Fener Rum Patrikhanesi yıllardır "Ekümenik" olduğunu yani dünyadaki tüm Ortodoks Hıristiyanları temsil ettiğini öne sürmektedir. Tıpkı Vatikan'daki Papa'nın dünyadaki tüm Katolik Hıristiyanları temsil ettiği gibi.
Patrikhane'yi bu konuda kışkırtan ve destekleyenler başta ABD emperyalizmi olmak üzere Avrupa Birliği / Yunanistan.
Fener Patriği öncelikle İstanbul'daki Rum olmayan Ortodoks kiliselerini gözüne kestirdi. Balat'taki Bulgar Kilisesi'ne baskı yaptı, papazlar göndererek ayinler sırasında Rumca ilahiler okuttu. Kilise Yöneticisi Bojidar Çipof Rum papazları kiliseye sokmamak için mücadele etti, itiş-kakışlar oldu. Bunlarla başa çıkamayan Çipof, Fener Rum Patrikhanesi'ne 1996'da dava açtı. Mahkemenin Çipof'u haklı bulan kararını inceleyen Yargıtay 4. Dairesi 2007'de Fener'in ekümeniklik iddiasının yasal bir dayanağı olmadığına karar verdi.
Avrupa Birliği çok kötü sinirlendi, 8 yıl boyunca her yıl "Türkiye İlerleme Raporları"nda Yargıtay'a verdi veriştirdi.
Bojidar Çipof 2010'da "Patrikhane ile Mücadelem - Bulgar Eksarhlığı Vakfı'nda 15 yıl" isimli kitabını yayınladı.
Fener Patrikhanesi, Ermeni Ortodoks Kilisesi'ne ve Bağımsız Türk Ortodoks Kilisesi'ne diş geçiremedi.
+++
Yargıtay 4. Dairesi K.2007/5603 sayılı kararında deniliyor ki:
"Egemen bir devletin kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesi, Anayasa'nın 10. Maddesi'nde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemez. Bu nedenle Patrikhane'nin ekümenik olduğu iddiasının yasal bir dayanağı bulunmamaktadır."
Bu hukuk dilinin halk diline çevirisi şöyledir:
Sözlük:
çoğunluk: Müslümanlar
bir takım ayrıcalıklar: Halifelik (Bir Türk din adamının, örneğin
Diyanet İşleri Başkanı'nın dünyadaki tüm Müslümanları
temsil ettiğini iddia etmesi)
Çeviri:
Devletin çoğunluğa (Müslümanlara) dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları (Halifelik) azınlıklara (Ortodoks Rumlara) farklı bir hukuk uygulayarak tanıması, Anayasa'nın eşitlik lkesine aykırı.
Yani:
Diyanet İşleri Başkanı nasıl Halife olamıyorsa,
Rum Papazı da aynı şekilde Ekümenik Patrik olamaz.
Oh be, işte bu kadar.
+++
Yargıtay, bu kararda İstanbul Valiliği'nin 6 Aralık 1923 gün ve 1092 sayılı yazısından alıntı yapmaktadır. Valilik diyor ki:
"Patrikhanede dini ve ruhani seçimlere katılacak ve seçilecek kişilerin Türk Vatandaşı olmaları ve seçim sırasında Türkiye'de görevli bulunmaları gerekmektedir."
Yargıtay, Valiliğin bu yazısını gerekçe göstererek: "Bu husus, Patrikhane'nin ekümenik sıfatının bulunmadığının açık bir göstergesidir" demektedir.
Çünkü Patrikhane'yi yalnızca Türk Vatandaşları yönetecektir. Yöneticileri seçenler de Türk Vatandaşı olmak zorundadır. Yani Patrikhane yüzde yüz bir Türk kurumudur, başka ülkelerle ilişkisi yoktur, bu bakımdan diğer ülkelerdeki Ortodoksları temsil edemez.
+++
Fatih Kaymakamlığı, 15 Ağustos 2022 günlü basın açıklamasında Yargıtay'ın ve İstanbul Valiliği'nin bu kararlarını alıntılamakta ve Lozan görüşmelerine gönderme yapmaktadır:
"24 Temmuz 1923 tarihli Lozan Antlaşması'nda
Patrikhâne ile ilgili bir hükme yer verilmemiş, Patrikhanenin İstanbul’da kalması karşılığında mübadele dışı tutulan Rum cemaatinin dini bir kurumu olarak kalacağına, siyasi bir faaliyetinin bulunmayacağına ilişkin katılımcı ülke delegasyonlarının sözlerinin senet olarak kabul edildiği belirtilerek, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ile ruhanî meclisinin yetki alanı İstanbul başpiskoposluğu ile Bozcaada ve Gökçeada bölgesi Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı tutulmuştur."
Yani: Lozan'da karşımızdaki ülkelerin temsilcileri "Antlaşmaya yazmayalım, ancak söz veriyoruz, Fener Patrikhanesi yalnızca İstanbul, Bozcaada ve Gökçeada'daki Rumların din ile ilgili işlerini görecek ve siyasete karışmayacak" demişlerdir. Yani Fener Patrikhanesi dünyadaki tüm Ortodoksların değil, yalnızca İstanbul, Bozcaada ve Gökçeada'daki Rumların din ile ilgili işlerini yapacaktır, ekümenik değildir. Bu bölgelerdeki Rum olmayanların (Türk, Ermeni, Bulgar gibi) din işlerine karışamaz.
Bu sözü veren ve Antlaşma'yı imzalayan ülkeler şunlar:
İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya ve Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı
Avrupa Birliği şimdi Yargıtay'ın "Fener ekümenik değildir" kararına karşı çıkıyor, verdikleri sözü unutan (!) İngiltere, Fransa ve İtalya "Biz Lozan'da söz vermiştik, Türk Yargıtayı haklı" demiyor, İlerleme Raporu'nu imzalıyor.
+++
Fatih Kaymakamlığı'nın açıklaması şöyle bitmektedir:
"Sonuç olarak, Lozan Antlaşması tutanakları ile Yargı kararlarında Fatih Kaymakamlığı'na bağlı dini bir kuruluş olarak kabul edilen Fener Rum Patrikhanesi'nin 'ekümeniklik' iddiası hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır."
Fatih Kaymakamlığı'na bağlıdır, bağımsız bir kuruluş değildir. Dolayısıyla ekümenik olamaz.
Basın açıklamasının tamamını aşağıda veriyoruz.
+++
Bütün bu olgulara ve yetkisi olmamasına rağmen Patrik Bartolomeos hem Türkiye içinde hem dışında siyasi geziler yapmakta, devlet başkanları ile görüşmekte, Türkiye içine ve dışına papaz ve piskopos atamaları yapmakta, Türk hükümetlerinin ve muhalefetin gözlerinin içine bakarak Lozan'ı paspas gibi çiğnemekte, Kaymakamı da, Valiyi de, devleti de hükümeti de takmayarak Lozan'ı paspas gibi çiğnemektedir.
+++
Vatan Partisi dışında bu ihanetlere karşı çıkan olmayacak mıdır? "Atatürkçü" olduğunu iddia eden CHP yönetimi de, Ak Parti Hükümeti de bu ihanetleri görmezden gelmektedir.
Bakınız:
+++
Vatan Partisi'nden Fener Rum Patrikhanesi önünde Bartholomeos eylemi: ‘Bartholomeos Lozan Antlaşmasını çiğniyor’
Vatan Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Osman Bilge Kuruca, Fener Rum Patrikhanesi'nin Ekümeniklik iddialarına dair basın açıklaması yaptı.
PATRİKHANE CIA OPERASYON MERKEZİ
OLARAK ÇALIŞMAKTADIR
Ukrayna Kilisesi'ni Rus Kilisesi'nden ayırma planında rol alan Patrikhane, Türkiye ile Rusya'nın arasına kama sokmaktadır.
14 Mart 2025 Fener Rum Patrikhanesi önü
+++
Fatih Kaymakamlığı'nın basın açıklaması 15.08.2022
Fener Rum Patrikhanesinin “ekümeniklik” İddiasına İlişkin Basın Açıklamamız
BASIN AÇIKLAMASI
Fener Rum Patrikhanesi Patriği Dimitri Bartholomeos’un ve Patrikhanenin zaman zaman “ekümenik” kavramını kullanması nedeniyle bu açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.
30 Ocak 1923’te Yunanistan ile Türkiye arasında imzalanan “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Mukavelename”de Patrikhanenin durumu ve statüsü ile ilgili bir hükme yer verilmemiş; bu mukavele ile Türkiye’de yaşayan Rumlarla Yunanistan’da yaşayan Müslüman Türkler yer değiştirmişler, İstanbul ve Bozcaada ile Gökçeada’daki Rumlarla Batı Trakya’daki Müslüman Türkler mübadele dışında bırakılmışlardır.
Aynı şekilde, azınlıklar konusunda Türkiye’nin temel hukuki dayanağını oluşturan 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nda da Patrikhâne ile ilgili bir hükme yer verilmemiş, Patrikhanenin İstanbul’da kalması karşılığında mübadele dışı tutulan Rum cemaatinin dini bir kurumu olarak kalacağına, siyasi bir faaliyetinin bulunmayacağına ilişkin katılımcı ülke delegasyonlarının sözlerinin senet olarak kabul edildiği belirtilerek, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ile ruhanî meclisinin yetki alanı İstanbul başpiskoposluğu ile Bozcada ve Gökçeada bölgesi Rum cemaatinin dini ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı tutulmuştur.
Lozan Antlaşmasının azınlıkların korunması başlıklı 38-44. maddelerinde gayri müslim Türk vatandaşlarının statüsü belirlenmektedir. Buna göre: azınlık statüsüne alınan vatandaşlarımızın dini serbestiyet içerisinde kendi dilleriyle ibadet ve eğitim yapmaları, ayrıca ibadethaneleri ile mezarlıklarını korumaları hususunda gerekli kolaylığın gösterileceği taahhüt edilmiş, Antlaşmanın 45. maddesinde ise Türkiye’nin azınlıklara tanıdığı bu hakları Yunanistan’ın da Batı Trakya’daki Türk azınlığına tanıyacağı taahhüdü yer almıştır.
Hülasa; Lozan Antlaşmasının müzakereleri sırasında durumu uzun süren tartışmalar sonunda belirginleşen Patrikhane Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile yeni bir statüye dönüştürülmüş bulunmaktadır. Bu durum çerçevesinde Patrikhane, Türkiye’deki Rum azınlığın bir kilisesi olarak sadece dini yetkileri haiz bir kilise niteliğinde Antlaşmanın “Azınlıkların Korunması” başlıklı çerçevesinde mütalaa edilmesi gereken dini bir kurumdur. Yunanistan’ın uygulamasının tersine, Türkiye’de din görevlilerini kendilerinin seçme özgürlüğü bulunmakla birlikte Patrikhane’nin siyasi-yönetsel açıdan “ekümenik” vasfı bulunmamaktadır.
Nitekim Rum olmayan diğer Ortodoks kiliselerinin işlerine dönük müdahalesinin yargıya taşınması sonucunda Yargıtay 4. Dairesinin E:2005/10694, K.2007/5603 sayılı kararında: “Egemen bir devletin kendi topraklarında yaşayan azınlıklara kendi vatandaşlarından farklı bir hukuk uygulayarak çoğunluğa dahi tanımadığı bir takım ayrıcalıkları onlara tanımak suretiyle özel bir statü vermesi, Anayasanın 10. maddesinde gösterilen eşitlik ilkesine açıkça aykırılık oluşturacağından kabul edilemez. Bu nedenle Patrikhanenin ekümenik olduğu iddiasının, yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. İstanbul Valiliğinin 6 Aralık 1923 tarih ve 1092 sayılı yazılarından da anlaşılacağı üzere Patrikhanede dini ve ruhani seçimlere katılacak ve seçilecek kişilerin Türk Vatandaşı olmaları ve seçim sırasında Türkiye'de görevli bulunmaları gerekmektedir. Bu husus da, Patrikhanenin ekümenik sıfatının bulunmadığının açık bir göstergesidir "şeklinde vurgulanmıştır.
Sonuç olarak; Lozan anlaşması tutanakları ile Yargı kararlarında Fatih Kaymakamlığına bağlı dinî bir kuruluş olarak kabul edilen Fener Rum Patrikhanesinin “ekümeniklik” iddiası hukuki gerçeklerle bağdaşmamaktadır.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.15.08.2022 – Saat 15.30
+++
14 Mart 2025 Fener Rum Patrikhanesi önü+++ arşiv:
Atina ve Washington'da 1821 Türk kıyımını kutlama rezaleti
+++