+++
CHP'nin başındaki Amerikancı NATO'cu Özel - İmamoğlu yönetimine karşı devrimci bir seçenek ortaya çıkmıştı.
CHP içinde NATO - ABD yandaşları ile karşıtları arasında iki çizgi savaşı başlamıştı. Venezuela'ya ABD saldırısı ve Başkan Maduro ile eşinin haydutça kaçırılması, bu iki çizgi savaşını daha da belirginleştirdi.
Kılıçdaroğulu'nun 5 Ocak 2026 günlü açıklaması şöyle:
Kılıçdaroğlu, ABD emperyalizmine karşı Venezuela'yı kayıtsız şartsız, "ama" ve "fakat" demeden destekledi.
Özel ve İmamoğlu gibi "Ama Maduro da adil olmayan seçimler yaptı, kendi halkına adaletsiz davrandı" demedi. ABD'yi mazur gösterecek şeyler söylemedi.
Şöyle konuştu Kılıçdaroğlu:
"Emperyalizm, dün Irak'ta Libya'da ve Orta Doğu'da, bugün ise Venezuela'da gerçek yüzünü göstermiştir."
"ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı'nı uluslararası hukuku yok sayarak, Venezuela halkının onurunu ayaklar altına alarak kaçırması emperyalizmin en tehlikeli yüzüdür."
+++
Kılıçdaroğlu, Vatan Partisi'nin on yıllardır anlatmaya çalıştığı, haritasını çizdiği "ABD bizi kuşatıyor" gerçeğini dillendirdi:
Şöyle konuştu Kılıçdaroğlu:
"Emperyalistler kapımıza dayanmıştır.
Zaman birbirimize bağlanma zamanıdır."
"Kardeşlerim, sömürgeci güçler kapınıza demokrasi, özgürlük, bağımsızlık ve refah içinde bir hayat getirmek için gelmezler."
"Emperyalistler
kuzeyimizde Gürcistan'da,
güneyimizde Ürdün'de,
batımızda Bulgaristan ve Yunanistan'da,
doğumuzda Irak ve Suriye'de,
Akdeniz'de Güney Kıbrıs'ta
askeri üsler ve açık denizlerde konuşlandırdıkları savaş filoları
ve Orta Doğu'daki işbirlikçileri ile
100 yıl sonra ülkemizin ve bölgemizin kapısına yine dayanmışlardır."
"100 yıl önce yedi düvel kapımıza dayanmışken birbirimize verdiğimiz sözü en derinden hatırlama vaktidir"
Vatan Partisi'nin çizdiği kuşatma haritası Bakınız:
+++
CHP yönetimi ise, Erdoğan'a vurma amacı ile sözde ABD'yi eleştirme maskesi altında Venezuela'ya yüklendi.
Erdoğan'a seslenen Özgür Özel:
"Maduro'yu desteklemekle o zaman da yanlış yapıyordun"
Yani: "Şimdi de desteklemekle yanlış yapıyorsun"
diyerek açıkça haydut Trump yönetiminin yanında yer aldı.
Neden? Çünkü Erdoğan'ı devirerek kendisini Başkan yapacak olan ABD emperyalizmi idi.
Böyle buyurdu Özgür Özel:
"Bu fotoğrafa iyi bak Sayın Erdoğan!
“15 Temmuz’da beni ilk arayan Maduro’ydu” diyordun.
“Maduro kardeşim, dik dur, yanındayız” diye seslenip, destek gönderiyordun.
Maduro, adil olmayan seçimler yaptığında, kendi halkına adaletsiz davrandığında “kardeşim” diyerek arkasında duruyordun. O zaman da yanlış yapıyordun.
Ama dostun Trump geldi, uluslararası hukuku çiğneyip kardeşin Maduro’yu yatak odasında eşiyle birlikte aldı, elini gözünü bağlayıp götürüyor.
Şimdi ne hazindir ki; bu fotoğraf karşısında susuyorsun.
Demokrasiyi savunman gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun.
Çünkü muhtaç hissettiğin Trump’tan çekiniyorsun.
İşte sizin demokratlığınız da dostluğunuz da kardeşliğiniz de bu kadar!"
+++
Özel, daha sonra Gurup toplantısında konuştu:
"Maduro kendi ülkesinde adil olmayan seçimler yapan, kendi halkına adaletsiz davranan, 20 binden fazla muhalifin ceza evlerinde tutulduğu ve kendi ülkesinde adil siyasi rekabeti ortadan kaldıran, dünya sisteminin eleştirdiği bir liderdi. Maduro adaletli davransaydı halkı ona sahip çıkacaktı."
Özgür Bey doğal olarak ULUSAL KANAL izlemediği için, diğer televizyonların vermediği Maduro'ya destek yürüyüşlerinden habersiz olarak konuşmaktadır.
Halk Maduro'nun arkasındadır. Devrim devam etmektedir.
Hani siz CHP olarak sosyal demokrat idiniz.
"Sosyalist Enternasyonal" üyesi idiniz.
Sosyalist devrim yolunda ilerleyen Venezuela'ya bu düşmanlığınız nedendir?
Çünkü sahtekarca "Sosyalist Enternasyonal" adını kullanan emperyalizmin bu uğursuz örgütü sosyalizme düşmandır.
Bakınız:
21. Yüzyıl sosyalizmi
https://aliserdarbolat.blogspot.com/2013/03/21-yuzyl-sosyalizmi.html
+++
İmamoğlu da şöyle buyurdu:
"Venezuela’da yaşananlar hepimize hayati bir gerçeği hatırlatıyor. Nicolás Maduro, seçimlerde halkının iradesine saygı göstermeyen, demokratik değerleri sistematik biçimde ihlal eden otoriter bir lider. Hükümetimiz, bu şaibeli seçimlerin sonuçlarını tanımış, bununla da kalmayıp Maduro’yla yakın ilişkiler kurmuştur."
Ve "Ne Sam ne Saddam", yani haklıyı ve haksızı aynı kefeye koyma siyasetini devam ettirdi:
"Ancak bir yönetimin otoriter olması, başka bir devletin askerî müdahalesini haklı çıkarmaz. ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi uluslararası hukukun açık bir ihlalidir."
Evet, ABD saldırısı kötü ama Maduro da otoriter (diktatör).
O da kötü, bu da kötü. Biz tertemiziz, saldırgana karşı saldırıya uğrayanın yanında asla durmayız. Tarafsızız.