Yıl 1923 : Okuryazar oranı kadınlarda binde 4, erkeklerde %7 = Toplam %3,5
Yıl 1928 : Harf devrimi ile Atatürk Alfabesi kabul edildi
Yıl 1935 : Okuryazar oranı %25
+++
dam!
Okuryazarlığın hızla artmasında Atatürk Alfabesi'nin büyük rolü var. Bunun en büyük nedeni Atatürk Alfabesi'nde sesli harflerin tümünün olması.
Arap harflerini kullanan Osmanlı Alfabesi'nde sesli harf olarak yalnızca elif ve ayın harfleri var. Ancak bu iki sesli harf de belli bir sese karşılık değil.
Elif harfi A, E, I, İ karşılığı veya kendisinden sonra gelen V harfini O okutmak veya kendisinden sonra gelen Y harfini İ okutmak gibi değişik sesler verirdi.
Ayın harfi ise bazen A, bazen İ, bazen O sesi verirdi.
He harfi bazen E sesi verirdi.
V harfi (vav) ise O, Ö, U, Ü seslerine karşılık olarak kullanılırdı.
Kısacası. Osmanlı Elifbasında A, E, I, İ, O, Ö, U, Ü seslerine karşılık gelen harfler yoktu.
+++
Osmanlı, Arap Alfabesindeki Z, C ve B harflerine noktalar ekleyerek elde edilen J, Ç ve P harflerini Fars Alfabesi'nden almıştı.
Ancak A, E, I, İ, O, Ö, U ve Ü sesleri için bir çözüm yolu bulamamıştı. Farslar da bu işin üstesinden gelememişti.
(Not: Arapçada J, Ç, P, O ve Ö sesleri olmadığı için bunlara karşılık gelen harfler de doğal olarak yoktu)
+++
Atatürk Alfabesi'nin (Abecesi'nin) üstünlüğü şuradadır:
Bu Abece'de ağzımızdan çıkan her sese karşılık gelen bir harf vardır. Her ses için yalnızca bir harf vardır. Bu Abece ile yazılırken bir ses için değişik harfler kullanılmaz. Örnek: A sesi yalnızca A harfi ile yazılır.
Bu Abece'deki bir harfe karşılık gelen yalnızca bir ses vardır. Bu Abecedeki bir harf değişik sesler vermez. örnek: A harfi yalnızca A olarak okunur.
Kısacası, bu Abece'de ses - harf eşleşmesi %95,33 olarak rekor kırmıştır. Dünyadaki diğer Alfabeler bu oranın yarısına bile erişemiyor.
Örneğin Osmanlı Elifbası'nda bu oran %21,14'te kalmıştır.
İngiliz, Fransız gibi batı Alfabelerinde bu oran daha da düşüktür.
Dolayısıyla, Atatürk Abecesi'ne "Dünyanın en mükemmel alfabesi" diyebiliriz. Çünkü bu Abece ile ağzımızdan çıkan her sözcüğü yazabilir ve her sözcüğü, önceden görmemiş bile olsak okuyabiliriz. Diğer alfabeler bunu yapamaz.
Örneğin bir Amerikalı, KILIÇ yaz dersen yazamaz. KÖRÜK yazamaz. Ama ben Amerikalının ağzından çıkan her sözcüğü yazabilirim. VOTIR yazarım, SPEŞIL yazarım ve okurum.
Okula yeni başlayıp harfleri öğrenen Amerikalı bir çocuk, sözcükleri yazamaz. O sözcüğün nasıl yazıldığını görmesi gerekir. Örneğin su anlamına gelen VOTIR sözcüğünü nasıl yazsın? Çünkü bu sözcük WATER olarak yazılıyor.
O sesinin A harfi ile, I sesinin E harfi ile yazıldığını bilmesi için müneccim olması gerekir. Öğretmeni WATER yazar, çocuğa "İşte VOTIR böyle yazılır" der, çocuk ondan sonra o kelimeyi görünce okuyabilir ve kendisi yazabilir.
Halbuki, Atatürk Abecesi'ni öğrenen her çocuk, duyduğu her sözcüğü hemen yazabilir ve yazılı her şeyi okuyabilir. Çünkü biliyor ki A sesi A harfi ile yazılır ve A harfi A sesi ile okunur. Bu kadar basit ve kolay.
+++
Latin alfabesine dayalı Türkçe yazı sisteminde harf-sesbirim eşleşmesi %95.33 oranıyla tam olarak gerçekleşmiş, Arap alfabesine dayalı Türkçe yazı sisteminde bu oran %21.14'te kalmıştır
+++
Bu konuyu 7 Ekim 2013 günlü yazımda örnekler vererek işlemiştim.
Bakınız:
Q, W, X harfleri ve Atatürk Alfabesi'nin eşsizliği
+++

ülkemizin çok gelişmiş olduğundan belli oluyor
YanıtlaSilÜlkemizin "çok gelişmiş olmamasının bu konuyla nasıl bir ilgisini kurdunuz? Kemalist politikaların 1938 sonrasında terk edilmiş olmasının sonuçlarını kemalist politikalara bağlamayı düşünmüyorsunuz sanırım.
Sil