5 Aralık 2014 Cuma

Baretli General Yatağan savunmasında

Gökyüzünden işçi barikatına

E Hava Tümgeneral Beyazıt Karataş Yatağan nöbetinde

Aydınlık, 5 Aralık 2014

BALYOZ davasından 3 yıl hapis yatan İşçi Partisi üyesi Karataş, vatan savunmasına işçi barikatında devam ettiğini şöyle anlattı:

"Bir havacı olarak ülkemi nasıl gökyüzünde savunduysam, şimdi de pilot kaskımı çıkarmış, işçi baretimi takmış olarak vatan savunmasında olacağım."

"İşçi Partisi'nin bir askeri olarak "Vatan ve Emek Nöbeti" için Yatağan'dayım."

"Özelleştirmenin artık son duraklarına yaklaştık. Türkiye'de satılmadık bir şey kalmadı. Yatağan, direnişin son kalesi oldu."

"Özelleştirmeyle birlikte ülkenin geçmişten gelen Cumhuriyet değerleri de satılmış oluyor."
"Yatağan işçileri aslında tüm işçiler adına mücadele ediyorlar."

"Muhalefet partilerine de çağrı yapıyorum. Şu anda Yatağan'daki işçilerimizin yanında olmanız gerekirken, sadece seçimden seçime mi geleceksiniz?"

Aydınlık, 5 Aralık 2014

3 Aralık 2014 Çarşamba

RennanHoca'yı kimler uğurladı, kimler yan çizdi


Rennan Hoca, cezaevine gireceği 27 Kasım günü Bornova'da "Evren ve Evrim" konulu bir konferans verdi. Salonda "Rennan Hoca yalnız değildir" sesleri yükseldi.

Konferanstan sonra Foça'ya doğru yola çıkan Hocaya ailesi, öğrencileri, sevenleri, İşçi Partisi, Türkiye Gençlik Birliği, İzmir Tabip Odası, Ege Öğretim Elemenları Derneği, Tüm Öğretim Elemanları Derneği, Dokuz Eylül Öğretim Elemanları Derneği, Eğitim İş, Ulusal Kanal eşlik ettiler.

Foça Cezaevi kapısına kadar yürüyerek güleryüzle gitti, "Karanlıkları yırtıyoruz" diye seslendi.


Kılıçların Efendisi'ne göre laiklik tehlikede olmadığı için CHP ileri gelenleri Rennan Hoca ile ilgilenmeye gerek duymamışlardı.
Hatta Hoca ile birlikte 5 aya yakın hapiste kalacak olan laiklik orada daha da emniyette olacaktı.

CHP ileri gelenleri o sırada "Meclis Başkanı özür dilesin" demekle, kentsel dönüşüm açıklamaları yapmakla, yayın yasağını eleştirmekle, basına uzun uzun MYK toplantı sonuçlarını anlatmakla, Seyit Rıza'nın torunları ile ve LGBT'lilerle Meclis'te gazetecilere poz vermekle meşguldüler.

İşte bu durumları gösteren 3 dakikalık görüntü kaydı:

*********

TGB, Ankara'da Rennan Hoca için yürüyüş yaptı.
2 dakikalık görüntü kaydı:
*********

Ege Üniversitesi'ndeki eyleme Atatürkçü Düşünce Topluluğu, öğretim üyeleri, öğrenciler, Ege Öğretim Elemanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Can Ceylan, TGB İzmir İl Başkanı Meltem Ayvalı, İşçi Partisi İzmir İl Başkanı Tugay Şen, Birleşik Kamu-İş, Cumhuriyet Kadınları Derneği Genel Başkanı Canan Arıtman, Eğitim-İş, TÜMÖD, Vardiya Bizde Platformu, Genel Sağlık-İş, İzmir Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri de katıldı.

2 buçuk dakikalık görüntü kaydı:
*********
Aydınlık, 28 Kasım 2014
*********
arşiv:
Rennan Hoca'ya evrim kumpası 2 Aralık 2014
Rennan Hoca'nın Büyük Patlama'ya karşı bildirisi 1-12-2014
http://aliserdarbolat.blogspot.com.tr/2014/12/rennan-hocann-buyuk-patlamaya-kars.html

2 Aralık 2014 Salı

Rennan Hoca'ya evrim kumpası

Ülkemizin 5 astrofizikçisinden biri olan Prof. Dr. Rennan Pekünlü, sadece Büyük Patlama dayatmasına değil, "Akıllı Tasarım" ve "Yaratılış Bilimi" safsatalarına da karşı durdu. Hedefe konmasının en büyük nedenleri bu kararlı tutumu oldu. Türban bahane oldu.

ABD kuruluşları olan Yaratılış Bilimi Araştırma Merkezi CSRC ve Yaratılış Araştırma Enstitüsü ICR kaynaklı safsatalar "Evrim Aldatmacası" adlı kitapta Harun Yahya takma adlı kişi tarafından derlenmişti. Darwin teorisini çökerttiği iddia edilen bu kitap parasız dağıtılıyordu. 16 Mayıs 2012'de Marmara Üniveristesi'nde yapılan sempozyumda Akıllı Tasarım ve Yaratılış Bilimi konuları işlenerek bilime karşı bayrak açılmıştı.

Aynı gün İzmir'de Rennan Hoca Ege Üniversitesi Fen Fakültesi bahçesinde düzenlenen açık hava panelinde Darwinci evrim kuramını ve materyalizmi anlattı.

Başta ZAMAN olmak üzere yandaş gaz tenekelerinin "Türbanlı öğrencileri fişledi" diye başlattıkları kampanyada kullandıkları fotoğraf, o gün çekildi

16 Mayıs 2012 - Rennan Hoca açık hava panelinde Darwin'i anlatıyor.

*********
1981 yılında ABD'li Senatör Aquillard, okullarda evrim teorisi ile birlikte yaratılış efsanesinin de bilimsel bir teori olarak okutulması için 590 sayılı Yasa Tasarısını hazırladı. Arkansas Valisi tasarıyı onayladı. Tasarıya karşı çıkanlar Yüksek Mahkeme'ye başvurdu.
*********

ABD Yüksek Mahkemesi'nin tanık olarak dinlediği Dr. Larry Parker şöyle konuştu:
"Kamuoyu yoklamaları, Amerikan halkının büyük bir çoğunluğunun evrim öğretiliyorsa yaratılış biliminin de öğretilmesi gerektiğini düşündüğünü ortaya çıkarmıştır."

*********
ABD Yüksek Mahkemesi Kararı şöyle:

"Amerikalıların önemli bir çoğunluğunun bir yaratıcı kavramına inandığı, en azından buna karşı çıkmadığı, okul çocuklarına bunun (yaratılışın) öğretilmesinde yanlış bir taraf görmediği kuşku götürmez."

"Ancak, Anayasa'ya yapılan Birinci Düzeltme İlkelerinin içeriği ve uygulaması kamuoyu tarafından veya çoğunluğun oyu ile belirlenmemiştir. Dolayısıyla, 590 Sayılı Yasa Tasarısı'nı savunanların çoğunluk veya azınlık olmasının, Anayasal bir yönetim sisteminde hiç bir anlamı yoktur."

"Ne denli geniş veya dar olursa olsun, herhangi bir kitle, kamu kuruluşlarını kullanarak, dinsel inançlarını başkalarına dayatamaz. Kamu kuruluşları içindeki en önde gelen ve en etkili kuruluşlar ise devlet okullarıdır."

"Yaratılış Bilimi bilim olmadığı için, kaçınılmaz olarak şu sonuca ulaşıyoruz: 590 sayılı Yasa Tasarısının bir tek gerçek etkisi vardır ki o da bir dinin yüceltilmesidir."
"Bu da, Anayasa'nın devletin din işlerine müdahalesini yasaklayan Düzen Maddesi'ne (Establishment Clause) aykırıdır."

"İnsanlığın başlangıcı ile ilgili tüm teorilerin seküler (Amerikan tipi laiklik) bir anlayışla okul programlarına yansıtılması bilimin etki alanını güçlendirecektir."

"Mahkeme, bu görüşünü ünlü Hakim Frankfurter'in şu düşüncesi ile kapatacaktır:
"Şu inancımızı yineliyoruz: Ülkemizin varlığını, devletle dinin tamamen ayrılığının uygunluğu inancı üzerine kuruyoruz. Hem devlet, hem de din için en iyisi budur."

"590 Sayılı Yasa Tasarısı'nın yasallaşmasını tamamen yasaklayan bir karar alınmıştır"

*********
Yaratılış Bilimi veya Akıllı Tasarım denilen görüşlerin bilim olmadığı, dinsel görüşler olduğu, bu yüzden devlet okullarında okutulamayacağı ABD Yüksek Mahkemesi tarafından karar altına alınmıştır.

Kararın can alıcı noktası, halkın çoğunluğunun isteğine uyularak Anayasa'nın temel esaslarının değiştirilemeyeceğidir. Çünkü bu esaslar, halkın çoğunluğu tarafından değil, devleti kuran kurucu irade tarafından belirlenmiştir. Ve bu devlet yıkılıp yerine yeni bir devlet kurulmadan, bu esaslar değiştirilemez.

"Halk bizi seçti, istediğimizi yaparız" düşüncesinde olan AKP yöneticilerine ve yandaşlara acı bir haber olarak duyurulur.

*********
Kaynaklar:
Yaratılış Bilim Midir? Aydınlık, 30 Kasım 2014 (internete konulmamış)

*********

1 Aralık 2014 Pazartesi

Rennan Hoca'nın Büyük Patlama'ya karşı bildirisi


Ege Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rennan Pekünlü, Ortaçağ kalıntısı AKP Hükümeti tarafından boy hedefi haline getirildi ve onun şahsında laiklik hapishaneye gönderildi.


Rennan Hoca, Büyük Patlama (Big Bang) dayatmasına teslim olmayan ender bilim adamlarındandır. Yaratılış söylencesine benzetilebilecek yönleri olması dolayısı ile emperyalist ülke yönetimlerince desteklenen bu teori, sanki alternatifi olmayan, tüm bilim adamlarınca kabul edilmiş bir teori olarak sunuluyor. Büyük Patlama teorisine uygunluk göstermeyen gözlemler (örneğin ikiz yıldızlardaki bazı özellikler) gizleniyor. Renna Hoca, bu uyumsuzlukları Astronomi Bölümü tarafından çıkarılan dergide yayımlamıştı. Bu yazılardan bir kısmı Bilim ve Ütopya Dergisi'nde de basıldı.

Evreni açıklamaya yönelik diğer teoriler ise yok sayılıyor, onlardan hiç söz edilmiyor. Büyük Patlama zorla dayatılıyor.

*********
İ.Ü. Öğretim Görevlisi Tuncay Erciyes, Büyük Patlama ile ilgili kişisel görüşlerini ve Rennan Hoca'nın Büyük Patlama'ya karşı bildirisini feysbukta yayımladı. Özetleyerek veriyorum:
*********

Tuncay Erciyes'in 24 Kasım 2014 günlü yazısının özeti:

EVRENİN BAŞLANGICI BÜYÜK PATLAMA OLABİLİR Mİ?

Büyük Patlama kuramını öne sürenler şuna inanmamızı istiyorlar:
Evren yaklaşık 13 milyar yıl önce çok yoğun ve çok küçük bir noktadan ibaretti. Bu halde ne kadar kaldığı hesaplanamıyor. Çünkü patlamadan önce madde, enerji ve bu ikisinin varlığı ile tarif edilebilen ZAMAN yoktu.

Fizik bilimine göre tanımlanamayan, yani fiziksel olarak yok olan bu nokta, patlayarak ve ardından balon gibi şişerek, halen de şişmeye devam ederek, bugünkü fiziksel evrenimizi yaratır.

GENİŞLEYEN EVRENİN YARATTIĞI SORUNLAR

Evren nasıl bir mekan içinde genişliyor? Evrenin dışında, onun genişlemesine uygun bir mekan olması gerekir. Evrenimiz genişlerken, onu da genişletmektedir. Bu mekanın içinde başka evrenler de olabilir. Peki, bu mekan nasıl var oldu? Ve neyin içinde genişliyor? Böylece, kaçınılmaz olarak, sonsuz sayıda iç içe evrenlerin varlığını kabul etmek zorunda kalırız.

Kanımca, evrenin başlangıcı Büyük Patlama olamaz. Çünkü fiziksel olaylar zaman ve mekan içinde cereyan ederler. Büyük Patlama ise, fiziksel bir olay değil, bir yoktan var olma, yaratılma anıdır. Bu kuram, evrenin var oluşunun bilimsel değil, dinsel, metafizik (fizik ötesi, dışı) bir açıklaması olabilir ancak. Bu yüzden de VATİKAN bu kuramı benimsemiş ve CERN deneyine büyük maddi yardım vermiştir.
Sanki Ortaçağ'da imişiz gibi, bilimsel araştırmalar kilise tarafından yönlendiriliyor. Buna da kimse karşı çıkmıyor.

Metafiziğe ilgi duymama rağmen, sezgiye, araştırmasız kabule yani inanca dayanan metafiziğin bilimi yönlendirmesini kabul etmiyorum.

*********

Rennan Pekünlü'nün 18 Kasım 2004 günlü yazısının özeti:

BÜYÜK PATLAMA'YA KARŞI BİLDİRİ

NOBEL ÖDÜLLÜ BİLİM ADAMLARINDAN AÇIK MEKTUP

22 Mayıs 2004 günlü New Scientist Dergisi'nde "Bilim Dünyasına Açık Mektup" başlığı ile yayımlanan yazı Büyük Patlama tezine şöyle karşı çıkıyor:

Büyük Patlama modeli, giderek, artan sayıda düşsel varlıklara gerek duyuyor. Diğer bir deyişle, asla gözlenmemiş olgu ve süreçlerin var olduğu kabulüne dayanmak zorunda kalıyor.

Örneğin KARANLIK MADDE ve KARANLIK ENERJİ denilen, kimsenin görmediği, gözlemlemediği, var olduğu kanıtlanmamış hayali (düşsel) varlıkların (hayaletlerin) var olduğuna İNANMAMIZ isteniyor. Aksi halde uzayın şişerek genişlemesini açıklamak mümkün olamıyor.
Eğer bu hayaletler işin içine sokulmaz ise, uzay gözlemleri ile Büyük Patlama modeli arasında ölümcül bir uyuşmazlık, bir çelişki ortaya çıkıyor.

Böylisi hayaletlere, yara bantlarına (Batlamyus episaykıllarına) başvurma gereksinimi, fiziğin hiç bir dalında onaylanamaz.

Evrende gözlenen hafif elementlerin (Lityum, Döteryum, Helyum) anormal bolluğunu açıklamak için, Büyük Patlama modeli, EVRENİN ŞİŞMESİ denilen varsayıma (hayalete) gereksinim duyuyor. Ancak, böyle bir şişme için gerekli olan madde yoğunluğu, Büyük Patlama sırasında gerçekleştiği savunulan çekirdek birleşmelerinden (nükleer sentezden) oluşan yoğunluğun 20 katıdır.

Ayrıca, bu durumda, yani sadece Büyük Patlamada oluşan madde yoğunluğu ile yola çıkıldığında, evrenin yaşının 8 milyar yıl olması gerekir. Oysa ki hem Samanyolu'nda, hem de diğer gökadalarda 8 milyar yıldan milyarlarca yıl daha yaşlı yıldızlar bulunmaktadır. 8 milyar yıldan daha yaşlı yıldızların olması, Büyük Patlamada oluşan madde yoğunluğundan çok daha fazla madde yoğunluğu olması ile mümkündür.

İşte bu çelişkinin önüne geçmek için, evrende gözlemlediğimiz madde ve enerji dışında gözlemleyemediğimiz KARANLIK madde ve enerji hayaletleri olduğu varsayımı ortaya atılmıştır. Ve gereken eksik madde böylece sözde tamamlanmıştır.

Büyük Patlama kuramı, gözlemlerle sınayabileceğimiz bir tek nicel öngörüde bile bulunamıyor. Bu kuramı destekleyenlerin başarı diye sundukları şeyler, yapılan gözlemlerden sonra, kuramın çökmemesi için uydurulan bir dizi ayarlanabilir parametrelerdir.

Tıpkı Batlamyus'un DÜNYA MERKEZLİ EVREN modelinin çökmemesi için uydurduğu episaykıllar, yara bantları gibi.

Evreni açıklayan tek kuram Büyük Patlama değildir.

BAŞLANGICI VE SONU OLMAYAN, SÜREKLİ EVRİM GEÇİREN BİR EVREN hipotezine dayanan Plazma Evrenbilimi ve Durgun Durum Modeli de vardır. Bunlardan başka evren modelleri de vardır.

Tüm diğer evren modelleri evrendeki temel süreçleri (Hafif element bolluğunu, gökada kümeleri ve süper kümelerinin oluşumunu, kozmik mikrodalga ardalan ışınımını, gökadaların kırmızıya kaymalarının uzaklıkla nasıl arttığını) açıklayabilmektedir.

Diğer evren modelleri Büyük Patlama kuramının yapamadığını da yapmış, son zamanlarda gözlenen bazı süreçleri öngörebilmiştir.

Büyük Patlama yanlıları, diğer modellerin tüm gözlemleri açıklayamadığını öne sürebilirler. Bu, hiç şaşırtıcı olmaz. Çünkü diğer modellerle ilgili çalışmalar desteklenmedikleri için gelişmeleri sekteye uğratılmıştır.

Büyük Patlamanın eksik ve aksak yanları tartışılamıyor, incelenemiyor. Kuşkuya ve karşı görüşlere hoşgörü ile bakılmıyor. Genç bilim insanları, Büyük Patlama karşıtı sözler söylemeyip sessiz kalmayı öğrendiler. Kuşkularını dile getirdiklerinde, projelerine sağlanan PARASAL DESTEĞİ YİTİRMEKTEN KORKUYORLAR.

Yapılan gözlemlerin yorumları Büyük Patlama'yı destekler yönde ise "DOĞRU", değilse "YANLIŞ" olarak değerlendiriliyor.

Bilimsel makaleleri değerlendiren komitelerin hepsinde Büyük Patlama yanlıları baskın konumdalar.

Bu tavırlar, ÖZGÜR BİLİMSEL ARAŞTIRMA RUHUNA YABANCI, DOGMATİK bir aklın ortaya çıktığını gösteriyor.

*********