir.
Sorulduğunda "askerlik görevlerini yaptıklarını" söylerler.
F. Gülen okullarının talebeleri özenle seçilir.
O ülkedeki bürokrat, siyasetçi ve diğer ileri gelenlerin çocuklarıdır.
Amaç o nesille, o ülkeyi ilerde ele geçirmektir.
11
N. Veren'in açıkladığı milyarlarca dolarlık mal varlığının kaynağı nedir? Bu para, birçok ülkenin hazinesinde mevcut değildir.
12
Okullarda görevli öğretmenler, bulundukları ülkenin şartlarına ayak uydurur.
Her okulda Atatürk köşesi vardır. Bu, aslında takiyedir. Okullarda talebelere risaleler ezberlettirilir.
Atatürk düşmanı olarak yetiştirilirler ( Dünyadaki bütün okullarda)
13
Hakan FİDAN'ın MİT'e gelişi ile sözkonusu okullarda çalışan öğretmenler isim bazında (birçok) MİT'e davet edilmiş, ve MİT'te göreve başlamışlardır.
14
Emniyet Genel Müdürlüğü gibi, MİT de, F. GÜLEN cemaatine mensup kişilerce ele geçirilmek üzeredir.
15
F. GÜLEN okullarında görev yapan personelin gerekirse eşlerinin başları açıktır.
Çok az maaş aldıklarını ifade ederler. Lüks içinde yaşarlar. Gerektiğinde içki de içerler.
16
Dışişleri Bakanlığı da F. Gülen cemaati tarafından tamamen ele geçirilmiştir.
Kurumları ele geçirmeden önce PERSONEL departmanını ele geçirirler.
Örneğin, Fehmi Koru'nun kardeşi Nuri Koru, Dışişleri bakanlığı'nın personel işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısıdır.
Daha birkaç yıl öncesinde Şikago başkonsolosu idi. Bunlar atlaya zıplaya ve hiçbir hiyerarşi dinlemeden gitmektedirler.
17
Dışişleri Bakanlığı, cemaatçi olmasalar bile, F. Gülen'in personelinden korkmaktadırlar.
Yurt dışını ziyaret eden tüm siyasetçiler F. Gülen okullarına mutlaka uğrarlar. Onlardan hediye ve para zarfları alırlar.
18
TİKA teşkilatı (Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı), tamamen F. Gülen'in kontrolündedir.
Dışişleri Bakanlığı bazı konularda Büyükelçileri değil, anılan okulların müdürlerini ve o ülkenin TİKA sorumlularını muhatap almaktadırlar.
Bu duruma korkuları nedeniyle Dışişleri mensupları seslerini çıkaramamaktadır.
19
F. Gülen'in okulllarını kapatan ülkelerin KAPATMA nedenlerinin metinleri yayınlanırsa, bu, F. Gülen için büyük darbe olur.
Dünya genelinde 800'e yakın F. Gülen okulu vardır.
F.Gülen, tek başına. Apo gibi. Yani kendisinden sonra bir ikinci şahsın olmasına izin vermeyen bir kişilik.
F. Gülen neden ABD'ye gitti? Cemil Çiçek Adalet Bakanı iken "Türkiye'ye dönebilir" demesine rağmen neden hala dönmüyor?
F. Gülen Türkiye'ye dönmeye korkuyor. Ayrıca ABD dönmesine izin vermiyor.
ABD ne zaman veriese izni, o zaman döner.

Kozinoğlu'nun Aydınlık'a yazdığı mektup - 2

Kırgız Gizli Servisi, Fethullahçı Okul Müdürü'nden aldığı bilgileri Rus ve Çin servislerine aktarıyor.
Fethullahçılar, bu ülkelerden atılmamak için gizli servislere verdikleri bilgilerle Türkiye'yi satıyorlar.
Büyükelçi devre dışı. Türkiye, Kırgız devleti ile Okul Müdürü eliyle irtibat kuruyor
Okul müdürleri, o ülkelere ilişkin raporlarını CIA temsilcilerine veriyorlar
Özbek İçişleri Bakanlığı'nda "Nurculukla Mücadele Departmanı" kuruldu.
Elçilerimiz korkudan bu durumları Ankara'daki amirlerine bildiremiyorlar. 
Türkmenistan'daki Fethullah okullarının  kapatılmaması için ABD çok uğraştı.
Özbek muhalefet lideri Salih, ABD ve Gülen'in organizesi ile Türkiye'de barınıyor, Başbakanlık tarafından korunuyor.
Salih'in kızı, Emine Erdoğan'ın yakın arkadaşı ile evlendi.
Salih, ABD terör örgütleri listesinde yer alan bir terör örgütü ile direkt irtibatlı.



EK BİLGİLER
1
Kırgızistan'da uzun yıllardır ve halen tüm okulların başında olan şahıs Orhan İNANDI, aslında F. GÜLEN'in Asya İMAMIdır.
Kırgız devleti ile irtibatlı esasen odur. Büyükelçinin hiçbir forsu yoktur.
T.C. devleti de bu şahıs üzerinden Kırgız yönetimi ile irtibat kurmaktadır.
Anılan şahıs Kırgızistan'da F. GÜLEN cemaatinin bilgisi dışında GİZLİ bir ŞAHSİ servet de edinmiştir.
Haremi vardır. Lüks içerisinde yaşamaktadır.
Kırgızistan servisi tarafından angaje edilmiştir. Kırgız gizli servisi her adımını bilmektedir.
Anılan Kırgız Servisi'ne de F. GÜLEN cemaatini anlatmaktadır.
Kırgızlar, F. GÜLEN'in okullarını muhtaç oldukları için şu an itibariyle kapatamamakta olmakla birlikte, Orhan İNANDI'dan elde ettikleri tüm bilgileri Rus ve Çin servisine aktarmaktadırlar.
Aslında RF (Rusya Federasyonu) ve Türkmenistan'daki okullar, Orhan İNANDI'nın verdiği bilgiler sonrası kapatılmıştır.
2
Ayrıca Kırgızistan, Kazakistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Afganistan, Tacikistan'daki TİKA (Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı) ve THY (Türk Hava Yolları), büyükelçiliklerdeki eğitim, ticari, ekonomik, din, kültür müşavirliklerinin tamamı F. GÜLEN'ciler tarafından kapatılmıştır.
Söz konusu ülkelerde F. GÜLEN'ci olmadan iş yapmak, ticaret vb hiçbir faaliyet yaptırılmamaktadır.
TİKA-B.elçilik-THY'nin açık olduğu yerlerde okullar ve işadamları bir ekip şeklinde çalışmaktadırlar.
Tüm bu söylediğim gruplar, bu ülkelerde barınabilmek, ülkeden atılmamak için anılan ülkelerin gizli servislerine aynı zamanda verdikleri bilgilerle Türkiye'yi de parsel parsel satmaktadırlar.
3
Türkmenbaşı'nın ölümünden sonra Türkmenistan Cumhurbaşkanı olan BERDİMUHAMMEDOV, öncelikle, Bakan Yardımcılığı'na kadar yükselen, Türkmenistan sayesinde çok büyük paralar kazanan Ahmet ÇALIK'ı bitirmiş, gücünü elinden almış ve son olarak da F. Gülen'in okullarını kapatarak aslında çok büyük bir maddi damarı da kesmiştir.
İşte, Rusya Federasyonu'ndan sonra Türkmenistan'da da okulların kapatılması, F. GÜLEN gurubunu çıldırtmıştır.
Şimdi kesinlikle sıra Azerbaycan (bu ülkede bazılarını atmışlardır) ve Kazakistan'a gelecektir.
Bu kapatma olayı, fakir olmaları nedeniyle en son Afganistan vb. bölge ülkelerinde olur.
Özbekistan'dan sonra Türkmenistan'da da bu okullar kapanmasın diye ABD'nin çok uğraşısı olmuştur.
Rusya Federasyonu, Özbekistan, Türkmenistan, anılan okulları "Ülke güvenlikleri ve Nurculuk faaliyeti yapmaları" dolayısıyla kapatmaktadır.
4
Anılan ülkelerde belirttiğim şahıslar, özellikle okul müdürleri, o ülkelere ilişkin raporlarını da, belli periyodlarda anılan ülkelerdeki CIA temsilcileri ile paylaşmaktadırlar.
Ayrıca bu şahıslar o ülkelerden bayanlarla evlenip o ülkelerin pasaportlarını da almaktadırlar.
5
Asya'da en yoğun Kırgızistan'da yerleşik durumdadırlar.
6
Özbekistan, F. GÜLEN faaliyetlerine hiçbir şekilde müsaade etmemekte.
Yakaladığını da ülkeye iade etmemekte, yargılayıp hapse atmaktadır.
Ancak Özbekistan, her yönüyle bölgenin en önemli stratejik ülkesi olması bağlamında, her yolu deneyerek bu ülkeye girmeye çalışmaktadırlar.
Özbekler de bunları kısa sürede yakalamaktadır.
Özbek İçişleri Bakanlığı'nda "Nurculukla Mücadele Departmanı" kurulmuştur (1994)
Aynı yıl Özbekler Türkiye'de çeşitli okullarda okuyan tüm talebelerini geri çekmiş, ve Özbekistan'daki okulları kapatmıştır.
Özbekistan'daki büyükelçilikte din müşaviri yoktur.
7
Dışişleri Bakanlığı mensupları, her şeyi tüm çıplaklığıyla bilmelerine rağmen, korkudan bu konuda merkezlerine kripto çekememektedir.
Özbekistan lideri İslam Kerimov'un muhalifi Muhammed Salih, ABD ve Gülen'in organizesi ile Türk topraklarında barındırılmakta, Başbakanlık tarafından korunmaktadır.
Muhammed Salih'in kızı, Emine Erdoğan'ın çok yakın bir arkadaşı ile evlenmiştir.
Salih, ABD'nin terör örgütleri listesinde yer alan, Özbekistan'a muhalif İslami Hareket adlı terör örgütü ile direkt olarak irtibatlıdır ve örgüte para yardımı yapmaktadır



Kozinoğlu'nun Aydınlık'a yazdığı mektup - 1

Ali Serdar Bolat    16 Kasım 2011
Kaşif Kozinoğlu, Aydınlık gazetesine bir mektup yazarak sırlarının bir bölümünü açıkladı.
Aydınlık, kendisini zor duruma düşürmemek için sağlığında bu mektubu yayımlamadı.
"Kendi el yazısıyla Kozinoğlu'nun sırları" yazı dizisi bugünden itibaren Aydınlık'ta.
El yazısı mektubun Fethullah Gülen okulları ile ilgili bölümü:





Mektupta anlatılan konular:
+++++++++++++++++++++++
--Fethullahçıların Türk Cumhuriyetlerindeki örgütlenmeleri
--Fethullah Cemaatinin hiyerarşisi ve işleyişi
--MİT - CIA - Cemaat bağlantıları
--Hakan Fidan ve MİT'te yeni dönem
--Abdullah Gül - Tayyip Erdoğan - Fethullah Gülen ilişkileri ve karşıtlıkları
--Anayasa Mahkemesi ve AKP'ye kapatma davası
--Mehmet Eymür ve Ergenekon tertibi
--Eymür - Cemaat ilişkileri
 
Mektubun Fethullah Okulları ile ilgili bölümü:
+++++++++++++++++++++++++++++++++++++
(F. Gülen)
1
Özbekistan, Rusya Federasyonu ve en son Türkmenistan, Fethullah Okullarını hangi gerekçe ile kapatıyorlar?
"İrticai faaliyetler"
Görevlilerden bir kısmı da anılan ülkelerdeki bağımsız mahkemelerde yargılanıp hapis cezası alıyor.
Diğer kısmı söz konusu ülkeden kovuluyor.
2
Rusya Federasyonu, anılan okulları kapatırken bir tespit yapmıştır.
Basına yansımıştır anılan tespit:
"Söz konusu okulların, ABD adına istihbari faaliyet gösterdikleri ve anılan okulların ABD'li istihbaratçıların barınma yuvaları olduğu..."
3
Anılan okulların faaliyet göstermesi için çok büyük meblağlarda PARA gerekmektedir.
Anılan para, Türkiye'deki bazı işverenlerin bağışlarından elde edilen paranın çok üzerindedir.
Bu PARALARI ABD vermektedir.
(N. Veren de benzeri ifade ediyor)
4
ABD, bu okulları sadece istihbarat ve barınma bağlamında desteklemiyor.
Esas amacı ABD'nin, "Söz konusu okullar sayesinde İRAN'ın Asya'daki Fundamentalist Akımını engellemek ve dengelemek."
5
Söz konusu okulların 1. düşmanı İRAN'dır.
F. GÜLEN hareketi, ABD İRAN'ı sevmediği için İRAN'ı düşman bellemiştir.
--Anılan ülkelerde belirttiğim şahıslar, özellikle okul müdürleri, o ülkelere ilişkin raporlarını da, belli periyodlarda anılan ülkelerdeki CIA temsilcileri ile paylaşmaktadırlar.
Ayrıca bu şahıslar o ülkelerden bayanlarla evlenip o ülkelerin pasaportlarını da almaktadırlar