14 Nisan 2012 Cumartesi

CHP - BDP vicdansız ortaklığı

CHP ve BDP temsilcileri Rıza Türmen ve Hasip Kaplan, yanlarına askerlik yapmayı reddeden iki genci de alarak Meclis'te ortak basın toplantısı düzenlediler.
"Vicdani red, bir hak olarak Anayasa'ya girmeli" dediler.
Kılıçdaroğlu "Askerlikte adam öldürmeyi öğretiyorlar" diyerek yolu aylar önce düzlemişti.
 
Askerlik yapmak istemeyenler "Vicdanım adam öldürmeye razı gelmiyor" diyerek "Vicdani redci" madalyası almak istiyorlar.
Buna göre de Türk Ordusu tamamen "vicdansız" kişilerden oluşmaktadır.
 
Asıl vicdansız olan ise, askerlik yapmayı reddedenlerdir.
"Siz vatanı koruyun, gerekirse yaralanın ölün, ben rahat ve huzur içinde sayenizde yaşayayım. Ben aptal mıyım, niye o kadar zahmet çekeyim, işimden gücümden olayım, kendimi tehlikeye atayım." demek vicdansızlık değil de nedir?
 
AKP kendini geri plana çekerek, CHP ve BDP'yi bu konuda öne sürmüştür.
AKP, 4+4+4 olayında da MHP'yi öne sürmüş, MHP'nin getirdiği "Kur'an dersi" önerisine dayanarak ipi göğüslemişti.
Kestaneleri ateşten hep muhalefet (!) partileri toplamakta, AKP ise keyifle yemektedir.
 
Vicdansız konuşmalar:
+++++++++++++++++++
 
Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Rıza Türmen (CHP):
"Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin kararlarını uygulamak yükümlülüğü gereğince Türkiye'nin yasalarını değiştirip vicdani reddi kabul etmesi gerekiyor.
Vicdani red, askerlikten kaçma bahanesi değildir.
Anayasa'ya bir hak olarak girecek mi, girmeyecek mi, o noktadayız."
 
Hasip Kaplan, BDP Gurup Başkanvekili:
"Seneler geçiyor, Türkiye bir türlü yükümlülüğünü yerine getiremiyor.
Yeni Anayasa süreci bir şanstır. Orduları olmayan devletler de var. Farklı güvenlik sistemleri de var"
 
Vicdansız redci Şendoğan Yazıcı:
"Düşünce, inanç ve vicdan özgürlüğünün meşru kullanımı olan vicdani reddi güvence altına alan bir Anayasa olmalıdır."
 
Rıza Türmen (CHP):
"Buna bir hak olarak, bir özgürlük olarak, yani din ve vicdan özgürlüğü olarak bakmak lazım"
 
Hasip Kaplan (BDP):
"Sayın Türmen, ben bir tehlike daha görüyorum.
Eğer vicdani reddi bu Yeni Anayasa'da bir hak olarak işlemezsek, kadınlara da zorunlu askerlik getirebilirler.
Böyle bir tehlike var."
 
İşte böyle, sonunda dalga bile geçtiler.
                                                          Aydınlık, 10 Nisan 2012

Diyarbakır başkent olur


Eski CIA Şefi Fuller: "Diyarbakır başkent olur" dedi.
Tayyip Erdoğan da 2004'te "Diyarbakır merkez olabilir" demişti.
2006'da Amerikan Ordu Dergisinde yayımlanan BOP haritasında da Büyük Kürdistan'ın başkenti olarak Diyarbakır gösterilmişti.
********
Fuller, olayın gelişim aşamalarını özetle şöyle anlattı:
1
Kuzey Irak'taki Kürtler bağımsızlık ilan etmek istiyorlar, ama onları hangi ülke tanıyacak?
2
Bu yüzden, Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Türkiye'ye katılmak isteyecek
3
Birleşme durumunda Diyarbakır başkent olur.
********
Fuller'in Amerikan solcusu "Radikal" gaz tenekesine yaptığı açıklamanın tamamı:
"Kuzey Irak'taki Kürtler Bağdat Hükümeti'ne güvenmiyorlar.
Kürtler bağımsızlık ilan ettiklerinde onları hangi ülke tanıyacak?
O zaman, Kuzey Irak Kürt Yönetimi, Türkiye'ye katılmak isteyecektir.
Bu durumda Türkiye çok çekici hale geliyor.
Kürdistan'ın Türkiye ile işbirliğine hem politik, hem ekonomik açıdan ihtiyacı var.
Türkiye ve bölgenin (Kuzey Irak'ın) entegre olmuş halinde ise, Diyarbakır başkent olur."
********
Dönemin Amerikan Büyükelçisi Robert Pearson 2003'te:
"Türkiye'nin güneydoğusu ile Irak'ın kuzeyi tek bir ekonomik bölge meydana getirmektedir"
diyerek aynı planı anlatmıştı.
"Tek bir ekonomik bölge" kavramı, bir devleti tarif etmektedir.
********
Tayyip Erdoğan
KANAL D / TEKE TEK (16 Şubat 2004) programında:
"Ben özellikle Diyarbakır'a çok farklı bakıyorum. Ben istiyorum ki, hani şu anda Amerika'nın da 'Büyük Ortadoğu Projesi' var ya 'Genişletilmiş Ortadoğu', yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir, bir merkez olabilir. Bunu başarmamız lazım".
diyerek aynı projenin görevlisi olduğunu anlatıyordu.
********
Geçmişte tüm Türkiye Hükümetleri, Amerikan Çekiç Güç'ün İncirlîk'te konuşlanmasına izin verdiler.
Çekiç Güç, Saddam Hüseyin'in 36. paralelin kuzeyine yani Barzani Bölgesi'ne girmesini önleyerek Kürt bölgesini fiilen Irak'tan kopardı.
********
CIA Şefi Fuller, Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi'ni (BOP) birkaç cümle ile özetleyivermiştir.
Tayyip Erdoğan'ın Eşbaşkanı olmakla övündüğü bu projenin belkemiğini Büyük Kürdistan oluşturmaktadır.
Özal'ın "Bir koyup üç alacağız" şeklinde yutturmaya çalıştığı "Büyüyerek küçülme" projesi işte budur.
Tayyip Erdoğanlar da aynı projeyi "Yeni Osmanlı" adı altında piyasaya sürmüşlerdir.
Buna göre Türkiye, Kuzey Irak'taki Kürt yönetimini önce himayesine alacak, sonra onunla birleşerek büyüyecek.
Daha sonra da Kuzey Irak ile Güneydoğu Anadolu birlik halinde Türkiye'den ayrılacak, yani küçüleceğiz.
Yani "Büyüyoruz" diye Türk milleti önce aldatılacak, sonra da küçülme dayatılacaktır. "Büyüyerek küçülme" işte böyle.
Diyarbakır'ın başkent olması, ancak, Kuzey Irak ile Güneydoğu Anadolu birleşerek bağımsız bir devlet olarak ayrılırsa mümkündür.
Barzani'nin şu andaki başkenti Erbil, bu durumda Diyarbakır'a taşınacaktır.
CIA Şefi Fuller'in anlatmak istediği de budur.
                                                               Aydınlık, 7 Nisan 2012
********
Mehmet Ali Güller, Kürdistan sürecini yazdı. Kaynak Yayınları 2011
********
O zamanlar "Yüzyıl" ve "2000'e Doğru" adları ile çıkmakta olan Aydınlık, 1991'den beri "Büyüyerek küçülme" planını ısrarla anlatmaya çalışmaktadır.
Fuller, anlamamakta inat edenler için yeniden anlattı.
                         18 Şubat 1991   Yüzyıl       6-12 Mart 1998   2000'e Doğru
********
Türkiye, Irak, İran ve Suriye'den koparılacak parçalar üzerinde Büyük Kürdistan kurma projesinin taşeronluğunu AKP Hükümeti yürütmektedir.
Bu projeye karşı olan İran, Irak ve Suriye ile AKP Hükümeti bu yüzden çatışma durumuna gelmişlerdir.
Amerika, işgal etmiş olduğu Irak'ın başına Irak'ın bölünmesini kabul eden bir hükümet getirememiştir.
Türkiye'nin başına ise, aşağıdaki haritayı gerçekleştirmeyi kabul eden bir hükümeti işgalsiz getirebilmiştir.
Ne mutlu bize.

Amerikan Ordu Dergisi'nde yayımlanmış olan BOP haritası
********

Kenan Evren mahkemeye o VAZOyu getirirse...

12 Eylül darbecileri yargılanıyor komedisini ibretle izliyoruz.
Bu aldatmacanın amacı toplumun beynine şunu kazımak:
"AKP gerçekten tüm darbelere karşı. 12 Eylülcüleri yargıladıklarına göre, demek ki Ergenekoncular da gerçekten darbeci."
AKP'nin bu planına destek veren herkes, bilerek veya bilmeyerek, yurtseverlere ve Türk Ordusu'na karşı yürütülen Ergenekon Balyoz gibi tertipleri de meşrulaştırma görevi görüyor demektir.
 
AKP'ye sağ ve sol koltuk değnekleri görevi gören sözde muhalefet partileri CHP ve MHP, bu sözde yargılamaya müdahil olmak için koşturuyorlar.
Akılsız solcuların da tümü mahkemenin önüne toplanmıştı.
Görevleri AKP'nin sahtekarlıklarına inandırıcılık kazandırmak.
********
12 Eylül, aslında 24 Ocak kararlarının uygulanabilmesi için yapılmıştı.
Çünkü 24 Ocak kararları ancak sopa ile hayata geçirilebilirdi.
Darbeciler, bu işi kotaracak olan Turgut Özal'ın önünü açmışlardı sadece.
Tayyip Erdoğan da, Menderes ve Özal'ın izinden gittiğini söylemiyor mu?
Söylemek bir yana, aynı ekonomik politikaları devam ettirmiyor mu?
Paranın yurda giriş-çıkışına denetim kaldırıldı. Her isteyen döviz getirip götürüyor. Her köşede döviz büfeleri açıldı.
Kamu kuruluşları özelleştirme perdesi altında yabancılara satılmaya devam ediliyor.
Tarıma destek kaldırıldı. Tarım ve hayvancılık çökertildi.
Gümrükler açıldı. Sanayi korumasız bırakıldı.
12 Eylül'ün getirdiği tüm bu politikalar ortadan kaldırılmadan iki darbeciyi sözde yargılamak komediden başka bir şey değil.
AKP hükümeti, 10 yıldır bu 12 Eylül politikalarını kendinden önceki 12 Eylül hükümetlerinden daha hırslı olarak devam ettiriyor.
********
Doğu Perinçek: "12 Eylül'ün gölgesi ile savaşılıyor" diyor, ve ekliyor:
"12 Eylül'ün dirisi AKP kıyafeti içinde tepemizde iken, ölüsüne karşı savaşmak tam anlamıyla hedef şaşırmadır"
********
4 Nisan günlü Yurt Gazetesi başyazısı diyor ki:
"AKP de bu davaya müdahil olması, samimiyetten uzak politik bir manevradan başka bir şey değil.
Bu davada 12 Eylül darbecilerinin yargılanacağı iddiası tam anlamıyla palavra.
ABD'nin desteği ile gerçekleştirilen 12 eylül 1980 darbesi, siyasal İslşamcıların önünü açtı.
Tüm tarikatlar darbeyi desteklediler.
Bugün AKP'nin lider kadrosunu oluşturanlar, 12 Eylül Anayasası'na evet oyu verdiler.
Fethullah Gülen, Kenan Evren'i "cennetlik" ilan etti, orduyu selamladı. Sızıntı Dergisi arşivlerde duruyor.
Siyasal İslamcılar, 12 Eylül öncesinde bütün derin evlet komplolarında ve kontrgerilla operasyonlarında rol üstlendiler.
1969 Şubat'ında Taksim'de Amerikan 6. Filosu'nu protesto eden devrimci gençliğin üzerine tekbir getirerek saldıranlar onlardır.
12 Eylül zindanlarında sonradan AKP'li olan bir tane dinci görmedik"
********
Cevher Kantarcı, 4 Nisan günlü Yurt Gazetesi'ndeki köşe yazısında olayı özetlemiş:
"Evren Paşa sürpriz yapıp elinde bir vazo ile hakimin huzuruna çıkar mı?
Mesela hakim sorarmış:
"Elinizdeki vazonun dava ile ne ilgisi var?"
"Netekim var hakim bey.
Bu vazo bana 2003 yılında beni Kalender Orduevi'nde kimseye çaktırmadan sivil arabayla ziyaret eden Recep Tayyip Erdoğan tarafından hediye edilmiştir.
Hatta bu vazoyu verdikten sonra, bu ülkenin benim gibilere ihtiyacı olduğunu da söylemişti netekim."
"Ama nasıl olur Sayın Evren? Bu durumda Sayın Başbakan'ın, döneminizdeki tüm idam ve işkenceleri, antidemokratik uygulamaları takdir etmesi gerekir. Oysa hükümet de bu davaya müdahil"
"Ben bilmem netekim. 1998 yılında da Mehmet Ağar'ın oğlunun düğününde yanıma gelerek, benim dönemimde belediye reisi olsaydı İstanbul'u uçuracağını söylemişti netekim. Demek ki beni çok seviyor ve beğeniyormuş. Ben Cumhurbaşkanı iken o Başbakan olsaydı, beraber asıp keserdik netekim. Şimdi bakıyorum, onun yönettiği Türkiye'deki demokratik ortama, bizimle çalışacak kabiliyet varmış netekim. Keşke o zaman bu çocuğu bizim Bülent ulusu'nun yerine başbakan yapsaymışım. Şimdi niye müdahil oluyor anlamadım netekim. O yüzden bu vazoyu avukatlarına iade etmek istiyorum,beni kandırmış netekim"
********

13 Nisan 2012 Cuma

“Ermeni aleyhtarlığı” yapmadım ve yapmam

"Ermeni olmak veya soyunda Ermeni bulunmak, bir eksiklik değil, yüksünecek bir durum da değildir.
“Ermeni aleyhtarlığı” yapmadım ve yapmam.
Aksine Ermenileri koruyan, çok sayıda Ermeni dostu olan bir aileden geliyorum."
****************
 
2011 seçimlerinde İzmir'den bağımsız adaylığını ilan eden Doğu Perinçek hakkında Haber Turk gaz tenekesinde asılsız iddialar yayımlandı.
Sözde Amerika'daki bazı Ermeni sitelerinde "Perinçek'in soyunda Ermeni olduğu" ve "Perinçek'in Ermeni aleyhtarlığı yaptığı" yazılıyormuş.
Bu iki iddianın birbiri ile çelişmesi Haber Turk'un umurunda değildi. Maksat Perinçek'e oy vereceklerde tereddüt uyandırmak.
 
Doğu Perinçek, 7 Nisan 2011 günü Haber Turk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'ya bir açıklama gönderdi.
Bu açıklama bugüne kadar yayımlanmadı.
Mehmet Perinçek'in tutuklanması üzerine Ermeni siteleri "Perinçekler Ermeni kökenli" kampanyasını yeniden başlattı.
Fatih Altaylı'nın yayımlamadığı Perinçek'in açıklamasını kısaltılmış olarak şöyle:
****************
 
1. Dört koldan soyumuz Türk ve Müslüman. Babamın, annemin, babamın babasının, babamın annesinin, annemin babasının ve annemin annesinin soylarında kadın ve erkek olarak Ermeni veya Hıristiyan bulunmamaktadır.
Soyumuz dört koldan Türktür ve Müslümandır. Bu gerçek nüfus ve tapu kayıtlarıyla kanıtlıdır.
 
2. Yalan yazanlar üç ayrı davada mahkum edildiDaha önce Perinçek’in “Ermeni soylu” olduğu yalanlarını yayan
--AKP Isparta Milletvekili Ömer Bilgin,
--Türk Solu dergisi
--Cronicle dergisi
 yalan haber yaydıkları için farklı mahkemelerce tazminata mahkum edildiler.
Mahkemeler bu kararları nüfus kayıtlarını inceleyerek aldılar.
Mahkeme kararları ve nüfus belgeleri ekte verilmektedir.
 
3. “Ermeni aleyhtarlığı” yapmadım ve yapmamAksine Ermenileri koruyan, çok sayıda Ermeni dostu olan bir aileden geliyorum.
Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığım 2000’e Doğru dergisinin “Bizim Ermeniler” başlıklı kapağı Ermeni yurttaşlarımız arasında büyük sevgiyle karşılanmıştır.
Ermeni soykırımı yalanına karşı yürüttüğüm mücadelede hedef, hep emperyalist merkezler olmuştur.
 
4. ABD merkezli psikolojik savaşa boyun eğmem
Ermeni olmak veya soyunda Ermeni bulunmak, bir eksiklik değil, yüksünecek bir durum da değildir.
Bizim çok değerli ve kültürümüze çok önemli katkılarda bulunmuş Ermeni yurttaşlarımız vardır.
Bu açıdan baktığınız zaman, bu tür söylentilerin üzerinde durulmaması gerekir.
Ancak İşçi Partisi’ne ve Genel Başkanı'na karşı yürütülen psikolojik savaşın, hep yalanlarla yürütüldüğü de bir gerçektir.
Bunu bir kez daha gözler önüne sermek açısından dört koldan soyağacımı açıklıyorum.
****************
Babamın baba tarafından ataları:
Atalarımız 1700’lerin sonlarında Kuban boylarından geldiler
Rus Çarlığının saldırıları üzerine 1790’lı yıllarda Karadeniz’e dökülen Kuban ırmağı boylarından başlarında büyük atamız Hasan Ağa olmak üzere, 13 aile olarak önce Erzurum-Kars arasına yerleşmişlerdir. Ağalara karşı yürüttükleri mücadele sonucu, 13 aile içinden Hasan Ağa’nın torunları Ahmet, Mehmet ve Hacı Yaşar, ilk yerleştikleri bölgeyi terk ederek, 1800’lü yılların başlarında, Erzincan Eğin (Kemaliye) çevresine gelmişler ve Çit köyünü kurmuşlardır. Sarıçiçek yaylasında hayvancılıkla uğraşmışlardır. Hacı Yaşar, 1850 öncesinde Eğin’in (Kemaliye) Çit köyünden ayrılıp Apçağa köyüne yerleşmiştir. Babamın büyük babası Hacı Sadık 1850 yılında Apçağa köyünde doğmuştur. İlişikte sunduğum nüfus kayıdında baba adı Mehmet ve anne adı Ayşe’dir.
 
Ailemizin lakabı, 1800’lerdeki nüfus kayıdında Çitlioğulları diye yazılıdır. Daha sonra Hacı Sadıkgil diye anılmışlardır. Hacı Sadık ve oğlu Hacı Mahmut, Osmanlı’nın Mekke ve Cidde’deki son PTT Müdürleri idi. Hacı Mahmut’un kardeşi, büyükbabam Mehmet Cemal Perinçek, 1887-1964 yılları arasında yaşamıştır, PTT Müdürüdür. Oğlu babam Sadık Perinçek, yargıçlık, Yargıtay Başsavcı Yardımcılığı ve 16 yıl Erzincan Milletvekilliği görevinde bulunmuştur. Hasan Ağa’nın soyundan gelen yüzlerce aile, bugün Türkiye’de Perinçek, Çitli, Kuban, Kopan gibi soyadlarıyla yaşıyorlar.
****************
Babamın annesi tarafından soyumuz:
Gemürgâp taş yolunu açan Taş UstasıAdıgüzel Ağa’nın torununun torunuyum
Babamın annesi tarafından soyumuz da Eğin (Kemaliye) Apçağa köyündendir. Babaannem Rahime Behiye Perinçek’in babası Mustafa Efendi (Mustafa Yılmaz)’dir. Onun babası Adıgüzel Ağa, Abdülhamit zamanında, Hicri 1304 (1886) yılında, Eğin’in ünlü Gemürgap kayasını yararak yolu açan taş ve ev ustasıdır. Adına yazılan destanı ekli olarak yolluyorum. Adıgüzel Ağa’nın babası Mehmet, Osmanlı-Rus savaşlarında şehit düşmüştür.
****************
Annemin babası tarafından soyumuz:
Darende’de HacıoğlullarıAnnemin babası İbrahim Olcaytu, Malatya’nın Darende İlçesi Balaban (Gerimteri) köyündendir. Yıllarca öğretmenlik ve at sırtında ilköğretim müfettişliği yapmış, çok sayıda köy okulu inşa edilmesine önderlik etmiştir. Hayatı, folklor ve kültür araştırmaları üç cilt halinde yayımlanmıştır. Dedemin kardeşi Seyit, Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas cephesinde şehit olmuştur. Büyük dedem Köşker Bekir’in oğlu Seyit’in şehit olması üzerine 1915 yılında yazdığı elyazılı mektubun özgün hali durmaktadır.
 
 Dedemin soyunun nüfus kayıtları da 1700’lü yıllara uzanmaktadır. Babası Hacıoğulları’ndan Köşker Bekir (1840-1916). Onun babası İbrahim (1782-1843). Onun babası Bekir (1757-1827) Onun babası aileye ismini veren Hacı Mehmet, 1700’lü yıllarda yaşamıştır.
 
Hacıoğulları sülalelesi, Oğuzların Barak aşiretindendir. Dedem, ailesine soylarının Kuban/Kuman Köprübaşı’ndan geldiğini söylermiş. Aşiret, önce 60 çadır olarak Halep bölgesine yerleşmiş, sonra Gaziantep, Urfa Birecik, Malatya Darende ve Elbistan’a ve daha sonra da Tekirdağ yörelerine dağılmıştır. Konuştukları dil, Oğuz Türkçesidir. Dayım, E. Tümg. Turhan Olcaytu’dur. Sicilinde “Genelkurmay Başkanı olabilecek nitelikte” diye yazılıdır. Dayım olduğu için Tümgenerallikten sonra emekli edilmiştir.
****************
Annemin annesi tarafından soyumuz
Elazığ Kerrar BeyleriAnnemin Annesi Firuze Olcaytu, o zaman Elazığ’a, bugün Tunceli’ye bağlı olan Pertek kazasından Terzigil’den Ahmet bey’in kızıdır. Aile Pertek’e Elazığ’dan gelmiştir. Aile Elazığ bölgesinde bulunduğu zaman “Kerrar Beyleri” olarak anılmaktadır. Anneannemin kardeşlerinden Abdurrahman, Kafkas cephesinde Osmanlı-Rus savaşlarında şehit olmuştur.
 
Anneannemin babası olan Terzigil’den Ahmet’in babası Apturrahman Molla’dır. Apturrahman Molla’nın babası Hacı Terzi Yusuf’tur.
****************
Eşim Şule Perinçek’in soyuEşim Şule Perinçek (Zaloğlu), baba tarafından Kafkasya Dağıstan kökenli Zaloğlu’lardandır. Aile Kafkaslar’dan gelerek Trabzon’a yerleşmiştir. Eşimin anne tarafı Afyon Dinar’lıdır. Eşimin babası Dr. Ali Nihat Zaloğlu, annesi Şükran Zaloğlu’dur. Eşimin büyükbabası Yüzbaşı Vasfi Bey, Çanakkale savaşlarında 19 Mayıs 1915 taaruzunda şehit düşmüştür ve halen Çanakkale şehitliğinde yatmaktadır. Adı müzede yazılıdır.
 

4 Nisan 2012 Çarşamba

ABD-İsrail-Yunanistan tatbikatı : Hedef Türkiye

Amerikalılar daha nasıl anlatsın?
Ne yapsalar anlamıyoruz, "Amerika stratejik ortak" demekte devam ediyoruz.
 
2 Ekim 1992'de Amerikan Saratoga gemisi, Muavenet gemimize füze attı, 5 şehit 18 yaralı verdik.
Gemi kullanılmaz hale geldi.
 
24 Temmuz 2002'de ABD Ordusu Amerika'da "Türkiye'yi işgal" tatbikatı yaptı, kılımız kıpırdamadı.
 
4 Temmuz 2003'de Amerikan askerleri Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval geçirdi.
"Amerika müttefikimiz" demeye devam ettik.
 
********
Geldik 2012 Nisan ayına.
Amerikan 6. Filosu, İsrail ve Yunanistan gemileri 5 Nisan'a kadar sürecek olan "Noble Dina" adlı tatbikata başladılar.
                                                                 Aydınlık, 3 Nisan 2012
 
Tatbikatın senaryosu:
İsrail ile Kıbrıs Rum Kesimi'nin Akdeniz'de Kıbrıs açıklarındaki doğalgaz platformuna Türk uçakları saldırıya geçiyor.
Kürecik'teki füze kalkanı radarını yönetmekte olan Amerikalılar, Türk uçaklarını izliyorlar.
Türk uçaklarının konumu Kürecik'teki radardan uydu aracılığı ile Amerikan gemisine bildiriliyor.
Amerikan gemisi, Kürecik'teki radarın çizdiği rotayı izleyerek Türk uçaklarını vuruyor.
Tatbikatta yer alan 2 ABD gemisi, Kürecik'ten radar verisi alma özelliğine sahip.
Beğendiniz, değil mi?
 
Hem de burnumuzun dibinde
Antalya'nın Kaş İlçesi karşısında çıplak gözle görülebilen Yunanistan'a ait Meis Adası civarına kadar yaklaştılar.
Tatbikata hava, deniz ve denizaltı birlikleri katılıyor.
 
Yunan basını: Türkiye'ye mesaj
Defence.net adlı Yunan askeri sitesi, tatbikatın planlarının Akdeniz'deki doğalgaz ve petrol platformlarına yapılan düşman saldırısına nasıl karşılık verileceği kurgusuna dayandığını ve senaryodaki düşman güçlerin Türk Hava Kuvvetleri ile aynı özellikleri taşıdığını yazdı.
 
İran, Rusya derken meğerse...
"Füze kalkanı radarı İran'a karşı kuruluyor, İsrail'e İran füzelerini haber verecek" diyenler uyuyorlardı.
"Rusya'yı izleyecek" diyenler de...
Kürecik kalkanının aslında Türkiye'ye karşı kurulduğu herhalde şimdi anlaşıldı.
 
Bir tek Aydınlık uyumuyordu
Aydınlık'ın 8 Ekim 2011 günlü manşeti:
"Ne İran, ne Rusya. Kürecik radarı TSK'yı gözleyecek"
                                                                Aydınlık, 8 Ekim 2011
 
"Kürecik'e yerleştirilecek füze kalkanı radarı, İran'dan atılacak füzelerdeki savaş başlıklarının sahte mi gerçek mi olduklarını saptamada sınırlı işleve sahip.
Radar, başlığın gerçek olduğunu 490 km menzil içinde anlayabiliyor. Oysa İran'dan İsrail'e atılacak füzeler bu menzilin dışından geçiyor.
Kürecik radarı bu füzelerin rotasını belirleyebiliyor, ama savaş başlığının gerçek olup olmadığını saptayamıyor.
 
Ancak, radarın yüklü olduğu kamyonun yönü değiştirildiğinde Türk Hava Kuvvetleri'nin ülke çapındaki tüm harekatları izlenebiliyor"
********
Hala "Amerika müttefikimiz" demeye devam edebilecek misiniz?
********

3 Nisan 2012 Salı

AKP düzeni Cehennem'den de beter

İslamcı yazar İhsan Eliaçık:
"Kılınan namazların kabul edildiğini sanmıyorum"

26 yaşındaki Emine Akçay, 8 aydır kirasını ödeyemiyordu.
Odun bitmişti.7 aylık ve 6 yaşındaki iki çocuk üç gündür açtı.
Ama soğuk daha beterdi. Cüzdanına baktı. Tam 6 lira.
Köşedeki oduncuya yalvaran gözlerle baktı. "Altı liraya ne gelir" dedi adam. Ama kadının yıkık ve sefil görüntüsüna dayanamadı, bir çuval udun verdi.
Islak odunlar alev almadı. Kamyon lastiği parçası ile tutuşturmayı denedi, olmadı.
Külüstür saç kurutma makinasını prize taktı, çocukların ellerine tuttu ve yatak odasına girip kapıyı kapadı.

Türbanlı idi, yobazlar "dinsizdi ondan intihar etti" diyemezlerdi.
İnandığı dine göre, intihar edenlerin Cehennemlik olduğunu tabii ki biliyordu.
Ama zalim AKP düzeni altında yaşamak, çocuklarının çektiği ızdırabı görmek, Cehennem'de göreceği işkencelerden daha beterdi.
Cehennem'i seçti.

Bu intihar, AKP düzeni altında yoksulların ilk intiharı değildi.
Önceden de işsizlik, yoksulluk yüzünden nice intiharlar olmuştu.
Ama bu defa kurban türbanlı idi. Eliaçık, o yüzden twitter hesabından şöyle yazdı:
"Bugün bu ülkede yoksulluktan bir anne intihar etti.
Kılınan namazların hiçbirinin kabul edildiğini sanmıyorum.
Hepimiz katiliz."
(Aydınlık, 17 Mart 2012)

İslamcı yazar Eren Erdem hatırlatıyor:
Hz. Muhammed dedi ki: "Kim bize memur olursa kendine bir zevce edinsin. Yardımcısı yoksa bir de yardımcı edinsin. Meskeni yoksa bir mesken edinsin. Kim bunun dışında bir şey edinirse, haindir, hırsızdır" (Ebu Davud, Harac 10 / 2945)
Ve soruyor:
"Yoksa siz de Peygamberin saydıklarından fazlasını mı edindiniz?"
(Aydınlık, 26 Mart 2012)

Evet, unları akıtmışlar, gemicikleri, yüzdürmüşler, milyonluk yüzükler takmışlardır.
"Hortumları keseceğiz" diye iktidara gelmişler, yandaşlarına isale hattı döşemişlerdir.
En son isale hattı, "Dört artı dört, çocuklarınıza Kur'an öğreteceğiz" yaygaraları arasında, 20 milyar liralık tablet siparişleri ihale yasasından çıkarılarak döşendi.
20 milyar lirayı yandaşlarına ihalesiz dağıtacaklar.
Aynı yasanın içine hem Kur'an dersini, hem de 20 milyar liralık soygunu koydular, "Kur'an'a niçin karşısınız" diyerek geçirdiler.
Muaviye taktiği.

Kamu kuruluşlarını "özelleştirme" adı altında yabancılara devrettiler.
Cargill'i ülkeye sokup şeker pancarımızı yok ettiler, tütünümüzü de.
Üretimi bitirip ithalata yöneldiler.
60 yılda aldığımız kadar dış borcu 10 yılda aldılar, ceplerine indirdiler.
Köylümüz, işçimiz bu yüzden işsiz kaldı. İntiharların artması bu yüzden.

Aslında sadece namazlar değil, oruçlar da, haclar da, dualar da kabul olunmaz.
2002'den beri, hatta NATO'ya girdiğimiz 1952 yılından bu yana yapılan ibadetler kabul olunmaz.
Çünkü, ordusu emperyalist Hıristiyan devletlerin kumandası altına girmiş olan bir Müslüman ülkede yapılan ibadetler geçerli değildir.
Aydınlık, 17 Mart 2012

2 Nisan 2012 Pazartesi

AKP Enerji Bakanı'na Ricci ayarı

AKP Enerji Bakanı Yıldız (30 Mart 2012):
"Biz ABD ya da AB değiliz.
Onların aldıkları kararların bizi hukuken bağlamayacağı açıktır.
Elbette biz onlarla uyum içinde hareket etmeye çalışıyoruz.
Ama Türkiye enerji tedarikinin büyük bir kısmını İran'dan yapıyor.
Tedarikinin yüzde 2'sini İran'dan yapan ülke (İngiltere, Fransa) ile yüzde 53'ünü yapan Türkiye'nin konumu bir değil"

ABD Ankara Büyükelçisi Ricci, aynı gün emirname yayımladı (30 Mart 2012):
"Bazı ülkeler İran'dan petrol ithalatlarını önemli ölçüde azalttı.
Türkiye'nin bu konuda bir karara varmasını bekliyoruz"

AKP Enerji Bakanı Yıldız (31 Mart 2012):
"İran'dan petrol alımını yüzde 20 azalttık.
Libya'dan petrol alımı başlattık, İran'dan alımı azaltıyoruz"

Ricci emretti, AKP uyguladı.
ABD Büyükelçisi Ricci "Türkiye karar versin" dedi.
AKP anında "karar" verdi.


                                                                                     Yeniçağ, 22 Mart 2012
Abdullah Gül:
"Afganistan'da ne işimiz var"
10 yıl sonra: "NATO görevi için oradayız"


Tayyip Erdoğan:
"Füze kalkanında düğme bizim kontrolümüzde olacak"
Bir ay sonra: "Dediğimiz oldu. Düğmenin NATO kontrolünde olmasını istemiştik"

Tayyip Erdoğan:
"Ne işi var NATO'nun Libya'da"
Bir hafta sonra: "NATO Libya'ya Libya'nın Libyalılara ait olduğunu tescil etmek için gidiyor"

Taner Yıldız:
"Onların aldıkları karar bizi bağlamaz"
Ertesi gün: "İran'da petrol alımını yüzde 20 azalttık"
Büyük ülke olmanın getirdiği kıvrak politikalar bunlar.

Amerika höt deyince 180 derece dönen ülkelere büyük ülke denilir.
Dikkat ederseniz, dönüş hızı eskiden 10 yıl iken şimdi 1 güne inmiş.
Büyük ülkenin hızlı gelişmesi. Dönüş hızı artıyor.