14 Mart 2013 Perşembe

Günaydın Sayın Süheyl Batum, sabah şerifler...


Süheyl Batum sonunda uyandı. Kendisine "Günaydın" diyorum.
Sabah şerifler hayırlı olsun.

                                                    Aydınlık, 13 Mart 2013
 
Yeni mi uyandı, yoksa artık mızrak çuvala sığmadığı için itiraf etmek zorunda mı kaldı, burası önemli değil.
 
Süheyl Batum, basına kapalı CHP gurup toplantısında şöyle dedi:
"AKP - PKK - Öcalan anlaşmışlar, karşımızda masada oturuyorlar. Bunu kabul edemeyiz. Biz bu koşullarda o masada oturacak mıyız? Bir karar verelim."
 
Sayın Batum'un bu sözleri gerçeğin bir kısmını yansıtıyor.
Demek ki kendisi henüz resmin bütününü görememiş, ya da görmüş ama söylemeye cesareti yok.
 
"Uzlaşma Komisyonu" denen ve Meclis Tüzüğünde olmadığı için hiçbir resmi sıfatı ve bağlayıcılığı olmayan uyduruk komisyon ortaya atıldığı ilk günden itibaren Ulusal Kanal ve Aydınlık gazetesi ortalığı inletti.
Ben de defalarca yazdım durdum.
 
Kabak tadı verdi ama maalesef yine yazmak zorunda olduğumu hissediyorum. Olay özetle şöyle:
 
8 Nisan 2004 günü ABD Senatosu, adı  Greater Middle East and Central Asia Development Act of 2004"  (Büyük Ortadoğu ve Orta Asya Geliştirme Projesi) kısaca BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) olan bir yasayı kabul etti.
Bu yasaya göre, Ortadoğu'da ve Orta Asya'da Cezayir'den Tacikistan'a kadar uzanan bölgedeki 24 Müslüman ülkede demokrasi geliştirilecekti.
 
O günlerde ABD Ulusal Güvenlik başdanışmanı görevinde bulunan Kondi yenge (Condoleezza Rice) bu projenin amacının "Yasada sayılan Müslüman ülkelerin rejimlerini ve sınırlarını değiştirmek" olduğunu açıklamıştı.
Kondi yenge, daha sonra, 2006 yılında ABD Dışişleri Bakanı olarak ziyaret ettiği İsrail'in Tel-Aviv kentinde "Ortadoğu'da yeni sınırların çizilme zamanının geldiğini" beyan etti.
Müslüman ülkelerde demokrasinin nasıl geliştirileceği böylece yetkili ağızdan açıklanmış oluyordu.
 
Ancak ABD bu açıklamalarla yetinmedi. Konunun iyice anlaşılması için, Emekli Yarbay Ralph Peters imzası ile ABD ordu dergisinin 7 Temmuz 2006 günlü sayısında Büyük Ortadoğu Projesi'nin haritası yayımlandı.
Ulusal Kanal ve Aydınlık Dergisi, bu rezaleti halkımıza duyurdu. Cumhuriyet gazetesi ana sayfa göbekten bu haritanın Türkçe çevirisine verdi.
Haritada "Free (Özgür) Kürdistan" olarak adlandırılan Büyük Kürdistan, Türkiye, İran, Irak ve Suriye'den koparılmış topraklar üzerinde kurulmuş olarak gösteriliyordu.
ABD Senatosu'nun kabul etmiş olduğu kanun, işte bu devletin kurulmasını öngörüyordu.
(Çok önceden beri zaten var olan ve uygulanmaya çoktandır konulmuş olan proje, böylece ABD Senatosu tarafından yasallaştırılmış oluyordu)
Buyurun:

ABD ordu dergisi, 7 Temmuz 2006
                                              Cumhuriyet, 29 Kasım 2007

Eylül 2006'da Roma’daki NATO Savunma Koleji’nde Ortadoğu’daki son gelişmeler konusunda brifing veren ABD’li bir albay bu haritayı açıp "Sınırlar böyle olsa idi Ortadoğu huzurlu olurdu" deyince Türk subaylar protesto ederek toplantıyı terk ettiler. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da ABD’li muhatabını telefonla arayarak olayı protesto etti. Roma Büyükelçimiz Uğur Ziyal da NATO Koleji Komutanını Büyükelçiliğe çağırarak, Ankara’nın protestosunu iletti.
 
Temmuz 2007'de aynı harita bu defa Atina'da Yunanlı Prof. Mazis tarafından açıldı. Türk Askeri Ataşesi Kurmay Albay Atilla Şirin sert tepki gösterdi.
 
ABD "Zalim diktatör Saddam" mavalı ile Irak'a müdahale ederek Barzanistan'ı Irak'tan kopardı. Büyük Kürdistan'ın ilk parçası kopartılmış oluyordu.
Suriye'den parça koparmak için de "Zalim diktatör Esad" mavalı sahneye konuldu.
Türkiye'den barışçıl yolla parça kopartılması uygun görülmüştü. Bunun için ABD tarafından seçilen Tayyip Erdoğan, Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olarak görevlendirildi ve 2002 darbesi ile Türkiye'nin başına oturtuldu.
 
2002 darbesi hakkında ayrıntılı bilgi için bakınız:
 
Türkiye'nin barışçı yoldan bölünmesinin yasal zeminini oluşturmak amacı ile, CIA'nın, Pentagon'un ve Beyaz Saray'ın karanlık dehlizlerinde Türkiye için bir "Yeni Anayasa" yazıldı.
Güneydoğu'ya önce adı konmamış özerklik, sonra özerklik verilmesi, daha sonra federasyon (Türkiye - Kürdistan Federasyonu) kurulması ve sonunda Kürdistan'ın Türkiye'den ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesi olarak özetlenebilecek dört adım bu Yeni Anayasa kabul edilince atılabilecekti.
 
Onun için, biz bu Yeni Anayasa'nın Bölücü Anayasa olduğunu daha ilk günden açıkladık.
Amerika, hazırlamış olduğu  bu Anayasa'yı AKP'ye iletti. Tayyip Erdoğan, konuyu Öcalan'a iletmesi için MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı görevlendirdi. MİT heyetleri defalarca Öcalan ile görüştü. Öcalan "Bunun Amerika'nın isteği olduğuna beni inandırın" dedi. Bunun üzerine Öcalan önce Bursa'ya getirildi. Sonra bir yatta MİT gözetiminde Amerikalılarla buluştu. Bunların hepsini tek tek açıkladık.
 
Ayrıntılı  bilgi için bakınız:
Öcalan Amerikalılarla ve Barzani'nin  temsilcileri ile görüştü http://aliserdarbolat.blogspot.com/2012/07/ocalan-amerikallarla-ve-barzaninin.html
 
Öcalan ikna olunca Hakan Fidan'a bağlandı. Daha sonra Tayyip Erdoğan'a biat mektubu yazdı. Tayyip Erdoğan zaten BOP Eşbaşkanı olarak ABD'ye bağlı idi.
 
Dolayısıyla, süreci göremeyen veya görmek istemeyen gazeteler:
"Anayasa'yı Öcalan yazdı"
"Öcalan AKP'ye biat etti"
"AKP Öcalan'a teslim oldu"
"AKP ile Öcalan Anayasa için müzakere ediyorlar."
"AKP ve Öcalan masaya oturdu"
gibisinden abukluklar yazıp durdular.
 
Halbuki müzakere, pazarlık falan yok.
Amerika'nın yazmış olduğu Anayasa AKP ve Öcalan tarafından kabul edilmiştir. Burada 2 ss kuralı geçerli olmuştur.
Pazarlık denilen görüşmelerde konuşulan şeyler şunlardır:
Bu Anayasa'nın Kandil'e açıklanması, Meclis'ten geçirilebilmesi için atılması gereken adımların kararlaştırılması  (rehinelerin iadesi, sözde silah bırakma ve yurt dışına çıkma vs...) ve bu adımların zamanlaması.
Yani, bu hain projenin Türk Milletine nasıl kabul ettirileceği konuşuluyor. Bu yolda hangi tertiplerin ve hilelelerin yapılması gerektiği konuşuluyor.
AKP - MİT - Öcalan - PKK arasındaki "pazarlık" denen görüşmelerin konusu bunlardır.
 
Dolayısıyla, Sayın Süheyl Batum'un "AKP - PKK - Öcalan anlaşmışlar" sözleri, gerçeğin sadece ikincil kısmını yansıtıyor.
Süheyl Batum, projeyi yöneten esas gücün Amerika olduğunu gizliyor.
 
Tayyip Erdoğan ABD'nin denetiminde,
Hakan Fidan Tayyip Erdoğan'ın denetiminde,
Öcalan Hakan Fidan'ın denetimindedir.
 
Öcalan, son yazdığı mektuplarla PKK'yı tam denetimine almayı hedeflemektedir ki ABD projesi önünde bir engel kalmasın.
AKP yetkililerinin "PKK'da Öcalan'ın sözünün geçmesine çalışıyoruz, Öcalan barış taraftarıdır, PKK'yı barışa ikna etmeye çalışıyor" anlamındaki açıklamalarının açıklaması budur.
 
Tüm süreç ABD silahlı kuvvetlerinin denetiminde yürümektedir.
Buyurun:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder