29 Ağustos 2025 Cuma

Külliye'deki Cumhuriyet karşıtı Alevi açılımı çalışması

"Milli Birlik ve Beraberlik Çalışması" adı altında hazırladıkları öneriyi hazırlayanlar, bu çalışmanın Cumhurbaşkanı'nın masasında olduğunu açıkladılar.

Bu çalışmanın özünde "Alevi Açılımı" olduğu görülüyor.

+++

Çalışmayı yapan 2 kişi şunlar:
- Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kuruluşu Üyesi Dr. Ali Arif Özzeybek
- Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Hukuk Politikaları Kuruluşu Başkanvekili Mehmet Uçum'un yakını Gazeteci Mehmet Çek.

Dolayısıyla, bu çalışmadan Cumhurbaşkanımızın haberinin olmadığı öne sürülemez.

+++


"Biz Aleviler" denilerek Aleviler adına yazıldığı gözümüze sokulan çalışmanın
Alevileri Atatürk ve Cumhuriyet aleyhine kışkırtma amaçlı olduğu anlaşılmaktadır. İşte o bölümler:

"21. yüzyılın parlayan yıldızı Erdoğan liderliğinde Cumhuriyeti yeniden üreten, daha demokratik bir boyuta taşıyan gözü kara kadroları, “Bu topraklarda Aleviler Sünniler birbirinin hamisidir” diyerek mezhepçilik kapısını daha ilk günden elinin tersiyle iten liderliği cumhuriyet tarihinin bütün mağdurları, ‘ötekiler’i gibi biz Aleviler için de bir umut ışığı olmuştur." 

"Bizler, yeni-sivil bir anayasa tartışmaları çerçevesinde Alevi toplumuyla yüzyıllık bir helâlleşme ve kucaklaşmaya vesile olacak demokratik adımlar da atılabilir, Alevi yurttaşlarımızın da kendi inançlarını hiçbir ayrımcılığa maruz kalmadan yaşayabilmesi ve eşit haklardan yararlanabilmelerinin önü açılabilir."

Çalışmanın tam metni için bakınız: 

Diyorlar ki: Yüz yıl önce yani 1925'de Atatürk önderliğindeki Cumhuriyet, diğer bütün mağdurlar gibi Alevileri de mağdur etmişti, "ötekileştirmişti". İşte yüz yıldır süren bu mağduriyeti şimdi kaldırıyoruz.

Kimlerdi diğer mağdurlar? Tekke ve zaviyeleri kapananlardı. Ancak cemevleri kapatılmamıştı. Alevilerin mağdur edildiği doğru değildi.

2014 yılında Cemevleri bahane edilerek 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Yasası kaldırılmak istenmişti. Alevilere "Atatürk'ün Devrim Kanunlarını yıkma yolunda ilk darbeyi siz vurun" önerisi yapılıyordu.

Şimdi aynı konu üstü örtülü şekilde "yeni-sivil anayasa" adı altında öne sürülüyor. Çünkü 677 sayılı Devrim Kanunu, yüz yıldır Anayasa koruması altındadır.

Halbuki tekke ile cemevi birlikte konu edilemeyecek kadar ayrı iki kavramdır. Zaten o dönemlerde cem törenlerinin yapıldığı yerler ile şimdi cemevi olarak bilinen yerler aynı değildir. Yüz yıl önce cemevleri kapatılmamıştı, çünkü o zamanlar cemevi yoktu. O yüzden yüz yıldır Alevilerin mağdur edildiği suçlaması doğru değildir.

Ayrıntılı bilgi için bakınız:
Cemevi bahanesi ile tekke - zaviye kumpası 

+++

Bu çalışma, Alman Devleti ile FETÖ tarafından piyasaya sürülen Alevileri Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı olarak gösteren rapor ile aynı amaca hizmet etmektedir.

Fethullahçıların "Dinler Arası Diyalog" projesi ile aynı siyaseti paylaşan Alman Protestan Kilisesi'nin Dinler Arası Diyalog Masası tarafından hazırlanan 1998 tarihli "Alevilik Raporu" şu maddeyi içeriyor:

Madde 3:
"Aleviler, Sünnilerin tersine, kendilerini Türk olarak görmezler.
Türkiye Cumhuriyeti'ne ve özellikle Atatürk'e karşı soğukturlar. (antipatileri vardır)"

Gözümüzün içine baka baka gerçeklerin tam tersini yazıyorlar. Çünkü böyle olmasını istiyorlar, bunun için çalışıyorlar.

+++

Bu çalışmayı yapanlar "Hayır bizim amacımız o değil, biz 15 Temmuz'da FETÖ darbesine karşı çıktık" diyebilirler. 

Ancak bu, sonucu değiştirmez. "Biz denize ıslanmak için girmedik" demenin bir anlamı yoktur. Yaptığınız çalışma NATO, ABD ve Almanya'nın çıkarları ile uyumludur. 
Türkiye'ye zarar verecek bir çalışmadır.

Bu konu ve "Alevilik ayrı bir dindir" dayatması konusunda ayrıntılı bilgi için bakınız:
Aleviler kendilerini Türk olarak görmezler, 
Atatürk'e karşı soğukturlar 

+++

Çalışmadaki "Alevi Lisesi" önerisi bölücüdür. Böyle bir öneri ileride Caferi Lisesi, Şafii Lisesi gibi istekleri doğurur hatta Doğu Perinçek'in dediği gibi Menzilciler bile "Biz de inanç gurubuyuz" diyerek devreye girebilir.

Çalışmayı hazırlayanlar "Biz Aleviler" diyorlar ama
Hacı Bektaş-ı Veli'nin adını bile yanlış yazmışlar

Bu öneri, PKK'nın "ana dilde eğitim" isteği ile de uyumludur. Mezhep temelli lise olursa etnik temelli lise neden olmasın? Kürt Lisesi, Arap Lisesi derken paramparça oluruz.

Alevi Lisesi, Tevhid-i Tedrisat (Öğretimin Birliği) Yasası'na aykırıdır. Bu yasanın altına bomba koyup milleti bölmeye, Alevi ile Sünniyi birbirinden ayırmaya neden olur.

Anayasa tarafından "Anayasa'ya aykırı olduğunun iddia edilmesi yasaklanmış" olan Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nu arkasından dolanarak geçersiz hale getirmeyi amaçlayan bir öneridir Alevi Lisesi önerisi.

İmam Hatip Lisesi'nin karşısına Dedelik eğitimi verecek Alevi Lisesi çıkarmak halkımızı Alevi - Sünni diye bölmeye çalışan NATO'nun ekmeğine yağ sürer. 

+++

Doğu Perinçek:
“Tam Amerika Birleşik Devletleri'nin ve İsrail'in planlarına uygun bir rapor. Türkiye'nin direncini kırmak, Türk Milleti’ni meydana getiren unsurları, Türk’tür, Kürt’tür, Alevi’dir, Sünni’dir, bunları millet dışı kimliklerin içine çekmek, hapsetmek için hazırlanmış."
Aydınlık 25 Ağustos 2025

+++

25 Ağustos 2025 Pazartesi

Silah Bırakma Komisyonu'nun altına konulan bombadan Hükûmet sorumludur


PKK'nın silah bırakması konusunda Meclis'te bir komisyon kuruldu. AKP, CHP, MHP, DEM başta olmak üzere bir çok parti komisyona katıldı. "Bu konuda ne yapmalı" sorusuna yanıt arayışı başladı.

Ancak bir sorun vardı: Komisyonu toplama kararı alan Ak Parti Hükûmeti'nin bile bir çözüm önerisi yoktu. Katılımcılar konu ile ilgili ilgisiz konuşup durmaya başladılar.


Doğu Perinçek bunu "havanda su dövme komisyonu" olarak eleştirdi: "Komisyon niçin kurulur? Öneri götürürsünüz, komisyon onu tartışır. Ama öneri götürmediğin zaman havanda su dövüyorsun. Tartışma konusu olmayan komisyon olmaz. Vatan Partisi 15 maddelik Af Kanunu hazırladı, bunu komisyona yolladık."

Daha sonra katılımcı partiler geçmiş kanlı olayları gündeme getirdiler. Perinçek bunu "Havanda su dövüyorlardı, şimdi kan ve gözyaşı dövüyorlar" diye eleştirdi.  20 Ağustos 2025


Video kaydı

"Yarayı kaşıyan, çözüm getiren değil de yarayı kanatan bir komisyon. Havanda su dövmek dedim ama, gözyaşı ve kan dövmek. Öyle bir komisyon."

+++

Konuşmalar öyle bir yere geldi ki, "PKK'lıların silah bırakması nasıl yönetilir, silah bırakanlar ne olacak" sorusuna yanıt aranacak yerde "Kürdistan nasıl kurulur" önerileri ortaya atılmaya başlandı. CHP de diğer yandan "İmamoğlu ve Demirtaş serbest bırakılsın" konusuna girdi.

Bu durumda sürecin başında %65'e yaklaşan halk desteği %40'ın altına indi. Komisyon, silah bırakma sürecinin altına bomba koyma işlevi görmeye başladı.

Bu durumdan birinci derecede Hükûmet sorumludur.


Aydınlık böyle diyor ama, bunun sorumlusu "Gelin konuşun" deyip konuşmalara, önerilere bir sınır, çerçeve çizmeyen Hükûmet. 

+++

Yapılması gereken şey, bir çözüm önerisi olmasa bile, Ak Parti Hükûmeti komisyonun çalışmasını şu şekilde sınırlamasıydı:
1
Bu komisyon Öcalan'ın PKK'ya 
"devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir."
talimatının uygulanması konusunda toplanacaktır.
2
Komisyon, "Silah bırakan PKK üyelerinin Türkiye'ye dönerek devlet ve toplumla bütünleşmeleri için ne gibi düzenlemeler yapılmalı" sorusuna yanıt arayacaktır.
3
Bu komisyonda görüş bildirenler Öcalan'ın:
"ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır." saptamasına aykırı hiç bir öneri getiremezler.
Çünkü:
- kültüralist çözümler (ana dilde eğitim, Kürtçenin devlet 
  dairelerinde kullanılması gibi)
- idari özerklik
- federasyon
- ayrı ulus-devlet (Kürdistan)
istekleri Öcalan tarafından "tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamadıkları" gerekçesi ile reddedilmiştir.
4
Öcalan'ın "devlet ve toplumla bütünleşme" talimatı uyarınca 
"ayrı örgütlenme" 
-  "Anayasa'ya etnik ve mezhepsel kimliklerin konulması"
ve benzeri öneriler getirilemez.

+++

Bu çerçeve çizilmediği için, komisyona katılan bölücüler "Kürdistan nasıl kurulur" hedefine yönelik öneriler yapıyor.

Önce DEM Parti komisyona bir öneri sunuyor: "Şu şu örgütler gelsin komisyonda konuşsun"

Kendisinin bölücü konuşmalar yaptığı yetmiyormuş gibi,  ne kadar bölücü örgüt varsa çağırıyor, komisyon da bu örgütleri dinlemeyi kabul ediyor...     13 Ağustos 2025

Vatan Partisi karşı çıkıyor:



+++

Bu örgütler komisyonda ağlayıp sızlamaya, "Kemalist devlet bizi perişan etti" demeye başlayınca Perinçek "Havanda kan ve gözyaşı dövme komisyonu" eleştirisi yapmıştı.


+++

Cumhurbaşkanımız:


demiş ama, hiç kusura bakmasın, bunun sorumlusu bizzat kendisidir. Çünkü:
- Komisyona üzerinde tartışılacak bir öneri sunmamıştır
- Vatan Partisi'nin Af Kanunu önerisini görmezden gelmiştir
- Komisyonda konuşulacak konulara yukarıda belirttiğimiz 
  sınırlamaları getirmemiş, herkesin ağzına geleni söylemesi
  için ortamı kendisi yaratmıştır.

Bu yüzden, "Silah bırakıp Türkiye'ye dönersek bize ne yapacaklar" diye bekleyen PKK'lılar, ABD'nin "Bakın faşist Türk devleti size af kanunu çıkarmıyor, dönerseniz hapislerde çürüyeceksiniz. Alın silahı Suriye'ye gidip PYD'ye katılın" çağrısına uymakta, Öcalan'ın başlattığı silah bırakma süreci ilerlememekte, dağ fare doğurmaya doğru gitmektedir.

Hükûmet bilerek veya bilmeyerek,
komisyondaki bölücüler ise bilerek
sürecin altına bomba koymaktadır.

Ancak sonuç itibariyle, bir ülkede yapılan ve yapılamayan her şeyden birinci derecede Hükûmet sorumludur. Komisyonu suçlamak sorumluluğu örtemeyecektir.

Arz ederim.

+++

Arşiv:

PKK Kongresi toplandı, 

Özgür Özel’e tokat, 
Vatan Partisi’nin PKK’ya af çalışmasına karşı atıldı
https://aliserdarbolat.blogspot.com/2025/05/ozgur-ozele-tokat-vatan-partisinin.html

+++


18 Ağustos 2025 Pazartesi

Suriye Rus askerlerini özledi. Eş-Şara, Rusları davet etti. Neden?

Rusya’nın köklü gazetelerinden Kommersant“Suriye Rus Askerlerini Özledi” başlığıyla yayınladığı haberde, Şam yönetiminin Rus askerlerini Suriye sınırlarını korumak için yeniden bölgeye çağırdığını yazdı. 

Habere göre Şam, Rus askeri devriyelerinin Aralık 2024’teki rejim değişimine kadar yaptığı gibi Suriye’nin güneyinde  görev yapmasını talep etti. 

                                                Kommersant, 11 Ağustos 2025

Suriye yönetimi Rus askerinin Suriye'ye dönmesini neden istedi? Hani HTŞ lideri Culani (Eş-Şara) ABD'nin adamıydı, Şam'da yönetime gelince taraf mı değiştirmişti?

Anlaşılmayan nokta şu: ABD Culani'yi "Esad'ı devir başa geç" diye desteklemedi ki. "Esad'ı zayıflat ki PYD ile uğraşacak mecali kalmasın, ben de bu arada Kürdistan'ı kurayım" diye destekledi. 

Esad'ın PYD ile mücadeleye girmesi için önce başta HTŞ olmak üzere isyancıları devre dışı bırakması gerekiyordu. Çünkü ordu doğuya yönelirse kuzeybatı'dan arkadan vurulabilirdi. Esad ile HTŞ birbirini yok edemediği için ABD planı işliyor, PYD Fırat'ın doğusunda kurduğu özerk bölgeyi giderek sağlamlaştırıyordu. 

Sonunda aşağıda ayrıntıları verilen gelişmeler ABD planını bozdu ve Esad devrilince Culani ile PYD karşı karşıya kaldı.

Culani'nin PYD'nin üzerine gitmesini önlemek için Lazkiye (Aleviler) ve Suveyda (Dürziler) olayları tezgahlandı. 

Zor durumda kalan Culani, ABD'nin Kürdistan planına karşı  Türkiye ve Rusya'dan yardım istemek zorunda kaldı.

Şam'da hangi yönetim olursa olsun, ülkenin bölünme tehdidine karşı müttefikler bulmak zorundaydı.

Suriye'nin bölünmesini, Kürdistan kurulmasını isteyenler: 
ABD, İsrail ve AB yani Atlantik (NATO) cephesi

Buna karşı olanlar: 
Suriye, Türkiye, Rusya, İran yani Avrasya cephesi.

Denklem budur. Şam'da yönetimde kim olursa olsun, cepheler değişmeyecektir. Şam nesnel olarak (ülkesini böldürmemek için) Avrasya cephesinde olmak zorundadır. Çünkü Suriye'yi bölmek için saldıran Atlantik cephesidir. 

Gördüğünüz gibi:


31 Temmuz 2025 günü Moskova'daki görüşmede Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Suriyeli mevkidaşı Şeybani'ye: 
"Suriye halkına destek sağlamaya hazırız" demişti.

Görüşmeden sonra Kamışlı çevresinde Rus askeri devriyelerinin iki helikopter eşliğinde hareket ettiği gözlendi.

Nusaybin ilçemizin tam karşısında yer alan Kamışlı ilçesi yakınındaki havalimanı halen Rus askerlerinin denetiminde.

Esad'ın düşmesinden sonra Ruslar 
Kamışlı Havalimanı'nda
Akdeniz kıyısındaki Tartus Deniz Üssü'nde ve
Lazkiye'deki Hmeymim Hava Üssü'nde
kalmaya devam ettiler.

Ruslar şimdi de Suriye'nin güneyinde İsrail sınırındaki Süveyda'da devriye gezmeye başlarsa, İsrail saldırıları engellenebilir. Şam böylece Dürzi sorununu da çözer. Geçmişte Ruslar Esad ile Dürzilerin arasını yapmıştı.



Moskova Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Perinçek: "PYD'nin Öcalan'ın talimatlarına uymadığı anlaşıldı. Eğer Şara yönetimi gerçekten Suriye'nin toprak bütünlüğünü istiyorsa, Astana sürecine (Rusya-Türkiye-İran-Suriye) dönmek zorunda. Alternatif bir seçenek yok. Başka bir güç havadan inmeyecek ve İsrail ile ABD, Kürdistan kurma planlarından vazgeçmeyecek"

+++

Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara: “Bazıları Suriye'yi bölme, kantonlar oluşturma arzusunda ve İsrail’den destek almaya çalışıyor. Ancak mantıksal, politik, etnik ve kültürel olarak Suriye’nin bölünmesi imkansız. Suriye'de bölünmeyi savunanlar siyasi olarak cahil ve hayalperesttir. Hayalperest fikirler, savunucularını çoğu zaman intihara sürükler. Suriye'nin lider olma fırsatı var ve sermayesi iç birliğinde yatıyor. Ancak Suriye'nin güçlü olmasını istemeyen uluslararası güçler var ve bu yüzden ülkenin en önemli temeli olan iç birliğini baltalıyor." Taç başı uslandırır

+++

Pentagon'un psikolojik savaş elemanı Michael Rubin: 
"Şara sadece İslamcı bir Beşar Esad"

Muhalif Şeyh Abdullah Tamimi:
"Şara da Esad gibi federal bir sisteme karşı"

SDG (PKK-PYD) elebaşı Mazlum Abdi:
"Şara yönetimi de Baas gibi merkezi ve otoriter.
Suriye Arap Cumhuriyeti adından Arap sözcüğü kaldırılmalı."

SDG lider kadrosundan İlham Ahmed:
"Baas rejimi ile çözüm olmaz. Özerk yönetimle olur"

Bu açıklamalar, Atlantik cephesinin (NATO+İsrail) Suriye'yi bölerek Rojava (Batı) Kürdistan kurma planında ısrarcı olduğunu göstermektedir.

ABD'nin SDG'ye silah göndermeye devam etmesi de bu amaçladır.

+++

İsrail "Esad'ı biz yıktık" diye övünüyordu. Trump ise "Esad'ı Erdoğan yıktı" diyerek suçu Türkiye'ye atmaya çalışıyordu:
"Erdoğan çok zeki biri. Bunu binlerce yıldır istiyordu ve başardı. Türkiye çok fazla can kaybı olmadan dostane olmayan bir şekilde kontrolü ele geçirdi. Esad bir kasaptı."
Bakınız: 

Gerçek neydi? Esad neden ve nasıl yıkılmıştı? Görelim:

+++

Temmuz 2013:
CIA'ya bağlı CFR (Dış İlişkiler Konseyi) Üyesi ve kıdemli CIA Analisti Stephen Larrabee, Aydınlık'a şu açıklamayı yaptı:
"Suriye konusunu etkileyen mesele, ABD yönetiminin gönderilecek silahlarla ilgili korkularıdır. ABD, isyancılara daha fazla sofistike silah gönderirse, El-Kaide benzeri örgütlerin eline geçmesinden ve sonuçta ABD'ye karşı kullanılmasından çekiniyor."

Neden?
ABD'nin korkusu: Ya Esad devrildikten sonra isyancıların kuracağı yeni yönetim de Irak'taki Maliki gibi "Topraklarımda Kürdistan kurdurmam" diye tutturursa?

 ABD'nin muhalefete yaptığı silah yardımı muhalefetin Esad'ı yıkmasına yetecek kalite ve miktarda olmadı. Çünkü, Esad ve muhalefet arasındaki savaşın mümkün olduğu kadar uzun sürmesi ve her iki tarafın da aşırı derecede yıpranması gerekiyordu. 

Bu sayede, PKK'nın Kuzey Suriye'ye iyice yerleşmesi ve bir devlet kurmak için gereken yapıları adım adım kurabilmesi mümkün olacak ve gerek Esad, gerekse muhalefet Rojava'da kurulan PKK devletine müdahale edemeyecek kadar yıpranmış, güçten düşmüş olacaklardı.

Bundan dolayı ABD, Esad'ı devirmek istemiyordu. Çünkü asıl amaç Suriye'yi bölüp Rojava (Batı) Kürdistan'ı kurmaktı.
 
Bakınız:
Somali saldırısının anlamı 

ABD Genelkurmay Başkanı Gen. Martin Dempsey bunu çok daha özlü bir şekilde Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komite Üyesi Eliot Engel'e gönderdiği mektubunda şöyle açıklamıştı:
"Esad güçlerine karşı mücadele eden muhalifler kontrolü ele geçirmeleri halinde ABD'nin çıkarlarını desteklemeyecekler."

Yani:
"Esad'ın yerine gelecek olan HTŞ gibileri de tıpkı Irak'ta Maliki'nin ve şimdi Esad'ın yaptığı gibi Suriye'de Kürt devleti kurmamıza karşı çıkacaklardır. O halde Esad'ı niye devirelim? Bırakalım sonsuza kadar birbirlerini tüketsinler." diyordu.

Ayrıntılı bilgi için bakınız:
ABD niçin Esad'ı devirmek istemedi 

+++

Ancak ABD'nin bu planı yürümedi. Putin'in ısrarlı tavsiyelerine ve Erdoğan'ın ısrarlı çağrılarına rağmen Esad'ın Erdoğan ile anlaşmayı kabul etmemesi sonucunda Türkiye İdlib (HTŞ) çevresindeki kuşatmayı kaldırdı. Bu, Esad'ın sonu oldu.

Ayrıntılı bilgi için bakınız:
Esad neden ve nasıl devrildi 

+++

Arşiv:
Yobazların son çırpınışı: Şam'da kimyasal silah 

+++